Borca İtiraz Dilekçesi
Borca itiraz dilekçesi, ilamsız icra takibinde borçlunun ödeme emrine karşı en temel savunma aracıdır. Ödeme emri tebliğ edildiğinde borçlu, borcun hiç doğmadığını, sona erdiğini, vadesinin gelmediğini, zamanaşımına uğradığını ya da miktarın hatalı olduğunu ileri sürerek takibin durmasını isteyebilir. Bu süreçte kritik olan, icra müdürlüğüne sunulan metnin “itiraz iradesini” açık biçimde ortaya koymasıdır. Uygulamada birçok kişi, borca ilişkin açıklamalar yapmayı yeterli zannedip itiraz ettiğini varsayar; ancak icra müdürlüğü beyanı şekli olarak değerlendirir ve itiraz iradesi net değilse takip durmaz. Bu makalede ilamsız icra takibinin mantığını, borca itirazın kapsamını, hangi sebeplerin ileri sürülebileceğini, Yargıtay’ın özellikle dikkat ettiği “itiraz” iradesi meselesini ve sık yapılan hataları ele alıyorum. Ayrıca, icra dairesine sunulabilecek örnek bir borca itiraz dilekçesi de paylaşıyorum.
İlamsız İcra Takibi Nedir?
İlamsız icra takibi, ortada bir mahkeme kararı (ilam) bulunmaksızın, alacaklının icra müdürlüğüne başvurarak para veya teminat alacağı için takip başlatabildiği yoldur. Bu takip türünde, alacağın haklı olup olmadığı daha baştan mahkemece incelenmez; süreç icra dairesindeki başvuru ve borçluya gönderilen ödeme emriyle ilerler. Ödeme emri, borçluya “borcu öde ya da yasal sürede itiraz et” mesajı veren resmi bildirimdir. Tebligat (resmî bildirim) yapıldıktan sonra takip, itiraz gelmezse hızlı biçimde kesinleşir ve haciz aşamasına geçebilir.
Bu nedenle ilamsız takip, hız avantajı taşırken borçlu açısından da ciddi bir risk içerir: Borçlu süresinde ve doğru şekilde itiraz etmezse, borçlu olmadığı bir alacak bakımından dahi icra baskısıyla karşılaşabilir. İcra müdürlüğü, bu aşamada “alacak gerçekten var mı?” gibi maddi inceleme yapmaz; takibin kanuni koşullara uygun başlatılıp başlatılmadığına ve sunulan beyanların takip hukukunda sonuç doğurup doğurmadığına bakar. Bu çerçevede borca itiraz dilekçesi, borçlunun hakkını koruyan ana mekanizma hâline gelir.
Aşağıdaki tabloda ilamsız takipte sürecin mantığı özetlenmiştir.
| Adım | Ne olur? | Borçlu açısından kritik nokta |
|---|---|---|
| Takibin başlatılması | Alacaklı icra müdürlüğüne başvurur | Henüz mahkeme incelemesi yoktur |
| Ödeme emri tebliği | Borçluya resmi bildirim gider | Süreler bu anda işlemeye başlar |
| İtiraz edilmesi | Takip durabilir | İtiraz iradesi açık olmalıdır |
| İtiraz edilmemesi | Takip kesinleşir, haciz aşaması gelir | Sonradan telafi zorlaşır |
İlamsız İcra Takibinde Borçlunun Borca İtiraz Hakkı
İlamsız icra takibinde, daha önce bir yargılama yapılmadığı için borçluya ödeme emrine itiraz ederek takibi durdurma imkânı tanınır. Borca itiraz dilekçesi bu hakkın kullanıldığı belgedir. İtiraz, takip hukukunda (icra işlemlerini düzenleyen kurallar bütünü) doğrudan sonuç doğurur: Süresinde yapılan itiraz, kural olarak takibi durdurur ve alacaklının “itirazın kaldırılması” veya “itirazın iptali” gibi yollara başvurmasını gerektirir. Böylece uyuşmazlık, icra dairesinin hızlı akışından çıkıp daha denetlenebilir bir zemine taşınır.
Buradaki en önemli nokta, itirazın sadece “içerik” değil “şekil” bakımından da doğru kurulmasıdır. İcra müdürlüğü, borçlunun verdiği metinde itiraz iradesini açık biçimde görmelidir. Aksi hâlde borçlu, kendince borca ilişkin açıklamalar yapmış olsa bile takip durmayabilir. Bu durum özellikle kira borcu gibi devam eden ilişkilere dayanan takiplerde daha sık görülür; borçlu çoğu zaman “borcu eşim ödüyor” veya “şu kişiden tahsil edin” gibi açıklamalarla kendini koruduğunu zanneder. Oysa bu tür beyanlar, doğrudan “takibe itiraz” anlamına gelmeyebilir.
Pratikte borçlunun hedefi, itirazın takibi durduracak şekilde kurulmasıdır. Bunun için dilekçede talebin net yazılması, itiraz edilen kısmın belirlenmesi ve mümkünse dayanakların kısa ama anlaşılır şekilde gösterilmesi gerekir. İtiraz gerekçesi yazmak zorunlu olmasa bile, ileride doğacak uyuşmazlıkta pozisyonu güçlendirebilir.
Borca İtiraz Sebepleri Nelerdir?
Borca itiraz dilekçesinde ileri sürülebilecek sebepler geniştir. Borçlu, borcun hiç doğmadığını (örneğin ortada geçerli bir sözleşme bulunmadığını), borcun sona erdiğini (ödeme, ibra, takas gibi), borcun muaccel olmadığını (vadesinin gelmediğini), zamanaşımına uğradığını veya ödeme emrinde yazan miktarın gerçeği yansıtmadığını iddia edebilir. Ayrıca imzaya itiraz da önemlidir: Takibin dayanağı bir senetse (borç ikrarı içeren belge), senet altındaki imzanın borçluya ait olmadığı savunulabilir. Bu tür itiraz, “imza incelemesi” gibi teknik süreçleri gündeme getirebilir.
İtirazın kapsamı bakımından “tam itiraz” ve “kısmi itiraz” ayrımı pratikte belirleyicidir. Borçlu borcun tamamına itiraz ediyorsa bu açıkça yazılmalıdır. Sadece belli bir kısmı kabul edip kalanını reddediyorsa, kabul edilen miktar ile itiraz edilen miktar ayrıştırılmalıdır. Bu ayrım, takipte hangi kısmın duracağı ve hangi kısmın devam edebileceği bakımından doğrudan etki yaratır.
Aşağıdaki liste, uygulamada en sık karşılaşılan borca itiraz gerekçelerini özetler:
- Borcun hiç doğmaması (hukuki ilişkinin yokluğu veya geçersizliği)
- Borcun sona ermesi (ödeme, ibra, takas gibi nedenlerle)
- Vadenin gelmemiş olması (muacceliyet yokluğu)
- Zamanaşımı (talep hakkının süre aşımı nedeniyle zayıflaması)
- Miktar itirazı (alacak kalemlerinin veya hesabın hatalı olması)
- İmzaya itiraz (belgedeki imzanın borçluya ait olmaması)
İtiraz sebeplerini yazmak zorunlu olmasa da, özellikle miktar ve imza gibi teknik başlıklarda kısa bir açıklama, sonraki aşamalarda ispat stratejisini daha tutarlı hâle getirir.
Borca İtiraz Dilekçesinde “İtiraz” İradesinin Açıkça Yer Alması ve Yargıtay’ın Yaklaşımı
Yargıtay uygulamasında, borçlunun icra müdürlüğüne sunduğu metnin “itiraz dilekçesi” sayılabilmesi için itiraz iradesinin açık ve tereddütsüz biçimde ortaya konulması beklenir. Buradaki mesele yalnızca kelime tercihi değildir; metnin bütününden, borçlunun takibe karşı çıktığı net olarak anlaşılmalıdır. İcra müdürlüğü, yorumla “bunu itiraz kabul edelim” diyerek takibi durdurmak zorunda değildir. Takip hukuku, hız ve şekli kesinlik üzerine kurulu olduğundan, borçlunun beyanı da bu kesinliği sağlamalıdır.
