Yargıtay: Boşanma Davası - Terk - Güven Sarsıcı Davranış - Hastalık

Av. Fatih Tahancı 5 Mar 2019 7 dk okuma
Yargıtay: Boşanma Davası - Terk - Güven Sarsıcı Davranış - Hastalık
2. Hukuk Dairesi         2018/7379 E.  ,  2018/14452 K. (Yargıtay: Boşanma - Davası - Terk - Güven Sarsıcı Davranış - Hastalık)
  •  
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ :Karşılıklı Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı erkek tarafından kusur belirlemesi, yoksulluk nafakası ve kadın tarafından açılan tedbir nafakası davasının eldeki dava ile birleştirilmemesi yönünden; davalı-karşı davacı kadın tarafından ise; erkeğin davasının kabulü, kusur belirlemesi, reddedilen tazminat talepleri, yoksulluk nafakasının miktarı ile lehine tedbir nafakasına hükmedilmemesi yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davacı-karşı davalı erkeğin tüm, davalı-karşı davacı kadının ise aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2- Mahkemece boşanmaya sebebiyet veren olaylarda eşit kusurlu oldukları kabul edilerek her iki davanın da kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verilmiş ise de; yapılan yargılama ve toplanan delillerden, kadına yüklenen erkeği evden kovma vakıası yönünden tanık beyanları duyuma dayalı olmakla beraber asıl evi terk edenin davacı-karşı davalı erkek olduğu, bu nedenle ispatlanamayan bu vakıanın kadına kusur olarak yüklenemeyeceği, erkeğe yüklenen sadakat yükümlülüğünü ihlal vakıasının ise güven sarsıcı davranış boyutunda olup ayrıca erkeğin kadının hastalığı ile ilgilenmeyerek birlik görevlerini yapmamak üzere evi terk ettiği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda davacı-karşı davalı erkeğin, davalı -karşı davacı kadına nazaran daha ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Mahkemece yanılgılı değerlendirme sonucu tarafların eşit kusurlu olduklarının kabulü doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir. 3-Yukarıda 2. bentte açıklandığı üzere boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davacı -karşı davalı erkek ağır kusurludur. Gerçekleşen kusurlu davranışlar aynı zamanda kadının kişilik haklarına saldırı teşkil eder niteliktedir. Kadın boşanma sonucu eşin maddi desteğinden yoksun kalacaktır. Davalı-karşı davacı kadın yararına TMK m. 174/1-2 koşulları oluşmuştur. O halde davalı-karşı davacı kadın lehine tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kusurun ağırlığı ve hakkaniyet ilkesi (TMK m. 4. TBK m. 50 ve 51) dikkate alınarak uygun miktarda maddi ve manevi tazminat takdir edilmesi gerekirken yanılgılı kusur belirlemesine bağlı olarak kadının maddi ve manevi tazminat isteklerinin reddi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir. 4-Boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim, davanın devamı süresince, gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına (TMK m. 186/1), geçimine (TMK m. 185/3), malların yönetimine (TMK m. 223, 242, 244, 262, 263, 264, 267, 215) ve çocukların bakım ve korunmasına (TMK m. 185/2) ilişkin geçici önlemleri kendiliğinden (re'sen) almak zorundadır (TMK m, 169). Dosya kapsamından davalı -karşı davacı kadın tarafından kendisi lehine nafaka talebi ile açılan .... 1. Aile Mahkemesinin 2014/258 esas - 2017/281 karar sayılı dosyasının 11.04.2017 tarihinde karara çıktığı ve henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır. Hal böyleyken davalı-karşı davacı kadın tarafından açılan bağımsız nafaka davası henüz kesinleşmediğinden hali hazırda davalı-karşı davacı kadın tarafından alınmış bir nafaka da bulunmamaktadır. O halde; Türk Medeni Kanunu'nun 169, 185/3. ve 186/3. maddeleri uyarınca, tarafların ekonomik ve sosyal durumları da gözetilerek, dava tarihinden geçerli olmak üzere, bağımsız nafaka davasının kabulü sebebiyle tayin olunan nafaka ile tahsilde tekerrüre yol açmamak kaydıyla, davalı-karşı davacı kadın yararına uygun miktarda tedbir nafakasına hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2., 3. ve 4. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, aşağıda yazılı harcın ...'a yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna ve 143.50 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatıran ...'e geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 12.12.2018 (Çrş.)
 

Güven Sarsıcı Davranışın Anlamı

Güven sarsıcı davranış, eşin evlilik birliğine olan güveni zedeleyen sadakat dışı tutumları kapsar. Bu olayda erkeğin sadakat yükümlülüğünü ihlali, doğrudan güven sarsıcı davranış olarak değerlendirilmiştir. Böyle bir davranış, ortak hayatın sürdürülmesini güçleştirir ve boşanma sebebi sayılabilir. Kusur değerlendirmesinde bu vakıa, erkeğin aleyhine önemli bir unsur oluşturur.

Özet Bilgi

  • Zamanaşımı Süresi: Temyiz edilen hükme karşı karar düzeltme yolu, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde açıktır.
  • Tazminat Talepleri: Kadının maddi ve manevi tazminat talepleri, TMK m. 174/1-2 koşulları oluştuğunda kabul edilmelidir.
  • Nafaka Talebi: Bağımsız nafaka davası henüz kesinleşmediği için mevcut bir nafaka alınmamaktadır; uygun miktarda tedbir nafakasına hükmedilmesi gerekmektedir (TMK m. 169, 185/3, 186/3).
  • Kusur Belirlemesi: Boşanmaya sebep olan olaylarda erkeğin ağır kusurlu olduğu, bu nedenle kadının tazminat taleplerinin reddinin yanlış olduğu belirtilmiştir.

Sadakat Yükümlülüğünün İhlalinin Boşanmaya Etkisi

Sadakat yükümlülüğünün ihlali, evlilik birliğinin temel yüklerinden birinin yerine getirilmemesi anlamına gelir. Kararda erkeğin sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği kabul edilmiştir. Bu ihlal, tek başına ya da diğer kusurlu davranışlarla birlikte boşanma sonucunu destekler. Ayrıca karşı tarafın kişilik haklarını zedeleyebileceği için tazminat değerlendirmesinde de önem taşır.

Eşin Hastalığı ile İlgilenmemenin Boşanma Sebebi Olması

Eşin hastalığı ile ilgilenmemek, somut olayın şartlarına göre boşanma sebebi oluşturabilir. Bu kararda erkeğin kadının hastalığıyla ilgilenmediği ve birlik görevlerini yerine getirmeyerek evi terk ettiği kabul edilmiştir. Bu tutum, aile dayanışmasını zayıflatır ve kusur hanesine yazılır. Hastalık döneminde ilgisizlik, evlilik birliğinin sarsılmasına katkı sağlar.

Evi Terk Etmenin Kusur Sayılması

Evi terk etme, haklı bir neden bulunmadığında ve ortak yaşamı sona erdirecek biçimde gerçekleştiğinde kusur olarak değerlendirilir. Dosyada asıl evi terk edenin erkek olduğu belirlenmiştir. Terk olgusu, diğer eşin evlilik birliğini sürdürme iradesini zedeler. Bu nedenle terk eden eşin kusuru artar ve boşanma sonucuna doğrudan etki eder.

Boşanmada Kusurun Belirlenmesi

Boşanmada kusur, tarafların evlilik birliğini sarsan davranışlarının tek tek değerlendirilmesiyle belirlenir. Mahkeme, delilleri ve tanık anlatımlarını birlikte inceler. Bu kararda kadına atfedilen evden kovma vakası ispatlanamamış, erkeğin ise daha ağır kusurlu olduğu kabul edilmiştir. Kusur belirlemesi, boşanmanın yanı sıra tazminat ve nafaka sonuçlarını da etkiler.

Mahkemenin Eşit Kusur Kabulünün Bozulma Nedenleri

Mahkemenin eşit kusur kabulü, delillerin doğru değerlendirilmemesi nedeniyle bozulmuştur. Yargıtay’a göre kadına yüklenen evden kovma vakası duyuma dayanmıştır ve ispatlanmamıştır. Buna karşılık erkeğin sadakat ihlali ile hastalık döneminde ilgisiz kalıp evi terk etmesi sabit görülmüştür. Bu yüzden tarafların eşit değil, erkeğin daha ağır kusurlu olduğu sonucuna varılmıştır.

Boşanmada Maddi ve Manevi Tazminatın Verilme Şartları

Maddi ve manevi tazminat, boşanmaya sebep olan olaylarda diğer eşe göre daha ağır kusurlu taraf bulunduğunda gündeme gelir. Bu olayda erkeğin kusurlu davranışları kadının kişilik haklarına saldırı niteliği taşımıştır. Kadın, boşanma ile eşin maddi desteğinden yoksun kalacaktır. Bu nedenle TMK 174/1-2 koşullarının oluştuğu kabul edilmiştir.

Boşanmada tazminat miktarı nasıl değerlendirilir?

Tazminat miktarı belirlenirken tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kusurun ağırlığı ve hakkaniyet dikkate alınır. Kararda mahkemece kadının tazminat taleplerinin reddi doğru bulunmamıştır. Çünkü daha ağır kusur erkektedir ve kadın lehine tazminat koşulları oluşmuştur. Uygun miktar, somut olayın özelliklerine göre hâkim tarafından takdir edilir.

TMK 174 kapsamında hangi şartlar aranır?

TMK 174 kapsamında maddi ve manevi tazminat için boşanmaya sebep olan olaylarda davalının daha ağır kusurlu olması gerekir. Ayrıca kişilik haklarına saldırı veya boşanma yüzünden yoksun kalınan menfaat bulunmalıdır. Bu kararda erkeğin davranışları her iki sonucu da doğurmuştur. Böylece kadının tazminat istemi hukuki dayanak kazanmıştır.

Tedbir nafakası neden gerekli olur?

Tedbir nafakası, boşanma davası süresince tarafların geçimini güvence altına almak için verilir. Evlilik birliği devam ederken eşlerin barınma ve geçim ihtiyaçları korunmalıdır. Bu dosyada kadın lehine bağımsız nafaka davası kesinleşmediği için geçici nafaka ihtiyacı doğmuştur. Tedbir nafakası, yargılama bitene kadar ekonomik dengeyi korur.

TMK 169 tedbir nafakasını nasıl düzenler?

TMK 169, boşanma veya ayrılık davası açıldığında hakimin gerekli geçici önlemleri re’sen almasını öngörür. Bu önlemler arasında eşlerin barınması ve geçimi de yer alır. Kararda bağımsız nafaka davası kesinleşmediğinden kadın için TMK 169 kapsamında tedbir nafakası değerlendirilmiştir. Amaç, dava sonunda doğabilecek mağduriyeti önceden hafifletmektir.

Bağımsız nafaka davası varken tedbir nafakası verilir mi?

Bağımsız nafaka davası devam ederken veya henüz kesinleşmeden tedbir nafakası gündeme gelebilir. Çünkü geçici koruma, kesin hükmün sonuçlarını beklemez. Dosyada kadının açtığı ayrı nafaka davasının kesinleşmediği anlaşılmıştır. Bu nedenle dava tarihinden itibaren tedbir nafakası verilmesi gerektiği değerlendirilmiştir. Böylece tahsilde tekerrür de önlenir.

Boşanma davalarında tanık beyanı neden önemlidir?

Tanık beyanı, kusur vakıalarının ispatında önemli bir delildir; ancak duyuma dayalı anlatımlar tek başına yeterli olmayabilir. Bu kararda kadına yöneltilen evden kovma iddiası tanıklarca dolaylı biçimde aktarılmıştır. Yargıtay, bu nedenle vakıanın ispatlanmadığını kabul etmiştir. Buna karşılık diğer deliller erkeğin kusurunu ortaya koymuştur.

Bu karar uygulamada neyi gösterir?

Bu karar, boşanma davalarında kusurun somut delillerle belirlenmesi gerektiğini gösterir. Sadakat yükümlülüğünü ihlal eden, eşinin hastalığı ile ilgilenmeyen ve evi terk eden tarafın daha ağır kusurlu sayılması mümkündür. Ayrıca tazminat ve tedbir nafakası talepleri, kusur ile ekonomik ihtiyaç birlikte değerlendirilerek sonuçlandırılır. Yargılama pratiğinde delil-ispat dengesi belirleyicidir.

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki görüş niteliği taşımaz. Somut durumunuza ilişkin değerlendirme için hukuki danışmanlık almak üzere bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Hukuki Denetim

Fatih Tahancı · Denetlenme Tarihi: 23 Ağustos 2024

0 Yorum

Henüz yorum yok. İlk yorumu siz bırakın.

Yorum Bırakın

Sorunuz veya görüşünüz için aşağıdaki formu kullanabilirsiniz.

E-posta adresiniz yayınlanmaz.

Yorumunuz moderasyon sonrası yayınlanır. Bilgileriniz üçüncü taraflarla paylaşılmaz.

Bizi Arayın Whatsapp