Sigorta Tahkim Komisyonu: Kasko – Hasar – Alkol

sigorta-avukati-ankara-trafik-kazasi-hasar-terk-alkol

28.09.2018 Tarih ve K-2018/64927 Sayılı Hakem Kararı

1. BAŞVURU KONUSU UYUŞMAZLIK VE YARGILAMA USULÜNE İLİŞKİN BİLGİLER

1.1. Uyuşmazlık Konusu Olay ve Talep

Karara bağlanmak üzere hakemliğime edilmiş bulunan uyuşmazlığın konusu, 31.12.2017 tarihinde meydana gelen tek taraflı kaza sonucunda başvurana ait XXXX plakalı araçtameydana gelen 8.833,62 TL maddi zararın kasko sigortacısı tarafından tazminineilişkindir.

1.2. Başvurunun Hakeme İntikaline ve İncelenmesine İlişkin Süreç

Dosya, koordinatör hakem tarafından 14.08.2018 tarihinde teslim alınarak yargılamaya başlanmıştır. Dosya içeriği üzerinde yapılan tetkik sonucunda, uyuşmazlığın mahiyeti vedosya mevcudu itibariyle duruşma yapılmasına gerek olmadığına ve başvuranın aracında meydana gelen hasar miktarının tespiti için dosyanın bilirkişiye verilmesine

Bilirkişi ücreti olarak takdir edilen ücretin bilirkişinin hesap numarasına yatırılmasından sonra dosya bilirkişiye verilmiş, 31.08.2018 tarihli bilirkişi raporu 04.09.2018 tarihindetarafların e-posta adreslerine tebliğ edilmiştir.

Başvuran ve sigorta şirketi tarafından rapora karşı beyan/itiraz dilekçesi verilmemiştir.

Dosyada yapacak başkaca usul işlemi kalmadığından, dosya içeriği ve bilirkişi raporu dikkate alınarak, uyuşmazlık hakkında 28.09.2018 tarihinde karara varılmış ve yargılamaya son verilmiştir.

2. TARAFLARIN ORTAYA KOYDUĞU MADDİ VE HUKUKİ İDDİALAR

2.1. Başvuru Sahibinin İddia, Delil ve Talepleri

Başvuran, 31.12.2017 tarihinde meydana gelen kazada aracın hasar gördüğünü, sigorta şirketi tarafından hasar ödemesinin yapılmadığı beyan ederek 8.833,62 TL hasar bedelinin sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Başvuran iddialarını kanıtlamak için, başvuru formuyla birlikte sigorta şirketine gönderilen başvuru dilekçesini, imza sirkülerini, trafik tescil belgelerini, XXXX plakalı araca ait sigorta poliçesini ve onarım faturasını ibraz etmiştir.

2.2. Sigorta Kuruluşunun İddia, Delil ve Talepleri

Sigorta Şirketi tarafından yapılan yazılı açıklamada özetle; dava konusu kaza sonrasında sürücünün olay yerinden firar ettiğini, Kasko Genel Şartları uyarınca sürücünün olayyerinden firar etmesinin teminat harici olduğundan davanın reddi gerektiğini, sigortalı araç sürücüsünün Genel Şartlar uyarınca üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmediğini, başvuru sahibinin zararının usulen ispat etmesi gerektiğini, başvuru sahibinin talebinin fahiş olduğunu, sigorta şirketinin başvuru tarihinden itibaren yasal faizden sorumlu olduğunu, karşı taraf lehine hükmedilecek vekalet ücretinin 1/5 olması gerektiğini beyan ederek başvurunun reddi ile yargılama giderlerinin başvurana bırakılmasını ve reddedilenmiktar bakımından lehe vekalet ücreti takdir edilmesini talep etmiştir.

Sigorta şirketi dilekçe ekinde, araştırma raporunu, hasar dosyası evraklarını ve XXXX numaralı sigorta poliçesini delil olarak dosyaya sunmuştur.

3. UYUŞMAZLIĞA UYGULANACAK HÜKÜMLER

Uyuşmazlığın çözümü için 5684 Sayılı Sigortacılık Kanunu, Türk Ticaret Kanunu, Borçlar Kanunu, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu, Avukatlık Kanunu, Karayolları Trafik Yönetmeliği, Kasko Sigortası Genel Şartları ve Sigorta Poliçesi hükümleri dikkate alınmıştır.

