Boşanmada Kusur – Kim Daha Ağır Kusurlu?
Boşanmada Kusur – Kim Daha Ağır Kusurlu? sorusu, çekişmeli boşanma davalarında en kritik başlıklardan biridir. Çünkü kusur değerlendirmesi, yalnızca tarafların “haklı-haksız” görünümünü değil; yoksulluk nafakası, maddi tazminat ve manevi tazminat gibi taleplerin kabul edilip edilmeyeceğini de doğrudan etkiler. Kusur, mahkemenin evlilik birliğinin neden sarsıldığını (evlilik ilişkisinin ortak hayatı sürdürülemez hale getirecek düzeyde bozulmasını) somut olay üzerinden analiz etmesiyle belirlenir. Bu makalede, kusurun boşanma ve mali sonuçlara etkisini, hangi davranışların kusur sayıldığını, eşit kusur ihtimalini, şiddetin kusur ağırlığına etkisini, bazı kadın davranışlarının nasıl değerlendirilebildiğini, hakaretin sınırlarını, terk olgusunun kusur yönünü ve kusurun nasıl ispatlanacağını uygulama odaklı biçimde ele alacağız.
Boşanmada Kusurlu Davranışlar Nelerdir?
Boşanma hukukunda “kusur”, eşin evlilik birliğinin kendisine yüklediği yükümlülükleri ihlal eden davranışlarını ifade eder. Bu ihlaller her zaman tek bir eylemden doğmaz; çoğu dosyada kusur, olayların toplamı ve sürekliliği üzerinden şekillenir. Mahkeme, tarafların iddialarını değerlendirirken davranışın evlilik birliğini sarsma gücüne ve diğer eş üzerinde oluşturduğu etkiye bakar. Örneğin, eşe karşı fiziksel şiddet, sistematik hakaret, sürekli ilgisizlik, ortak hayatı bilinçli biçimde zora sokma, sadakat yükümlülüğüne aykırılık (evlilikte bağlılık borcunun ihlali) gibi haller kusurlu davranış olarak değerlendirilir.
Uygulamada kusurlu davranışlar çoğu zaman şu kategorilerde toplanır: iletişim ve saygı ihlalleri, güveni sarsan eylemler, ekonomik sorumsuzluk ve aile düzenini bozma, ailelerin müdahalesine göz yumma, ortak yaşamı terk veya fiilen sürdürmeme. Bu noktada önemli olan, her davranışın otomatik olarak “ağır kusur” sayılmaması; davranışın yoğunluğu, sıklığı, sonuçları ve diğer eşin tepkisiyle birlikte değerlendirilmesidir. Mahkeme, kimin daha ağır kusurlu olduğuna karar verirken yalnızca tek bir olaya değil, evliliğin genel seyrine ilişkin kanıtlanmış olgulara dayanır.
- Şiddet ve tehdit: Bedensel saldırı, korkutma, güvenlik riskine yol açma.
- Güven sarsıcı davranış: Sadakatsizliğe yaklaşan eylemler, mahremiyet ihlali, takip.
- Birlik görevlerini ihmal: Eve ve eşe ilgisizlik, ekonomik sorumluluğu reddetme.
- Saygı ihlali: Sürekli hakaret, aşağılayıcı tutum, küçük düşürme.
Hangi Davranışlar Boşanmada Kusurludur?
Kanun, “ağır kusur” oluşturan davranışları tek tek saymaz; bu nedenle mahkeme ve Yargıtay içtihatları, benzer olaylarda benimsenen ölçütlerle bir çerçeve oluşturur. Genel yaklaşım, davranışın evlilik birliğinin devamını objektif olarak güçleştirip güçleştirmediği ve diğer eşin kişilik haklarına (kişinin onuru, saygınlığı, bedensel bütünlüğü gibi değerler) etkisi üzerinden şekillenir. Örneğin, eşe yönelik şiddet ve ağır hakaret çoğunlukla kusuru ağırlaştıran eylemler arasında görülür. Buna karşılık, tek seferlik ve sonuç doğurmayan tartışmalar, delille desteklenmedikçe kusur ağırlığını belirlemede sınırlı etki doğurabilir.
Güncel uygulamada, bazı davranışlar özellikle öne çıkar: ortak konuta izinsiz takip cihazı veya ses kaydı cihazı yerleştirmek (mahremiyetin ihlali), eşin hastalık döneminde bakımıyla ilgilenmemek (özen yükümlülüğünün ihlali), alkol alışkanlığının ortak hayatı bozacak düzeye ulaşması, eşin ailesine karşı sistematik hakaret ve evlilik öncesi verilen temel sözlerin bilinçli şekilde yerine getirilmemesi. Bu davranışların her biri, somut dosyada nasıl yaşandığı ve ne kadar sürdüğüyle birlikte değerlendirilir.
Aşağıdaki tablo, kusur değerlendirmesinde pratikte sık tartışılan davranışları ve risk alanını özetler:
| Davranış | Hukuki Risk | Delil Örneği |
|---|---|---|
| Fiziksel şiddet | Ağır kusur; tazminat ve nafaka yönünden belirleyici | Sağlık raporu, tanık, ceza dosyası |
| Sadakatsizliğe yakın güven sarsıcı eylem | Kusur ağırlığını artırabilir; tazminat doğurabilir | Mesaj kayıtları, otel kayıtları, tanık |
| Mahremiyet ihlali (takip/cihaz) | Kusur; kişilik haklarına saldırı değerlendirmesi | Cihaz tespiti, bilirkişi, kolluk tutanağı |
| Birlik görevlerini ihmal | Kusur; süreklilik varsa ağırlaşır | Tanık, ekonomik kayıtlar, mesajlar |
Boşanmada Eşlerin Eşit Kusurlu Olmaları
Eşit kusur, tarafların evlilik birliğini sarsan olaylarda benzer ağırlıkta kusurlu davranışlarda bulunması halinde gündeme gelir. Bu durumda mahkeme, “kim daha ağır kusurlu” sorusuna net bir üstünlük cevabı veremez ve kusuru dengeleyici şekilde değerlendirir. Eşit kusurun en önemli sonucu, çoğu dosyada maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddedilmesidir. Çünkü tazminatın temel mantığı, daha kusursuz olan eşin zarara uğramasıdır; kusur dengeleniyorsa tazminat hukuki dayanak bulmakta zorlanır. Yoksulluk nafakasında ise kusur, her olayda aynı düzeyde belirleyici olmamakla birlikte, mahkeme kusur ağırlığını özellikle tartışmalı dosyalarda dikkatle inceler.
Eşit kusur çoğu zaman karşılıklı hakaret, karşılıklı şiddet, birbirinin ailesine karşı saygı ihlalleri veya ortak yaşamı sürdürmeme gibi davranışların birlikte var olduğu dosyalarda ortaya çıkar. Örneğin bir eşin ekonomik yükümlülükleri ihmal etmesi ile diğer eşin güveni sarsan davranışları aynı dosyada ispatlandığında, mahkeme kusuru dengeleyebilir. Burada kritik nokta, her iddianın somutlaştırılmasıdır; eşit kusur kararı, “iki taraf da hatalı” gibi soyut bir kanaate değil, kanıtlanan olayların karşılaştırmasına dayanır.
- Karşılıklı hakaret ve iletişim kopukluğu.
- Karşılıklı şiddet iddialarının her iki yönden de delillenmesi.
- Güven sarsıcı eylem ile birlik görevlerini ihmalin birlikte ispatı.
- Affetme/hoşgörü sonrasında yeni kusur doğuran olayların karşılıklı gerçekleşmesi.
Eşine Fiziksel Şiddet Uygulayan Boşanmada Ağır Kusurludur
Fiziksel şiddet, boşanma dosyalarında kusur ağırlığını en hızlı artıran olguların başında gelir. Şiddet, yalnızca bedensel saldırı değildir; itme, sarsma, boğaz sıkma gibi davranışlar yanında, sürekli korkutma ve tehdit de (psikolojik bütünlüğe saldırı) aynı risk alanına girer. Mahkeme, şiddetin varlığını tespit ettiğinde, çoğu durumda şiddet uygulayan eşin kusurunun ağır olduğuna karar verme eğilimindedir. Bunun nedeni, şiddetin evlilikte güven duygusunu ve ortak hayatın sürdürülebilirliğini doğrudan ortadan kaldırmasıdır.
Uygulamada dikkat edilen hususlardan biri, şiddet olayının tekil mi yoksa süreklilik gösteren bir örüntü mü olduğudur. Süreklilik, kusuru ağırlaştırır ve tazminat taleplerinin kabul ihtimalini yükseltir. Ayrıca şiddetin ceza yargılamasına konu olması (ceza davası, uzaklaştırma kararı gibi) kusurun ispatını güçlendiren bir faktördür; ancak ceza dosyası olmaması, şiddetin hiç yaşanmadığı anlamına gelmez. Tanık beyanları, sağlık raporları, mesaj içerikleri ve kolluk tutanakları birlikte değerlendirilebilir.
Şiddet iddiasında yapılan önemli hatalardan biri, olayın “aile içinde oldu” düşüncesiyle delil toplanmamasıdır. Oysa boşanma yargılamasında mahkemenin değerlendirmesi, beyanların somutlaştırılmasıyla güçlenir. Ayrıca şiddete uğrayan eşin bazı kusurlu davranışlarının bulunması, şiddeti otomatik olarak haklı kılmaz; mahkeme, şiddeti ayrı ve ağır bir ihlal olarak ele alabilir.
Boşanmada Kadının Ağır Kusurlar Nelerdir?
Boşanma davalarında kusur, cinsiyete göre değil; davranışın niteliğine göre belirlenir. Bununla birlikte uygulamada bazı dosyalarda, kadına atfedilen belirli davranışlar “ağır kusur” olarak değerlendirilme potansiyeli taşır. Özellikle sadakat yükümlülüğünü zedeleyen veya güveni ciddi biçimde sarsan eylemler, kusur tartışmasının merkezine oturur. Örneğin evlilik dışı ilişki düzeyine ulaşmasa bile, yoğun ve süreklilik arz eden gizli yazışmalar, üçüncü kişilerle mahrem sınırları aşan görüşmeler veya eşin güvenini objektif olarak sarsan temaslar, dosyaya göre ağır kusur sonucunu doğurabilir.
Bunun yanında, ortak yaşamı bilinçli şekilde sabote eden davranışlar, eşe ve eşin ailesine yönelik sistematik saygı ihlali, şiddete başvurma veya tehdit gibi eylemler de kusur ağırlığını artırabilir. Burada belirleyici olan, davranışın tek seferlik bir gerilim mi yoksa süreklilik gösteren bir örüntü mü olduğudur. Ayrıca davranışın karşı tarafta doğurduğu etki, evliliğin seyri ve olayların kronolojisi önem taşır. Mahkeme, olayların hangi sırayla yaşandığını ve kimin davranışının evliliği geri dönülmez biçimde sarstığını analiz eder.
Sık yapılan hata, “her mesajlaşma ağır kusurdur” gibi genellemelerle dosya kurmaktır. Kusur değerlendirmesi, mesajın içeriği, zamanlaması, gizlilik düzeyi ve evlilik birliğine etkisi ile birlikte ele alınır. Bu nedenle somut olayın ayrıntıları, delillerle uyumlu şekilde mahkemeye sunulmalıdır.
Kadının Kocasına Hakaret Etmesi
Hakaret, evlilik birliğinde saygı yükümlülüğünü ihlal eden ciddi bir kusur türüdür. Ancak kusur ağırlığı, hakaretin düzeyi ve sürekliliğine göre değişir. Anlık tartışmada sarf edilen kaba söz ile sistematik biçimde küçük düşürme, aşağılayıcı hitaplar kullanma ve eşin onurunu hedef alan ifadeler aynı kefede değerlendirilmez. Mahkeme, hakaretin evlilik birliğini sarsan etkisini incelerken, tarafların iletişim biçimini, olayların bağlamını ve hakaretin tekrarlanıp tekrarlanmadığını dikkate alır. Hakaret, tek başına kusur doğurabileceği gibi, başka kusurlarla birleştiğinde ağır kusur sonucuna da yaklaşabilir.
Uygulamada hakaret iddiasında en çok karşılaşılan sorun, ispat zorluklarıdır. Hakaret çoğu zaman ev içinde, üçüncü kişilerin olmadığı ortamda gerçekleşir. Bu nedenle tanık anlatımlarının olayları somutlaştırması, mesaj içeriklerinin, sosyal medya yazışmalarının veya komşu/akraba beyanlarının dosyayla uyumlu olması gerekir. Ayrıca “karşılıklı hakaret” ihtimalinde, mahkeme kusuru eşitleyebilir. Bu durumda tazminat taleplerinin reddi riski artar.
Hakaretin kusur hesabındaki yerini belirleyen diğer önemli unsur, hakaretin şiddet, tehdit veya sadakat ihlali gibi başka kusurlarla birlikte görülmesidir. Örneğin bir tarafta sistematik fiziksel şiddet ve tehdit varken, diğer tarafta hakaret bulunması, çoğu dosyada kusur ağırlığını şiddet uygulayan tarafa taşır. Bu nedenle hakaretin dosya stratejisinde “tek belirleyici” görülmesi her zaman doğru sonuç vermez.
Evi Terk Eden Koca Ağır Kusurlu
Ortak konutun terk edilmesi, boşanma dosyalarında kusur tartışmasının sık başlıklarından biridir. Terk, sadece evden fiziksel olarak ayrılmak değil; eşini ve ortak yaşamı fiilen sahipsiz bırakmak, birlikte yaşamaktan kaçınmak ve evlilik yükümlülüklerini yerine getirmemek şeklinde de ortaya çıkabilir. Terk olgusunun kusur değeri, terk eden eşin haklı bir sebebi olup olmadığına göre belirlenir. Haklı sebep (örneğin can güvenliği riski) varsa, terk kusur sayılmayabilir. Haklı sebep yoksa, özellikle terk süreklilik kazanmışsa kusur ağırlaşır.
Uygulamada önemli bir nokta da “affetme/hoşgörü” değerlendirmesidir. Tarafların barışması, yeniden birlikte yaşamaya başlaması veya ortak hayata dönüş çağrısı gibi adımlar, önceki olayların etkisini azaltabilir. Bu durumda mahkeme, kusur değerlendirmesini daha çok barışma sonrasında yaşanan olaylara kaydırır. Terk eden eşin, ortak hayata dönme iradesini gerçekçi biçimde ortaya koyması beklenir; yalnızca şekli adımların, kusur hesabını otomatik olarak değiştirmesi her dosyada mümkün değildir. Mahkeme, çağrının samimiyetini ve sonrasında birlikte yaşamayı fiilen sürdürme çabasını da dikkate alır.
Bu başlıkta en sık yapılan hata, terk olgusunu ispatlamadan “terk etti” iddiasını dosyanın merkezine koymaktır. Terk; tarih, süre, dönüş çağrısı, tarafların fiili yaşam düzeni gibi unsurlarla somutlaştırılmadığında kusur ağırlığına etkisi zayıflar.
Çekişmeli Boşanmada Kusuru İspat ve Avukatın Önemi
Çekişmeli boşanma davalarında kusur, iddia eden tarafın “anlattıkları” üzerinden değil; ispatlanan vakıalar üzerinden belirlenir. İspat, mahkemenin kanaatini objektif delillerle desteklemek anlamına gelir. Tanık beyanları, mesaj ve yazışmalar, sağlık raporları, kolluk tutanakları, uzaklaştırma kararları, ses-görüntü kayıtları (hukuka uygun elde edilmesi şartıyla) ve uzman incelemeleri kusurun ortaya konmasında etkili olabilir. Burada hukuki terim olarak “vakıa” (somut olay) ile “iddia” (taraf anlatımı) arasındaki fark önemlidir; mahkeme vakıa arar.
Kusur ispatında yapılan hataların başında, delillerin zamanında sunulmaması ve anlatımın dağınık olması gelir. Mahkeme, dosyayı kronolojik ve tematik bir bütünlük içinde görmek ister. Olayların sırası, olayların birbirini tetikleyip tetiklemediği, barışma/affetme ihtimali ve sonrasındaki gelişmeler netleştirilmelidir. Ayrıca “her şeyi anlatma” yaklaşımı çoğu zaman ters etki yaratır; ispat gücü zayıf, tali tartışmaların dosyayı doldurması, esas kusur vakıalarının görünürlüğünü azaltabilir.
Bu noktada avukatın rolü, yalnızca dilekçe yazmak değildir. Dosyadaki davranışların kusur ağırlığına etkisini doğru okumak, hangi delilin hangi iddiayı taşıyacağını belirlemek ve mahkemenin değerlendirme kriterlerine uygun bir anlatı kurmak gerekir. Kusur, tazminat ve nafaka taleplerinin hukuki zeminidir; bu zeminin delille kurulması, hak kaybı riskini doğrudan azaltır.
SSS
Boşanmada kusur belirlenirken mahkeme en çok neye bakar?
Mahkeme, tarafların evlilik birliğini sarsan olaylarda hangi davranışlarda bulunduğunu, bu davranışların sürekliliğini ve evlilik üzerindeki etkisini inceler. Değerlendirme çoğunlukla somut olaylara ve delillere dayanır. İddiaların kronolojisi, barışma/affetme olgusu ve davranışların ağırlığı kusur hesabında belirleyicidir.
Eşit kusur varsa tazminat alınabilir mi?
Eşit kusur halinde, maddi ve manevi tazminat taleplerinin kabul edilmesi genellikle zordur. Çünkü tazminat, daha az kusurlu veya kusursuz eşin zarara uğraması mantığına dayanır. Kusur dengeleniyorsa, tazminatın hukuki dayanağı zayıflar ve mahkeme talepleri reddedebilir.
Fiziksel şiddet kusur açısından neden bu kadar belirleyicidir?
Fiziksel şiddet, eşin bedensel bütünlüğüne ve güvenliğine yönelen ağır bir ihlaldir. Bu tür eylemler, ortak hayatın sürdürülebilirliğini doğrudan ortadan kaldırdığı için kusur ağırlığını hızla artırır. Şiddetin varlığı delillerle ortaya konulduğunda, mahkeme şiddet uygulayan eşin kusurunu ağır değerlendirebilir.
Kusuru ispatlayamazsam dava sonucum ne olur?
Kusur iddiası delille desteklenmezse, mahkeme iddiayı dikkate almayabilir veya kusur ağırlığını beklenen şekilde belirlemeyebilir. Bu durum tazminat ve nafaka taleplerinde hak kaybına yol açabilir. Çekişmeli boşanma yargılamasında anlatım kadar, anlatımı taşıyan somut delillerin dosyaya sunulması belirleyicidir.
Avukat Fatih Tahancı, 2015 yılında Hukuk Fakültesini tam burslu, onur öğrencisi olarak Ankara’da tamamlamıştır. Avukatlık stajını Ankara Barosu nezdinde; ceza hukuku, sigorta hukuku, tazminat hukuku, iş hukuku, icra hukuku ve idare hukuku konularına odaklanmış çeşitli avukatlık bürolarında staj yaparak tamamlamıştır. Avukat Fatih Tahancı Çankaya/Ankara’da bulunan Tahancı Hukuk Bürosu’nda avukatlık faaliyeti göstermektedir.