Aile Hukuku

Anne ile Babadan Gelen Bağışların Boşanma Davasında Paylaşımı

Anne ile Babadan Gelen Bağışların Boşanma Davasında Paylaşımı - tahanci

Anne ile Babadan Gelen Bağışların Boşanma Davasında Paylaşımı konusu, mal rejiminin tasfiyesi sırasında en çok uyuşmazlık çıkan başlıklardan biridir. Uygulamada anne veya babanın çocuğuna taşınmaz, araç ya da para devri yapması sık görülür; ancak boşanma aşamasında bu devrin “bağış” mı yoksa “satın alma” mı olduğu tartışması doğar. Bu ayrım, malın kişisel mal (paylaşıma girmeyen mal) mı yoksa edinilmiş mal (tasfiyede paylaşılan mal) mı sayılacağını belirler. Özellikle tapuda satış gibi gösterilen işlemlerde, mahkemeler yalnızca kayda bakarak sonuç kurmaz; hayatın olağan akışı, tarafların ekonomik durumu ve ödeme belgeleri gibi delillerle değerlendirme yapar. Bu makalede, anne-babadan gelen devirlerin boşanmada paylaşımına ilişkin temel kurallar, Yargıtay’ın benimsediği fiili karineler (aksi ispat edilene kadar geçerli kabul) ve uygulamada sık yapılan hatalar; her başlıkta ayrı ayrı ele alınmaktadır.

Özet Bilgi

  • Bağışın Niteliği: Anne veya babadan gelen devrin, genellikle bağış olarak değerlendirilmesi ve kişisel mal sayılmasıdır.
  • İspat Yükümlülüğü: Eşin, malın gerçek satış olduğunu ve bedelin ödendiğini ispat etmesi gereklidir; aksi takdirde mal bağış kabul edilir.
  • Miras ve Bakım Sözleşmeleri: Miras yoluyla gelen mallar paylaşım dışıdır; ölünceye kadar bakma sözleşmeleri ise bağış niteliği taşıyabilir.
  • Gelirlerin Yönetimi: Miras kalan malların gelirleri evlilik içinde ortak yaşam giderlerine karışmışsa, bu durum ayrı bir değerlendirme gerektirir.
  • Tapuda Satış Olarak Gösterilen Bağışların (Hibelerin) Boşanmada Paylaşımı Nasıl Olur?

    Anne veya babanın çocuğuna yaptığı devir, tapu sicilinde çoğu zaman “satış” olarak görünür. Bu kayıt tek başına işlemin gerçek niteliğini belirlemez. Uygulamada, harç ve masraf avantajı nedeniyle bağışın satış gibi gösterilmesi yaygındır. Mahkemeler bu gerçeği dikkate alarak, anne-babadan çocuğa yapılan devirlerde çoğunlukla karşılıksız kazandırma (bedel alınmadan yapılan geçiş) ihtimalini esas alır. Bu yaklaşım, “hayatın olağan akışı”na dayanan bir fiili karine şeklinde çalışır: Yani anne-babanın çocuğa mal devretmesinin bağış olmasının daha kuvvetli ihtimal olduğu kabul edilir.

    Bu durumda, tapuda satış görünse bile, malın kural olarak kişisel mal sayılması gündeme gelir. Kişisel mallar, mal rejiminin tasfiyesinde diğer eşle paylaşılmaz. Ancak bu karine mutlak değildir. Devrin gerçekte satış olduğunu ve bedelin gerçekten ödendiğini ileri süren eş, iddiasını ispat etmek zorundadır. Sadece “tapu satışı var” demek yeterli olmaz; bedelin kim tarafından, hangi kaynaktan ve hangi tarihlerde ödendiğini ortaya koyan somut deliller aranır.