Bu çerçevede Yargıtay’ın dikkat çektiği kritik nokta şudur: Borçlu, ödeme emrine karşı verdiği dilekçede sadece “alacak eşimden alınsın” veya “bundan sonra ödemeyi şu kişi yapacak” gibi yönlendirmeler yapıyorsa, bu beyanlar çoğu zaman “takibe itiraz” anlamına gelmez. Çünkü bu tür cümleler, borcun varlığını reddetmek yerine tahsilat muhatabını değiştirmeye yönelik bir talep gibi görülebilir. Dilekçede “takibe itiraz ediyorum” iradesi ve mümkünse “borca itiraz ediyorum” gibi doğrudan bir ifade, bu belirsizliği ortadan kaldırır.
Uygulamada bazı mahkemeler metnin ruhundan itiraz sonucu çıkarabilse de, Yargıtay’ın yaklaşımı daha sıkı olabilir. Bu nedenle güvenli yöntem, icra müdürlüğüne sunulan dilekçede itirazın açıkça yazılması, itiraz edilen borcun veya miktarın belirtilmesi ve takibin durdurulmasının istenmesidir. İcra dosyalarında telafisi güç sonuçlar doğabildiği için, burada “anlaşılır yazdım yeter” düşüncesi risklidir.
Uygulamada Sık Yapılan Hatalar ve Doğru Strateji
Borca itiraz dilekçesinde en sık yapılan hata, borçlunun itiraz ettiğini açıkça yazmadan yalnızca açıklama yapmasıdır. “Borcu kabul etmiyorum” demeden borcun nasıl ödeneceğini anlatmak, çoğu durumda takibi durdurmaz. İkinci yaygın hata, kısmi itirazda miktarı net ayırmamaktır. Borcun bir kısmı kabul ediliyorsa kabul edilen tutar yazılmadığında, alacaklı ve icra müdürlüğü bakımından belirsizlik oluşur ve borçlu istemeden daha geniş bir takip riskine açık hâle gelir.
Bir diğer kritik hata, dilekçeyi doğru yere vermemek veya usule uygun kayda aldırmamaktır. İcra müdürlüğüne verilen her metnin dosyaya işlendiğinden emin olunmalı; “havale” veya “alındı” benzeri kayıtlar takip edilmelidir. Ayrıca dilekçe ekine konulan belgelerin (ödeme dekontu, yazışma, hesap dökümü gibi) ilişkilendirilmesi önemlidir. İcra müdürlüğü belgeyi maddi anlamda değerlendirmese bile, ileride çıkacak uyuşmazlıkta bu belgeler tutarlılık sağlar.
Pratikte işe yarayan strateji, dilekçeyi üç eksen üzerinde kurmaktır: (i) itiraz iradesi (takibe/borca itiraz edildiğinin açık yazılması), (ii) kapsam (tam mı kısmi mi), (iii) temel gerekçe (kısa ve somut). Aşağıdaki kısa kontrol listesi, dilekçeyi vermeden önce uygulanabilir:
- “Takibe itiraz ediyorum” cümlesi açıkça var mı?
- İtiraz tam mı kısmi mi, net mi?
- İtiraz edilen miktar/borç kalemi açıkça belirtilmiş mi?
- Varsa ödeme/hesap belgeleri eklenmiş ve metinde anılmış mı?
- Dilekçenin dosyaya kaydı yapıldığını gösteren işlem tamam mı?
Bu disiplin, takibin durması gereken bir durumda “şekli eksiklik” nedeniyle haciz aşamasına sürüklenmesini önler.
Örnek Borca İtiraz Dilekçesi
Aşağıdaki örnek, genel bir şablondur. Somut olayın niteliğine göre (kira, senet, hizmet bedeli gibi) açıklamalar uyarlanmalıdır. Özellikle “itiraz” iradesi ve itirazın kapsamı net şekilde yazılmıştır.
… İCRA MÜDÜRLÜĞÜ’NE
DOSYA NO: …
BORÇLU: … (Ad Soyad / T.C. Kimlik No / Adres)
ALACAKLI: … (Ad Soyad / Unvan / Adres)
KONU: Ödeme emrine karşı borca itiraz ve takibin durdurulması talebidir.
AÇIKLAMALAR:
1) Müdürlüğünüzün yukarıda numarası yazılı dosyasında tarafıma tebliğ edilen ödeme emrine karşı takibe ve borca itiraz ediyorum. Bu itirazım nedeniyle takibin durdurulmasını talep ederim.
2) Takibe konu edilen alacak, gerçeği yansıtmamaktadır. Borç doğmamıştır / borç sona ermiştir / vadesi gelmemiştir / zamanaşımına uğramıştır / miktar hatalıdır. (Somut sebep kısa ve net yazılmalıdır.)
3) İtirazım borcun tamamına yöneliktir. (Kısmi itiraz varsa: “Borcun … kısmını kabul ediyor, … kısmına itiraz ediyorum.” şeklinde netleştiriniz.)
4) İtirazımı destekleyen belgeler dilekçe ekinde sunulmuştur. (Varsa: dekont, hesap özeti, yazışma vb.)
HUKUKİ NEDENLER: İlgili icra mevzuatı ve genel hukuk ilkeleri.
DELİLLER: Ödeme belgeleri, hesap dökümleri, yazışmalar ve sair her türlü yasal delil.
SONUÇ VE TALEP: Yukarıda arz edilen nedenlerle, ödeme emrine karşı takibe ve borca itirazımın kabulü ile takibin durdurulmasına karar verilmesini arz ve talep ederim.
Borçlu
Ad Soyad
İmza
Ekler: (Varsa) …
Sık Sorulan Sorular
Borca itiraz dilekçesinde sadece açıklama yapmak yeterli olur mu?
Hayır. İcra müdürlüğü, metinde “takibe/borca itiraz” iradesini açıkça görmelidir. Borcun kimden tahsil edileceği veya nasıl ödeneceği gibi açıklamalar, tek başına itiraz sayılmayabilir. Bu nedenle dilekçede itiraz edildiği net biçimde yazılmalı ve takibin durdurulması talep edilmelidir.
Borca itiraz ederken gerekçe yazmak zorunda mıyım?
Borca itirazda gerekçe sunulması her durumda zorunlu değildir. Ancak uygulamada gerekçe yazmak, özellikle miktar itirazı veya imzaya itiraz gibi teknik konularda sürecin ilerleyen aşamalarında tutarlılık sağlar. Kısa ve somut bir gerekçe, alacaklının başvuracağı yollarda savunmayı güçlendirebilir.
Kısmi borca itiraz nasıl yapılır?
Kısmi itirazda, kabul edilen miktar ile itiraz edilen miktar açıkça ayrılmalıdır. “Borcun bir kısmına itiraz ediyorum” gibi belirsiz ifadeler, dosyada tereddüt doğurabilir. Dilekçede hangi tutarın kabul edildiği, hangi tutarın reddedildiği net yazılırsa, takipte kapsam daha sağlıklı belirlenir.
İtirazım kabul edilmezse ne olur?
İtirazın şeklen geçerli olmadığı değerlendirilirse takip durmayabilir ve haciz aşamasına ilerleyebilir. Bu risk, özellikle itiraz iradesinin açık yazılmadığı durumlarda ortaya çıkar. Bu nedenle dilekçe, itiraz iradesini net kuracak şekilde hazırlanmalı ve dosyaya kaydın yapıldığı kontrol edilmelidir.
Avukat Fatih Tahancı, 2015 yılında Hukuk Fakültesini tam burslu, onur öğrencisi olarak Ankara’da tamamlamıştır. Avukatlık stajını Ankara Barosu nezdinde; ceza hukuku, sigorta hukuku, tazminat hukuku, iş hukuku, icra hukuku ve idare hukuku konularına odaklanmış çeşitli avukatlık bürolarında staj yaparak tamamlamıştır. Avukat Fatih Tahancı Çankaya/Ankara’da bulunan Tahancı Hukuk Bürosu’nda avukatlık faaliyeti göstermektedir.