2 Yaşındaki Kız Çocuğun Boşanan Anne-Baba İle Kişisel İlişkisi
Boşanma sürecinde en hassas başlıklardan biri, 2 Yaşındaki Kız Çocuğun Boşanan Anne-Baba İle Kişisel İlişkisi konusudur. Bu yaş grubunda çocuk, hem fiziki bakım hem de duygusal güven açısından “birincil bakım veren” ebeveyne daha yoğun şekilde bağlıdır. Bu nedenle mahkeme, kişisel ilişki düzenlerken ebeveynlerin taleplerini değil, çocuğun günlük düzenini, uyku-beslenme ritmini, bağlanma ilişkisini ve gelişimsel ihtiyaçlarını merkez alır. Kişisel ilişki; çocuğun diğer ebeveyniyle bağ kurmasını sağlayan, ancak çocuğun huzurunu ve istikrarını zedelemeyecek şekilde planlanması gereken bir düzenlemedir. Aşağıdaki bölümlerde velayetin anlamını, kişisel ilişkinin nasıl kurulduğunu, kimlerin talepte bulunabileceğini ve yüksek mahkeme yaklaşımının pratikte neye işaret ettiğini, uygulamada sık yapılan hatalara da değinerek ele alıyorum.
Velayet Ne Demek?
Velayet, çocuğun korunması ve yetiştirilmesi için anne ve babaya tanınan haklar ile yüklenen ödevlerin bütünüdür (velayet; çocuğun bakımı, eğitimi, gözetimi ve temsilini kapsayan hukukî yetki ve sorumluluk paketidir). Velayet sahibi ebeveyn, çocuğun günlük yaşamına ilişkin kararları alır; sağlık, eğitim, sosyal çevre gibi konularda çocuğun menfaatine uygun hareket etmekle yükümlüdür. Ancak velayet, diğer ebeveynin çocukla bağını koparan bir üstünlük aracı değildir. Velayet hakkının sınırını, her durumda çocuğun üstün yararı (çocuğun bedensel, ruhsal, sosyal gelişimini en iyi koruyan seçenek) belirler.
İki yaşındaki çocuk bakımından velayet tartışmaları, çoğu zaman “kimin yanında kalacağı” sorusuna indirgenir; oysa doğru yaklaşım, çocuğun düzeninin nasıl korunacağı ve diğer ebeveynle ilişkinin nasıl sürdürüleceğidir. Bu yaşta çocuk, alıştığı bakım rutininden uzun süre ayrıldığında uyku, iştah ve duygu düzenlemesi zorlanabilir. Mahkeme, velayet düzenlemesinin yanında kişisel ilişkiyi de bu gerçeklik üzerinden kurar. Aşağıdaki tabloda velayetin temel bileşenleri özetlenmiştir.
| Velayet Kapsamı | Pratik Karşılığı |
|---|---|
| Bakım ve gözetim | Beslenme, uyku, hijyen, güvenli ortamın sağlanması |
| Eğitim ve gelişim | Kreş/okul seçimi, gelişim takibi, sosyal etkinlikler |
| Temsil | Sağlık işlemleri, idari başvurular, resmi işlemlerde çocuğu temsil |
| Malların yönetimi | Çocuğa ait malvarlığının korunması ve menfaate uygun yönetimi |
Çocukla kişisel ilişki kurulması
Boşanma sonrasında velayet kendisine bırakılmayan ebeveyn ile çocuk arasındaki kişisel ilişki, hakim tarafından düzenlenir. Kişisel ilişki; çocuğun diğer ebeveyniyle düzenli görüşmesini, bağını sürdürmesini ve ebeveynlik ilişkisinin devamını sağlayan hukukî mekanizmadır. Ancak iki yaşındaki bir çocuk için kişisel ilişki planı yapılırken “eşit süre” mantığı yerine, çocuğun gelişim dönemine uygun, sık ama kısa süreli ve güvenli temas mantığı öne çıkar. Özellikle uzun aralarla ve ani şekilde yapılan görüşmeler, çocukta kaygı ve uyum sorunları doğurabileceğinden, mahkemeler çoğu zaman kademeli ve çocuğu zorlamayan bir düzenlemeyi tercih eder.
Kanun, ebeveynlerin birbirlerinin çocukla ilişkisini zedelememesini, çocuğun eğitim ve yetiştirilmesini engellememesini zorunlu kılar. Kişisel ilişki sırasında çocuğun huzuru tehlikeye giriyor, ilişki hakkı amacına aykırı kullanılıyor, çocukla ciddi şekilde ilgilenilmiyor ya da benzeri ağır sebepler bulunuyorsa; kişisel ilişki reddedilebilir, sınırlandırılabilir veya kaldırılabilir. Buradaki ölçüt, yetişkinlerin çatışması değil, çocuğun somut güvenliği ve psikolojik esenliğidir. Uygulamada en sık hata, kişisel ilişkiyi “tarafların pazarlığı” gibi görmek ve çocuğun rutinini ikinci plana atmaktır. Aşağıdaki liste, mahkemenin kişisel ilişkiyi belirlerken pratikte dikkate aldığı tipik parametreleri gösterir.
- Yaş ve gelişim dönemi (iki yaş; bağlanma ve rutin ihtiyacı yüksek dönem)
- Birincil bakım verenle bağ (çocuğun güvenli üs olarak gördüğü kişi)
- Görüşmenin sıklığı ve süresi (düzenli, öngörülebilir ve çocuğu yormayan plan)
- Uzaklık ve lojistik (şehirler arası mesafe, yolculuğun çocuk üzerindeki etkisi)
- Ebeveynin bakım yeterliliği (çocuğun temel ihtiyaçlarını karşılama becerisi)
- Çocuğun huzuru (görüşme sonrası uyum sorunları, kaygı belirtileri)
Çocukla kişisel ilişki kurulmasını kimler isteyebilir?
Kişisel ilişki talebi kural olarak anne ve baba tarafından ileri sürülür. Bununla birlikte bazı olağanüstü hallerde, çocuğun menfaatine uygun düştüğü ölçüde üçüncü kişilere de bu imkân tanınabilir. Burada üçüncü kişi kavramı, özellikle çocuğun yakın çevresinde yer alan hısımları (örneğin büyükanne, büyükbaba gibi) kapsar. Üçüncü kişilerin talebinde belirleyici unsur, yetişkinin özlemi ya da aile içi gerilim değil, çocuğun mevcut hayat düzeninde bu ilişkinin koruyucu ve destekleyici olup olmadığıdır. Çocuğun üstün yararına katkı sunmayan, çatışmayı büyüten veya çocuğu taraflaştıran taleplerin kabul görmesi beklenmez.
Üçüncü kişiler açısından da temel sınırlamalar aynıdır: ilişki çocuğun huzurunu bozmayacak, velayet düzenini fiilen sabote etmeyecek, çocuğu baskı altına almayacak şekilde kurulmalıdır. Mahkeme; çocuğun yaşı, üçüncü kişiyle duygusal bağın niteliği, görüşmenin çocuğun rutinine etkisi ve ebeveynler arasındaki çatışmanın çocuğa yansıyıp yansımadığı gibi hususları birlikte değerlendirir. İki yaş döneminde, üçüncü kişilerle ilişki kurulsa dahi, bu ilişkinin süresi ve şekli çoğunlukla daha kontrollü olur; çocuğun birincil bakım düzenini sarsmayacak çözümler aranır.
Uygulamada sık yapılan hatalardan biri, üçüncü kişilerle kişisel ilişki talebini “ebeveynle hesaplaşma” aracına çevirmektir. Bu yaklaşım, dosyada çocuğa ilişkin gerçek ihtiyacı görünmez kılar. Sağlıklı strateji, çocuğun hangi bağlardan güç aldığına odaklanmak ve bunu somut verilerle (tanık anlatımı, sosyal inceleme, uzman değerlendirmesi) ortaya koymaktır.
Çocukla Kişisel İlişkiye İlişkin Yargıtay İçtihatları
Yüksek mahkeme yaklaşımında kişisel ilişki, hem çocuk hem ebeveyn için temel bir bağ alanıdır; bu bağ ancak çocuğun üstün yararı gerektiriyorsa sınırlandırılabilir veya kaldırılabilir. Bu nedenle “kişisel ilişkiyi daraltma” talebinin kabulü için, soyut endişelerden ziyade, çocuğun huzurunun ciddi biçimde tehlikeye girdiğini veya hakkın amacına aykırı kullanıldığını gösteren somut olgular aranır. İki yaşındaki çocuk özelinde sık karşılaşılan tartışma, uzun süreli ayrılıkların çocuk üzerindeki etkisidir. Mahkemeler, bu etkiyi değerlendirirken uzman raporlarına (uzman raporu; çocuğun gelişimi ve aile dinamikleri hakkında profesyonel inceleme) önem verir; ancak nihai ölçüt yine somut olayın bütünüdür.
İçtihat çizgisinin pratik sonucu şudur: Kişisel ilişki planı hazırlanırken bir yandan çocuğun yaşı ve bağlanma ihtiyacı gözetilir, diğer yandan diğer ebeveynle düzenli ilişki hakkı korunur. Sadece “küçük yaş” gerekçesiyle otomatik biçimde kişisel ilişkiyi kaldırmak yerine, çocuğu koruyan ama ilişkiyi yaşatan bir denge aranır. Bu denge, kimi dosyalarda yatılı görüşmenin kademeli hale getirilmesi, kimi dosyalarda görüşme süresinin yeniden yapılandırılması, kimi dosyalarda ise teslim-alış saatlerinin çocuğun rutinine uygun biçimde ayarlanması şeklinde kurulabilir.
Uygulamada en kritik hata, talepleri delilsiz bırakmaktır. Kişisel ilişkiyi sınırlamak isteyen taraf, çocuğun olumsuz etkilendiğini iddia ediyorsa bunu somutlaştırmalıdır; diğer taraf ise kişisel ilişkiyi sağlıklı biçimde sürdürebildiğini ve çocuğun bakımına uygun ortam sunduğunu gösterebilmelidir. Aksi halde mahkeme, varsayımlarla değil, dosyaya yansıyan olgularla karar verir.
Sıkça Sorulan Sorular
İki yaşındaki çocuk için kişisel ilişki neden daha “kademeli” kurulur?
Bu yaş grubunda çocuk, güven duygusunu günlük rutin üzerinden kurar. Uzun süreli ayrılıklar, alışık olmadığı ortam değişiklikleri ve düzensiz görüşmeler kaygıyı artırabilir. Kademeli plan; çocuğun diğer ebeveyniyle bağını güçlendirirken, birincil bakım düzenini sarsmamayı hedefler. Mahkeme, çocuğun gelişimsel ihtiyacını merkeze aldığı için sıklık-süre dengesini buna göre kurar.
Kişisel ilişki tamamen kaldırılabilir mi?
Kişisel ilişki, istisnai durumlarda kaldırılabilir veya çok sıkı biçimde sınırlandırılabilir. Bunun için çocuğun huzurunun ciddi tehlikeye girmesi, hakkın amacına aykırı kullanılması, çocukla ciddi ilgisizlik veya benzeri ağır sebeplerin somut biçimde ortaya konulması gerekir. Genel kural, çocuğun her iki ebeveyniyle de düzenli ilişki kurma hakkının korunmasıdır.
Velayet annede ise baba ile görüşme otomatik olarak yatılı mı olur?
Hayır. Yatılı kişisel ilişki, özellikle küçük yaş döneminde otomatik bir sonuç değildir. Çocuğun yaşı, bakım rutini, diğer ebeveynle bağın niteliği, yolculuk yükü ve uzman değerlendirmeleri birlikte ele alınır. Uygun görülen dosyalarda yatılı görüşme kademeli biçimde planlanabilir; uygun görülmeyen dosyalarda ise yatısız ve daha kısa süreli bir düzenleme tercih edilebilir.
Büyükanne ve büyükbaba kişisel ilişki talep edebilir mi?
Olağanüstü koşullar mevcutsa ve çocuğun menfaatine uygunsa, üçüncü kişiler de kişisel ilişki talep edebilir. Mahkeme, çocuğun bu kişilerle bağının çocuğu destekleyip desteklemediğini, görüşmenin çocuğun rutinine etkisini ve aile içi çatışmanın çocuğa yansıyıp yansımadığını değerlendirir. Ölçüt, yetişkinlerin talebi değil, çocuğun üstün yararıdır.
Avukat Fatih Tahancı, 2015 yılında Hukuk Fakültesini tam burslu, onur öğrencisi olarak Ankara’da tamamlamıştır. Avukatlık stajını Ankara Barosu nezdinde; ceza hukuku, sigorta hukuku, tazminat hukuku, iş hukuku, icra hukuku ve idare hukuku konularına odaklanmış çeşitli avukatlık bürolarında staj yaparak tamamlamıştır. Avukat Fatih Tahancı Çankaya/Ankara’da bulunan Tahancı Hukuk Bürosu’nda avukatlık faaliyeti göstermektedir.