    Aşağıdaki deliller, uygulamada satış iddiasını güçlendiren örneklerdir:

    • Banka dekontları (ödemenin anne/babaya yapıldığını gösteren kayıtlar)
    • Kredi kullanım belgeleri (bedelin krediyle karşılandığını gösteren evrak)
    • Satış bedelinin elden ödendiği iddiasını destekleyen yazılı belgeler (makbuz, sözleşme gibi)
    • Tarafların gelir düzeyi ve ödeme gücünü ortaya koyan veriler (maaş bordrosu, vergi kayıtları gibi)

    Delillerin yokluğu veya zayıflığı halinde, tapu kaydının satış olması çoğu dosyada sonucu değiştirmez; devir bağış kabul edilerek kişisel mal niteliği ağır basar. Bu nedenle, “satış gibi görünen bağış” ihtimalini baştan yönetmek, dava stratejisinde belirleyici bir adımdır.

    Anne ve Babadan Bedel Ödenerek Satın Alınan Malların Boşanmada Paylaşımı Nasıl Olur?

    Anne ve babadan “gerçekten bedel ödenerek” satın alınan mallarda, hukuki değerlendirme üçüncü kişiden yapılan alıma benzer şekilde ilerler. Buradaki kritik mesele, ödemenin gerçekliğinin ispatlanmasıdır. Eğer evlilik içinde alınmış bir mal için bedel gerçekten ödenmişse ve bu ödeme düzenli, izlenebilir ve inandırıcı delillerle ortaya konabiliyorsa, söz konusu malın edinilmiş mal sayılması ve tasfiyeye dahil edilmesi mümkündür. Edinilmiş mal, evlilik sürecinde emek ve gelirle edinilen değerleri ifade eder; tasfiyede diğer eşin katılma alacağı (edinilmiş mal artışına ortak olma hakkı) gündeme gelebilir.

    Uygulamada en sık sorun, ödemenin “aile içi” ilişkiler nedeniyle yazılı kayıt bırakmadan yapılmasıdır. Elden ödeme iddiası ileri sürüldüğünde, iddia eden tarafın bunu güçlü biçimde desteklemesi gerekir. Aksi halde, mahkemeler anne-baba devrini bağış sayma eğilimindedir. Bu nedenle, gerçek satışın ispatında yalnızca ödeme değil, ödemenin kaynağı da önem taşır. Örneğin, eşlerin düzenli birikimi, kredi kullanımı veya satış bedelini karşılayacak bir gelir akışı bulunması; hayatın olağan akışına uygun bir tablo oluşturur.

    Aşağıdaki tablo, anne-babadan gelen devrin tasfiyedeki konumunu pratik şekilde özetler:

    Devrin NiteliğiTemel KabulTasfiyeye EtkisiKritik Deliller
    Bağış / karşılıksız kazandırmaKişisel malPaylaşıma girmezBağış iradesi, aile içi olağanlık
    Tapuda satış görünümlü devirFiili karineyle bağış kabulüİspat yoksa paylaşıma girmezBanka dekontu, kredi, yazılı sözleşme
    Gerçek satış (bedel ödenmiş)Edinilmiş mal ihtimaliPaylaşıma girebilirÖdeme kayıtları, kaynak ispatı

    Özetle, anne-babadan satın alma iddiası ancak “bedelin ödendiğini” ve “ödemenin gerçekçi olduğunu” gösteren delillerle sürdürülebilir. Delil zayıfsa, dosya bağış karinesine takılır ve talep reddedilebilir.

    Ölünceye Kadar Bakma Akti veya Miras Şeklinde Gelen Malların Boşanmada Paylaşımı Nasıl Olur?

    Anne veya babadan gelen mallar her zaman klasik bağış şeklinde devredilmez. Bazı dosyalarda ölünceye kadar bakma sözleşmesi (bir kişinin yaşamı boyunca bakılıp gözetilmesi karşılığında mal devri) veya doğrudan miras yoluyla intikal gündeme gelir. Bu iki kategori, mal rejiminde çoğunlukla kişisel mal ağırlığıyla değerlendirilir. Miras yoluyla edinimler, karşılıksız kazanma niteliği taşıdığı için tasfiyeye dahil edilmez. Diğer eş, miras kalan mal üzerinde “paylaşım” talep edemez.

