Saklı Pay Nedir? sorusu, miras bırakanın (muris: vefat eden kişi) malvarlığı üzerinde ne ölçüde serbestçe tasarruf edebileceğini anlamak isteyen kişiler için kritik bir konudur. Miras hukukunda temel ilke, kişinin malvarlığını dilediği gibi dağıtabilmesi olsa da bu serbesti sınırsız değildir. Kanun, belirli yakınların tamamen mirassız bırakılmasını engellemek için saklı pay adı verilen bir koruma mekanizması öngörür. Saklı pay, saklı paylı mirasçılara ayrılmış asgari miras payıdır; miras bırakanın vasiyetname (ölüme bağlı tasarruf) ya da bağış (sağlararası kazandırma) gibi işlemleri bu asgari sınırın altına inerse, ihlal doğar. Bu yazıda; saklı payın anlamı, kimlerin saklı paylı mirasçı sayıldığı, oranların nasıl belirlendiği, hangi davaların açılabildiği ve yargı uygulamasında en çok yapılan hataların neler olduğu, pratikte karşılaşılan sorunlara odaklanarak ele alınacaktır.
Özet Bilgi
Saklı Pay Nedir?
Saklı pay, miras bırakanın iradesi ne olursa olsun kanunun belirli mirasçılara tanıdığı korunmuş asgari paydır. Bu kavram, miras bırakanın tasarruf özgürlüğünü tamamen ortadan kaldırmaz; yalnızca “tamamen serbest” alanı sınırlar. Uygulamada bu sınır, çoğu zaman vasiyetname veya bağış yoluyla yapılan kazandırmaların saklı paylı mirasçıların hakkını azaltmasıyla gündeme gelir. Saklı payın altında pay bırakılması, kendiliğinden “her şeyin geçersiz” olduğu anlamına gelmez; doğru hukuki tepki, saklı payın iadesini hedefleyen uygun dava yoluna başvurmaktır.
Önemli bir ayrım şudur: yasal miras payı (kanuna göre mirasçıların alacağı pay) ile saklı pay aynı şey değildir. Saklı pay, yasal payın belirli bir kısmı olarak düşünülür; dolayısıyla hesaplamada önce yasal miras payı tespit edilir, ardından saklı pay oranı uygulanır. Bu sıralama hatalı kurulursa, talep ve hüküm yanlış zemine oturur.
Vatandaşların sık düştüğü bir yanılgı, saklı payın “mutlak eşitlik” sağladığını düşünmektir. Oysa saklı pay, eşit dağıtımı değil, yalnızca asgari korumayı güvence altına alır. Miras bırakan, saklı payların dışında kalan “tasarruf edilebilir kısım” üzerinde geniş bir serbestiye sahiptir. Bu nedenle saklı payın pratikteki işlevi, miras planlamasında sınırları belirlemek ve sonradan doğabilecek uyuşmazlıkları azaltmaktır.
Saklı Paylı Mirasçı Kimdir?
Saklı paylı mirasçı, kanunun özel olarak koruduğu mirasçı grubudur. Her yasal mirasçı saklı paylı değildir. Saklı pay hakkı, özellikle miras bırakanın yakın aile çevresindeki kişilere tanınmıştır. Bu kişiler genel çerçevede; altsoy (çocuk, torun gibi), anne-baba ve sağ kalan eştir. “Altsoy” kavramı, kişinin kendisinden sonra gelen nesli ifade eder; örneğin çocukların yanı sıra torunlar da altsoy kapsamındadır.
Uygulamada en sık yapılan hatalardan biri, kardeşlerin, yeğenlerin veya daha geniş akraba çevresinin de saklı pay iddiasında bulunabileceğini sanmaktır. Oysa kardeş, yeğen, kuzen, büyükanne ve büyükbaba gibi akrabalar, yasal mirasçı olsalar bile saklı pay koruması kapsamında değerlendirilmez. Bu kişiler saklı paya dayanarak tenkis (azaltma) talep edemez.
Bir diğer pratik konu, aile bağının resmi kayıtlarla ispatıdır. Mirasçılık sıfatı ve kapsamı, somut olayda çoğu zaman mirasçılık belgesi (veraset ilamı: kimlerin hangi oranda mirasçı olduğunu gösteren belge) ile ortaya konur. Saklı pay hesabı yapılırken de bu belgedeki zümre ve pay oranları belirleyicidir. Bu nedenle, dava hazırlığı aşamasında mirasçılık belgesinin hatasız alınması ve değerlendirilmesi, sonradan hak kaybı yaşanmaması için ilk stratejik adımdır.
