Aile Hukuku

Boşanmada Mal Paylaşımı

Boşanmada Mal Paylaşımı - tahanci

Boşanmada mal paylaşımı, evlilik birliğinin sona ermesinden sonra eşler arasında en çok uyuşmazlık yaşanan hukuki alanlardan biridir. Pek çok kişi boşanma kararı alırken yalnızca velayet veya nafaka konularına odaklanmakta, mal rejiminin tasfiyesi sürecini ise yeterince dikkate almamaktadır. Oysa evlilik süresince edinilen malların hukuki niteliği, kimin hangi mal üzerinde ne ölçüde hak sahibi olduğu ve bu hakların nasıl talep edileceği ciddi teknik bilgi gerektirir. Boşanmada mal paylaşımı, yalnızca “yarı yarıya bölüşme” mantığıyla açıklanamayacak kadar kapsamlıdır. Malın edinilme zamanı, kaynağı, kişisel mal mı yoksa edinilmiş mal mı olduğu, hatta boşanma öncesinde yapılan tasarruflar dahi sonuca doğrudan etki eder. Bu yazıda boşanmada mal paylaşımına ilişkin temel ilkeler, dava süreci, özel durumlar ve uygulamada sık karşılaşılan sorunlar sistematik bir şekilde ele alınmaktadır.

Özet Bilgi

  • Dava Süreci: Boşanmada mal paylaşımı davası, boşanma kararının kesinleşmesinden sonra açılmalıdır.
  • Zamanaşımı: Mal paylaşımı davası için süre, boşanma kararının kesinleşmesiyle işlemeye başlar; bu süre geçtikten sonra davalar reddedilir.
  • Görevli Mahkeme: Boşanmada mal paylaşımı davalarında görevli mahkeme aile mahkemesidir.
  • Yetkili Mahkeme: Evlilik boşanma ile sona ermişse, boşanma davasına bakan mahkeme mal paylaşımı davasında da yetkilidir.
  • Boşanmada Mal Paylaşımı Nedir?

    Boşanmada mal paylaşımı, evlilik birliği sona erdikten sonra eşler arasında geçerli olan mal rejiminin tasfiye edilmesi sürecidir. Tasfiye, eşlerin evlilik boyunca edindikleri malların hukuki niteliğinin belirlenmesini ve buna göre alacak haklarının hesaplanmasını ifade eder. Burada amaç, evlilik süresince ortaya çıkan ekonomik birlikteliğin adil şekilde sonlandırılmasıdır. Mal paylaşımı, boşanma kararının kesinleşmesiyle birlikte gündeme gelir ve boşanma davasından bağımsız bir dava olarak yürütülür.

    Mal paylaşımının kapsamına hangi malların gireceği, hangi malların paylaşım dışında kalacağı Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen mal rejimi hükümlerine göre belirlenir. Eşler arasında başka bir sözleşme yoksa yasal mal rejimi uygulanır. Bu rejimde temel ayrım kişisel mallar ile edinilmiş mallar arasındadır. Kişisel mallar paylaşım dışı bırakılırken, edinilmiş mallar tasfiyeye konu edilir.

    Uygulamada sık yapılan hata, boşanmayla birlikte tüm malların otomatik olarak paylaşılacağı düşüncesidir. Oysa her malın kaynağı, edinilme şekli ve evlilik içindeki ekonomik katkılar ayrı ayrı değerlendirilir. Bu nedenle boşanmada mal paylaşımı, yüzeysel bir hesaplama değil, detaylı bir hukuki inceleme gerektirir.

    Boşanmada Mal Paylaşımı Nasıl Yapılır?

    Boşanmada mal paylaşımı, boşanma kararının kesinleşmesinden sonra açılan mal rejiminin tasfiyesi davası ile yapılır. Bu dava, boşanma davası ile aynı anda açılabilir; ancak mahkeme, boşanma kesinleşmeden mal paylaşımı hakkında esaslı bir karar vermez. Bu durum uygulamada “bekletici mesele” olarak adlandırılır. Önce boşanmanın kesinleşmesi, ardından mal paylaşımının değerlendirilmesi gerekir.

    Tasfiye sürecinde ilk adım, eşlerin kişisel mallarının tespit edilmesidir. Kişisel mallar belirlendikten sonra, evlilik süresince edinilmiş mallar tespit edilir ve bu mallar üzerinden katılma alacağı hesaplanır. Katılma alacağı, edinilmiş malların artık değeri üzerinden diğer eşe düşen payı ifade eder. Burada eşlerin mal edinimine doğrudan katkı sunmuş olması şart değildir; edinilmiş mal kavramı emek ve gelir birlikteliğine dayanır.

    Mahkeme, mal paylaşımı sırasında taşınır ve taşınmazların güncel değerlerini esas alır. Değer tespiti genellikle bilirkişi aracılığıyla yapılır. Borçlar, krediler ve mal üzerinde bulunan yükümlülükler de hesaba katılarak net değer belirlenir. Bu aşamada yapılan hatalar, yanlış değer tespiti veya eksik inceleme nedeniyle ciddi hak kayıplarına yol açabilir.

    Boşanmada Mal Paylaşımı Davası Açma Süresi

    Boşanmada mal paylaşımı davası, belirli bir süre içinde açılmalıdır. Bu süre, boşanma kararının kesinleşmesiyle birlikte işlemeye başlar. Süre geçtikten sonra açılan davalar zamanaşımı nedeniyle reddedilir. Bu nedenle boşanma sonrası mal paylaşımı talebinde bulunmayı düşünen eşlerin süre konusunu titizlikle takip etmesi gerekir.

    Uygulamada sık karşılaşılan durumlardan biri, boşanma davası devam ederken mal paylaşımı davası açılmasıdır. Bu durumda dava açılması mümkündür; ancak mahkeme boşanma davasının sonucunu bekler. Böylece zamanaşımı riski de ortadan kaldırılmış olur. Bu yöntem, özellikle süre konusunda tereddüt yaşayan taraflar açısından güvenli bir yoldur.

    Zamanaşımı süresi, hak düşürücü değil; ancak alacak hakkının ileri sürülmesini engelleyici niteliktedir. Bu nedenle sürenin geçirilmesi halinde mahkeme, davanın esasını incelemeden reddine karar verir. Mal paylaşımı gibi yüksek maddi değeri olan davalarda bu durum telafisi güç sonuçlar doğurur.

    Boşanmada Mal Paylaşımı Davasında Yetkili ve Görevli Mahkeme

    Boşanmada mal paylaşımı davalarında görevli mahkeme aile mahkemesidir. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde ise asliye hukuk mahkemeleri aile mahkemesi sıfatıyla görev yapar. Görev konusu kamu düzenine ilişkin olduğundan, mahkeme tarafından her aşamada re’sen dikkate alınır.

    Yetkili mahkeme ise mal rejiminin sona erme şekline göre belirlenir. Evlilik boşanma ile sona ermişse, boşanma davasına bakan mahkeme mal paylaşımı davasında da yetkilidir. Eşlerden birinin ölümü nedeniyle mal rejimi sona ermişse, ölen eşin son yerleşim yeri mahkemesi yetkili kabul edilir. Bu özel yetki kuralları, genel yetki kurallarına göre önceliklidir.

    Yanlış mahkemede dava açılması halinde, dava usulden reddedilebilir veya dosya yetkili mahkemeye gönderilebilir. Bu durum yargılamanın uzamasına ve ek masraflara neden olur. Bu nedenle dava açmadan önce görev ve yetki hususunun doğru belirlenmesi büyük önem taşır.

    Anlaşmalı Boşanma Davasında Mal Paylaşımı

    Anlaşmalı boşanmalarda eşler, mal paylaşımı konusunda serbestçe anlaşabilirler. Anlaşmalı boşanma protokolünde mal rejiminin tasfiyesine ilişkin açık hükümler yer alıyorsa, sonradan ayrıca mal paylaşımı davası açılması mümkün değildir. Ancak protokolde mal paylaşımına dair açık ve net bir feragat bulunmuyorsa, boşanma sonrasında mal paylaşımı davası açılabilir.

    Uygulamada “tüm haklarımı aldım” veya “başka talebim yoktur” gibi genel ifadelerin, mal paylaşımından feragat anlamına gelip gelmediği sıkça tartışma konusu olmaktadır. Yargısal uygulamada bu tür genel ifadeler dar yorumlanmakta, mal paylaşımından feragat için açık irade beyanı aranmaktadır.

    Bu nedenle anlaşmalı boşanma protokolü hazırlanırken mal paylaşımı hususunun açık, net ve tereddüde yer vermeyecek şekilde düzenlenmesi gerekir. Aksi hâlde taraflar, boşanma sonrasında beklemedikleri bir mal paylaşımı davasıyla karşı karşıya kalabilir.

    Zina Nedeniyle Boşanmada Mal Paylaşımı

    Zina nedeniyle boşanma, kusura dayalı özel bir boşanma sebebidir. Bu durumda kusurlu eşin mal paylaşımındaki durumu, hâkim tarafından hakkaniyet çerçevesinde değerlendirilir. Zina nedeniyle boşanmada, kusurlu eşin katılma alacağı tamamen kaldırılabilir veya azaltılabilir. Bu yetki, hâkime tanınmış takdir yetkisidir.

    Ancak zina, her türlü alacak hakkını ortadan kaldırmaz. Özellikle katkı payı alacağı, zina nedeniyle tamamen ortadan kaldırılamaz. Bir eş, diğer eşin malvarlığına maddi katkı sağlamışsa, kusurlu olsa dahi bu katkının karşılığını talep edebilir.

    Uygulamada yapılan en büyük hata, zina yapan eşin hiçbir şekilde mal paylaşımından pay alamayacağı düşüncesidir. Oysa her somut olayda kusurun ağırlığı, evlilik süresi ve ekonomik denge birlikte değerlendirilir.

    Boşanmada Mal Paylaşımına Dair Özel Durumlar

    Boşanmada mal paylaşımı sırasında evlenmeden önce alınan mallar, miras kalan mallar ve bağış yoluyla elde edilen değerler kişisel mal kabul edilir. Ancak bu mallardan elde edilen gelirler, evlilik süresince kazanılmışsa edinilmiş mal sayılır. Örneğin kişisel bir taşınmazın kira geliri, paylaşım hesabına dahil edilir.

    Evlenmeden önce krediyle alınan ve evlilik süresince kredisi ödenen mallar da uygulamada sıkça uyuşmazlık konusu olur. Bu durumda evlilik süresince ödenen kredi tutarı oranında edinilmiş mal kabul edilir ve buna göre hesaplama yapılır.

    Mal kaçırma amacıyla yapılan devirler, üçüncü kişilere yapılan karşılıksız kazandırmalar ve olağan dışı tasarruflar da tasfiye hesabına eklenebilir. Mahkeme, bu işlemlerin amacını ve zamanlamasını değerlendirerek hakkaniyete uygun bir sonuca ulaşmaya çalışır.

    Sıkça Sorulan Sorular

    Boşanma davası kesinleşmeden mal paylaşımı yapılabilir mi?

    Boşanma davası kesinleşmeden mal paylaşımı hakkında esaslı bir karar verilemez. Mal paylaşımı davası açılabilir; ancak mahkeme boşanma kararının kesinleşmesini bekler.

    Anlaşmalı boşanmada mal paylaşımı davası açılabilir mi?

    Anlaşmalı boşanma protokolünde mal paylaşımına ilişkin açık bir feragat yoksa, boşanma sonrasında mal paylaşımı davası açılması mümkündür.

    Evlenmeden önce alınan mallar boşanmada paylaşılır mı?

    Evlenmeden önce alınan mallar kişisel mal kabul edilir ve paylaşım dışındadır. Ancak bu mallardan evlilik süresince elde edilen gelirler paylaşım hesabına dahil edilir.

    Zina yapan eş mal paylaşımından tamamen mahrum kalır mı?

    Zina yapan eşin katılma alacağı hâkim tarafından kaldırılabilir veya azaltılabilir; ancak katkı payı alacağı tamamen ortadan kalkmaz.

    Hukuki Denetim
    Fatih Tahancı Denetlenme Tarihi:

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir