Çocuğun Velayeti Kaç Yaşında Babaya Verilir?
“Çocuğun Velayeti Kaç Yaşında Babaya Verilir?” sorusu, boşanma veya ayrılık sürecinde en sık yöneltilen ve aynı zamanda en çok yanlış anlaşılan konulardan biridir. Uygulamada velayet kararının tek başına yaşa göre otomatik biçimde verilmediğini bilmek gerekir. Mahkeme, her somut olayda çocuğun üstün yararını merkeze alır; yani çocuğun fiziksel güvenliği, psikolojik dengesi, eğitim düzeni ve sosyal çevresinin korunması gibi unsurlar birlikte değerlendirilir. Bu çerçevede baba lehine velayet kararı, çocuğun hangi ebeveyn yanında daha sağlıklı gelişim göstereceğine ilişkin somut verilerle mümkün olur. Aşağıda, velayetin kapsamını, yaş gruplarına göre mahkemenin hangi kriterlere baktığını ve Yargıtay’ın uygulamada öne çıkardığı kritik noktaları, pratikte sık yapılan hataları da işleyerek açıklıyorum.
Çocuğun Velayeti Kaç Yaşında Babaya Verilir?
Velayet, çocuğun bakım, eğitim, sağlık ve temsil gibi alanlarda ebeveynin karar alma ve sorumluluk taşıma yetkisini ifade eder. Bu yetki, bir “hak” gibi görülse de hukuk tekniğinde esasen yükümlülük ağırlıklıdır; çünkü velayet sahibi ebeveyn, çocuğun ihtiyaçlarını karşılamakla ve gelişimini güvenceye almakla sorumludur. Bu nedenle mahkeme, “baba şu yaşta alır” şeklinde katı bir eşik belirlemez; bunun yerine çocuğun üstün yararı ilkesini uygular. Üstün yarar; çocuğun barınma, eğitim, düzenli yaşam, güvenlik ve duygusal ihtiyaçlarının hangi ebeveyn yanında daha iyi karşılanacağını kapsayan bir değerlendirme bütünüdür.
İdrak (olayları anlama ve sonuçlarını kavrama) düzeyi uygun olan çocukların görüşü alınabilir; ancak bu beyan tek başına belirleyici değildir. Mahkeme, sosyal inceleme (uzman raporu) gibi araçlarla ebeveynlerin yaşam koşullarını, çocuğa ayırabildiği zamanı, bakım kapasitesini ve çocuğun alıştığı çevrenin etkisini inceler. Pratikte en büyük hata, velayeti “ekonomik güç yarışı” sanmaktır. Gelir ve imkânlar önemlidir; fakat çocuğun düzeni, bakım sürekliliği, güvenliği ve ebeveynin sorumluluk bilinci daha kritik hale gelebilir.
Yaş gruplarına göre velayet kime verilir?
Yaş grupları, velayet değerlendirmesinde mahkemenin odaklandığı ihtiyaçları anlamak için pratik bir çerçeve sunar; ancak bunun bir “otomatik karar tablosu” olmadığı unutulmamalıdır. Küçük yaşlarda bakım ihtiyacı belirgin olduğundan birincil bakım veren (günlük bakımın fiilen kim tarafından yürütüldüğü) önem kazanır. Okul dönemine geçildikçe eğitim düzeni, sosyal çevre, ev ortamının istikrarı ve çocuğun uyumu daha öne çıkar. Ergenlik döneminde ise çocuğun görüşü daha görünür hale gelir; fakat yine de mahkeme, çocuğun beyanının sağlıklı koşullarda oluşup oluşmadığını araştırır.