4. DEĞERLENDİRME, GEREKÇELİ KARAR
4.1. Değerlendirme

Uyuşmazlığa konu talep, başvuran ait olan XXXX plakalı araçta meydana gelen maddi zararın aracın kasko poliçesi çerçevesinde sigortacı tarafından tazminine ilişkindir.

Dosyadaki belgelerin incelenmesinden, başvuranın kaza tarihi itibariyle araç maliki sıfatını taşıdığı, aleyhine başvuru yapılan sigorta şirketinin ise aynı tarih itibariyle zarara uğradığı iddia olunan aracın kasko sigortacısı olduğu görüldüğünden, tarafların aktif ve pasif husumet ehliyetlerinin mevcut olduğu tespit edilmiştir. Dava şartları yönünden davanın görülmesine engel başkaca bir eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından uyuşmazlığın esasına girilmiştir.

Başvuran adına kayıtlı olan XXXX plakalı aracın 12.12.2017-12.12.2018 tarihlerini kapsayan XXXX numaralı kasko sigorta poliçesinin davalı şirket tarafından düzenlendiği,31.12.2017 tarihli hasarın bu poliçe vadesi kapsamında kaldığı hususlarında başvuran ile davalı şirket arasında uyuşmazlık yoktur.

Tarafların iddia ve savunmaları ile dosya mevcudu incelendiğinde taraflar arasındaki uyuşmazlık, başvurana ait olan XXXX plakalı araçtaki gerçek zarar miktarının ne olduğuve tek taraflı kaza sonucunda sigortalı araç sürücüsünün olay yerini terk etmesi nedeniylehasar bedelinin sigorta şirketi tarafından karşılanıp karşılanmayacağı hususundadır.

Başvuranın dosyaya ibraz ettiği XXX San.Tic.A.Ş. tarafından düzenlenen 03.02.2018 tarihli ekspertiz raporunda, başvuranın aracında KDV dahil toplam 8.833,62 TL zararmeydana geldiği tespit edilmiştir.

Davalı sigorta şirketi tarafından, sürücünün olay yerini terk etmesi nedeniyle başvuranın tazminat talebinin teminat dışında kaldığı beyan edilmiştir.

Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü, poliçe hükümlerine göre hasar miktarının tespiti, kazaya karışan araç üzerindeki hasar izlerinin ve hasar durumunun uyumlu olup olmadığı, sigortalı aracın böyle bir kazada hasar görüp görmeyeceği hususlarında rapor düzenlenmesi için dosyanın bilirkişiye verilmesine karar verilmiştir.

Bilirkişi XXXX tarafından dosyaya sunulan 31.08.2018 tarihli raporda; yapılan incelemeler neticesinde XXXX plakalı araç üzerinde 31.12.2017 tarihli kaza sırasında meydana gelen zarar miktarının KDV dahil 8.333,62 TL olacağını tespit etmiştir.
Bilirkişi raporuna karşı taraflar beyanda bulunmamıştır.

4.2. Gerekçeli Karar

TTK’nda ayrıca düzenlenmemiş olan Kasko Sigortası, bir mal sigortası olup, kanunda zarar sigortaları başlığı altında düzenlenmiştir. Mal sigortalarında, sigortalı ile sigortacı arasında gerek rizikonun niteliği ve gerekse tazminat miktarı bakımından bir uyuşmazlık çıktığı takdirde, bu uyuşmazlıkların giderilmesinde, öncelikle sigorta poliçesindeki, yasanın emredici hükümlerine aykırı olmayan genel ve özel şart hükümlerinden, bu hükümlerde boşluk olduğu takdirde TTK’nun sigorta hukukuna ilişkin ve mal sigortalarına ilişkin genel hükümlerinden ve yine boşluk bulunması halinde TTK 1451 maddesi hükmü gereğince TBK hükümlerinden yararlanılması gerektiği izahtanvarestedir.

Kasko Sigorta Poliçesinin teminat kapsamını belirleyen Kasko Sigortası Genel Şartları (KSGŞ) A.1 maddesine göre, gerek hareket gerekse durma halinde iken, sigortalının ya da aracı kullananın iradesi dışında, araca, ani ve harici etkiler neticesi sabit veya hareketli bir cismin çarpması ya da aracın böyle bir cisme çarpması, müsademesi, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile üçüncü kişilerin kötü niyet ve muziplikle yaptıkları hareketler sonucu oluşan maddi zararlar bu sigortanın kapsamındadır.