Saklı Pay Oranı
Saklı pay oranı, saklı paylı mirasçının yasal miras payının ne kadarının korunacağını gösterir. Burada temel mantık şudur: Önce mirasçının yasal payı belirlenir, sonra saklı pay oranı uygulanır ve ortaya “asgari korunacak pay” çıkar. Bu hesap sıralaması, davanın çerçevesini de belirler; çünkü talep edilen azaltma (tenkis) ancak saklı payı sağlayacak düzeyde yapılabilir.
Saklı pay oranlarının uygulanmasında zümre sistemi önemlidir. Miras hukuku, mirasçıları zümrelere ayırır: altsoy birinci zümreyi; anne-baba ve onların altsoyu ikinci zümreyi; büyükanne-büyükbaba ve onların altsoyu ise üçüncü zümreyi oluşturur. Uygulamada saklı pay koruması, esasen birinci ve ikinci zümreyle birlikte sağ kalan eş üzerinden şekillenir. Üçüncü zümrede yer alan mirasçılar bakımından saklı pay iddiası gündeme gelmez.
Aşağıdaki tablo, saklı paylı mirasçı gruplarını ve saklı pay oranlarının genel çerçevesini özetler. Oranlar, her somut olayda yasal payın tespitinden sonra uygulanmalıdır; aynı görünen oranlar farklı miras paylarına uygulandığında farklı sonuçlar doğurabilir.
| Saklı Paylı Mirasçı | Saklı Payın Dayanağı | Korunan Payın Mantığı |
|---|---|---|
| Altsoy (çocuk, torun, evlatlık) | Yasal payın belirli kısmı | Yasal payın yarısı düzeyinde koruma |
| Anne ve baba | Yasal payın belirli kısmı | Yasal payın dörtte biri düzeyinde koruma |
| Sağ kalan eş | Birlikte mirasçı olunan zümreye göre | Bazı hallerde tamamı, bazı hallerde dörtte üçü düzeyinde koruma |
Uygulamada kritik hata, saklı payı “doğrudan oran” gibi ele alıp yasal payı göz ardı etmektir. Bu yaklaşım, dava dilekçesinde yanlış hesap, yanlış talep ve nihayetinde yanlış hüküm riskini artırır. Sağlıklı bir strateji için, terekedeki (mirasın bütünü: malvarlığı ve borçlar) aktif ve pasifin tespiti, ardından yasal payların ve saklı payın ayrı ayrı hesaplanması gerekir.
Altsoyun Saklı Payı
Altsoy, miras bırakanın çocuklarını ve onların devamı olan torunları kapsar. Altsoy saklı payında temel ilke, altsoyun yasal miras payının belirli bir kısmının korunmasıdır. Bu koruma, miras bırakanın tasarrufları altsoyun payını belirli eşiklerin altına düşürdüğünde devreye girer. Altsoyun saklı payı, uygulamada en çok karşılaşılan saklı pay türüdür; çünkü miras bırakanların malvarlığı planlaması çoğu zaman çocuklar ve eş etrafında şekillenir.
Evlatlık açısından da önemli bir nokta vardır: Evlatlık, hukuken çocuk gibi değerlendirilir ve saklı pay korumasından yararlanabilir. Ancak burada soybağı ve mirasçılık ilişkisinin hukuken kurulmuş olması (resmî evlat edinme ilişkisi) esastır. Bu tür dosyalarda kayıt ve belgeler, saklı pay iddiasının temelini oluşturur.
Altsoyun saklı payında uygulamada yapılan hatalar genellikle üç noktada toplanır:
- Yasal payın yanlış belirlenmesi: Mirasçı sayısı ve zümre yanlış tespit edilirse tüm hesap çöker.
- Terekenin eksik tespiti: Bağışların, mal kaçırma şüphesinin veya bazı taşınmaz paylarının hesaba katılmaması gerçek saklı pay ihlalini görünmez kılar.
- Talebin aşırı kurulması: “Tam iptal” veya “tam tescil” gibi sonuç odaklı ama hukuken sınır aşan talepler davayı zayıflatır.
Pratikte doğru yaklaşım, altsoyun saklı payını sağlayacak şekilde, miras bırakanın tasarruflarının “aşan kısmı” üzerinde tenkis talep etmektir. Böylece hem hukuki çerçeve korunur hem de mahkemenin hüküm kurması gereken sınır netleşir.