Aşağıdaki tablo, yaş gruplarına göre uygulamada sık tartışılan değerlendirme başlıklarını özetler. Bu tablo “kesin sonuç” üretmez; hâkimin somut olay değerlendirmesine yardımcı olan başlıkları gösterir.
| Yaş Grubu | Uygulamada Öne Çıkan Kriterler | Baba Lehine Velayeti Güçlendiren Durumlar |
|---|---|---|
| 0-3 | Özel bakım ihtiyacı, düzenli bakım rutini, güvenli bağlanma | Annenin bakım yetersizliği, ihmal, istikrarsız yaşam koşulları |
| 3-7 | Sosyalleşme başlangıcı, bakım sürekliliği, psikolojik güvenlik | Çocuğa zarar riski, ebeveynin acizliği, düzenli ortamı babanın sağlaması |
| 8-12 | Eğitim düzeni, ders-ödev takibi, sosyal çevre uyumu | Daha istikrarlı ev-Okul düzeni, yeterli zaman ve bakım organizasyonu |
| 12 ve üzeri | İdrak düzeyi, çocuğun görüşü, ergenlik ihtiyaçları | Çocuğun iradesinin sağlıklı oluşması ve babanın yaşam düzeninin uygunluğu |
Uygulamada sık yapılan bir diğer hata da çocuğun alıştığı çevrenin etkisini küçümsemektir. Mahkeme, çocuğun okulunun, yakın çevresinin, rutinlerinin değişmesinin yaratacağı psikolojik ve sosyal etkiyi dikkate alır. Bu nedenle “kimin evi daha iyi” tartışması yerine, “çocuğun düzeni hangi ebeveyn yanında daha az sarsılır” sorusuna somut cevap üretmek gerekir.
0-3 Yaş Grubu Çocuk Velayeti
Bu yaş aralığı, çocuğun temel bakım ihtiyaçlarının en yoğun olduğu dönemdir. Beslenme, uyku düzeni, hijyen, sağlık kontrolleri ve duygusal güvenlik gibi unsurlar günlük ve kesintisiz bakım gerektirir. Bu nedenle uygulamada mahkeme, fiilen bakım veren ebeveynin kim olduğuna ve bakım sürekliliğinin nasıl sağlandığına özellikle odaklanır. “Fiili bakım” (çocuğun günlük yaşamının kim tarafından yürütüldüğü) kavramı, velayet değerlendirmesinde önemli bir göstergedir. Eğer anne çocuğun bakımını düzenli biçimde yürütüyorsa, bu durum velayet bakımından güçlü bir veridir.
Bununla birlikte, bu yaş grubunda da velayetin babaya verilmesi hukuken mümkündür. Mahkeme, annenin çocuğun temel ihtiyaçlarını karşılayamadığı, ihmal bulunduğu, çocuğun güvenliğini riske sokan bir yaşam düzeni içinde olduğu veya çocuğa zarar verme ihtimalinin ortaya çıktığı hallerde baba lehine velayet kararı verebilir. Burada kritik nokta, iddiaların soyut değil somut vakıalarla desteklenmesidir. Sık yapılan hata, “anne uygun değil” gibi genel ifadelerle yetinmektir. Mahkeme, çocuğun günlük hayatına yansıyan somut aksaklıkları, bakımın nasıl yürütüldüğünü ve risk unsurlarını görmek ister.
3-7 Yaş Grubu Çocuk Velayeti
Bu dönem, çocuğun sosyal çevreyle daha fazla temas kurduğu, okul öncesi ve erken okul deneyimlerinin başladığı bir evredir. Bakım ihtiyacı devam eder; ancak çocuğun rutinleri genişler: uyku-beslenme düzeni kadar, sosyalleşme, eğitim hazırlığı ve duygusal güvenlik de önem kazanır. Mahkeme, çocuğun huzurlu ve düzenli bir ortamda büyüyüp büyümediğini, ebeveynlerin çocuğun gelişimine nasıl katkı sunduğunu ve yaşam düzeninin sürdürülebilirliğini değerlendirir.
Bu yaş grubunda velayetin babaya verilmesi, özellikle annenin çocuğa fiziksel ya da psikolojik zarar verdiği, bakım konusunda belirgin yetersizlik bulunduğu veya ebeveynlik sorumluluklarını yerine getirmekte aciz kaldığı hallerde gündeme gelebilir. “Psikolojik zarar” kavramı, çocuğun duygusal gelişimini bozan, korku ve güvensizlik yaratan tutumları ifade eder. Mahkeme, bu tür iddialarda genellikle uzman değerlendirmesine başvurur. Pratikte yapılan önemli bir hata, çocuğun yaşına rağmen beyanına gereğinden fazla ağırlık verilmesidir. Bu dönemde çocuğun söylemleri etkilenmeye açık olabilir; bu nedenle mahkeme, ebeveynlerin çocuğa sunacağı imkanları ve çocuğun düzenini daha belirleyici görür.