    Ölünceye kadar bakma sözleşmesinde ise sözleşme teorik olarak “edimli” (karşılıklı borç doğuran) bir yapıdadır. Ancak aile içi ilişkilerde bu sözleşmelerin gerçek amacının çoğu zaman karşılıksız kazandırmayı güvenceye almak olduğu iddia edilir. Bu nedenle mahkemeler, olayın özelliklerine göre sözleşmenin gerçekte bağış gibi çalışıp çalışmadığını inceler. Bakım hizmetinin fiilen yerine getirilip getirilmediği, bakım yükümlülüğünün kapsamı, tarafların yaşı ve sağlık durumu gibi olgular değerlendirmede önem kazanır.

    Uygulamada bir diğer kritik nokta, miras veya benzeri yolla gelen malın “gelirleri”dir. Örneğin miras kalan bir taşınmazın kira gelirleri evlilik içinde ortak yaşam giderlerine karışmış olabilir. Bu gibi durumlarda, malın kendisi kişisel kalsa da, gelirlerin nitelendirilmesi ve hesaplanması ayrı bir tartışma doğurabilir. Bu nedenle dosya stratejisinde yalnızca malın kaynağı değil, malın evlilik süresince nasıl kullanıldığı ve gelirlerinin nasıl yönetildiği de dikkatle ele alınmalıdır.

    Sonuç itibarıyla miras ve aile içi bakım sözleşmeleri, çoğu dosyada paylaşıma kapalı alanı oluşturur. Ancak her olay kendi delil setiyle değerlendirilir; bu yüzden soyut kabul yerine somut ispat planı kurulmalıdır.

    Boşanmada Hangi Mallar Paylaşılmaz?

    Mal rejiminin tasfiyesinde paylaşım, her malvarlığı unsuru için otomatik olarak gerçekleşmez. Öncelikle malın kişisel mal mı yoksa edinilmiş mal mı olduğunun tespiti gerekir. Kişisel mal; eşlerden birinin yalnızca kendisine ait sayılan, tasfiyede diğer eşin pay talep edemeyeceği malvarlığı değerlerini ifade eder. Edinilmiş mal ise evlilik içinde emek, gelir ve çalışma karşılığında edinilen değerlerdir. Bu ayrım, boşanma aşamasında talebin kabul edilip edilmeyeceğini doğrudan belirler.

    Genel çerçevede paylaşıma girmeyen başlıca alanlar şunlardır:

    • Eşlerden birinin evlilik öncesi sahip olduğu malvarlığı (evlilikten önce edinilmiş değerler)
    • Anne veya babadan gelen bağışlar (karşılıksız kazandırma niteliği taşıdığı ölçüde)
    • Miras yoluyla intikal eden mallar (karşılıksız kazanma sayıldığı için)
    • Kişisel kullanım eşyaları (olayın özelliklerine göre değerlendirilir)

    Bu listede anne-babadan gelen devrin “tapuda satış” gösterilmesi, tek başına paylaşım sonucunu doğurmaz. Aksine, anne-baba devrinde fiili karine çoğunlukla bağış yönünde çalışır. Paylaşım iddiasının başarılı olması için, bedelin ödendiğini gösteren somut deliller gerekir. Bu noktada sık yapılan hata, dava dilekçesinde güçlü bir delil planı kurmadan “edinilmiş mal” iddiasında bulunmaktır. Sonuçta, ispat yükü karşılanamadığında hem zaman hem de yargılama giderleri açısından risk artar.

    Bu nedenle, paylaşım dışı alanı doğru okumak, tasfiyenin omurgasını oluşturur. Hangi malın hangi kategoriye girdiği netleşmeden yapılan talepler, dosyanın güvenilirliğini zayıflatır ve hak kaybı ihtimalini artırır.

    Anne Babadan Satın Alınan Malın Boşanmada Mal Paylaşımında Yeri Nedir?

