Yabancı Uyruklu Evlilik ve Boşanma

Av. Fatih Tahancı 21 Oca 2026 11 dk okuma
Yabancı Uyruklu Evlilik ve Boşanma

Yabancı uyruklu evlilik ve boşanma, taraflardan birinin yabancı olması veya evlilik ve aile hayatının Türkiye dışı unsurlarla bağlantı kurması halinde gündeme gelen, klasik boşanma davalarından farklı hukuki kurallara tabi bir alandır. Bu tür uyuşmazlıklarda yalnızca Türk Medeni Kanunu hükümlerini bilmek yeterli değildir; aynı zamanda hangi ülke hukukunun uygulanacağı, Türk mahkemelerinin yetkili olup olmadığı ve yabancı mahkeme kararlarının Türkiye’de sonuç doğurup doğurmayacağı gibi meseleler de değerlendirilir. Uygulamada en çok yapılan hata, yabancı unsur içeren her boşanmanın otomatik olarak Türk hukukuna tabi olduğu düşüncesidir. Oysa milletlerarası özel hukuk kuralları, her somut olayda farklı bir hukukun uygulanmasını mümkün kılmaktadır. Yabancı uyruklu evlilik ve boşanma sürecine ilişkin temel hukuki çerçeve; yetkili hukuk, yetkili mahkeme, mal paylaşımı, nafaka ve velayet gibi başlıklar altında ayrıntılı biçimde ele alınmaktadır.

Özet Bilgi

  • Yetkili Hukuk: Yabancı unsurlu boşanmalarda, tarafların vatandaşlık durumuna göre ya da birlikte yaşadıkları ülke hukukuna göre yetkili hukuk belirlenir.
  • Yetkili Mahkeme: Yabancı uyruklu eşten boşanma davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesidir.
  • Mal Paylaşımı: Yabancı uyruklu evliliklerde mal paylaşımı, eşlerin evlilikteki ortak milli hukukuna göre belirlenir; taşınmazlar için ise taşınmazın bulunduğu ülke hukuku geçerlidir.
  • Kamu Düzeni: Yabancı hukukun uygulanması, Türk kamu düzenine aykırı sonuçlar doğuruyorsa, Türk hukuku uygulanır.
  • Yabancı Unsurlu Boşanma Davasında Uygulanacak Hukuk

    Yabancı unsurlu boşanma davalarında ilk ve en kritik mesele, hangi ülke hukukunun uygulanacağının belirlenmesidir. Bu noktada “yabancılık unsuru” kavramı önem taşır. Taraflardan birinin yabancı olması, evliliğin yabancı bir ülkede yapılması veya eşlerin mutad meskeninin Türkiye dışında bulunması bu unsuru oluşturur. Böyle bir durumda boşanma, klasik anlamda yalnızca Türk hukukuna göre çözümlenmez; bağlama kuralları devreye girer.

    Boşanma sebepleri ve boşanmanın sonuçları kural olarak eşlerin ortak milli hukukuna tabidir. Yani her iki eş de aynı ülkenin vatandaşıysa, o ülkenin boşanmaya ilişkin kuralları uygulanır. Ortak vatandaşlık bulunmaması halinde ise eşlerin birlikte yaşadıkları ülke hukuku esas alınır. Birlikte yaşanan ülke de tespit edilemiyorsa, Türk hukuku uygulama alanı bulur. Bu sistem, hakimin keyfi tercih yapmasını engelleyen objektif bir sıralama öngörür.

    Uygulamada sıkça karşılaşılan hata, Türkiye’de dava açılmış olmasının tek başına Türk hukukunu uygulanır hale getirdiğinin düşünülmesidir. Oysa mahkeme Türkiye’de olsa dahi, yabancı bir hukukun uygulanması mümkündür. Hakim, tarafların vatandaşlık ve yaşam ilişkilerini dikkate alarak bağlama kuralını kendiliğinden araştırmak zorundadır.

    Yabancı Uyruklu Kişiyle Nişanlılıkta Yetkili Hukuk

    Yabancı uyruklu kişilerle yapılan nişanlılık ilişkilerinde de hangi hukukun uygulanacağı ayrı kurallara bağlanmıştır. Nişanlanma, her ne kadar evlilik kadar güçlü sonuçlar doğurmasa da, nişanın bozulması halinde tazminat ve hediyelerin iadesi gibi ciddi hukuki sonuçlar ortaya çıkabilir. Bu nedenle yetkili hukukun doğru tespiti önemlidir.

    Nişanlılık, tarafların nişanlanma anında tabi oldukları milli hukuka göre değerlendirilir. Tarafların farklı vatandaşlıklara sahip olması halinde ise Türk hukuku uygulanır. Bu yaklaşım, uygulamada belirsizlikleri azaltmayı ve taraflar arasında denge kurmayı amaçlar. Özellikle nişan bozulmasına bağlı maddi ve manevi tazminat taleplerinde, hangi hukukun esas alınacağı sonucu doğrudan etkiler.

    Uygulamada yapılan hatalardan biri, nişanlılık ilişkisinin tamamen evlilik hükümlerine tabi olduğunun düşünülmesidir. Oysa nişan, kendine özgü bir kurumdur ve evlilikten farklı bağlama kurallarına sahiptir. Bu nedenle yabancı uyruklu nişanlılar arasında yaşanan uyuşmazlıklarda, doğrudan boşanma hükümlerine başvurulması doğru değildir.

    Yabancı Unsurlu Evlilikte Yetkili Hukuk

    Yabancı unsurlu evliliklerde yetkili hukukun belirlenmesi, evliliğin geçerliliği ve doğurduğu sonuçlar bakımından belirleyicidir. Evliliğin tarafları, evlenme anında hangi hukuka tabi iseler, kural olarak evlilik de bu hukuka göre değerlendirilir. Ancak tarafların farklı vatandaşlıklarda olması halinde, birlikte yaşadıkları ülke hukuku devreye girer.

    Eşlerin birlikte yaşadıkları bir ülke bulunmuyorsa, yani müşterek mutad mesken yoksa, Türk hukuku uygulanır. Bu düzenleme, özellikle uluslararası evliliklerde doğabilecek hukuki boşlukları doldurmayı amaçlar. Böylece evliliğin tamamen hukuksuz bir alanda kalması engellenir.

    Uygulamada sıkça rastlanan bir yanılgı, evliliğin şekline her zaman Türk hukukunun uygulanacağı düşüncesidir. Oysa evliliğin şekli, evliliğin yapıldığı ülke hukukuna tabidir. Bu nedenle yabancı bir ülkede, o ülke hukukuna uygun olarak yapılan evlilikler, Türk hukukuna göre farklı bir şekil taşısa dahi geçerli kabul edilir.

    Yabancı Unsurlu Boşanmada Evlilik Malları İçin Yetkili Hukuk

    Yabancı uyruklu evliliklerde mal paylaşımı, boşanma sürecinin en karmaşık alanlarından biridir. Hangi mal rejiminin uygulanacağı, eşlerin evlenme anındaki ortak milli hukuklarına göre belirlenir. Ortak vatandaşlık yoksa, birlikte yaşanan ülke hukuku esas alınır; bu da yoksa Türk hukuku devreye girer.

    Taşınmaz mallar bakımından ise özel bir kural uygulanır. Taşınmazın bulunduğu ülke hukuku esas alınır. Bu nedenle Türkiye’de bulunan bir taşınmaz, taraflar yabancı olsa dahi Türk hukukuna göre tasfiye edilir. Buna karşılık yurt dışındaki taşınmazlar için Türkiye’de mal paylaşımı davası açılamaz.

    Uygulamada yapılan en önemli hatalardan biri, yabancı ülkede verilen boşanma kararının Türkiye’deki taşınmazlar bakımından da doğrudan sonuç doğurduğunun sanılmasıdır. Oysa bu tür kararların Türkiye’de icra edilebilmesi için ayrıca tanıma ve tenfiz süreçlerinin tamamlanması gerekir.

    Yabancı Boşanmada Türk Kamu Düzeni ve Kamu Yararı

    Yabancı hukukun uygulanması gereken durumlarda dahi, Türk kamu düzenine aykırı sonuçlar doğuran hükümler uygulanmaz. Buradaki ölçüt, yabancı hukukun Türk hukukuna sadece farklı olması değil, tahammül edilemez sonuçlara yol açmasıdır. Temel hak ve özgürlükleri zedeleyen veya adalet anlayışıyla bağdaşmayan sonuçlar bu kapsamda değerlendirilir.

    Örneğin, yabancı bir hukuk sisteminde nafaka veya tazminata hiç izin verilmemesi, Türk kamu düzenine aykırı kabul edilebilir. Bu durumda hakim, yabancı hukuku bir kenara bırakarak Türk hukukunu uygular. Bu yaklaşım, özellikle zayıf tarafın korunması açısından önem taşır.

    Uygulamada kamu düzeni itirazının her uyuşmazlıkta ileri sürülebileceği düşünülse de, Yargıtay uygulaması bu kavramı dar yorumlamaktadır. Sadece açık ve ağır aykırılıklar kamu düzeni müdahalesini haklı kılar.

    Yabancı Unsurlu Boşanma Davalarında Yetkili Mahkeme

    Yabancı uyruklu eşten boşanma davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesi veya eşlerin son olarak birlikte yaşadıkları yer mahkemesidir. Bu kural, yabancılık unsuru taşıyan davalarda da aynen uygulanır. Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi bu şekilde belirlenir.

    Eşlerden birinin Türkiye’de yerleşim yerinin bulunması, Türk mahkemelerinin yetkisini doğurur. Aynı şekilde, eşlerin belirli bir süre Türkiye’de birlikte yaşamış olmaları da yeterlidir. Ancak bu şartlar yoksa, Türk mahkemelerinde dava açılamaz.

    Uygulamada en sık yapılan hata, Türkiye’de vatandaşlık bağı bulunan her eşin her durumda Türkiye’de boşanma davası açabileceğinin düşünülmesidir. Oysa yerleşim yeri veya fiili birlikte yaşam kriterleri sağlanmadan açılan davalar usulden reddedilebilir.

    Yabancı Uyruklu Eşten Boşanmada Nafaka ve Velayet

    Yabancı uyruklu eşten boşanma halinde nafaka ve velayet talepleri de bağlama kurallarına tabidir. Nafaka bakımından, boşanmaya uygulanacak hukuk kural olarak nafakaya da uygulanır. Bununla birlikte, nafaka alacaklısının mutad meskeni de dikkate alınabilir.

    Velayet konusunda ise çocuğun üstün yararı temel ölçüttür. Hangi hukukun uygulanacağı belirlendikten sonra, hakim çocuğun yaşı, yaşam düzeni, eğitim durumu ve sosyal çevresi gibi unsurları değerlendirir. Yabancı uyruklu ebeveyne velayet verilmesi, tek başına hukuka aykırı değildir.

    Uygulamada sıkça karşılaşılan yanlışlardan biri, velayetin yabancı ebeveyne verilmesi halinde çocuğun mutlaka Türkiye’de kalacağı düşüncesidir. Velayeti alan ebeveyn, çocuğun yaşam yerini belirleme hakkına sahiptir; ancak diğer ebeveynle kişisel ilişkinin engellenmesi, velayetin değiştirilmesine yol açabilir.

    Sıkça Sorulan Sorular

    Yabancı uyruklu biri Türkiye’de boşanma davası açabilir mi?

    Eşlerden birinin Türkiye’de yerleşim yerinin bulunması veya eşlerin son olarak belirli bir süre Türkiye’de birlikte yaşamış olmaları halinde, yabancı uyruklu kişiler Türkiye’de boşanma davası açabilir.

    Yabancı ülkede verilen boşanma kararı Türkiye’de geçerli olur mu?

    Yabancı ülkede verilen boşanma kararları, Türkiye’de kendiliğinden hüküm doğurmaz. Kararın Türkiye’de geçerli olabilmesi için tanıma veya tenfiz işlemlerinin tamamlanması gerekir.

    Yabancı uyruklu eş nafaka alabilir mi?

    Yabancı uyruklu olmak, nafaka talep etmeye engel değildir. Şartların oluşması halinde, yabancı uyruklu eş lehine de nafakaya hükmedilebilir.

    Yabancı uyruklu eşe velayet verilebilir mi?

    Çocuğun üstün yararı gerektiriyorsa, velayet yabancı uyruklu eşe verilebilir. Vatandaşlık, velayet bakımından tek başına belirleyici bir unsur değildir.

    Yabancı Uyruklu Boşanmalarda Çocuğun Velayeti

    Yabancı uyruklu boşanmalarda çocuğun velayeti, çocuğun üstün yararı esas alınarak belirlenir. Velayet uyuşmazlığında önce uygulanacak hukuk tespit edilir; ardından çocuğun yaşı, bakım ihtiyacı, eğitim düzeni, kardeş ilişkileri ve her ebeveynle kişisel bağları değerlendirilir. Çocuğun mutad meskeni, hangi ülkenin aile hayatına daha yakın bir inceleme yapılacağını belirlemede önemli rol oynar.

    Mahkeme, velayet kararını soyut vatandaşlık bilgisine göre değil, somut yaşam koşullarına göre verir. Ebeveynlerin gelir durumu, barınma imkânı, çocuğa fiilen bakım verip vermediği ve çocuğun alıştığı çevre dikkate alınır. Yabancı unsurlu boşanmalarda velayet, yalnızca ebeveynlerin talepleri arasında değil, çocuğun gelişimini koruyan bir kamu düzeni meselesi olarak da ele alınır.

    Yabancı Unsurlu Boşanmalarda Velayette Uygulanacak Hukuk

    Yabancı unsurlu boşanmada velayet, çoğu durumda boşanmanın sonuçlarına ilişkin bağlama kuralları çerçevesinde değerlendirilir. Eşlerin ortak milli hukuku varsa bu hukuk, yoksa ortak mutad mesken hukuku önem kazanır. Uyuşmazlık Türkiye’de görülse bile mahkeme, velayet bakımından yabancı hukukun uygulanması gerekip gerekmediğini resen incelemek zorundadır.

    Bu incelemede çocuğun fiilen nerede yaşadığı, eğitimini hangi ülkede sürdürdüğü ve sosyal çevresinin nerede oluştuğu belirleyicidir. Velayet, ebeveynlerin pasaportuna göre değil, çocuğun günlük hayatına göre şekillenir. Mahkeme, yabancı hukukun içeriğini tespit ederken resmi mercilerden, bilirkişiden veya tarafların sunduğu belgelerden yararlanabilir.

    Çocuğun Üstün Yararı Yabancı Unsurlu Davalarda Nasıl Uygulanır

    Çocuğun üstün yararı, yabancı unsurlu boşanmalarda velayet kararının merkezindedir. Bu ilke, hangi hukuk uygulanırsa uygulansın hakimin bağlı olduğu temel ölçüdür. Çocuğun güvenliği, duygusal sürekliliği, eğitiminin kesintiye uğramaması ve bakım ihtiyacının düzenli karşılanması, üstün yararın somut unsurlarıdır. Velayet değerlendirmesi, ebeveynler arasındaki çekişmeyi değil, çocuğun yaşam dengesini esas alır.

    Mahkeme, bir ebeveyne vatandaşlığı nedeniyle öncelik tanımaz. Aile içi şiddet iddiaları, çocuğun bir ebeveynle kurduğu bağ ve yeni yaşam düzenine uyum kabiliyeti ayrıntılı biçimde incelenir. Yabancı unsurlu dosyalarda üstün yarar, sadece bugünkü bakım ihtiyacını değil, çocuğun uzun vadeli gelişimini de kapsayan geniş bir koruma standardı sağlar.

    Mutad Mesken Velayet Değerlendirmesinde Neden Önemlidir

    Çocuğun mutad meskeni, yabancı unsurlu boşanmalarda velayet incelemesinin temel dayanaklarından biridir. Mutad mesken, çocuğun hayatını fiilen sürdürdüğü ve sosyal ilişkilerini kurduğu yer anlamına gelir. Bu yer, hangi ülkenin hukukunun daha yakın ilişki içinde olduğunu göstermesi bakımından önem taşır ve mahkemenin delil değerlendirmesine doğrudan etki eder.

    Çocuğun kısa süreli ziyaret amacıyla bulunduğu ülke, mutad mesken sayılmaz. Eğitim aldığı okul, sağlık hizmetleri, arkadaş çevresi ve günlük yaşam düzeni birlikte değerlendirilir. Mutad mesken tespiti, velayet kararının istikrarını sağlar ve çocuğun ani yer değiştirmeler nedeniyle zarar görmesini önlemeye yardımcı olur.

    Yabancı Uyruklu Boşanmalarda Velayet İçin Hangi Mahkeme Görevlidir

    Yabancı uyruklu boşanmalarda velayet bakımından görevli mahkeme, kural olarak aile mahkemesidir. Yetki ise çocuğun veya tarafların yerleşim yeri, davanın niteliği ve yabancılık unsuru dikkate alınarak belirlenir. Türkiye’de açılan davalarda mahkeme, yalnızca boşanma talebini değil, velayet ve kişisel ilişki taleplerini de aynı dosyada değerlendirebilir.

    Uygulamada yetki itirazı, davanın uzamasına yol açabilir. Bu nedenle çocuğun Türkiye’de yaşayıp yaşamadığı, davalı eşin nerede bulunduğu ve tarafların son ortak yaşam yerleri önem taşır. Velayet konusu, boşanmanın fer’i talebi olsa da, çocuğa ilişkin acil koruma ihtiyacı varsa mahkeme geçici önlemler de alabilir.

    Velayet Davasında Hangi Deliller Kullanılır

    Velayet davasında deliller, çocuğun yaşam koşullarını somut biçimde ortaya koymalıdır. Yabancı unsurlu boşanmalarda okul kayıtları, sağlık raporları, sosyal inceleme raporları, tanık beyanları ve iletişim kayıtları değerlendirilebilir. Mahkeme, ebeveynlerin iddialarını tek başına yeterli görmez; çocuğun fiili bakım düzenini gösteren belgeleri öncelikli olarak inceler.

    Delillerin yabancı ülkeden getirilmesi halinde usulüne uygun tercüme ve doğrulama gerekebilir. Çocuğun bir ebeveynle kurduğu ilişkinin sürekliliği, okul başarısı ve psikolojik durumu, kararın yönünü belirleyebilir. Velayet uyuşmazlığında amaç, taraflardan birini haklı çıkarmak değil, çocuğun mevcut ve gelecekteki yararını ortaya koymaktır.

    Uluslararası Boşanmada Geçici Velayet Tedbirleri

    Uluslararası boşanmada geçici velayet tedbirleri, dava sonuçlanıncaya kadar çocuğun korunmasını sağlar. Mahkeme, çocuğun kimin yanında kalacağına, diğer ebeveynle kişisel ilişkinin nasıl kurulacağına ve gerekirse yurt dışına çıkışının nasıl düzenleneceğine karar verebilir. Bu tedbirler, davanın esasına ilişkin kesin hüküm verilmeden önce çocuğun güvenliğini teminat altına alır.

    Geçici önlemler, özellikle ebeveynlerden birinin çocuğu başka ülkeye götürme riski bulunduğunda önem kazanır. Mahkeme, aciliyet varsa sosyal inceleme yapılmadan da koruyucu tedbir uygulayabilir. Ancak bu tedbirler, taraflardan birine nihai velayet hakkı tanımaz; yalnızca dava süresince çocuğun düzenini korumaya yönelir.

    Yurt Dışında Verilen Velayet Kararlarının Türkiye'de Tanınması

    Yurt dışında verilen velayet kararlarının Türkiye’de sonuç doğurabilmesi için tanıma veya tenfiz sürecinin işletilmesi gerekir. Kararın niteliğine göre yalnızca tanıma yeterli olabilir; icra edilebilir bir sonuç gerekiyorsa tenfiz gündeme gelir. Türk mahkemesi, yabancı kararın usule uygun verilip verilmediğini, savunma hakkına riayet edilip edilmediğini ve kamu düzenine açık aykırılık bulunup bulunmadığını inceler.

    Velayet kararları, çocuğun Türkiye’de bulunması veya Türkiye ile bağlantısının devam etmesi halinde pratik önem taşır. Yabancı kararın kesinleşmesi, tek başına Türkiye’de otomatik etki doğurmaz. Tanıma ve tenfiz, ebeveynlerin aynı velayet düzenini farklı ülkelerde sürdürmesini kolaylaştırır ve çocuğun hukuki statüsünü belirsizlikten korur.

    Yabancı Velayet Kararı Türkiye'de Nasıl Uygulanır

    Yabancı velayet kararı Türkiye’de ancak tanıma veya tenfiz kararıyla uygulanabilir. Karar tanındığında, Türk makamları onu hukuken geçerli kabul eder; tenfiz kararı varsa icra aşaması da mümkündür. Özellikle çocuğun teslimi, kişisel ilişki kurulması ve kayıt işlemleri bakımından bu süreç önemlidir.

    Mahkeme, yabancı kararın Türk kamu düzenine aykırılık içerip içermediğini değerlendirir. Çocuğun dinlenmesi gerekiyorsa yaş ve olgunluk düzeyi dikkate alınır. Yabancı mahkeme kararının gerekçesi, taraflara tebliğ edilme biçimi ve savunma hakkı, Türkiye’deki uygulama bakımından belirleyici olabilir.

    Velayette Kardeşlerin Birlikte Kalması Neden Önemlidir

    Velayet kararında kardeşlerin birlikte kalması, çocuğun duygusal bütünlüğünü koruduğu için önemli kabul edilir. Yabancı unsurlu boşanmalarda mahkeme, kardeşlerin birbirinden ayrılmasının yaratacağı psikolojik etkileri ayrıca değerlendirir. Her çocuk için ayrı bir üstün yarar analizi yapılmakla birlikte, aile bağlarının korunması ortak bir ölçüt olarak öne çıkar.

    Kardeşlerin farklı ebeveynlere verilmesi, ancak somut zorunluluklar varsa gündeme gelir. Çocukların yaş farkı, özel bakım ihtiyacı veya ayrı ülkelerde yaşamaları gibi durumlar istisnai sonuçlar doğurabilir. Mahkeme, kardeş ilişkisini göz ardı etmeden, her çocuğun bireysel ihtiyaçlarını birlikte tartar.

    Yabancı Eşler Arasında Velayet ve Kişisel İlişki Dengesi

    Yabancı eşler arasında velayet kararı verilirken kişisel ilişki hakkı da ayrıca düzenlenir. Velayet bir ebeveyne verildiğinde, diğer ebeveynin çocukla düzenli ve sağlıklı ilişki kurabilmesi için ziyaret günleri, iletişim biçimi ve gerektiğinde uzaktan görüşme yöntemleri belirlenir. Bu denge, çocuğun her iki ebeveynle bağını sürdürmesini amaçlar.

    Yurt dışı bağlantısı bulunan dosyalarda kişisel ilişkinin pratikte uygulanabilir olması önemlidir. Ulaşım güçlüğü, okul takvimi ve çocukların yaşadığı ülke dikkate alınır. Mahkeme, ebeveyn

    lerden birini tamamen dışlayan bir düzen yerine, çocuğun yaşam ritmine uygun ve sürdürülebilir bir ilişki modeli kurmaya çalışır.

    Velayet Uyuşmazlıklarında Çocuğun Görüşü Alınır mı

    Velayet uyuşmazlıklarında çocuğun görüşü, yaşı ve olgunluğu elverdiği ölçüde alınabilir. Yabancı unsurlu boşanmalarda bu değerlendirme daha da önem kazanır; çünkü çocuk çoğu zaman iki ülke arasında yaşam, eğitim ve aile düzeni arasında tercih baskısı altında kalabilir. Çocuğun beyanı, tek başına belirleyici olmasa da ciddi şekilde dikkate alınır.

    Görüş alma süreci çocuğu baskı altına sokmayacak biçimde yürütülmelidir. Hakim, sosyal inceleme uzmanı veya pedagog desteğiyle çocuğun algısını değerlendirir. Amaç, çocuğu taraflardan birini seçmeye zorlamak değil, onun güvenli ve dengeli gelişimini destekleyecek koşulları anlamaktır.

    Yabancı Unsurlu Velayet Davalarında Avukat Desteği Neden Gereklidir

    Yabancı unsurlu velayet davalarında avukat desteği, usul ve uluslararası özel hukuk kurallarının doğru uygulanması için önem taşır. Hangi hukukun uygulanacağı, hangi mahkemenin yetkili olduğu ve yabancı kararların nasıl sonuç doğuracağı teknik bilgi gerektirir. Yanlış dava stratejisi, çocuğun geçici veya kalıcı düzenini etkileyebilir.

    Avukat, delillerin usulüne uygun toplanmasını, yabancı belgelerin tercümesini ve tanıma-tenfiz sürecinin doğru yürütülmesini sağlar. Özellikle çocuğun mutad meskeni, geçici koruma tedbirleri ve kişisel ilişki talepleri birlikte ele alınmalıdır. Böylece velayet uyuşmazlığı, çocuğun üstün yararına uygun biçimde daha sağlıklı ilerler.

    Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki görüş niteliği taşımaz. Somut durumunuza ilişkin değerlendirme için hukuki danışmanlık almak üzere bizimle iletişime geçebilirsiniz.

    Hukuki Denetim

    Fatih Tahancı · Denetlenme Tarihi: 21 Ocak 2026

    0 Yorum

    Henüz yorum yok. İlk yorumu siz bırakın.

    Yorum Bırakın

    Sorunuz veya görüşünüz için aşağıdaki formu kullanabilirsiniz.

    E-posta adresiniz yayınlanmaz.

    Yorumunuz moderasyon sonrası yayınlanır. Bilgileriniz üçüncü taraflarla paylaşılmaz.

    Bizi Arayın Whatsapp