6102 sayılı T.T.K. 1409.maddesinde; “Sigortacı, sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumludur. Sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin veya bazılarının sigorta teminatı dışında kaldığını ispat yükü sigortacıya aittir.” düzenlemesi vardır.

Yargıtay’ın müstakar kararlarında, rizikonun ihbar edilenden farklı şekilde gerçekleştiğini ispat külfetinin sigortacıda bulunduğu, sigortacının bunu soyut iddialarla değil, somutdelillerle kanıtlaması gerektiği açıklıkla ifade olunmuştur.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi E. 2013/8355 K. 2013/9223 sayılı ilamında;“Dava dosyasında davacı araç sürücüsünün kaza sırasında alkollü olduğuna dair bir delil ve tespit yoktur. Kaza sonrası olay yerinin terk edilmesi de rizikonun teminat dışı kalması nedenlerindendeğildir. Dosya arasında bulunan fotoğraflar, faturalar ve Karayolları Genel Müdürlüğü yetkililerince tutulan hasar tespit tutanağına göre davacı aracının hasarlandığı sabit olup, rizikonun kasko sigortası geçerlilik süresi içinde meydana geldiği anlaşılmaktadır.

Bu durumda sigortalı araçta belirtilen kaza sebebiyle bir hasarın olduğu sabit olduğu gibi davacı sigortalı tarafından rizikonun gerçekleşme şeklinin kasten ve iyi niyet kurallarına aykırı olarak bildirildiği, rizikonun ihbar edilenden farklı bir şekilde gerçekleştiği ve kazanın alkolün etkisiyle gerçekleştiği davalı sigortacı tarafından ileri sürüldüğünden, olaydaki ispat külfeti mevcut durumun aksini iddia eden sigortacı üzerinde bulunmaktadır. Davalı sigortacı bu iddialarını soyut ifadelerle değil, somut delillerle kanıtlamalıdır. Dosya kapsamı itibariyle, sigortacı ileri sürdüğü hususları ispat edebilmiş değildir. O halde, davaya konu hasarın kasko sigortası teminat kapsamında kaldığı kabul edilerek, sigortalı araçta oluşan gerçek zarar yönünden tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.”

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi E. 2010/10927 K. 2011/4552 sayılı ilamında;“Açıklanan nedenlerle, rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetinin kasten yerine getirilmediği veya iyi niyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu teminat içinde imiş gibi ihbar edildiği ve ispat yükünün yer değiştirdiği, kazanın davalı sigorta şirketinin iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde dahi teminat dışı olduğunun somut delillerle kanıtlanması gerektiğinden, sürücünün olay yerini terk etmesi tek başına hasarın teminat dışı kalmasına sebep olmayacağından, mahkemece davalı vekili tarafından bildirilen deliller toplanıp ispat yükünün yer değiştirdiğinin tespiti halinde davacı sigortalıya ispat imkanı verilmek suretiyle delilleri toplanıp hasıl olacak sonuca göre karar vermek gerekirken, eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.”

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2010/3243 E.2009/10052 K. sayılı kararında; “…rizikonun ihbar edilenden farklı şekilde gerçekleştiğini ispat külfeti sigortacıda bulunmaktadır. Dava, kasko sigortası sözleşmesinden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Rizikonun ihbar edilenden farklı şekilde gerçekleştiğini ispat külfeti sigortacıda bulunmaktadır. İspat külfeti somut olayda sigortacıda olmakla, sigortacı rizikonun ihbar edilen yerden farklı şekilde oluştuğunu, aracın sigorta teminatı dışında ve başka yerde hasarlanıp olay yerine getirildiğini soyut iddialarla değil somut delillerle kanıtlamalıdır. Mahkemece, rizikonun ihbar edilenden farklı olarak ne şekilde gerçekleştiği konusunda varsa davalı kanıtlarının sorulup toplanması, yapılacak inceleme ve değerlendirme sonucunda hasarın, sigorta poliçesi genel şartlarında sayılan teminat dışı veya ihbar yanlışlığının salt sigortacının rücu hakkını önlemeye yönelik olup olmadığı hususlarının aydınlatılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir” denilerek ispat külfetinin sigortacıda olduğu sonucuna varılmıştır.

Hukuk Genel Kurulu 2010/688 E.2010/17-655 K. Sayılı kararında; “…Rizikonun ihbar edilenden farklı şekilde gerçekleştiğini ispat külfeti sigortacıda bulunmakta olup, sigortacıbunu soyut iddialarla değil, somut delillerle kanıtlamalıdır. Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Kazanın belirtilen yer ve şekilde meydana geldiği sabit olduğu gibi davacı sigortalının rizikonun gerçekleşme şeklinikasten ve iyiniyet kurallarına aykırı olarak bildirdiği de ispatlanamamıştır. Bu durum karşısında, rizikonun ihbar edilenden farklı şekilde gerçekleştiğini ispat külfeti sigortacıda bulunmakta olup, sigortacı bunu soyut iddialarla değil, somut delillerle kanıtlamalıdır. O halde mahkemece işin esasına girilerek aracın perte ayrılma durumu da irdelenmek suretiyle davacının hak kazandığı tazminat miktarının belirlenmesi gerekir…” şeklinde hüküm kurulduğu ve yine ispat külfetinin sigortacıda bulunduğu ve bunun somut delillerile kanıtlanması gerektiği bildirilmiştir.

Kasko Sigortası Genel Şartları A.5. maddesinde “Teminat Dışında Kalan Haller” düzenlenmiş olup, burada sayılan hallerde araçta meydana gelen zararların sigorta teminatının dışında olduğu, düzenlenmiştir.

Genel Şartların A.5.10.bendinde; “Zorunlu haller (tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma vb) hariç olmak üzere bu maddenin 5.4 ve 5.5 nolu bendlerdeki ihlaller nedeniyle, sürücünün kimliğinin tespit edilmesiniengellemek için kaza yerinden ayrılması.” Sayılmış olup,

Genel Şartların A.5.4.bendinde; “Poliçede gösterilen aracın, ilgili mevzuat hükümlerine göre gerekli sürücü belgesine sahip olmayan kimseler tarafından kullanılması sırasında meydana gelen zararlar,”

Genel Şartların A.5.5.bendinde; “Aracın, uyuşturucu madde veya Karayolları Trafik Yönetmeliğinde belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiylekullanılması sırasında meydana gelen zararlar, “ sayılmıştır.

Davalı sigorta şirketi, Genel Şartlar A.5.10.maddesine dayanarak hasar talebini reddetmişse de, sadece olay yerinin terk edilmiş olunmasının doğrudan talebin reddi sonucunu doğurmayacağı aşikardır. Buna rağmen, davalı sigorta şirketi tarafından, sigortalı araç sürücüsünün sürücü belgesine sahip olmaması veya kaza esnasında sürücünün alkollü içki almış olduğunu ispatlayacak herhangi bir belge ibraz edilmemiştir.

Dosyaya sunulan bilirkişi raporu, tamir faturası, araçta meydana gelen maddi hasar miktarı, hasar nedeniyle yapılan onarım/değişim/boyama durumu birlikte değerlendirildiğinde; sigorta şirketinin itirazlarında ve hasar talebini reddetmekte haklı olmadığı, bilirkişi raporunun denetime elverişli ve hakkaniyete uygun olduğu kabul edilerek, hasar nedeniyle başvurana ait olan XXXX plakalı araçta meydana gelen KDVdahil 8.833,62 TL hasar meydana geldiği, hasar bedelinin davalı sigorta şirketi tarafından başvurana ödenmesi gerektiği, kanaatine varılmıştır.

5. KARAR

Yapılan değerlendirmeler ve belirtilen gerekçeler neticesinde;

1- Başvuranın talebinin KABULÜNE, KDV dahil 8.833,62 TL hasar bedelinin (davalı) XXXX Sigorta A.Ş.’nden alınarak başvurana verilmesine,

2- Başvuranın yatırmış olduğu 250,00 TL Komisyon harç ücretinin XXXX Sigorta A.Ş.’nden alınarak başvurana verilmesine,

3- Başvuran kendisini vekille temsil etmediğinden vekalet ücretine hükmedilmesine gerek olmadığına,

5684 sayılı Kanunun 30/12. maddesi hükmü gereği, kararın bildirim tarihinden itibaren 10 gün içinde Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde itiraz yolu açık olmak üzere karar verildi. 28.09.2018

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir