Hukuki Makaleler

Zaman Çarteri 

Zaman Çarteri - tahanci

Deniz ticareti, yüksek risklerin ve devasa bütçelerin konuşulduğu, en ufak bir hatanın şirketleri iflasa sürükleyebileceği zorlu bir sektördür. Özellikle gemi kiralama süreçlerinde en sık karşılaştığımız hukuki yöntemlerden biri olan Zaman Çarteri sözleşmeleri, uygulamada maalesef tarafların hak ve sınırlarını birbirine en çok karıştırdığı konudur.

Özet Bilgi

  • Zamanaşımı Süresi: Zaman çarteri sözleşmesinden doğan alacak hakları, alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren yalnızca bir yıl içinde zamanaşımına uğrar.
  • Ceza Ücreti: Gemiyi zamanında iade edemezseniz, geciktiğiniz süre için tahsis ücretinin iki katını ceza olarak ödemek zorundasınız.
  • Teknik Yönetim Sorumluluğu: Geminin teknik yönetimi ve bakımı tahsis edene (donatana) aittir; bu nedenle bakım masrafları tahsis eden tarafından karşılanır.
  • Sözleşme Şartları: Zaman çarteri sözleşmesi yazılı olmasa da, ileride doğabilecek uyuşmazlıklarda ispat amacıyla yazılı bir belge düzenlenmesi önemlidir.
  • Birçok müvekkilimiz, devasa bir gemiyi belirli bir süre için kiraladığında o geminin her şeyinden sorumlu olduğunu zannederek gereksiz maliyetlerin altına girmekte veya hiçbir sorumluluğu yokmuş gibi davranarak ağır tazminatlarla yüzleşmektedir. Bu makalede, deniz ticaretine adım atan veya mevcut gemi kiralama süreçlerinde sorun yaşayan vatandaşlarımız ve şirket yöneticilerimiz için işin pratik yönlerini anlatacağız.

    Amacımız, sözleşme masasına oturmadan önce veya bir uyuşmazlık patlak verdiğinde hangi adımları atmanız gerektiğini tecrübelerimiz ışığında ve net bir şekilde size göstermektir. Gelin kanunun öngördüğü kuralları ve uygulamadaki tuzakları birlikte inceleyelim.

    Zaman Çarteri Sözleşmesinde Tahsis Edenin Hakları ve Borçları Nelerdir?

    Hukuki adıyla tahsis eden (geminin asıl sahibi olan donatan veya onu işleten taraf), sözleşmeyle donatılmış ve sefere hazır bir geminin ticari yönetimini belirli bir süre için ücret karşılığında karşı tarafa bırakır. Burada en kritik pratik ayrım şudur: Geminin ticari yönetimi karşı tarafa geçse de, gemiyi teknik yönden yönetme borcu tamamen tahsis edenin omuzlarındadır.

    Yani geminin motorunun bakımı, pervanesinin onarımı veya güvertedeki teknik bir arızanın giderilmesi sizin sorumluluğunuzdadır. Sözleşme süresi boyunca gemiyi denize ve yola elverişli (teknik ve donanım olarak güvenle sefer yapabilecek) bir halde bulundurmak kanuni yükümlülüğünüzdür. Müvekkillerimizin en sık yaptığı hata, gemiyi kiraladıktan sonra “tüm bakım onlara ait” düşüncesiyle teknik denetimleri boşlamalarıdır.

    Eğer sizin teknik ihmaliniz yüzünden gemi arızalanır ve ticari sefer gecikirse, karşı tarafın uğradığı tüm kazanç kaybını tazmin etmek zorunda kalırsınız. Tahsis edenin haklarına geldiğimizde ise kanun size çok güçlü tahsilat imkanları vermiştir. Karşı taraf, anlaştığınız tahsis ücretini ödemezse, onun gemideki taşınır eşyaları ve kıymetli evrakı üzerinde hapis hakkınız (borç ödenene kadar mallara el koyma yetkisi) bulunur.

    Ayrıca, tahsis olunanın üçüncü kişilerden alacağı navlun (taşıma ücreti) bedelleri üzerinde de alacak rehni kurabilirsiniz. Uygulamada, 2026 yılının ekonomik dinamikleri düşünüldüğünde, alacaklarınızı güvence altına almak için bu hapis ve rehin haklarını hızlıca kullanmak, uzun süren icra takiplerinden çok daha etkili bir stratejidir. Ancak bu hakkı sadece alacağınız miktarıyla orantılı kullanmalısınız.

    Zaman Çarteri Sözleşmesinde Tahsis Olunanın Hakları ve Borçları Nelerdir?

    Tahsis olunan taraf (geminin ticari işletmesini devralan şirket), sözleşme süresince geminin ticari yönetimini elinde tutar. En temel borcunuz, anlaşılan tahsis ücretini kararlaştırılan zamanda ve eksiksiz olarak ödemektir. Geminin ticari işletilmesinden doğan liman vergileri, yükleme boşaltma giderleri ve yakıt gibi masraflar tamamen sizin cebinizden çıkar.

    Hangi masrafın kime ait olduğunu belirlerken pratik kuralımız şudur: Sizin verdiğiniz ticari bir talimatın yerine getirilmesi için mi bu gider yapıldı? Cevap evet ise, faturayı siz ödersiniz. Ancak ticari yönetim hakkı size sınırsız bir özgürlük vermez; sözleşme hükümlerine ve denizcilik kurallarına özenle uymak zorundasınız.

    Yükün güvenli bir şekilde gemiye alınması, uygun rotaların seçilmesi ve varış limanının güvenli olması sizin özen yükümlülüğünüz (işin gerektirdiği dikkati gösterme borcunuz) kapsamındadır. Gemiyi tehlikeye atacak güvensiz bir bölgeye gönderme talimatı verirseniz, doğacak tüm zarardan sorumlu tutulursunuz. Türk Ticaret Kanunu madde 1137 uyarınca, sözleşme bittiği gün gemiyi anlaşılan yerde iade etmek zorundasınız.

    Mahkemelerde ticari şirketlerin canını en çok yakan kural budur. Eğer gemiyi iade etmekte gecikirseniz, geciktiğiniz her gün için normal tahsis ücretinin tam iki katını ceza olarak ödersiniz. Örneğin 2026 yılı Mayıs ayında bitecek bir sözleşmede son seferi yanlış planlayıp gemiyi on gün geç teslim ederseniz, karşı taraf hiçbir zarar ispatlamadan sizden yirmi günlük ücret tahsil edecektir.

    Sorumluluk AlanıTahsis Eden (Donatan/İşleten)Tahsis Olunan (Çarterer)
    Teknik Yönetim, Personel ve Gemi BakımıSorumluSorumlu Değil
    Ticari Rota, Yük Bulma ve Navlun SözleşmeleriSorumlu DeğilSorumlu
    Ticari Masraflar (Liman Vergisi, Yakıt vb.)Sorumlu DeğilSorumlu

    Zaman Çarteri Sözleşmesinde Zamanaşımı

    Deniz hukuku uyuşmazlıklarında hak kaybına en çok sebep olan konu zamanaşımı sürelerinin şaşırtıcı derecede kısa olmasıdır. Türk Ticaret Kanunu madde 1246’ya göre, zaman çarteri sözleşmesinden doğan bütün alacak hakları, alacağın muaccel olduğu (ödenebilir hale geldiği, vadesinin dolduğu) tarihten itibaren yalnızca bir yıl içinde zamanaşımına uğrar.

    Genel borçlar hukukundaki uzun sürelere alışkın olan iş insanlarımız, deniz ticaretindeki bu bir yıllık süreyi genellikle gözden kaçırmaktadır. Uygulamada sıklıkla karşılaştığımız bir senaryo şudur: Müvekkil, gemisini tahsis etmiş ancak son ücretlerini alamamıştır. Karşı taraf “Piyasa durgun, haftaya ödeyeceğiz” diyerek süreci sürekli uzatır.

    İyi niyetli bir şekilde ticari ilişkisini bozmamak için dava açmayı bekleyen müvekkil, bir yılın geçtiğini fark etmeden hukuki destek aradığında maalesef yapılabilecek pek bir şey kalmaz. Zamanaşımı süresi dolduktan sonra açacağınız bir alacak davası, karşı tarafın vereceği tek bir itiraz dilekçesiyle mahkeme tarafından doğrudan reddedilecektir.

    Bu bir yıllık süreyi kesmenin ve hakkınızı korumanın yolları vardır. İcra takibi başlatmak veya dava açmak bu süreyi keser. Sözleşmenin kuruluşunun bir şekil şartına bağlı olmadığını, sözlü bile kurulabileceğini unutmayın. Ancak ileride dava açtığınızda elinizde ispatlayıcı bir belge olması adına, masrafını vererek şartları içeren yazılı bir “zaman çarter partisi” belgesi düzenlenmesini mutlaka talep ediniz.

    Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

    Zaman çarteri sözleşmesiyle geminin mülkiyeti veya zilyetliği bana geçer mi?

    Hayır. Sözleşme kapsamında geminin zilyetliği (fiziksel kontrolü ve mülkiyeti) tahsis olunana devredilmez, siz sadece geminin ticari işletme hakkını devralırsınız.

    Sözleşmeyi mutlaka noter huzurunda mı yapmalıyız?

    Kanunen sözleşmenin kurulması herhangi bir şekil şartına (noter onayına veya yazılı olmasına) bağlı değildir. Ancak ileride doğacak uyuşmazlıklarda ispat sorunu yaşamamak için yazılı bir “zaman çarter partisi” düzenlenmesi hayati önem taşır.

    Geminin motoru sefere çıkmadan önce arızalanırsa tamir masrafını kim öder?

    Gemiyi teknik olarak sefere elverişli tutma yükümlülüğü tahsis edene (donatana) ait olduğundan, bu tür teknik arızaların bakım ve onarım masrafları tamamen tahsis eden tarafından karşılanır.

    Gemiyi zamanında iade edemezsem en fazla ne kadar ceza öderim?

    Geciktiğiniz zaman dilimi için, sözleşmenin bittiği tarihte geçerli olan tahsis ücretinin iki katını ödemek zorundasınız. Karşı taraf, bu gecikmeden dolayı iki kattan daha fazla bir zarara uğradığını ispatlarsa bu zararı da talep edebilir.

    Hukuki Denetim
    Fatih Tahancı Denetlenme Tarihi:

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir