Boşanmada Çeyiz Eşyalarının Hangi Tarafa Verilmesi Gerekir?
Boşanmada çeyiz eşyalarının hangi tarafa verilmesi gerekir? sorusu, uygulamada en çok uyuşmazlık çıkan başlıklardan biridir. Çünkü “çeyiz” denildiğinde aynı anda hem ev eşyası (beyaz eşya, mobilya, perde gibi) hem de düğün sürecinde temin edilen bazı kalemler anlaşılabilmektedir. Oysa hukuken belirleyici olan; eşyanın ne zaman edinildiği, hangi parayla ödendiği ve mal rejimi kapsamında nasıl sınıflandığıdır. Mal rejimi (eşlerin mallarının evlilik içinde nasıl paylaştırılacağını belirleyen sistem) kapsamında, bir eşyanın “kişisel mal” mı yoksa “edinilmiş mal” mı sayılacağı; davanın sonucunu doğrudan etkiler. Bu yazıda, çeyiz eşyalarının evlilikten önce edinilmesi ile evlilik içinde edinilmesi hâllerini, bedel hesaplamasında bilirkişinin hangi kriterleri dikkate aldığını ve Yargıtay uygulamasında kritik görülen noktaları, pratikte sık yapılan hatalarla birlikte ele alıyorum.
Çeyiz Eşyalarının Evlilik Birliğinin Kurulmasından Önce Edinilmesi
Çeyiz eşyaları çoğu zaman evlilik öncesi hazırlık döneminde temin edilir. Hukuki değerlendirmede temel soru şudur: Eşya, evlilik birliği kurulmadan önce satın alınmış ve bedeli de bu dönemde ödenmiş midir? Bu iki unsur birlikte gerçekleştiğinde, söz konusu eşya çoğunlukla kişisel mal niteliğinde kabul edilir. Kişisel mal; eşin yalnızca kendisine ait olduğu kabul edilen, diğer eşin paylaşım talebinde bulunamadığı malvarlığı unsurlarını ifade eder. Bu nedenle, evlilikten önce alınan bir buzdolabı, çamaşır makinesi, gardırop veya perde gibi eşyalar, kural olarak satın alan eşin mülkiyetinde kalır.
Uygulamada en sık yaşanan sorun, evlilik öncesi alınan eşyaların “evde kullanıldığı” gerekçesiyle otomatik olarak ortak sayılacağı düşüncesidir. Oysa eşyanın evde kullanılması tek başına mülkiyeti değiştirmez. Mahkeme açısından önem taşıyan, edinim zamanı ve ödeme kaynağıdır. Bu noktada fatura, garanti belgesi, banka hareketleri, kredi sözleşmesi ve teslim tutanakları gibi belgeler ispatta güçlü rol oynar. Tanık anlatımları destekleyici olsa da, özellikle yüksek bedelli eşyada yazılı delil arayışı daha yoğun olur.
Aşağıdaki tabloda, evlilik öncesi edinimde tipik değerlendirme mantığı özetlenmiştir:
| Değerlendirme Kriteri | Uygulamadaki Etki |
|---|---|
| Eşya evlilikten önce alındı | Kişisel mal yönünde güçlü karine (ilk görünüş) |
| Bedel evlilikten önce ödendi | Diğer eşin katılma/pay talebi zayıflar |
| Fatura/ödeme belgesi mevcut | İspat gücü belirgin şekilde artar |
| Sadece “evde kullanıldı” iddiası | Tek başına ortaklık yaratmaz |
Pratikte yapılan hataların başında, evlilik öncesi eşyalar için “mal paylaşımı davasında” doğrudan talep kurulması gelir. Bu tür bir talep, eşyanın kişisel mal niteliği güçlü ise reddedilme riski taşır. Uyuşmazlık stratejisinde, önce eşyanın hukuki niteliği netleştirilmeli; hangi talep türünün (iade mi, bedel mi, katkı iddiası mı) isabetli olacağı buna göre belirlenmelidir.
Boşanmada Çeyiz Eşyaları
“Boşanmada çeyiz eşyaları” başlığı, tek bir dava türüne indirgenemeyecek kadar geniştir. Çeyiz olarak kullanılan eşyalar bazen aynî iade (eşyanın bizzat geri verilmesi), bazen de bedel talebi (parasal karşılığın istenmesi) şeklinde gündeme gelir. Aynî iade, eşyanın hâlen mevcut olması, belirlenebilir olması ve fiilen tesliminin mümkün olması hâllerinde daha kolaydır. Ancak ev eşyalarının zamanla yıpranması, değiştirilmesi, satılması ya da başka bir eve taşınması gibi durumlar, aynî iade talebini uygulamada zorlaştırır. Bu nedenle mahkemeler çoğu zaman bedel üzerinden çözüm üretir.
Bu alanda önemli bir ayrım da şudur: Çeyiz eşyaları her zaman “düğün hediyesi” sayılmaz. Düğün hediyesi kavramı çoğunlukla ziynet, para veya takı gibi kalemlerde öne çıkar. Ev eşyaları ise çoğu zaman bir tarafça “ev kurulumu” amacıyla alınır. Bu nedenle aynı olaya ilişkin olarak, ev eşyaları bakımından mal rejimi ve katkı değerlendirmeleri yapılırken; takı ve para gibi kalemlerde bağış ve kişisel mal tartışmaları öne çıkar.
Uygulamada dosyayı güçlendiren yaklaşım, çeyiz kalemlerini en başta gruplara ayırmak ve her grup için ispat setini ayrı kurmaktır. Aşağıdaki liste, pratikte dosya hazırlarken düzen sağlayan bir sınıflandırmadır:
- Evlilik öncesi alınıp bedeli tamamen ödenenler: Kişisel mal iddiası ağırlıklıdır.
- Evlilik öncesi alınıp ödemesi evlilikte sürenler: Evlilik içinde ödenen kısım için paylaşım/kıymet hesabı gündeme gelir.
- Evlilik içinde alınanlar: Edinilmiş mal niteliği ve katılma/pay iddiası daha güçlüdür.
- Mevcut olmayanlar (satılmış/kaybolmuş/değişmiş): Aynî iade yerine bedel ve ispat tartışması öne çıkar.
Sık yapılan hatalardan biri, tüm eşyaların tek seferde ve aynı hukuki gerekçeyle talep edilmesidir. Bu yaklaşım, mahkeme nezdinde talebin “dağınık” görünmesine ve her bir kalem için gerekli ispatın sunulamamasına yol açar. Daha sağlıklı yöntem; her eşyanın edinim zamanını, ödeme biçimini ve mevcut durumunu ayrı ayrı belirleyip, buna uygun talep kurgusunu kurmaktır. Bu ayrım doğru yapılmadığında, haklı kalemlerin dahi zayıf sunum nedeniyle kaybedilmesi riski artar.
Çeyiz Eşyalarının Evlilik Birliği İçerisinde Edinilmesi
Çeyiz eşyalarının evlilik birliği içinde edinilmesi hâlinde hukuki değerlendirme farklılaşır. Çünkü evlilik içinde temin edilen ev eşyaları, çoğu durumda edinilmiş mal (eşlerin emeği ve gelirleriyle evlilik sırasında edinilen malvarlığı) kapsamında değerlendirilir. Bu durumda kural olarak, mal rejimi uyarınca eşlerin paylaşım/katılma iddiaları gündeme gelir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, eşyayı kimin kullandığı değil; hangi dönemde ve hangi kaynakla edinildiğidir.
Uygulamada sıklıkla karşılaşılan senaryo şudur: Eşya evlilik öncesinde seçilmiş veya sipariş verilmiş; ancak taksitleri evlilik boyunca ödenmiştir. Bu tabloda, eşyanın tamamı “kişisel mal” sayılmayabilir. Evlilik içinde yapılan ödemeler, diğer eş bakımından katkı veya katılma tartışmasını doğurur. Katkı (bir eşin diğer eşin malvarlığına para/emeğiyle değer kazandırması) iddiası, özellikle ödemenin kimin gelirinden yapıldığı netleştirilebildiğinde önem kazanır. Mahkemeler ve yüksek yargı uygulaması, ödemelerin hangi döneme denk geldiğini ve evlilik içi katkı oranını dikkate alarak sonuca gidebilir.
Bu başlık altında yapılan en kritik hata, “eşyayı ben aldım, o yüzden tamamı benim” veya “evlilikte kullanıldı, o yüzden yarısı benim” gibi iki uçlu ve delilsiz kabullerle hareket etmektir. Doğru yaklaşım, ödeme planını ve finansmanı ortaya koymaktır. Kredi kartı ekstreleri, banka dekontları, taksit planı ve fatura tarihi gibi belgeler; tartışmayı somutlaştırır.
Özetle; evlilik içinde alınan veya evlilik içinde bedeli ödenen çeyiz eşyalarında, hak sahipliği çoğu zaman “tamamı bir tarafa” şeklinde kurulmaz. Uygulama, pay oranını belirlerken ödeme dönemlerini, gelir kaynaklarını ve eşyanın niteliğini birlikte değerlendirir. Bu nedenle dava stratejisinde, sadece eşya listesi sunmak yerine, her kalemin edinim ve ödeme hikâyesini dosyaya taşımak gerekir.
Boşanmada Çeyiz Eşyalarının Bedelleri Nasıl Hesaplanır?
Çeyiz eşyalarının bedel hesabı, boşanma uyuşmazlıklarının en teknik kısmıdır. Çünkü ev eşyaları genellikle evlilik boyunca kullanılır, yıpranır, model değiştirir ve ikinci el piyasasında farklı değerlenir. Bu nedenle, bedelin “piyasadaki sıfır satış fiyatı” üzerinden belirlenmesi çoğu zaman gerçeğe uygun kabul edilmez. Mahkemeler, bedel tespitinde genellikle bilirkişi (uzman) incelemesine başvurur. Bilirkişi, eşyanın cinsi, kullanım süresi, yıpranma düzeyi ve ikinci el değeri gibi unsurları birlikte değerlendirerek bir değer tespiti yapar.
Bedel hesabında sıklıkla dikkate alınan kriterler şunlardır: yıpranma payı (kullanıma bağlı değer kaybı), onarım/tamirat ihtiyacı, model ve teknik özellikler, piyasa rayici ve ikinci el satış değeri. Bu kriterlerin her biri, tek başına değil; bir bütün olarak ele alınır. Ayrıca eşyaların “liste halinde” sunulması yeterli değildir. Mümkünse marka-model, seri numarası, satın alma belgesi ve mevcut durumun açıklaması dosyaya eklenmelidir. Eşyanın fiilen görülmesi mümkünse keşif veya fotoğraflama da değerlendirmeyi güçlendirir.
Burada yapılan yaygın bir hata, dava dilekçesinde çok yüksek bir bedel yazıp bunun “nasıl hesaplandığını” hiç açıklamamaktır. Bu yaklaşım, bilirkişi raporuyla ciddi şekilde düşen değerler nedeniyle beklenti yönetimini bozar ve uyuşmazlığı gereksiz yere sertleştirir. Daha sağlıklı yöntem, bedel talebini makul bir çerçeveye oturtmak ve bilirkişi incelemesine elverişli veri sunmaktır.
Son olarak, bedel paylaşımı gündeme geldiğinde, eşyanın edinilmiş mal sayıldığı ölçüde katılma/pay hesabı yapılır. Ancak her olayda otomatik “yarı yarıya” sonucu çıkacağı varsayılmamalıdır. Ödeme dönemleri, katkı iddiaları ve bazı eşyaların kişisel mal niteliği, sonuca etki edebilir. Bu nedenle bedel hesabı, sadece matematik değil; aynı zamanda doğru hukuki sınıflandırma meselesidir.
Boşanmada Ziynet Eşyaları Kime Aittir?
Boşanmada ziynet eşyaları (altın, bilezik, para gibi düğün takıları) ile çeyiz eşyaları sıklıkla karıştırılır. Oysa ziynetler bakımından uygulamada öne çıkan yaklaşım, bunların çoğu durumda kadının kişisel malı sayılmasıdır. Kişisel mal kabulünün sonucu; ziynetlerin mal paylaşımına dahil edilmemesi ve diğer eşin “mal rejimi payı” mantığıyla ziynet üzerinde hak iddia edememesidir. Bununla birlikte, yalnızca kullanımı doğası gereği erkeğe özgü olan bazı hediyeler bakımından farklı değerlendirmeler yapılabildiği görülür.
Ziynetlerde kritik tartışma, çoğu zaman “rızayla verildi mi, iade edilmemek üzere mi teslim edildi?” sorusunda düğümlenir. Ziynetlerin evin ihtiyaçları için bozdurulması, tek başına ziynet alacağının ortadan kalktığı anlamına gelmez. Eğer ziynetler bir eşe iade edilmemek üzere verilmişse, bu iddianın ispatı önem taşır. İspat yükü (iddiasını kanıtlama sorumluluğu) genellikle “ziynet bana bırakıldı/bağışlandı” diyen tarafta yoğunlaşır. Yazılı delil yoksa, olayın akışı, taraf beyanlarının tutarlılığı ve diğer deliller belirleyici hâle gelir.
Uygulamada en sık yapılan hata, ziynetlerin “evlilik içinde harcandığı” gerekçesiyle otomatik olarak ortak sayılması veya “zaten birlikte kullanıldı” denilerek talep edilmemesidir. Ziynetler, ev eşyası gibi edinilmiş mal mantığıyla değerlendirilmediği için, talebin hukuki zemini doğru kurulmalıdır. Ayrıca ziynet davası ile çeyiz/eşya uyuşmazlığı aynı olay içinde konuşulsa bile, delil ve hukuki nitelik bakımından ayrı disiplin gerektirir. Bu ayrım doğru kurulmadığında, dosya hem uzar hem de ispat zayıflar.
Sıkça Sorulan Sorular
Çeyiz eşyalarının kime ait olduğu nasıl ispat edilir?
İspatta en güçlü araçlar, fatura, garanti belgesi, banka dekontu, kredi/taksit planı ve teslim evraklarıdır. Eşyanın evlilikten önce mi sonra mı alındığı ve bedelin hangi dönemde ödendiği belirleyicidir. Tanık beyanları destekleyici olabilir; ancak yüksek bedelli eşyada yazılı belgeler uyuşmazlığın sonucunu daha doğrudan etkiler.
Evlilikten önce alınan ama taksitleri evlilikte ödenen eşyalar ne olur?
Bu senaryoda eşyanın tamamının kişisel mal sayılması her zaman mümkün olmayabilir. Evlilik içinde ödenen taksitler, diğer eş açısından katkı veya katılma hesabını gündeme getirebilir. Mahkeme, ödeme dönemlerini ve finansmanı değerlendirerek, evlilik içinde ödenen kısım yönünden bir hak doğup doğmadığına karar verebilir.
Çeyiz eşyalarının bedeli sıfır fiyat üzerinden mi hesaplanır?
Genellikle hayır. Ev eşyaları kullanıldığı için yıpranma ve ikinci el değeri dikkate alınır. Bilirkişi incelemesinde eşyanın modeli, mevcut durumu, piyasa rayici, ikinci el piyasası, olası onarım ihtiyacı gibi kriterler birlikte değerlendirilerek bedel tespiti yapılır.
Ziynet eşyaları her durumda kadına mı aittir?
Uygulamada ziynetlerin çoğu durumda kadının kişisel malı sayılması yönünde güçlü bir kabul vardır. Ancak “iade edilmemek üzere verildi” veya “bağışlandı” iddiaları ispat tartışması yaratabilir. Bu iddiayı ileri süren tarafın, ziynetlerin geri istenemeyecek şekilde teslim edildiğini güçlü delillerle ortaya koyması gerekir.
Avukat Fatih Tahancı, 2015 yılında Hukuk Fakültesini tam burslu, onur öğrencisi olarak Ankara’da tamamlamıştır. Avukatlık stajını Ankara Barosu nezdinde; ceza hukuku, sigorta hukuku, tazminat hukuku, iş hukuku, icra hukuku ve idare hukuku konularına odaklanmış çeşitli avukatlık bürolarında staj yaparak tamamlamıştır. Avukat Fatih Tahancı Çankaya/Ankara’da bulunan Tahancı Hukuk Bürosu’nda avukatlık faaliyeti göstermektedir.