Gayrimenkul sahipleri veya zilyetleri için en büyük endişe kaynaklarından biri, mülkiyetlerindeki taşınmaza haksız bir şekilde müdahale edilmesidir. Bahçenize izinsiz girilmesi, arazinizin bir kısmının tel örgüyle çevrilmesi veya rızanız dışında bir yapı inşa edilmesi gibi durumlar mülkiyet hakkınıza doğrudan saldırı teşkil eder. Taşınmaza yapılan tecavüzler karşısında hukuk sistemimiz, yıllarca sürebilecek mahkeme süreçlerine alternatif olarak çok daha hızlı ve etkili bir yol sunmaktadır: 3091 sayılı Taşınmaz Mal Zilyetliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanun. Bu kanun, mülkiyet uyuşmazlığının özüne girmeden, o anki mevcut kullanım durumunu (zilyetliği) korumayı ve haksız işgali idari makamlar aracılığıyla ivedilikle sonlandırmayı amaçlar. 2026 yılı itibarıyla hızla artan gayrimenkul değerleri ve arazi uyuşmazlıkları göz önüne alındığında, Valilik ve Kaymakamlıklar bünyesinde yürütülen bu prosedürün detaylarını bilmek, haklarınızı korumak adına hayati önem taşır.
Özet Bilgi
Hangi Haller Taşınmaza Tecavüz veya Müdahale Sayılır?
Kanun ve ilgili yönetmelik, taşınmaza yönelik hangi eylemlerin tecavüz veya müdahale sayılacağını geniş bir yelpazede tanımlamıştır. Taşınmaza tecavüz; bir taşınmazın zorla veya gizlice işgal edilmesi, ele geçirilmesi ya da yapısında değişiklikler meydana getirilmesidir. Müdahale ise hak sahibinin taşınmaz üzerindeki hakimiyetinin kısmen veya tamamen kısıtlanması durumunu ifade eder. Uygulamada en sık karşılaşılan haller arasında; başkasının arazisine izinsiz ekim dikim yapmak, meyveleri toplamak, arazi üzerine taş, toprak veya gübre dökerek kullanımı engellemek yer alır.
Sadece fiziksel işgaller değil, kullanım haklarına yönelik saldırılar da bu kapsamdadır. Örneğin, bir araziden devamlı geçerek sahibinin istifadesine engel olmak, su kuyularından veya sulama kanallarından yararlanmayı engellemek, izinsiz ark açmak veya temel kazmak müdahale sayılan hallerdendir. Kanun koyucu tüm olasılıkları tek tek saymak yerine, idari makamlara somut olayın özelliklerine göre "benzeri davranışları" da tecavüz olarak nitelendirme yetkisi vermiştir. Bu esneklik, teknolojik gelişmelerle değişen müdahale biçimlerine karşı da koruma sağlar.
Özellikle 2026 yılı tarım ve inşaat pratiklerinde, sınır tecavüzleri ve su kullanım haklarına yönelik müdahaleler ön plana çıkmaktadır. Komşu parselin sınırını aşacak şekilde duvar örülmesi veya araziye malzeme yığılması durumunda, mahkeme kararı beklenmeksizin 3091 sayılı Kanun işletilebilir. Unutulmamalıdır ki bu kanun sadece mülkiyet sahiplerini değil, taşınmazı kiracı gibi sıfatlarla fiilen kullanan zilyetleri de koruma altına almaktadır.
Taşınmaza Yapılan Tecavüzün Önlenmesi İçin Kaymakamlığa veya Valiliğe Nasıl Başvuru Yapılır?
Taşınmaza yönelik haksız müdahalenin durdurulması için izlenecek yol oldukça pratiktir. Eğer taşınmaz merkez ilçeler sınırları içindeyse Valiliğe, diğer ilçelerde ise Kaymakamlığa bir dilekçe ile başvurulması gerekir. Başvuru bizzat zilyet tarafından yapılabileceği gibi, yetkili bir vekil aracılığıyla da yürütülebilir. Dilekçede şikayetçi ve şikayet edilenin bilgileri, tecavüzün gerçekleştiği yerin adresi, müdahalenin ne zaman yapıldığı ve bu durumun hangi tarihte öğrenildiği gibi bilgiler eksiksiz yer almalıdır.
Başvuru sırasında zilyetliği ispatlayan tapu senedi, kira sözleşmesi veya haricen satış senedi gibi belgelerin dilekçeye eklenmesi sürecin hızlanmasını sağlar. Dilekçede netice-i talep kısmında; tecavüzün durdurulması, taşınmazın boş olarak teslimi ve yapılan tüm masrafların mütecavize (müdahaleyi yapana) yüklenmesi istenmelidir. Hukuki argümanların doğru kurgulanması ve müdahalenin kanun kapsamındaki tanımına uygun şekilde açıklanması, başvurunun olumlu sonuçlanması için kritiktir.
Başvuruda en önemli usul kuralı zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerdir. Şikayet, müdahalenin öğrenildiği tarihten itibaren 60 gün içinde yapılmalıdır. Her halükarda, müdahale olayının üzerinden 1 yıl geçmişse idari yoldan çözüm imkanı ortadan kalkar ve artık genel mahkemelerde dava açılması gerekir. Ancak devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler veya kamunun ortak kullanımına ait taşınmazlarda bu süre sınırları uygulanmaz. 2026 yılı itibarıyla, e-devlet entegrasyonu ve dijital başvuru takip sistemleri sayesinde bu dilekçelerin işleme alınma süreçleri geçmişe oranla çok daha şeffaf bir şekilde izlenebilmektedir.
Taşınmaza Yapılan Tecavüzün Önlenmesi Kapsamında Soruşturma Nasıl Yapılır?
Başvuru idari makama ulaştığında, yetkili makam bir soruşturmacı memur görevlendirir. Soruşturma süreci, memurun dilekçeyi incelemesi ve taraflara yerinde inceleme gününü bildiren tebligatı yapmasıyla resmiyet kazanır. Soruşturma günü, müdahale edilen taşınmazın mahalline gidilir. Soruşturmacı memur burada tarafların iddialarını dinler, tanıkların ifadesine başvurur ve taşınmazın sınırlarını teknik elemanlar eşliğinde belirler. Soruşturma sırasında taşınmazın kimin zilyetliğinde olduğu ve müdahalenin ne zaman, ne şekilde yapıldığına dair somut veriler toplanır.
İnceleme mahallinde teknik personel tarafından bir kroki çizilir ve bu belgeler soruşturmacı tarafından imzalanır. Gerekli görülen hallerde bilirkişi görüşüne de başvurulabilir. Tüm bu incelemeler sonucunda soruşturmacı, topladığı bilgileri ve kendi kanaatini içeren bir fezlekeyi ilgili Valilik veya Kaymakamlığa sunar. Ancak nihai karar yetkisi fezlekeyi düzenleyen memurda değil, en büyük mülki amirdedir. Yasaya göre soruşturmanın en kısa sürede bitirilmesi ve 15 gün içinde karara bağlanması esastır.
Bazı durumlarda soruşturma aşaması karar verilmeden sonlanabilir. Örneğin taraflar kendi aralarında anlaşırlarsa, şikayetçi başvurusundan vazgeçerse veya soruşturma için gerekli masraflar yatırılmazsa dosya işlemden kaldırılır. Ayrıca şikayetçinin tebliğ edilen günde taşınmaz başında hazır bulunmaması da soruşturmanın durmasına neden olur. 2026 yılı standartlarında, soruşturma mahalline dron ile havadan görüntüleme ve hassas GPS ölçüm cihazlarının dahil edilmesiyle sınır tespitlerindeki hata payı minimize edilmiştir.
| Süreç Aşaması | Yasal Süre / Sınır | İşlem Makamı |
|---|---|---|
| Şikayet Süresi | Öğrenmeden itibaren 60 gün | Zilyet / Vekil |
| Soruşturma Süresi | En geç 15 gün | Soruşturmacı Memur |
| Kararın İnfazı | Karardan itibaren 5 gün içinde | İnfaz Memuru / Kolluk |
| Üst Sınır | Tecavüzden itibaren en geç 1 yıl | Mülki Amir |
3091 Sayılı Kanun Kapsamında İdarenin Verdiği Karara Nasıl İtiraz Edilir?
İdari makamın verdiği karar (müdahalenin önlenmesi veya talebin reddi), nihai bir yargı kararı değildir ancak idari açıdan kesin ve icra edilebilirdir. Bu karara karşı idari hiyerarşi içinde bir üst makama (örneğin Kaymakamlık kararına karşı Valiliğe) itiraz yolu kapalıdır. Karardan memnun olmayan tarafın tek yasal yolu, kararın tebliğinden itibaren 60 gün içinde ilgili İdare Mahkemesinde iptal davası açmaktır. İptal davası, kararı veren Valilik veya Kaymakamlığın bulunduğu yerdeki idare mahkemesinde açılır.
İdare mahkemesinin vereceği karar aleyhine ise 30 gün içinde Bölge İdare Mahkemesine istinaf başvurusu yapılabilir. Burada dikkat edilmesi gereken husus, Bölge İdare Mahkemesi tarafından verilen kararın kesin olduğudur; yani bu dosyaların Danıştay’da temyiz edilme imkanı yoktur. İptal davası açılmış olması, idari kararın uygulanmasını kendiliğinden durdurmaz; bunun için mahkemeden ayrıca "yürütmenin durdurulması" talep edilmelidir.
Hukuki süreçte en çok yapılan hata, 3091 sayılı Kanun kararının "mülkiyet hakkını" belirlediği yanılgısıdır. İdare sadece zilyetliği korur. Eğer taraflar arasında tapu kaydına veya mülkiyetin aidiyetine dair bir uyuşmazlık varsa, asıl çözüm yeri adli yargıdaki "el atmanın önlenmesi" davalarıdır. İdare mahkemesindeki iptal davası ise sadece idarenin prosedürleri doğru uygulayıp uygulamadığını denetler. Bu nedenle, mülkiyet iddiası olan tarafın paralel olarak adli mahkemelerde hakkını araması tavsiye edilir.
İdarenin Verdiği Karar Nasıl Uygulanır?
Müdahalenin önlenmesi kararı verildikten sonra, bu kararın hayata geçirilmesi aşamasına geçilir. Karar dosyası infaz memuruna teslim edilir ve memur en geç 5 gün içinde kararı yerine getirmekle yükümlüdür. İnfaz memuru taşınmaz mahalline giderek haksız müdahaleyi sonlandırır; işgalciyi taşınmazdan çıkarır ve mülkü o anki haliyle hak sahibine teslim eder. Kararın uygulanması sırasında güvenlik kuvvetleri (polis veya jandarma) hazır bulunur ve çıkabilecek olaylara karşı önlem alır.
İnfaz memuru kararı uygularken taraflara, bu kararın idari bir önlem olduğunu ve mülkiyet haklarına dair bir iddiası olanların adli yargıya başvurabileceğini ihtar eder. Ayrıca idari yargı yolunun açık olduğu da taraflara bildirilir. Kararın uygulanmasından sonra aynı taşınmaza aynı kişi tarafından tekrar tecavüz edilmesi durumunda, bu kez cezai süreçler devreye girer. Tekrarlanan müdahalelerde idari makam durumu derhal Cumhuriyet Savcılığına bildirir.
Taşınmaza tecavüzün tekrarlanması halinde, mütecaviz hakkında taşınmazın niteliğine göre 3 aydan 2 yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür. Eğer bu tecavüz silahlı bir kişi veya birden fazla kişi tarafından gerçekleştirilirse cezalar bir kat artırılır. 2026 yılı hukuk pratiğinde, 3091 sayılı Kanun kararlarının infazı ortalama 20 gün içinde tamamlanmaktadır; bu da mülkiyet güvenliği için çok hızlı bir koruma kalkanı sunar.
Taşınmaza Tecavüzün Önlenmesi Başvuru Dilekçesi
[İlgili Valilik / Kaymakamlık Makamı]’NA
ŞİKÂYETÇİ: [Adınız Soyadınız] – [TC Kimlik No] – [Adres]
ŞİKÂYET OLUNAN: [Müdahale Edenin Adı Soyadı / Unvanı] – [Adresi]
TECAVÜZ EDİLEN TAŞINMAZ: [Taşınmazın Açık Adresi, Mevkii ve Tapu Bilgileri]
TECAVÜZ TARİHİ: [Müdahalenin Başladığı Tarih]
ÖĞRENME TARİHİ: [Müdahaleyi Öğrendiğiniz Tarih]
AÇIKLAMALAR: Zilyetliğim altında bulunan yukarıda bilgileri yazılı taşınmaza, şikâyet olunan tarafından [Tecavüzün şeklini yazın: Örn: Tel örgü çekmek, izinsiz ekim yapmak, malzeme yığmak vb.] suretiyle haksız müdahalede bulunulmuştur. Söz konusu tecavüzü [Öğrenme Tarihi] tarihinde öğrenmiş bulunmaktayım. Müdahale zilyetliğimi ve taşınmaz üzerindeki hakimiyetimi tamamen/kısmen engellemektedir.
NETİCE VE TALEP: 3091 sayılı Kanun uyarınca, taşınmazıma yapılan haksız tecavüzün/müdahalenin yapılacak soruşturma neticesinde önlenmesine, taşınmazın boş olarak tarafıma teslimine ve soruşturma masraflarının mütecavize yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep ederim.
[İmza] Tarih: 05.03.2026
Sıkça Sorulan Sorular
Tapum yoksa 3091'e göre başvurabilir miyim?
Evet, bu kanun "mülkiyeti" değil "zilyetliği" (fiili kullanımı) korur. Taşınmazı haklı bir sebeple (kira sözleşmesi, zilyetlik vb.) elinde bulunduran herkes başvurabilir.
Karar çıktıktan sonra kişi tekrar müdahale ederse ne olur?
Bu durumda konu adli bir suç haline gelir ve Cumhuriyet Savcılığına bildirilir; kişi hakkında hapis cezası istemiyle dava açılır.
Soruşturma masraflarını kim öder?
Soruşturma giderleri başlangıçta şikayetçi tarafından yatırılır. Ancak şikayet haklı bulunursa, bu masraflar mütecavizden tahsil edilerek şikayetçiye iade edilir.
Belediyenin yaptığı müdahaleler için bu yol kullanılır mı?
Kural olarak idarenin kendi işlemleri için bu yol değil, idari yargıda tam yargı veya iptal davaları açılmalıdır. 3091 daha çok şahıslar arasındaki haksız el atmaları çözmeyi hedefler.
Başvuru İçin Gerekli Belgeler
3091 sayılı kanun başvuru sürecinde en temel belge, taşınmaza zilyet olunduğunu ve müdahalenin varlığını gösteren evraklardır. Başvuruda kimlik bilgileri, taşınmazın açık adresi, mümkünse ada ve parsel numarası, müdahalenin ne zaman ve nasıl gerçekleştiğini açıklayan dilekçe bulunmalıdır. Tapu, kira sözleşmesi, vergi kaydı, fotoğraf ve tanık bilgileri delil olarak sunulabilir.
Belgelerin zorunluluğu ile delil değeri aynı şey değildir. Tapu her durumda şart olmayabilir; çünkü bu yol mülkiyet tartışmasını değil zilyetliği korur. Kiracı başvurusu, zilyetliği gösteren sözleşme ile mümkündür. Haricen satış senedi, ihtarname, krokiler ve tutanaklar da dosyayı güçlendirir. Eksik belge varsa idare, olayın aydınlatılması için ek bilgi isteyebilir.
Sürelerin Hesaplanması
60 gün içinde şikayet kuralı, müdahalenin öğrenildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Şikayetçi olaydan fiilen haberdar olduğu günü esas almalı ve gecikmeden başvurmalıdır. Bunun yanında, her durumda uygulanabilen bir yıllık üst sınır da vardır. Müdahale daha önce gerçekleşmiş olsa bile bu süre geçerse idari başvuru yolu kapanabilir.
Süre hesabında tecavüzün devam ediyor olması tek başına yeterli değildir. Öğrenme tarihi ile fiili müdahale tarihi ayrı değerlendirilir. İdare, dilekçede belirtilen tarihler arasında çelişki görürse ek açıklama ister. Uygulamada en güvenli yöntem, müdahale öğrenilir öğrenilmez yazılı başvuru yapmaktır. Sürelerin kaçırılması, hızlı koruma imkânını ortadan kaldırabilir.
Başvuru Yapabilecek Kişiler
Bu başvuruyu yalnızca malik değil, taşınmazı fiilen kullanan zilyet de yapabilir. Kiracı, intifa hakkı sahibi, ariyet alan kişi veya taşınmazı hukuken ve fiilen elinde bulunduran diğer kişiler de koruma isteyebilir. Önemli olan, başvurucunun mülkiyet iddiası değil, mevcut kullanım olgusunu ortaya koyabilmesidir. Vekil aracılığıyla başvuru da yapılabilir.
İdare, başvurucunun sıfatını inceleyerek hareket eder. Kira ilişkisi, teslim tutanağı, anahtar teslimi, faturalar ve fiili kullanım işaretleri zilyetliği destekleyebilir. Birden fazla kişinin birlikte zilyet olduğu durumlarda ortak başvuru mümkündür. Taşınmaz üzerinde kullanım hakkı bulunan kişi, başkaca bir davanın sonucunu beklemeden idari korumadan yararlanabilir.
Kaymakamlık ve Valiliğin Başvuru İşlem Süreci
Kaymakamlığa veya Valiliğe yapılan başvuru, ön inceleme ile kayıt altına alınır ve yetkili memur görevlendirilir. Yetki, taşınmazın bulunduğu yerin idari sınırına göre belirlenir. Merkez ilçelerde Valilik, diğer yerlerde Kaymakamlık işlem yapar. Başvuru dilekçesi, ekleriyle birlikte dosyaya alınır ve taraflara bildirim yapılır.
İdare, dosyanın aciliyetini değerlendirerek sahaya çıkıp inceleme yapar. Tarafların adresleri, iletişim bilgileri ve olayın yeri netleştirilir. Eksik bilgi varsa tamamlanması istenir. Uygulamada işlem, kolluk desteğiyle yürütülebilir. Amaç, uyuşmazlığı derinleştirmeden mevcut fiili durumu hızlı biçimde tespit etmektir. Bu nedenle açıklamalar somut ve tarihli olmalıdır.
Soruşturma ve Yerinde İnceleme Süreci
Soruşturma ve yerinde inceleme, 3091 sayılı kanun başvurularının en kritik aşamasıdır. Görevlendirilen memur, taşınmazı yerinde görür, tarafları dinler, komşu ve tanıkları gerekirse çağırır. Amaç, müdahalenin varlığını ve zilyetliğin kimde olduğunu tespit etmektir. Bu aşamada düzenlenen tutanak, sonraki kararın temelini oluşturur.
Yerinde inceleme sırasında kroki, fotoğraf, çevre emareleri ve kullanım izleri dikkate alınır. Memur, gerekiyorsa taşınmazın sınırlarını, giriş noktalarını ve işgal alanını belirler. Tarafların açıklamaları tutanağa geçirilir. Uyuşmazlık teknik bir ölçüm gerektiriyorsa ek araştırma yapılabilir. İdari makam, ceza yargılaması yapmaz; fakat olayın fiili yönünü ayrıntılı biçimde ortaya koyar.
Delil Olarak Kullanılabilecek Unsurlar
Delil olarak en güçlü unsurlar, taşınmazla fiili bağı gösteren belgelerdir. Fotoğraflar, videolar, komşu tanık beyanları, eski ve yeni kroki örnekleri, elektrik-su kullanımıyla ilgili kayıtlar ile yazışmalar dosyaya sunulabilir. Ayrıca ihtarname, tutanak ve kolluk müracaat kayıtları da olayın zaman çizelgesini destekler.
İdari süreçte delillerin teknik usule uygun olması beklenir, ancak katı ispat kuralları ceza yargılamasındaki kadar ağır değildir. Önemli olan, müdahalenin somut biçimde ortaya konulmasıdır. Tek başına soyut iddia yeterli sayılmaz. Birden fazla delilin birlikte sunulması, zilyetliğin kimde olduğu ve tecavüzün nasıl gerçekleştiği konusunda idareye daha net bir tablo verir.
Karar Verilmesi Hâlinde Sonuçlar
Karar verilirse müdahalenin kaldırılması, taşınmazın boş olarak teslimi ve eski hale getirme işlemleri uygulanır. İdare, tecavüzün niteliğine göre işgal edenin taşınmazı terk etmesini ve yapılan değişikliklerin kaldırılmasını isteyebilir. Bu karar, mülkiyet hakkını değil fiili zilyetliği koruyan idari bir korumadır.
Kararda masrafların mütecavize yükletilmesi mümkündür. Uygulamada tahliye, tel örgünün sökülmesi, yığılan malzemenin kaldırılması veya engelleyici unsurun ortadan kaldırılması gibi işlemler yer alabilir. Gerektiğinde kolluk kuvvetleri devreye girer. İdari kararın yerine getirilmemesi halinde zorla uygulama gündeme gelebilir. Bu aşamada süreç, mahkeme hükmü olmaksızın fiili durumu düzeltir.
Eski Hale Getirme Ne Anlama Gelir?
Eski hale getirme, taşınmazın tecavüzden önceki kullanılabilir durumuna döndürülmesidir. Sadece işgalin kaldırılması değil, müdahalenin bıraktığı izlerin temizlenmesi de hedeflenir. Dökülen malzemenin alınması, kazılan alanın kapatılması, çekilen çitin sökülmesi veya geçişin engellenmesini ortadan kaldıran işlemler bu kapsama girebilir.
İdare, eski hale getirmenin kapsamını olayın özelliklerine göre belirler. Her olayda aynı işlem yapılmaz; müdahalenin sonucu esas alınır. İşlem, taşınmazın kullanım amacını tekrar mümkün kılmalıdır. Bu nedenle başvuruda, sadece tecavüzün varlığı değil, yarattığı fiili engel de açıkça anlatılmalıdır. Eski hale getirme, korumanın tamamlayıcı unsurudur.
Masraflar Kime Yüklenir?
Masraflar, kural olarak tecavüzü gerçekleştiren kişiye yüklenir. Uygulama giderleri, kaldırma ve nakliye işlemleri, kolluk desteği nedeniyle oluşan harcamalar veya eski hale getirme için yapılan masraflar kararın kapsamına göre mütecavizden tahsil edilebilir. Böylece zilyet, haksız müdahale nedeniyle ek bir yük altına sokulmaz.
Başvuru sırasında masraf kalemlerinin ayrıntılı yazılması önemlidir. İdare, somut gideri belirleyerek yükümlülüğü karar içinde gösterebilir. Giderlerin hesaplanmasında resmî işlemler esas alınır. Tarafların kendi aralarında yaptığı özel harcamalar her zaman kabul edilmeyebilir. Bu nedenle, işlem giderleri ile özel masraflar birbirinden ayrı değerlendirilmelidir.
Karara Karşı Hangi Başvuru Yolları Vardır?
İdari kararın ardından yargısal denetim yolu tamamen kapanmaz. Karara karşı, genel idari yargı ilkeleri çerçevesinde iptal ve tam yargı davaları gündeme gelebilir. Uygulamada taraflar, kararın hukuka aykırı olduğunu düşünüyorsa süresi içinde yetkili yargı mercilerine başvurabilir. Bunun yanında, idare içinde düzeltme talebi de ileri sürülebilir.
Başvuru yolunun niteliği, kararın türüne göre değerlendirilir. 3091 sayılı kanun kapsamında verilen işlem, ceza mahkemesi hükmü değildir; bu nedenle itiraz ve dava yolları idari işlem mantığıyla incelenir. Süreler önemlidir. Tebliğ tarihinden sonra gecikme yaşanmamalıdır. Bu noktada, hukuki gerekçelerin somut olarak ortaya konulması gerekir.
Karar Ne Zaman Kesinleşir?
Karar, ilgili başvuru yolları işletilmediğinde veya başvuru sonuçsuz kaldığında kesinleşir. Kesinleşme, idarenin verdiği işlemin uygulanabilir hâle gelmesini sağlar. Tebliğ, kesinleşme sürecinin başlangıç noktasıdır. Taraflara usulüne uygun bildirim yapılmadan kesinleşmeden söz edilemez. Bu nedenle tebligat bilgileri dikkatle takip edilmelidir.
Kesinleşme sonrası idare, kararın icrasına geçebilir. Tahliye, kaldırma ve teslim işlemleri bu aşamada uygulanır. Taraflardan biri kararı fiilen engellemeye çalışırsa kolluk desteğiyle işlem tamamlanabilir. Kesinleşme, uyuşmazlığın esası bakımından nihai hüküm anlamına gelmez; yalnızca idari işlemin uygulama gücünü ortaya koyar.
Taşınmaz Sınır Uyuşmazlıklarında 3091 Sayılı Kanun Nasıl Uygulanır?
Taşınmaz sınır uyuşmazlıklarında 3091 sayılı kanun, sınırın fiilen aşılması veya kullanımın engellenmesi hâlinde devreye girer. Duvar örülmesi, malzeme yığılması, tel çekilmesi ya da geçişin kapatılması gibi durumlarda idari koruma istenebilir. Uyuşmazlık yalnızca tapu çizgisi tartışması değil, fiili müdahale boyutunda ele alınır.
Bu tür dosyalarda kroki, kadastro kaydı ve yer gösterme bilgileri önem taşır. İdare, sınırı teknik olarak belirlemek yerine mevcut işgali saptamaya odaklanır. Eğer müdahale komşu parselden kaynaklanıyorsa, alanın hangi bölümünün kapatıldığı açıkça gösterilmelidir. Sınır ihtilafı ile tecavüz birbirine karıştırılmamalı, fiili durum ayrıntılı anlatılmalıdır.
Dijital Başvuru İmkanı Var mıdır?
2026'da başvurunun bazı aşamalarında dijital imkanlar kullanılabilmektedir, ancak başvurunun tümü her yerde tamamen elektronik yürütülmeyebilir. Dilekçe hazırlanması, belge sunulması ve randevu/ön kayıt işlemleri zaman zaman dijital kanallarla desteklenir. Buna rağmen yerinde inceleme, tebligat ve saha tespiti gibi aşamalar fiziki olarak devam eder.
Bu nedenle başvuru sahibinin, işlemin hangi kısmının çevrimiçi yapılabildiğini ilgili idareden doğrulaması gerekir. Dijital sistemler bölgeye ve kuruma göre değişebilir. Başvurunun özü, taşınmazdaki fiili müdahalenin hızlıca kayda alınmasıdır. Elektronik imkan varsa süreci kolaylaştırır; ancak fiili inceleme zorunluluğunu ortadan kaldırmaz.
0 Yorum
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz bırakın.
Yorum Bırakın
Sorunuz veya görüşünüz için aşağıdaki formu kullanabilirsiniz.