8-12 Yaş Grubu Çocuk Velayeti
Bu yaş grubu, eğitim-öğretim düzeninin oturduğu ve çocuğun sosyal çevresinin belirginleştiği dönemdir. Mahkeme, çocuğun okul başarısını, ders-ödev takibinin kim tarafından ve nasıl yapıldığını, okul-ev arasındaki düzenin sürdürülebilirliğini ve çocuğun sosyal çevresini dikkate alır. Bu aşamada ebeveynlerin ekonomik durumu da değerlendirme konusudur; ancak ekonomik güç, tek başına velayeti belirlemez. Asıl mesele, ekonomik imkanların çocuğun hayatına düzen ve istikrar olarak yansıyıp yansımadığıdır.
Bu yaş grubunda çocuğun görüşü daha anlamlı hale gelebilir. Çocuğun hangi ebeveynle yaşamak istediği, uzman eşliğinde dinlenebilir ve değerlendirmeye dahil edilir. Ancak mahkeme, beyanın baskı altında oluşup oluşmadığını, çocuğun menfaatine uygun olup olmadığını ayrıca inceler. Baba lehine velayet kararını güçlendiren unsurlar arasında, babanın çocuğun eğitim sürecine aktif katılımı, ev ortamının düzenli olması, çocuğa yeterli zaman ayırabilmesi ve çocuğun sosyal çevresini koruyabilmesi sayılabilir. Sık yapılan hata, sadece “daha fazla gelir” vurgusuna dayanmak veya diğer ebeveyni suçlayan ifadeleri delilsiz bırakmaktır. Velayet değerlendirmesi, iddia değil somut yaşam düzeni üzerinden şekillenir.
12 Yaş ve Üzeri Çocuk Velayeti
Bu dönem, çocuğun olayları anlama ve değerlendirme kapasitesinin arttığı, bireyselleşme ihtiyacının güçlendiği bir evredir. Mahkeme, çocuğun görüşünü daha doğrudan dikkate alabilir; çünkü çocuğun iradesinin oluşumu daha belirgin hale gelir. “İrade beyanı” (çocuğun hangi ebeveynle yaşamak istediğine dair açıklaması) uygulamada önem taşır. Bununla birlikte mahkeme, bu beyanın çocuğun üstün yararına uygun olup olmadığını denetler; yani çocuk bir ebeveyni tercih etse bile, tercih edilen ortam çocuğun güvenliği ve gelişimi açısından sakıncalıysa velayet o yönde düzenlenmeyebilir.
Baba lehine velayet kararlarında, babanın çocuğun eğitim ve sosyal ihtiyaçlarını sürdürülebilir biçimde karşılayabilmesi, ev içi düzenin istikrarlı olması ve çocuğun günlük yaşamını organize edebilmesi belirleyici olur. Ayrıca diğer ebeveynin sık adres değişikliği, çocuğun düzenini bozacak yaşam koşulları, duruşma ve süreçlere ilgisizlik gibi hususlar da değerlendirmeye yansıyabilir. Pratikte en sık hata, çocuğun beyanını “tek başına yeterli” sanmaktır. Mahkeme, çocuğun beyanını destekleyen yaşam koşullarını, uzman raporlarını ve çocuğun gelişim ihtiyaçlarını birlikte ele alır. Bu yaş grubunda stratejik yaklaşım, çocuğun tercihinin nedenlerini, çocuğa sunulan yaşam düzenini ve olası riskleri somutlaştırmaktır.
Çocuğun Velayetinin Babaya Verilmesine Karar Veren Emsal Yargıtay Kararları
Yargıtay uygulamasında, velayetin düzenlenmesinde merkez kavram çocuğun üstün yararıdır. Bu ilke, hâkimin soyut kabullerle değil, somut olayın koşullarıyla karar vermesini gerektirir. Emsal nitelikteki kararlarda; çocuğun fiilen hangi ebeveyn yanında kaldığı, ebeveynin çocuğa ilişkin sorumlulukları yerine getirip getirmediği, çocuğun düzenli bir yaşam sürüp sürmediği ve uzman raporlarının ne söylediği gibi unsurlar öne çıkar. Özellikle “fiili durum” (çocuğun gerçekte kimin yanında yaşadığı ve bakımının kim tarafından yapıldığı) Yargıtay denetiminde önemli bir ölçüt olarak görülür.
Yargıtay’ın dikkat ettiği kritik noktalardan biri de yeterli araştırma yapılmasıdır. Sosyal inceleme raporu, çocuğun idrak düzeyine uygun şekilde dinlenmesi ve ebeveynlerin yaşam koşullarının ayrıntılı değerlendirilmesi beklenir. Pratikte sık yapılan hatalardan biri, çocuğun dinlenmesi gereken hallerde bu sürecin eksik yürütülmesi veya raporlarla çelişen sonuçlara yeterli gerekçe yazılmamasıdır. Bir diğer hata, velayet tartışmasını ebeveynler arası çatışmanın aracı haline getirmektir. Yargıtay denetiminde asıl sorulan soru şudur: “Bu karar, çocuğun gelişimini ve düzenini gerçekten koruyor mu?” Baba lehine velayet kararları, bu soruya somut ve ikna edici cevap verildiğinde sürdürülebilir hale gelir.
SSS
Çocuğun velayeti için kesin bir yaş sınırı var mı?
Hayır. Velayet kararında belirleyici olan yaş değil, her somut olayda çocuğun üstün yararıdır. Yaş grupları, çocuğun ihtiyaçlarını anlamaya yardımcı olur; ancak mahkeme otomatik bir yaş kuralı uygulamaz. Değerlendirme, ebeveynlerin bakım kapasitesi, yaşam düzeni, çocuğun güvenliği ve gelişim ihtiyaçları üzerinden yapılır.
Çocuk “babamla kalmak istiyorum” derse velayet babaya verilir mi?
Çocuğun görüşü önemlidir; ancak tek başına yeterli değildir. Mahkeme, beyanın baskı veya yönlendirme ile oluşup oluşmadığını ve çocuğun yararına uygun olup olmadığını denetler. Uzman incelemesi, sosyal çevre, eğitim düzeni ve ebeveynlerin koşulları birlikte değerlendirilir.
Annenin ekonomik durumunun zayıf olması velayeti babaya geçirir mi?
Ekonomik imkanlar değerlendirilir; fakat tek başına belirleyici değildir. Mahkeme, çocuğun ihtiyaçlarının hangi ebeveyn yanında daha istikrarlı ve güvenli biçimde karşılanacağını inceler. Düzenli yaşam, bakım sürekliliği ve çocuğun çevresel uyumu çoğu zaman ekonomik kıyasın önüne geçebilir.
Velayet babaya verildikten sonra değiştirilebilir mi?
Evet. Şartlar değiştiğinde velayetin değiştirilmesi talep edilebilir. Çocuğun ihtiyaçları, ebeveynlerin yaşam koşulları veya çocuğun güvenliği ve gelişimi açısından yeni bir durum ortaya çıkarsa mahkeme yeniden değerlendirme yapabilir. Bu süreçte yine üstün yarar ilkesi esas alınır.
Avukat Fatih Tahancı, 2015 yılında Hukuk Fakültesini tam burslu, onur öğrencisi olarak Ankara’da tamamlamıştır. Avukatlık stajını Ankara Barosu nezdinde; ceza hukuku, sigorta hukuku, tazminat hukuku, iş hukuku, icra hukuku ve idare hukuku konularına odaklanmış çeşitli avukatlık bürolarında staj yaparak tamamlamıştır. Avukat Fatih Tahancı Çankaya/Ankara’da bulunan Tahancı Hukuk Bürosu’nda avukatlık faaliyeti göstermektedir.