Trafik Kazalarından Kaynaklı Rücu Davalarında Sigorta Sözleşmesinin Tarafı Olmayan Sürücü

trafik-kazası-sigorta-sirketi-rucu-davasi-avukati-ankara

Karayolları Trafik Kanunu sigortacıya zarar görenlere ödemiş olduğu tazminatı belli durumlarda sigortalıya rücu edebilme imkanı tanımıştır. Başka bir ifade ile sigortalının üçüncü kişilere vermiş olduğu zararı sigortacı karşılarken, karşılamış olduğu zararı daha sonra sigortalıdan rücu ederek alma hakkı vermiştir. Bu yazımızda sigortalı ile araç sürücüsünün farklı kişiler olduğu başka bir ifade ile sigortacının sigortalının aracını kullanan üçüncü kişilere karşı giriştiği rücu durumlarında ortaya çıkan hukuki mesele izah edilmeye çalışılacaktır.

Trafik kazaları sonrasında sigortacının sigortalıya karşı açtığı rücu davalarının dayanağını Karayolları Trafik Kanunu madde 95/2 oluşturmaktadır.  Kanun maddesi aşağıdaki gibidir.

Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabilir.

Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları B.4 bölümünde “Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması ve Sigortacının Sigortalıya Rücu Hakkı” başlığı altında sigortacının sigortalıya rücu hakkı düzenlenmiştir. Düzenleme aşağıdaki şekildedir:

Sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran haller zarar görene karşı ileri sürülemez.

(Değişik:RG-2/2/2016-29612)(1)Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda kazaya sebebiyet veren sigortalıya rücu edebilir.

Yukarıda Genel Şartlarda açıkça belirtildiği üzere sigortacının belirli durumlarda sigortalıya rücu edebilme hakkı mevcuttur. Sigortalının hem araç işleteni hem de aracın sürücüsü konumunda olduğu durumlarda herhangi bir sorun yaşanmamaktadır. Ancak araç işleteni ile araç sürücüsünün farklı kişiler olduğu durumlarda bir takım hukuki karışıklıkların ortaya çıktığı görülmüştür.

 

Örnek 1

trafik-kazasi-davasi-avukati-ankara-rucu-soforÖrneğin Ankara – Eskişehir yolunda gerçekleşen bir kazada A kişisi 06AB001 plakalı aracın hem işleteni hem de sürücüsüdür.  B ve C gerçekleşen kazada maddi zarara uğrayan kişilerdir. B ve C’nin gerçekleşen kazada müterafik bir kusuru bulunmamaktadır yani kusursuzdurlar. A, gerçekleşen kazaya kullanmış olduğu uyuşturucu madde neticesinde sebebiyet vermiştir. A, gerçekleşen kazada tam kusurludur.

X Sigorta Anonim Şirketi kaza sonrasında B ve C’nin uğramış olduğu maddi zararları karşılamıştır. X Sigorta Anonim Şirketi kazanın oluşumunda A’nın tam kusurlu olması ile birlikte Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları B.4-c düzenlemesi çerçevesinde A uyuşturucu madde kullanması neticesinde kaza oluştuğundan rücu hakkını kullanmak üzere dava açmıştır. Rücu davasında davacı sigorta şirketi, davalı olarak A’yı gösterecektir. Bu konuda bir tartışma yoktur.

 

Örnek 2

Örneği biraz değiştiriyoruz. Ankara – Eskişehir yolunda gerçekleşen bir kazada A kişisi 06AB001 plakalı aracın işletenidir. Ş kaza anında 06AB001 plakalı aracın şoförüdür.  B ve C gerçekleşen kazada maddi zarara uğrayan kişilerdir. B ve C’nin gerçekleşen kazada müterafik bir kusuru bulunmamaktadır yani kusursuzdurlar. Ş, gerçekleşen kazaya kullanmış olduğu uyuşturucu madde neticesinde sebebiyet vermiştir. Ş, gerçekleşen kazada tam kusurludur.

X Sigorta Anonim Şirketi kaza sonrasında B ve C’nin uğramış olduğu maddi zararları karşılamıştır. X Sigorta Anonim Şirketi kazanın oluşumunda Ş’nin tam kusurlu olması ile birlikte Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları B.4-c düzenlemesi çerçevesinde Ş’nin uyuşturucu madde kullanması neticesinde kaza oluştuğundan rücu hakkını kullanmak üzere dava açmıştır. Rücu davasında davacı sigorta şirketi, davalı olarak hem A’yı hem de Ş’yi göstermiştir. Rücu davasında A’nın davalı konumunda olmasında bir sorun yoktur ancak sigorta şirketinin Ş’ye karşı rücu davası açması husumet tartışmasına sebebiyet vermektedir.

 

Sonuç

Yukarıda izah edildiği üzere hem kanundaki hem de genel şartlardaki düzenleme sigortacının sigortalıya (sigorta ettirene) şartların oluştuğu durumlarda rücu etme hakkını tanımıştır. Kanun sigortalının aracını üçüncü kişilerin kullandığı durumlarda üçüncü kişilere rücu edilmesine cevaz vermemiştir. Başka bir ifade ile sigortacıya sigortalının aracını kullanan şoföre karşı rücu etme hakkı tanımamıştır. Sigorta şirketi ile sigorta ettiren arasında bir sözleşme ilişkisi bulunmakta iken sigortalının aracını kullanan üçüncü kişi şoför arasında herhangi bir sözleşme ilişkisi bulunmamaktadır. Sigortacının sigortalıya karşı giriştiği rücu eylemlerinin dayanağı aralarındaki sigorta sözleşmesidir.

Sonuç olarak sigortacının sigortalının aracını kullanan üçüncü kişi şoföre karşı girişmiş olduğu icra takibi ve davalarda husumet yokluğu ortaya çıkmaktadır. Bu durumlarda sigortacının üçüncü kişi şoföre karşı açmış olduğu davanın mahkemece husumet yokluğundan reddedilmesi gerekmektedir. Nitekim Yargıtay’ın yerleşik uygulamaları da bu yöndedir.

İşletenin, sigorta sözleşmesinin tarafı olmayan sürücüye karşı rücu hakkı şartları oluştuğu halde genel hükümlere göre çözülecek olup bu konu başka bir yazımızın konusunu teşkil etmektedir.

Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısının, araç davalı sürücünün yönetiminde iken alkollü olarak 3. kişiye çarpması sonucu ölüme neden olması sebebiyle ödediği tazminatı, sigorta ettirenine (genel şartların 4/d maddesi gereğince) def’i hakkı sebebiyle rücu etmesi mümkünse de; akitten doğan bu rücu hakkını akit dışı sürücü aleyhine de kullanması pasif husumet ehliyeti bulunmadığından mümkün değildir. Yargıtay 11.Hukuk Dairesi, 05.06.2001, E.2001/2805 K.2001/5164

Dava konusu olayda, sigorta konusu aracın ehliyetnamesiz kimseye kullandırılırken rizikonun gerçekleşmiş bulunmasına göre, KTK.nun 95 inci ve Poliçe Genel Şartları’nın 4 üncü maddesi hükmü uyarınca sigortacının ödediği tazminatın tamamı bakımından davalı sigorta ettirene rücu etmesi mümkün ise de, sigortacının mevcut düzenlemeler uyarınca akidi olmayan ehliyetnamesiz sürücüye yönelmesi mümkün değildir. Yargıtay 11.Hukuk Dairesi, 16.01.2006, E.2005/12 K.2006/119

Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın B.4.2. maddesinde, ödemede bulunan sigortacının, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre tazminatın kaldırılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene rücu edebileceği hükme bağlanmıştır. Bu durumda, davacı sigortacı, bu davayı ancak kendi akidine karşı açabilecektir. Oysa Halis, sigorta ettiren olmayıp, sözleşmenin de tarafı değildir. Sadece, zarara neden olduğu iddia edilen sigortalı aracın sürücüsü konumundadır. Bu durum karşısında, mahkemece, davalı sürücü hakkında açılan davanın pasif sıfat (husumet) yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davalı Halis yararına bozulması gerekmiştir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, 30.10.2008, E.2008/3721 K.2008/4991

Somut olayda, davacı zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi kapsamında 3.kişiye ödediği tazminatı sigorta ettiren davalı İ.T. ile sigortalıya ait aracın sürücüsü olan davalı İ.Ö.’tan tazminini talep etmiş olup, davalı (sürücü) İ.Ö. sigorta sözleşmenin tarafı değildir. Bu durumda, mahkemece bu davalı hakkındaki davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, 11.03.2013, E.2012/11451 K.2013/3128  

Ancak, sigortacının mevcut düzenlemeler uyarınca böyle bir durumda akidi olmayan sürücüye yönelmesi mümkün değildir. Somut olayda poliçe kapsamı ve sigortalı araca ait ruhsat bilgilerinden sigorta ettirenin davalı S. Teks. İm. Ve Tic. Ltd. Şti. olduğu, davalı M.. B..’nun ise sürücü sıfatının bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında, M.. B..’nun sürücü olduğu dikkate alınıp, bu kişi hakkındaki davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde aleyhine hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, 15.01.2014, E.2013/21175 K.2014/333

Bu yazımızda sigorta sözleşmesinin tarafı olmayan sürücüye sigortacı tarafından rücu edilemeyeceği hususu üzerinde durduk. Ankara Avukat | Tahancı Hukuk Bürosu, trafik kazalarından kaynaklı destekten yoksun kalma tazminatı, ölüm tazminatı, kalıcı sakatlık, geçici iş göremezlik, araç değer kaybı, hasar bedeli, pert – tam hasarlı araç, ticari kazanç kaybı, ikame araç bedeli davalarında müvekkillerine hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmetleri sağlamaktadır.

 

6136 Sayılı Kanuna Göre Yasaklanan Bıçak ve Aletler

Aşağıdaki yazılarımız ilginizi çekebilir!

6 thoughts on “Trafik Kazalarından Kaynaklı Rücu Davalarında Sigorta Sözleşmesinin Tarafı Olmayan Sürücü

  1. sigorta Reply

    Fatih bey bu güzel ve bilgi içerikli yazınızdan dolayı kullanıcıları çok iyi şekilde bilgilendirdiğiniz den dolayı sigortacı olarak teşekkür ederim. Rücu konusu kazalarda insanların anlayamadığı sigorta literatüründe çok önemli bir konu.

    • Av. Fatih Tahancı Post authorReply

      Sayın ilgili,

      Güzel yorumlarınız için teşekkür ederiz. Bilimsel ve mesleki yazılarımız ile kamuoyuna ve müvekkillerimize fayda sağlamaya çalışıyoruz. Bizi takip etmeye devam edin.

      Saygılarımızla

  2. Burak Günaydın Reply

    Ben kargo şirketinde şoförken 2015 yılında kamyonetle giderken farkında olmadan bir otomobilin yan aynasına vurmuşum ama bundan haberim yoktu. Araç sahibi daha sonra bizi kameradan bulup karakola başvurdu. Bizim ifademizi aldılar. Adamın arabası yapıldı. O zaman hiç bir şey olmadı ama geçenlerde bana mahkemeden yazı geldi. Kamyonetin sigortası bana ve araç sahibine rücu davası açmış. Ne yapmamız gerekiyor? Bana yardımcı olabilir misiniz.

    • Av. Fatih Tahancı Post authorReply

      Merhaba Burak Bey,

      Öncelikle geçmiş olsun. Kaza mahallinden ayrılmak Karayolları Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartları’na göre sigortacı tarafandan sigortalıya rücu edebilme imkanı sağlamaktadır. Ancak sizin olayınızda sizin olay yerini terk etme eyleminizin kasten olmadığının ispatlanması halinde sigortanın rücu hakkın ortadan kalkacaktır.

      Size sigorta şirketince açılan rücu davasının husumet yokluğundan mahkemece reddedilmesi gerekmektedir. Karayolları Trafik Kanunu ve Karayolları Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartları sigortacıya yalnızca sigortalısına rücu etme hakkı vermiştir. Gerçekleşen kazalarda sigortacı, sigortalı olmayan üçüncü kişilere rücu edemeyecektir.

      Ayrıntılı bilgi için ofisimize gelerek hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti alabilirsiniz.

      Saygılarımla

  3. can Reply

    Merhabalar Fatih Bey;
    2015 in şubat ayında başka birine ait bir araçla alkollü bir trafik kazasına karıştım. Sigorta şirketi hem bana hemde araç sahibine rücu davası açtı. Çıkan tazminatı bizzat ben ödedim. Daha sonraları mağdur olan tarafın yaptığı itirazda ödenen tazminat miktarı yetersiz bulunmuş ve mahkemede haklı bularak ekstra bir tazminat bedeli daha çıkarıldı. Ve bana herhangi bir bildirim yapılmadan bu tazminatın üzerine diğer masraflarda eklenerek icraya verilmiş ve 1 hafta içinde ödemem istenmekte. sorum şu mahkemenin hükmettiği bu ek tazminat tutarına itiraz etme hakkımız var mıdır?

    • Av. Fatih Tahancı Post authorReply

      Merhaba Can Bey,

      Zararın oluşumuna sebep olan taraf siz olduğunuz takdirde Karayolları Trafik Kanunu’na göre araç sahibi ve şoför olarak siz müştereken ve müteselsilen sorumlusunuz. Ancak zararın niteliği, zararın miktarının ne olduğunun ne sebeple ve ne kadarlık bir icra takibi başlatıldığı bu zararın gerçek zararı yansıtıp yansıtmadığı gibi hususların incelenmesi gerekmektedir. Ofisimize gelerek hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti alabilirsiniz.

      Saygılarımla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir