Boşanmada Evcil Hayvanların Velayet Durumu
Boşanmada Evcil Hayvanların Velayet Durumu son dönemde çok daha sık tartışılan bir uyuşmazlık başlığıdır. Çünkü evcil hayvanlar, aile içinde günlük yaşamın parçası olmakla birlikte, mevzuatta “çocuk velayeti” gibi açık ve özel bir düzenlemeye konu edilmemiştir. Bu nedenle boşanma sürecinde “kedi-köpek kimde kalacak?”, “diğer eş görebilecek mi?”, “bakım masrafı paylaşılacak mı?” gibi sorular, uygulamada farklı hukuk alanlarının (aile hukuku, eşya hukuku ve hayvan koruma mevzuatı) birlikte değerlendirilmesini gerektirir. Bu yazıda, anlaşmalı boşanmada protokole nasıl hüküm konulabileceğini, çekişmeli boşanmada mahkemenin hangi ölçütlerle karar aradığını, delil ve ispat yönünü, arabuluculuk gibi alternatif yolları ve en sık yapılan hataları sistematik biçimde ele alacağım.
Boşanmada Evcil Hayvan
Evcil hayvanlar, aile yaşamında duygusal bağ kurulan canlılar olsa da, boşanma hukukunda çoğu zaman “mal rejimi” ve “zilyetlik” (bir eşyaya fiilen hâkim olma, elinde bulundurma) kavramlarıyla birlikte değerlendirilir. Uygulamada mahkemeler, evcil hayvanın durumunu klasik bir eşya uyuşmazlığı gibi ele alma eğiliminde olabilir; ancak hayvanın yaşam düzeni, bakım koşulları ve refahı da kararın merkezine yerleşebilmektedir. Bu ikili yapı, tarafların taleplerini doğru kurmasını ve delillerini planlı sunmasını zorunlu kılar.
Özellikle anlaşmalı boşanmalarda, tarafların protokolde evcil hayvanın kimde kalacağını, masrafların nasıl karşılanacağını ve diğer eşin ne şekilde temas kuracağını yazılı hâle getirmesi, uyuşmazlığı büyük ölçüde azaltır. Çekişmeli boşanmalarda ise mahkemenin evcil hayvan hakkında hüküm kurabilmesi için talep şarttır; taraflar bu kalemi dilekçelerinde açıkça istemezse, mahkeme çoğu durumda kendiliğinden bu konuda karar oluşturmaz. Bu nedenle “mahkeme zaten düzenler” yaklaşımı, pratikte en pahalı ve en yıpratıcı hatalardan birine dönüşür.
Bir diğer önemli nokta, evcil hayvanın sadece “kimde kalacağı” değil; kaldığı yerde sağlık, düzen ve güvenlik koşullarının nasıl sağlanacağıdır. Bu çerçevede tarafların iddiaları, yalnızca sahiplik söylemiyle değil, bakımın sürekliliğini ve hayvanın refahını gösteren somut olgularla desteklenmelidir.
Boşanmada evcil hayvan kimde kalır
“Boşanmada evcil hayvan kimde kalır?” sorusunun tek cümlelik bir cevabı yoktur; çünkü aynı tür uyuşmazlıklar, anlaşmalı ve çekişmeli boşanmada farklı mantıkla yürür. Mahkemenin ilk baktığı konu, tarafların bu hususta ortak irade ortaya koyup koymadığıdır. Ortak irade varsa, bunun protokole açık ve uygulanabilir şekilde yazılması genellikle belirleyici olur. Ortak irade yoksa, mahkeme ispat ve delil üzerinden değerlendirme yapar.
Çekişmeli dosyalarda öne çıkan pratik ölçütler; evcil hayvanın fiilen kimle yaşadığı, bakımın kim tarafından düzenli biçimde üstlenildiği, veteriner süreçlerinin kimce takip edildiği, günlük yaşam rutininin hangi evde oturduğu ve olası yer değişikliğinin hayvan üzerinde yaratacağı etkidir. Bu aşamada mahkeme, gerekirse bilirkişi incelemesi (uzman değerlendirmesi) gibi araçlara da başvurabilir. Amaç, sadece “ilk sahiplenen kim” tartışmasına sıkışmadan, hayvanın yaşam düzenini koruyan ve refahı gözeten bir çözüme ulaşmaktır.
Aşağıdaki tablo, uygulamada sık karşılaşılan değerlendirme başlıklarını özetler:
| Değerlendirme Başlığı | Mahkeme Açısından Önemi | Örnek Delil |
|---|---|---|
| Fiili bakım ve günlük rutin | Hayvanın düzeninin korunması | Bakım planı, mama-veteriner harcamaları |
| Sağlık takibi | Refah ve süreklilik | Aşı karnesi, tedavi kayıtları |
| Yaşam alanı uygunluğu | Güvenli ve sürdürülebilir ortam | Fotoğraflar, tanık beyanı |
| Tarafların talebinin açıklığı | Hüküm kurulabilmesi için temel | Dilekçede açık istem, protokol maddesi |
Anlaşmalı Boşanma Davasında Evcil Hayvan Velayeti
Anlaşmalı boşanma, tarafların boşanmanın sonuçları üzerinde uzlaşması anlamına gelir ve bu uzlaşmanın yazılı hâli “anlaşmalı boşanma protokolü”dür. Uygulamada, evcil hayvana ilişkin düzenlemeler de protokole eklenebilir. Buradaki kritik nokta, protokoldeki hükmün net, ölçülebilir ve uygulanabilir olmasıdır. “Hayvan bende kalsın” gibi kısa bir cümle, ileride masraf paylaşımı, teslim ve temas düzeni gibi konularda yeni ihtilaflar doğurabilir.
Protokolde evcil hayvanın kimde kalacağı yazılırken, bakım giderlerinin nasıl karşılanacağı da ayrıca düzenlenmelidir. Burada sıklıkla “nafaka” ifadesi kullanılsa da, teknik olarak bu kalem çoğu zaman “bakım gideri katkısı” gibi anlaşılmalıdır; çünkü nafaka (kanunun belirli koşullarda eş veya çocuk lehine bağladığı düzenli ödeme) kavramı evcil hayvan için doğrudan tanımlanmış değildir. Bununla birlikte taraflar, masrafın kim tarafından hangi periyotla ödeneceğini kararlaştırabilir.
Uygulamada önem kazanan bir diğer husus, evcil hayvan kendisinde kalmayan eşin temas kurma (görme/ziyaret) düzenidir. Bu düzen; gün, saat, teslim şekli ve uyuşmazlık halinde başvurulacak yöntem gibi başlıklar içerdiğinde daha sağlıklı sonuç verir. Protokol maddesi ne kadar açık olursa, sonradan icra ve ek dava riski o kadar azalır.
Evcil hayvan için ortak velayet
Evcil hayvan için “ortak velayet” ifadesi uygulamada kullanılan pratik bir tanımdır; ancak kavramın çocuk velayetiyle aynı hukuki rejime sahip olduğu düşünülmemelidir. Burada kastedilen; evcil hayvanın belirli günlerde bir eşte, belirli günlerde diğer eşte kalması ve masrafların paylaşılması gibi bir paylaşımlı bakım düzeni kurulmasıdır. Bu düzen, çoğunlukla anlaşmalı boşanmalarda daha kolay işler; çünkü taraflar teslim günlerinde çıkacak gerilimleri de yönetebilecek bir irade ortaya koyar.
Ortak bakım planı oluşturulurken, evcil hayvanın sık yer değiştirmesinin yaratabileceği stres dikkate alınmalıdır. Bu nedenle plan, hayvanın alışkanlıklarına uygun ve sürdürülebilir olmalıdır. Ayrıca masraf paylaşımı “yarı yarıya” gibi genel bir cümleyle bırakılmamalı; veteriner, aşı, bakım, mama ve acil giderler için pratik bir yöntem belirlenmelidir. Aksi durumda, “hangi harcama zorunluydu?” tartışması kısa sürede yeni bir uyuşmazlığa dönüşür.
Ortak bakım düzeninde en güvenli protokol kurgusu
Ortak bakım planı yazılırken üç unsur birlikte kurgulanmalıdır: teslim yöntemi, masraf kalemleri ve ihtilaf çözümü. Teslim yöntemi; gün-saat aralığını, teslim yerini ve gecikme halinde uygulanacak telafi düzenini içermelidir. Masraf kalemleri; rutin giderleri (mama, kum, parazit uygulaması) ve olağanüstü giderleri (ameliyat, acil müdahale) ayrı ayrı tanımlamalıdır. İhtilaf çözümü kısmında ise tarafların öncelikle yazılı bildirimle uzlaşma arayacağı, sonuç alınamazsa arabuluculuk gibi bir yol deneneceği belirtilebilir. Bu yapı, uygulamada en çok “teslim krizi” ve “acil veteriner masrafı” başlıklarında çıkan gerilimleri azaltır.
Eşcinsel Evliliklerde Veya Birlikte Yaşayan Evli Olmayan Çiftlerde Evcil Hayvan Velayeti
Evlilik bağı olmaksızın birlikte yaşayan çiftlerde, klasik anlamda anlaşmalı boşanma protokolü kurulamaz. Ancak bu, evcil hayvana ilişkin bir uzlaşının hukuken değer taşımayacağı anlamına gelmez. Üzerinde serbestçe tasarruf edilebilen özel hukuk uyuşmazlıklarında ihtiyari arabuluculuk (tarafların zorunluluk olmaksızın arabulucuya başvurması) pratik bir çözüm yolu sunar. Burada amaç; evcil hayvanın kimde kalacağı, masraf paylaşımı ve temas düzeninin yazılı bir mutabakata bağlanmasıdır.
Bu tür mutabakatlar hazırlanırken, metnin yalnızca “niyet beyanı” gibi kalmaması gerekir. Hangi tarafın hangi sorumluluğu üstleneceği, teslim düzeni, sağlık giderlerinde karar alma yöntemi ve iletişim kanalı net yazılmalıdır. Ayrıca mutabakatın ihlali halinde izlenecek yolun, baştan belirlenmesi uyuşmazlığı azaltır. Uygulamada taraflar çoğu zaman “nasıl olsa anlaşırız” diyerek ayrılır; ancak ilk sağlık gideri veya tatil dönemi geldiğinde, evcil hayvanın teslimi sorun hâline gelir.
Evli olmayan çiftler için bir diğer kritik nokta ispat meselesidir. Hayvanın fiilen kimde yaşadığı, masrafları kimin ödediği ve sahiplenme sürecini kimin yürüttüğü gibi veriler, olası bir dava sürecinde belirleyici olabilir. Bu nedenle taraflar anlaşsa dahi, anlaşmayı belgelendirmek ve bakım sürecini kayıt altına almak pratik bir güvence sağlar.
Çekişmeli Boşanma Davasında Evcil Hayvan Velayeti
Çekişmeli boşanmalarda evcil hayvan konusunun çözümü, çoğu dosyada duygusal gerilim nedeniyle zorlaşır. Bu aşamada ilk kural şudur: Mahkemenin evcil hayvan hakkında hüküm kurabilmesi için taraflardan en az birinin açık talepte bulunması gerekir. Dilekçelerde evcil hayvanla ilgili istem hiç kurulmazsa, mahkemenin bu konuda karar üretmesi çoğu zaman beklenmemelidir. Bu nedenle talep, dava stratejisinin ilk adımıdır.
Talep kurulduktan sonra süreç, ispat ve değerlendirme ekseninde ilerler. Taraflar evcil hayvanın kendilerinde kalmasının daha doğru olduğunu iddia ederken, sadece “ben daha çok seviyorum” düzeyinde gerekçe sunmak yeterli olmaz. Mahkeme; fiili bakımın sürekliliği, hayvanın yaşam alanı, sağlık takibi ve yer değişikliğinin etkisi gibi somut kriterlere bakar. Gerekli gördüğünde bilirkişi raporu alınması da gündeme gelebilir. Bu, teknik olarak “hayvanın düzeni ve refahı” yönünden uzman görüşü ile dosyanın desteklenmesi anlamına gelir.
Uygulamada en sık yaşanan sorunlardan biri, evcil hayvanın boşanma sürecinde bir tarafça fiilen kaçırılması veya diğer tarafın erişiminin engellenmesidir. Bu tür davranışlar, hem uyuşmazlığı tırmandırır hem de mahkeme nezdinde “iyi niyet” değerlendirmesini olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle çekişmeli süreçte, delil toplama ve geçici düzenlemeler için profesyonel yönlendirme ile hareket etmek çoğu zaman daha sağlıklı sonuç verir.
Boşanma halinde hayvan velayeti kime verilir?
Boşanma halinde evcil hayvanın kimde kalacağı değerlendirilirken, bazı dosyalarda mesele adeta “çocuk velayeti” gibi ele alınır; ancak hukuki temel aynı değildir. Burada mahkemenin aradığı şey, hayvanın en iyi koşullarda yaşamına devam edeceği yerdir. Bu değerlendirmede iki ana eksen vardır: ispat (kim bakım verdi) ve refah (hangi ortam daha uygun). Dolayısıyla “ilk sahiplenen bendim” iddiası tek başına kesin sonuç doğurmayabilir; bakımın düzenli yürütüldüğü, sağlık kontrollerinin aksatılmadığı ve yaşam alanının uygun olduğu gösterilebildiğinde tablo değişebilir.
İspat açısından; aşı karnesi, veteriner kayıtları, harcama dekontları, fotoğraf ve video kayıtları, tanık beyanları gibi deliller önem taşır. Ancak deliller sunulurken içeriklerinin neyi ispatladığı da açıklanmalıdır. Örneğin yalnızca fotoğraf sunmak yerine, fotoğrafın tarihsel sürekliliğini ve evcil hayvanın hangi ortamda yaşadığını göstermeye yaradığı ifade edilmelidir. Aksi hâlde dosya, “dağınık belge yığını” görünümü kazanır ve iddiayı güçlendirmez.
Refah değerlendirmesi ise hayvanın stres ve alışkanlık yönünü içerir. Yer değişikliği, özellikle rutine bağlı hayvanlarda davranışsal sorunlar doğurabilir. Bu nedenle mahkeme, mevcut düzenin korunmasına ağırlık verebilir. Tarafın konutu, çalışma düzeni ve bakım kapasitesi gibi faktörler de bu çerçevede ele alınır.
Boşanma Sürecinde Evcil Hayvan Velayetine İlişkin Hukuki Değerlendirme
Boşanma sürecinde evcil hayvan uyuşmazlığını doğru okumak için iki hukuk alanını birlikte düşünmek gerekir: eşya hukuku ve hayvan koruma mevzuatı. Eşya hukuku yönünden “zilyetlik” (fiili hâkimiyet) önemli bir başlangıç noktasıdır. Evcil hayvanı fiilen yanında bulunduran ve bakımını sürdüren taraf, genellikle zilyetlik iddiasını daha kolay kurar. Bununla birlikte zilyetlik, otomatik olarak “her koşulda bende kalır” anlamına gelmez; çünkü hayvan koruma yaklaşımı, hayvanın refahını ve iyi muamele görmesini ön plana çıkarır.
Hayvanın iyi bakılmadığı, sağlık sürecinin ihmal edildiği veya acı çektirildiği iddiaları varsa, mahkeme sadece sahiplenme hikâyesine bakmakla yetinmez. Bu noktada delil seti genişletilmelidir: veteriner raporları, tedavi süreçleri, bakım koşullarını gösteren belgeler ve tanık anlatımları birlikte değerlendirilir. Amaç, hayvanın yaşam standardını koruyan bir karar zemini kurmaktır. Pratikte bu yaklaşım, “ilk sahiplenen” iddiasını zayıflatabilecek güçlü bir karşı argüman yaratabilir.
Aşağıdaki liste, çekişmeli dosyalarda en sık kullanılan delil türlerini gösterir:
- Aşı karnesi ve veteriner kayıtları (sağlık takibinin kimde olduğu)
- Banka dekontları ve faturalar (bakım giderlerini kimin üstlendiği)
- Tanık beyanları (fiili bakım düzeninin doğrulanması)
- Fotoğraf ve video kayıtları (yaşam alanı ve rutin)
- Uzman görüşü/bilirkişi değerlendirmesi (düzenin değişmesinin etkisi)
Evcil Hayvanlara İlişkin Diğer Hukuki Düzenlemeler
Evcil hayvan uyuşmazlıkları sadece boşanma dosyasıyla sınırlı düşünülmemelidir. Hayvana kötü muamele, terk etme veya gereksiz acı çektirme gibi fiiller, farklı hukuki sonuçlar doğurabilir ve tarafların güvenilirlik değerlendirmesine de yansıyabilir. Bu nedenle evcil hayvanın kimde kalacağı tartışılırken, “bakım sorumluluğu” bir yan başlık değil, kararın ana omurgasıdır. Uygulamada mahkemeler, hayvanın düzenli beslenmesi, barınma koşulları ve sağlık ihtiyaçlarının karşılanması gibi unsurları somutlaştıran beyanlara daha çok değer verir.
Diğer yandan icra hukukunda hayvanlara ilişkin özel hükümler bulunabilse de, pratikte muhafaza koşullarının belirsizliği gibi alanlar tartışma yaratır. Bu da bize şunu gösterir: Evcil hayvanın hukuki statüsü, farklı kanunlarda parçalı düzenlemeler içinde ele alınmakta; boşanma uyuşmazlıklarında ise çoğu zaman hâkimin somut olaya göre kuracağı denge üzerinden çözüme gidilmektedir. Bu nedenle tarafların, taleplerini kanun maddesi ezberine değil; dosya gerçeklerine, delil gücüne ve hayvanın refahına dayandırması daha doğru sonuç üretir.
Son olarak, taraflar evcil hayvanın teslimi ve temas düzenini planlarken, gerilimi artıran davranışlardan kaçınmalıdır. Evcil hayvanı “baskı aracı” hâline getiren tutum, çoğu zaman uyuşmazlığı büyütür ve geri dönülmez iletişim kırılmaları doğurur. Hukuki zeminde güçlü kalmanın yolu; net talep, düzenli delil ve uygulanabilir bir çözüm modelidir.
SSS
Çekişmeli boşanmada mahkeme evcil hayvan hakkında kendiliğinden karar verir mi?
Genel kural, mahkemenin evcil hayvan konusunda hüküm kurabilmesi için taraflardan en az birinin açık talepte bulunmasıdır. Dilekçelerde bu konuda istem kurulmazsa, mahkemenin dosya kapsamından kendiliğinden bir düzenleme yapması çoğu durumda beklenmemelidir. Bu nedenle talebin dava dilekçesinde net şekilde kurulması ve talebi destekleyen delillerin sunulması önemlidir.
Anlaşmalı boşanma protokolüne evcil hayvanla ilgili hangi maddeler yazılmalı?
En azından evcil hayvanın kimde kalacağı, bakım giderlerinin nasıl karşılanacağı ve diğer eşin temas düzeni (görme/ziyaret) yazılmalıdır. Uygulanabilirlik için gün-saat aralığı, teslim yöntemi, olağanüstü veteriner giderlerinde karar alma biçimi gibi ayrıntılar da eklenmelidir. Muğlak ifadeler, sonradan icra ve ek dava riskini artırır.
“İlk sahiplenen benim” demek tek başına yeterli olur mu?
İlk sahiplenme iddiası önemli bir veri olsa da, her dosyada tek başına belirleyici olmayabilir. Mahkeme, fiili bakımın kim tarafından sürdürüldüğünü, sağlık takibinin düzenli yapılıp yapılmadığını ve hayvanın yaşam düzeninin hangi ortamda korunduğunu da değerlendirir. Bu nedenle aşı karnesi, veteriner kayıtları, masraf dekontları ve tanık anlatımları gibi delillerle iddianın somutlaştırılması gerekir.
Evli olmayan çiftlerde ayrılık halinde evcil hayvan uyuşmazlığı nasıl çözülür?
Bu durumda anlaşmalı boşanma protokolü kurulamaz; ancak taraflar arabuluculuk yoluyla yazılı bir mutabakata varabilir. Mutabakatta evcil hayvanın kimde kalacağı, masraf paylaşımı ve temas düzeni net yazılmalıdır. Metnin “iyi niyet beyanı” gibi kalmaması için teslim ve gider kalemleri gibi pratik unsurların ayrıntılı düzenlenmesi gerekir.
Avukat Fatih Tahancı, 2015 yılında Hukuk Fakültesini tam burslu, onur öğrencisi olarak Ankara’da tamamlamıştır. Avukatlık stajını Ankara Barosu nezdinde; ceza hukuku, sigorta hukuku, tazminat hukuku, iş hukuku, icra hukuku ve idare hukuku konularına odaklanmış çeşitli avukatlık bürolarında staj yaparak tamamlamıştır. Avukat Fatih Tahancı Çankaya/Ankara’da bulunan Tahancı Hukuk Bürosu’nda avukatlık faaliyeti göstermektedir.