    Anne-babadan “satın alındığı” ileri sürülen mallar, pratikte en çok uyuşmazlık üreten başlıklardandır. Çünkü aile içi ilişkilerde devrin gerçek mahiyeti çoğu zaman yazılı delillerle desteklenmeden kurulmuştur. Bu nedenle mahkemeler, anne-babadan çocuğa yapılan devri çoğu dosyada bağış olarak görmeye daha yatkındır. Buradaki temel mantık, anne-babanın çocuğuna mal kazandırmasının, piyasa koşullarında bir “ticari satış” gibi gerçekleşmesinin olağan olmadığı varsayımıdır. İşte bu varsayım, fiili karinenin dayanağıdır.

    Bununla birlikte, anne-babadan gerçek satış mümkündür ve hukuk düzeni bunu peşinen reddetmez. Ancak bu ihtimalin kabulü için, satış bedelinin ödendiğine ilişkin delillerin güçlü olması gerekir. Ödeme kayıtları yalnızca “para çıktı” dememeli; paranın kime gittiğini, hangi işlem için verildiğini, ödemenin tutarını ve zamanlamasını gösterebilmelidir. Ayrıca eşlerin mali gücünün böyle bir alımı destekleyip desteklemediği de değerlendirilir.

    Uygulamada, gerçek satışın ispatında en etkili yaklaşım; delillerin birbirini tamamlamasıdır. Tek bir dekont, tek bir tanık anlatımı veya yalnızca tapu kaydı çoğu kez yeterli olmaz. Bunun yerine; banka hareketleri, kredi belgeleri, tarafların gelir-gider dengesi, varsa yazılı satış sözleşmesi ve ödeme planı gibi unsurlar birlikte sunulduğunda iddia güç kazanır.

    Sonuç olarak, anne-babadan satın alma iddiası “mümkün” olmakla birlikte, ispat standardı yüksektir. Bu standardı karşılayan dosyalarda mal edinilmiş mal kabul edilip tasfiyeye dahil edilebilir; aksi halde bağış karinesi baskın gelir ve mal kişisel mal sayılır.

    Anne Babadan Kalan Mirasa Eş Ortak Olur Mu?

    Anne veya babadan kalan miras, boşanma hukukunda çoğu zaman yanlış anlaşılan bir konudur. Miras, eşlerden birine karşılıksız kazanma yoluyla intikal eder ve bu nedenle kural olarak kişisel mal niteliğindedir. Bu tespit, mirasın “evlilik içinde kalmış olması” veya “evlilik giderlerinde kullanılmış olması” gibi olgulardan bağımsız olarak, mirasın kaynağına dayanır. Dolayısıyla diğer eş, sırf evlilik devam ederken miras intikal etti diye bu mal üzerinde paylaşım talep edemez.

    Uygulamada mirasla ilgili tartışmalar, miras kalan malın satılarak başka bir mala dönüştürülmesi ya da miras gelirlerinin ortak hesaplarda kullanılması gibi senaryolarda büyür. Miras kalan malın yerine ikame edilen değer (miras malı satılıp başka mal alınması) bakımından da kaynak korunabiliyorsa, kişisel mal niteliği gündemde kalabilir. Ancak bunun ispatı, somut olayın özelliklerine göre ayrıca değerlendirilir. Bu nedenle mirasın tasfiyeye girip girmeyeceği tartışmasında “mirasın varlığı” kadar “mirasın izlenebilirliği” de önem taşır.

    Miras konusunda bir diğer sık hata, “eşler arasında paylaşım” ile “miras hukuku”nun birbirine karıştırılmasıdır. Mal rejimi tasfiyesi, boşanmanın mali sonuçlarından biridir; miras ise ölüme bağlı bir intikaldir. Bu iki alanın kuralları farklıdır. Boşanma kesinleştiğinde, boşanmış eşin diğer eşin ailesinden kalan mirasta hak iddia etmesi mümkün değildir.

    Bu nedenle mirasın paylaşımıyla ilgili bir talep gündeme gelecekse, önce mal rejimi tasfiyesi açısından mirasın kişisel mal niteliği doğru kurulmalı, ardından varsa gelir ve ikame değer tartışmaları teknik olarak ele alınmalıdır.

    Evlendikten Sonra Miras veya Bağış Yoluyla Geçen Mallar Boşanmada Nasıl Paylaşılır?