Anne ve Babanın Saklı Payı
Anne ve baba, miras bırakanın altsoyu bulunmadığı hallerde daha görünür hale gelen saklı paylı mirasçılardır. Bu grupta saklı pay koruması, yasal miras payının belirli bir kısmı düzeyinde tanınır. Uygulamada anne-babanın saklı payı, çoğu zaman miras bırakanın malvarlığını eşine veya üçüncü kişilere yoğun şekilde bırakması halinde gündeme gelir. Bu noktada “miras bırakanın niyeti” tartışması tek başına belirleyici değildir; önemli olan, yapılan tasarrufların saklı pay sınırını aşıp aşmadığıdır.
Anne-baba saklı payında sık yapılan hata, ikinci zümre ile üçüncü zümrenin karıştırılmasıdır. Örneğin büyükanne ve büyükbaba, zümre sistemi içinde yer alsa da saklı pay koruması kapsamına girmez. Bu karışıklık, özellikle geniş aile ilişkilerinde yanlış beklentiler doğurur ve dava açma stratejisini hatalı hale getirir.
Bir diğer kritik konu, terekedeki borçların (pasiflerin) göz ardı edilmesidir. Saklı pay hesabı “brüt malvarlığı” üzerinden değil, terekenin gerçek değerinin ortaya konmasıyla sağlıklı yapılır. Borçlar, ipotekler veya diğer yükler dikkate alınmadığında, saklı pay ihlali varmış gibi görünse de gerçekte tenkis sınırı farklı çıkabilir. Bu nedenle dava öncesi hazırlıkta, terekenin tespiti (malvarlığının ve borçların belirlenmesi) çoğu dosyada belirleyici rol oynar.
Anne-baba saklı payı, hukuken teknik görünse de pratikte doğru belge ve doğru hesapla ilerleyen dosyalarda hak kaybı riskini ciddi ölçüde azaltır. Mahkemenin kararını etkileyen unsur, iddianın “haklılık hissi” değil, saklı payın hesaplanabilir ve ispatlanabilir olmasıdır.
Eşin Saklı Payı
Sağ kalan eş, saklı pay korumasının en dinamik alanlarından biridir; çünkü eşin saklı payı, birlikte mirasçı olduğu zümreye göre değişkenlik gösterir. Eş, altsoy ile birlikte mirasçı olduğunda, anne-baba ile birlikte mirasçı olduğunda veya tek başına mirasçı kaldığında farklı koruma düzeyleri devreye girer. Bu nedenle eşin saklı payında “tek bir oran” ezberi çoğu zaman hataya yol açar.
Uygulamada karşılaşılan önemli bir sorun, eşin saklı payının “yasal payın tamamı mı, yoksa belirli bir kısmı mı” olduğu noktasında yanlış yorum yapılmasıdır. Doğru yöntem, önce somut olayda eşin yasal miras payının ne olduğunun tespiti, ardından eş için öngörülen saklı pay korumasının bu yasal paya uygulanmasıdır. Böylece eşin korunacak asgari payı ortaya çıkar.
Eşin saklı payında pratikte dikkat edilmesi gereken noktalar şunlardır:
- Mal rejimi ile karıştırmamak: Eşin katılma alacağı (evlilik içi mal rejiminden doğan alacak) miras payı değildir; önce mal rejimi tasfiyesi, sonra miras hesabı gündeme gelir.
- Bağışların etkisini doğru değerlendirmek: Miras bırakanın sağlığında yaptığı kazandırmalar, saklı payı dolaylı şekilde zedeleyebilir.
- Taşınmaz payları ve tescil sınırı: Tescil talebi kurulurken taşınmazın “tamamı” değil, miras bırakanın payı ve saklı pay oranı birlikte gözetilmelidir.
Eşin saklı payı, özellikle aile içi anlaşmazlıkların yoğun olduğu dosyalarda davanın merkezine oturur. Bu nedenle talep ve hesapların teknik doğruluğu, davanın sonucunu belirleyen en güçlü etkendir.
Saklı Pay İçin Hangi Dava Açılır?
Saklı pay ihlali iddiasında temel hukuki araç, tenkis davasıdır. Tenkis (azaltma), miras bırakanın tasarruflarının saklı payı aşan kısmının, saklı payı karşılayacak ölçüde geri alınmasını sağlar. Buradaki hedef “tasarrufu tamamen ortadan kaldırmak” değil, saklı payın ihlal edilen kısmını telafi etmektir. Bu ayrım, dava dilekçesindeki talep sonucunu doğrudan etkiler.
Uygulamada çoğu dosyada, tenkisten önce veya tenkisle birlikte terekenin tespiti davası gündeme gelebilir. Terekenin tespiti, mirasın kapsamının (aktifler ve pasifler) belirlenmesi için başvurulan bir yoldur. Çünkü hangi malın terekede bulunduğu, hangi kazandırmanın tenkise tabi olabileceği, hangi değerin esas alınacağı tespit edilmeden yapılan hesaplar çoğu zaman eksik kalır.
Vatandaşların sık yaptığı hatalar, dava türünü ve talebi yanlış kurmaktır. Özellikle şu hatalar hak kaybı doğurur:
- Yanlış talep sınırı: Saklı pay oranı yerine yasal pay üzerinden tescil istemek.
- Yanlış dava yolu: Her durumda iptal davasına yönelmek; oysa çoğu senaryoda doğru araç tenkistir.
- Değer ve harç hatası: Harca tabi taleplerde (örneğin ipotek kaldırma gibi) eksik harçla ilerlemek ve yargılamanın usulden sorunlu hale gelmesi.
Doğru strateji, saklı payın ihlal edildiğini somut hesapla ortaya koymak, hangi tasarrufların ihlale yol açtığını belirlemek ve talebi saklı payı sağlayacak ölçüde sınırlandırmaktır. Bu yaklaşım, mahkemenin karar kurmasını kolaylaştırdığı gibi, gereksiz dava riski ve maliyetini de azaltır.
Saklı Pay ile ilgili Yargıtay Kararı
Yargı uygulamasında saklı pay uyuşmazlıklarında öne çıkan temel yaklaşım, hesap ve hüküm mantığının “iki aşamalı” kurulmasıdır: önce yasal miras payı tespit edilir, ardından saklı pay oranı uygulanır ve ihlal edilen kısım belirlenir. Yargıtay’ın denetiminde, en çok bozma nedeni olan husus, mahkemenin yasal pay ile saklı payı karıştırması ve tescil gibi sonuç doğuran hükümlerde sınırı yanlış çizmesidir.
Özellikle tenkis davası sonunda verilecek karar, çoğu zaman taşınmazlar bakımından tescil (tapuda payın davacı adına geçirilmesi) sonucunu doğurur. Bu noktada Yargıtay’ın hassasiyeti, taşınmazın tamamı üzerinden değil, miras bırakanın taşınmazdaki payı ve davacının saklı pay oranı birlikte dikkate alınarak hüküm kurulmasıdır. Aksi halde, “taşınmazın tümü” veya “yasal pay” üzerinden tescil kararı verilmesi, oran ve kapsam yönünden hatalı sayılır.
Bunun yanında, yargılama tekniğine ilişkin uyarılar da öne çıkar. Harca tabi taleplerde harcın doğru tamamlanmaması, eksik inceleme yapılması, terekedeki payların veya bağımsız bölüm niteliğinin yanlış değerlendirilmesi gibi usule ilişkin hatalar, doğru sonuca ulaşmayı engeller. Bu tür hatalar, davanın esası haklı olsa bile sürecin uzamasına ve maliyetin artmasına yol açar.
Bu nedenle saklı pay davalarında başarılı sonucun anahtarı, “haklılık iddiasını” teknik doğrulukla desteklemektir. Talep; saklı pay oranına, terekedeki gerçek değere ve miras bırakanın payına uygun kurulmadığında, yargı denetiminde kararın sürdürülebilirliği zayıflar.
Sıkça Sorulan Sorular
Saklı pay ihlal edilirse miras otomatik olarak geri mi alınır?
Hayır. Saklı payın ihlali kendiliğinden otomatik bir iade doğurmaz. Saklı paylı mirasçının, ihlali gidermek için uygun dava yoluna başvurması gerekir. Uygulamada bu yol çoğunlukla tenkis davasıdır. Mahkeme, tasarrufları tamamen ortadan kaldırmak yerine saklı payı karşılayacak ölçüde azaltma yapar ve gerekiyorsa bu sınır dahilinde tescil gibi sonuçlara hükmeder.
Kardeşler saklı pay talep edebilir mi?
Kardeşler, bazı durumlarda yasal mirasçı olabilse de saklı paylı mirasçı sayılmaz. Bu nedenle saklı paya dayanarak tenkis istemeleri mümkün değildir. Uygulamadaki en yaygın yanılgılardan biri, “yasal mirasçı olan herkes saklı paylıdır” düşüncesidir. Saklı pay, kanunun sınırlı sayıda kişiye tanıdığı özel bir korumadır.
Saklı pay oranı nasıl hesaplanır?
Hesaplamada önce mirasçının yasal miras payı belirlenir, ardından ilgili mirasçı grubu için öngörülen saklı pay oranı bu yasal paya uygulanır. Dolayısıyla saklı pay, çoğu zaman “yasal payın belirli bir kısmı” şeklinde ortaya çıkar. Terekenin kapsamı, borçlar ve miras bırakanın taşınmazlardaki payı gibi unsurlar hesaba katılmadan yapılan hesaplar hatalı sonuç verir.
Tenkis davasında taşınmazın tamamı için tescil istenebilir mi?
Genel kural olarak hayır. Tescil talebi, saklı payı karşılayacak sınırla ve miras bırakanın taşınmazdaki payıyla uyumlu olmalıdır. Taşınmazın tamamı üzerinden tescil istenmesi, çoğu olayda talebin sınırını aşar. Mahkemelerin de karar kurarken “yasal pay” ile “saklı pay” ayrımını doğru yapması ve tescili doğru oran üzerinden kurması beklenir.
Saklı Pay Oranları ve Hesaplama Yöntemi
Saklı pay oranları, saklı paylı mirasçının yasal miras payı üzerinden belirlenir. Altsoy için saklı pay, yasal payın dörtte üçüdür; ana ve baba için yasal payın yarısıdır. Sağ kalan eşte oran, mirasın birlikte mirasçılık durumuna göre değişir. Hesaplama, önce yasal payı, sonra saklı pay oranını belirleyerek yapılır.
- Önce mirasçılık sıfatı tespit edilir.
- Sonra yasal miras payı hesaplanır.
- Ardından saklı pay oranı uygulanır.
Eşin Saklı Pay Oranı
Eşin saklı pay oranı, sağ kalan eşin kimlerle birlikte mirasçı olduğuna göre belirlenir. Sağ kalan eş altsoyla birlikte mirasçı olduğunda yasal payın tamamı değil, yalnızca saklı paya konu olan kısmı korunur. Ana ve baba zümresiyle mirasçılıkta da oran değişebilir. Bu nedenle eşin saklı payı, tek başına sabit değil, miras ortaklığına bağlıdır.
Altsoyun Saklı Payı
Altsoyun saklı payı, miras hukukunda en güçlü korumalardan biridir. Çocuklar ve onların alt soyu, yasal miras paylarının belirli bir bölümünü saklı pay olarak korur. Miras bırakan, bağış veya vasiyetname ile bu alanı tamamen ortadan kaldıramaz. Altsoy içinde bir çocuk ölmüşse, onun yerine geçen torunlar da temsil yoluyla bu korumadan yararlanır.
Saklı Paylı Mirasçıların Belirlenmesi
Saklı paylı mirasçılar kimlerdir sorusunun cevabı sınırlıdır. Kanun, bu korumayı belirli yakınlara tanır.
- Altsoy
- Ana ve baba
- Sağ kalan eş
Bu gruplar dışındaki mirasçılar saklı pay iddiasında bulunamaz. Kardeşler, yeğenler ve daha uzak hısımlar yasal mirasçı olsalar bile saklı pay koruması içinde değerlendirilmez.
Saklı Payın Hesaplanması
Saklı pay nasıl hesaplanır sorusu, üç aşamalı bir yöntemle cevaplanır. Önce tereke belirlenir, ardından yasal miras payı hesaplanır, son olarak saklı pay oranı uygulanır. Hesaplamada terekeye eklenmesi gereken sağlararası kazandırmalar ve tenkise tabi işlemler ayrıca değerlendirilir. Bu yüzden salt banka bakiyesi üzerinden yapılan hesap çoğu zaman eksik kalır ve hukuki sonucu yanlış gösterir.
Saklı Payın Oranı
Saklı pay ne kadar sorusunun cevabı mirasçı grubuna göre değişir. Altsoy bakımından koruma daha geniştir; ana ve baba için daha sınırlıdır. Sağ kalan eşin oranı ise birlikte mirasçılık durumuna göre şekillenir. Somut oranlar, yasal miras payı ve kanuni saklı pay katsayısı birlikte değerlendirilerek bulunur. Bu nedenle tek cümlelik cevap yerine hesaplama yapılması gerekir.
Saklı Miras Hakkının Tanımı
Saklı miras hakkı nedir sorusu, saklı payın mirasçının kanundan doğan korunmuş miras hakkı olduğunu anlatır. Bu hak, miras bırakanın özgür tasarruf alanını sınırlar ve belirli mirasçıların bütünüyle dışlanmasını önler. Saklı miras hakkı, mirasın tamamına otomatik sahip olma hakkı değildir; yalnızca kanunun ayırdığı asgari bölüm üzerinde talep hakkı sağlar.
Saklı Pay Oranları Tablo ile Nasıl Gösterilir?
Saklı pay oranları tablo ile gösterildiğinde hesaplama daha anlaşılır hale gelir. Tablo, her mirasçı grubunun yasal payını ve bunun içindeki saklı pay oranını birlikte gösterir. Altsoy, ana-baba ve sağ kalan eş ayrı satırlarda değerlendirilmelidir. Böylece hangi mirasçının ne ölçüde korunduğu, dava hazırlığında ve malvarlığı planlamasında daha net belirlenir.
| Mirasçı grubu | Koruma mantığı |
|---|---|
| Altsoy | Yasal pay üzerinden yüksek koruma |
| Ana ve baba | Yasal pay üzerinden sınırlı koruma |
| Sağ kalan eş | Birlikte mirasçılığa göre değişen koruma |
Sağ Kalan Eşin Saklı Payı Nasıl Değişir?
Sağ kalan eşin saklı payı, mirasın kimlerle paylaşıldığına göre değişir. Eş, altsoy ile birlikte mirasçıysa oran başka, ana ve baba ile birlikteyse başka şekilde değerlendirilir. Bu değişken yapı nedeniyle eşin saklı payı, otomatik ve sabit bir oran gibi ele alınmamalıdır. Her durumda önce miras ortaklığı kurulmalı, sonra oran tespit edilmelidir.
Anne ve Babanın Saklı Payı Nedir?
Anne ve babanın saklı payı, altsoyun bulunmadığı veya miras paylaşımının farklılaştığı durumlarda önem kazanır. Kanun, ana ve babaya belirli bir koruma tanır; ancak bu koruma altsoya göre daha dardır. Anne-baba saklı payı, çoğu zaman tereke planlamasında gözden kaçırılır. Oysa vasiyetname veya bağış işlemlerinde bu payın ihlali tenkis sonucunu doğurabilir.
Saklı Pay Hesaplamasında Tereke Nasıl Belirlenir?
Saklı pay hesaplamasında tereke nasıl belirlenir sorusu, hesabın en kritik aşamasıdır. Tereke, ölüm anında miras bırakanın aktif ve pasif malvarlığının toplam etkisini ifade eder. Mevcut mallar, alacaklar, borçlar ve bazı sağlararası kazandırmalar birlikte değerlendirilir. Eksik tereke hesabı, saklı payın olduğundan düşük veya yüksek görünmesine yol açar ve uyuşmazlıkları büyütür.
Saklı Pay İhlali Hangi Sonucu Doğurur?
Saklı pay ihlali, yapılan tasarrufun bütünüyle hükümsüz olmasından çok, ihlal oranı kadar azaltılmasını gündeme getirir. Uygulamada temel yol tenkis davasıdır. Tenkis, saklı payı aşan ölüme bağlı tasarrufların ve bazı sağlararası kazandırmaların kanuni sınıra çekilmesini sağlar. Bu nedenle saklı pay ihlali tespit edildiğinde, doğru talep azaltma ve iade mekanizmasıdır.
Saklı Pay Davalarında En Sık Yapılan Hatalar Nelerdir?
Saklı pay davalarında en sık yapılan hatalar, yanlış mirasçı grubunu saklı paylı saymak, terekeyi eksik belirlemek ve oranları yasal payla karıştırmaktır. Bir diğer hata, tenkis yerine doğrudan tapu iptali talep etmektir. Oysa her somut olayda uygun dava sebebi ve doğru talep sonucu ayrı değerlendirilmelidir. Delillerin baştan doğru toplanması hak kaybını önler.
0 Yorum
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz bırakın.
Yorum Bırakın
Sorunuz veya görüşünüz için aşağıdaki formu kullanabilirsiniz.