    Evlilik devam ederken bir eşe bağış veya miras yoluyla geçen mallar, hukuken çoğu durumda kişisel mal sayılır ve mal rejiminin tasfiyesine dahil edilmez. Bu noktada belirleyici kriter, malın “evlilik içinde edinilmiş olması” değil; “edinim şeklinin karşılıksız olup olmadığı”dır. Karşılıksız kazanma niteliği taşıyan bağış ve miras, kişisel mal kategorisini besler. Bu nedenle diğer eş, bu malın değer artışına veya kendisine devrine dayanarak doğrudan paylaşım talep edemez.

    Ancak dosyalarda pratikte şu tür alt tartışmalar görülür: Bağışla gelen taşınmazın tadilatının evlilik bütçesinden yapılması, miras kalan paranın ortak borçlarda kullanılması, bağışın evlilik içinde başka bir mala dönüştürülmesi gibi. Bu tür senaryolarda, malın kendisi kişisel kalsa bile, yapılan katkıların nasıl değerlendirileceği ayrı bir teknik tartışmaya dönüşebilir. Bu nedenle yalnızca “kişisel maldır, bitti” yaklaşımı yerine; malın evlilik sürecindeki kullanım biçimi de analiz edilmelidir.

    Uygulamada en doğru yöntem, bağış veya mirasın kaynağını ve akıbetini belgeleyerek ilerlemektir. Malın elde ediliş şekli, devir belgeleri, banka hareketleri ve ikame işlemleri net biçimde ortaya konduğunda, uyuşmazlık alanı daralır. Tersi halde, “bağış mıydı satış mıydı”, “miras parası nereye gitti” gibi tartışmalar dosyayı uzatır ve ispat zorluğu doğurur.

    Sonuç olarak, evlilik içinde bağış veya mirasla gelen mallar kural olarak paylaşıma girmez. Buna rağmen somut olayın özellikleri, özellikle malın dönüştürülmesi ve gelirlerinin yönetimi bakımından ayrıca değerlendirilmelidir.

    Sıkça Sorulan Sorular

    Anne veya babadan gelen ev boşanmada otomatik olarak paylaşılır mı?

    Anne veya babadan karşılıksız şekilde gelen bir ev, kural olarak kişisel mal kabul edilir ve mal rejimi tasfiyesinde paylaşım dışındadır. Paylaşım iddiası ancak devrin gerçekte satış olduğu ve bedelin ödendiği güçlü delillerle ortaya konulursa gündeme gelebilir.

    Tapuda satış yazıyorsa mutlaka edinilmiş mal sayılır mı?

    Tapu kaydında satış görünmesi tek başına yeterli değildir. Anne-baba devrinde mahkemeler çoğu zaman fiili karineyle işlemi bağış olarak değerlendirir. Edinilmiş mal kabulü için satış bedelinin gerçekten ödendiğini gösteren banka kayıtları, kredi belgeleri ve yazılı evrak gibi deliller gerekir.

    Anne-babadan alınan malın bedelini ben ödedim diyorsam neyi ispatlamalıyım?

    Ödemenin yapıldığını, ödemenin anne-babaya ulaştığını ve bu ödemenin taşınmaz/araç gibi belirli bir edinim için yapıldığını ispatlamanız gerekir. Tek başına beyan yeterli olmaz; dekont, kredi evrakı, sözleşme ve mali güç göstergeleri birlikte değerlendirilir.

    Miras kalan taşınmazın kira geliri evlilikte harcandıysa paylaşım olur mu?

    Miras kalan taşınmazın kendisi kural olarak kişisel mal niteliğindedir. Bununla birlikte kira gelirlerinin nasıl yönetildiği ve evlilik bütçesine nasıl karıştığı somut olaya göre farklı değerlendirmelere konu olabilir. Bu tip dosyalarda gelir hareketlerinin izlenebilirliği ve kullanım şekli kritik önem taşır.

    Hukuki Denetim
    Fatih Tahancı Denetlenme Tarihi:

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir