Müdahalenin Meni Davası, El Atmanın Önlenmesi Davası, Kal Davası

Av. Fatih Tahancı 15 Nis 2025 12 dk okuma
Müdahalenin Meni Davası, El Atmanın Önlenmesi Davası, Kal Davası

El Atmanın Önlenmesi Müdahalenin Men'i Davası - Kal Davası - Nedir - Harçları - Görevli Mahkeme - Tazminat ve Ecrimisil konularına değineceğiz.

Özet Bilgi

  • Şartlar: Müdahalenin men’i davası için; ayni veya şahsi bir hak olmalı, bu hakka el atılmış olmalı veya el atma tehlikesi bulunmalı ve el atma haksız olarak gerçekleştirilmelidir.
  • Zamanaşımı: Müdahalenin men’i davasında herhangi bir hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresinden söz edilemez; el atma fiili devam ettiği müddetçe dava her zaman açılabilir.
  • Vekalet Ücreti: Avukatlık ücreti, Türkiye Barolar Birliği tarafından belirlenen asgari ücret tarifesine göre belirlenir ve bu tarifeden az olamaz.
  • Harç Hesabı: Müdahalenin men’i davası, el atmanın gerçekleştiği eşyanın değeri üzerinden hesaplanan nispi harca tabidir.

El Atmanın Önlenmesi - Müdahalenin Men'i Davası Nedir ?

Müdahalenin men’i davası, taşınır olsun taşınmaz olsun bir mala karşı gerçekleşen maddi el atmaların önüne geçilmesi maksadını taşıyan bir davadır. Bu dava aynî bir hakka dayanıyor olabileceği gibi kimi durumlarda salt zilyetliğe de dayanabilir.

Bu dava men-i müdahale davası, tecavüzün men’i davası ya da el atmanın önlenmesi davası olarak da adlandırılmaktadır.

Mülkiyet Hakkına Dayalı El Atmanın Önlenmesi Davası

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “Mülkiyet hakkının içeriği” başlıklı 683’ üncü maddesinin ilgili fıkrası şu şekildedir:

Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir.” (TMK; m. 683)

Bu dava aynî bir hakka dayandığı için her zaman açılabilir. Görevli mahkeme de dava konusunun değerine göre belirlenir.

Müdahalenin Meni Davası Şartları

Müdahalenin meni davası, diğer bir deyişle el atmanın önlenmesi davası; mülkiyet, intifa, oturma gibi ayni bir hak sahibinin veya kira gibi şahsi bir hak sahibinin bu haktan kaynaklanan yetkilerine haksız bir fiille müdahale eden kişilere karşı açtığı bir davadır. Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenmiş olan bu dava ile ayni ve şahsi hakların her türlü zarar verici fiile karşı korunması hedeflenmiştir.

El atmanın önlenmesi davasının açılabilmesi için şu şartların bir arada bulunması gereklidir:

1-Ayni veya şahsi bir hak olmalıdır.

2-Bu hakka el atılmış olmalı veya el atma tehlikesi bulunmalıdır. (Yani bitmiş müdahalelere karşı bu dava açılamaz.)

3-El atma haksız olarak gerçekleştirilmelidir. (Ancak müdahalede bulunan kişinin mutlaka kusurlu olması gerekli değildir.)

Bu şartların bulunması halinde ayni ya da şahsi hak sahibi kişiler haksız el atmanın önlenmesi için dava açabilir. Dava sonucunda davalı hakkında, el atmayı sona erdirecek davranışları yapmaya veya el atmaya yol açacak davranışlardan kaçınmaya yönelik bir eda hükmü tesis edilir. 

Müdahalenin Meni Davası Zamanaşımı

Haksız fiil, hukuk kurallarına aykırı bir şekilde diğer bir kişinin malvarlığı veya şahıs varlığında zarar meydana gelmesine neden olan eylemdir. Bu doğrultuda el atma, hukuki niteliği itibariyle haksız fiildir. Dolayısıyla kişilerin ayni veya şahsi haklarına yönelik olarakel atma fiili devam ettiği müddetçe müdahalenin meni davası her zaman açılabilir. Bu nedenle, el atmanın önlenmesi davasında herhangi bir hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresinden söz edilemez.

Müdahalenin Meni Davası Arabuluculuğa Tabi mi?

Arabuluculuk, yargı sisteminin yükünü azaltacak dostane uyuşmazlık çözüm yollarından biridir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2022/6968 esas ve 2022/9061 sayılı kararında da belirtmiş olduğu üzere el atmanın önlenmesi istemi, arabuluculuk dava şartına tabi değildir.

Müdahalenin Meni Davası Vekalet Ücreti

Avukatlık Kanunu madde 164’e göre avukatlık ücreti, avukatın hukukî yardımının karşılığı olan meblâğı veya değeri ifade eder. Türkiye Barolar Birliği her yıl “Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi”ni belirler. Dolayısıyla müdahalenin meni davasında da asgari ücret tarifesinin altında olmayacak şekilde bir avukatlık ücreti belirlenecektir. 

Müdahalenin Meni Davası Harca Esas Değer

Müdahalenin meni davası nispi harca tabi davalardan biridir. Bu harç el atmanın gerçekleştiği eşyanın değeri üzerinden hesaplanır.

El Atmanın Önlenmesi Davası Kesinleşmeden İcraya Konulabilir mi?

Kural olarak bir kararın kesinleşmemiş olması, kararın yerine getirilmesini önlemez. Dolayısıyla müdahalenin meni ilamı kesinleşmeden icraya konulabilir. Ancak el atmanın önlenmesi davasının konusunu oluşturan eşyanın mülkiyeti de çekişmeli ise, yapılan yargılama neticesinde elde edilen hükmün icraya konulabilmesi için kesinleşmesi gereklidir.

El Atmanın Önlenmesi Davası Ne Kadar Sürer?

El atmanın önlenmesi davası mahkemelerin iş yoğunluğuna göre yaklaşık olarak 1 yıl ila 1,5 yıl sürer.

Zilyetliğe Dayalı El Atmanın Önlenmesi Davası

Zilyet; bir şey üzerinde zilyetlik iradesi ile fiilî hakimiyet sahibi olan kişiye denir. Bu kişi o şeyin mâliki olabileceği gibi kiracısı da olabilir, hatta o şeyi herhangi bir hakka dayanmadan da elinde bulunduruyor olabilir. BKZ: Kiracı Hakları Zilyetliğin hukukî niteliği konusunda öğretide tartışmalar bulunmakla birlikte, kanun koyucu zilyetliği kimi durumlarda koruma altına almıştır. Bu korumanın sebebi zilyetliğin kimi durumlarda hakka karine olması kimi durumlarda ise böyle bir niteliği olmasa bile zilyetliği korumanın kamu düzeninin devamı adına önemli olmasıdır. Bu koruma yollarından birisi de el atmanın önlenmesi davasıdır.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “Zilyetliğe Saldırıya Dava Hakkı” başlıklı 983’ üncü maddesinin ilgili fıkrası şu şekildedir:

  • Saldırıda bulunan, şey üzerinde bir hak iddia etse bile; zilyetliği saldırıya uğrayan, ona karşı dava açabilir.
  • Dava, saldırının sona erdirilmesine, sebebinin önlenmesine ve zararın giderilmesine yönelik olur.” (m. 983)
  • Gasp ve saldırıdan dolayı dava hakkı, zilyedin fiili ve failini öğrenmesinden başlayarak iki ay ve her hâlde fiilin üzerinden bir yıl geçmekle düşer.” (m. 984)

Mülkiyete Dayalı El Atmanın Önlenmesi Davası ile Zilyetliğe Dayalı El Atmanın Önlenmesi Davası Arasındaki Farklar

Mülkiyete dayalı el atmanın önlenmesi davası ile zilyetliğe dayalı el atmanın önlenmesi davası arasındaki en önemli farklar şunlardır:

  1. Mülkiyete dayalı el atmanın önlenmesi davası aynî bir hakka dayandığından her zaman açılabildiği hâlde, zilyetliğe dayalı el atmanın önlenmesi davası belli hak düşürücü süreler içerisinde açılabilmektedir.
  2. Mülkiyete dayalı el atmanın önlenmesi davasında davacı hak sahibi olduğunu ispat etmelidir. Zilyetlikte bu şart değildir, fiilî hakimiyetin mevcudiyeti kâfidir.
  1. Mülkiyete dayalı el atmanın önlenmesi davası bir hakka dayanır, zilyetlik ise bir hak olmayıp hukuken korunan fiili bir durumdur.
  1. Mülkiyete dayalı el atmanın önlenmesi davasında mahkemenin görevi dava konusunun değerine göre belirlenir. Zilyetliğe dayalı el atmanın önlenmesi davası ise her durumda Sulh Hukuk Mahkemesi’nde açılır.
  1. Mülkiyete dayalı el atmanın önlenmesi davasının Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde görüldüğü durumlarda yazılı yargılama usulü uygulanırken, zilyetliğe dayalı el atmanın önlenmesi davası her durumda basit yargılama usulünün sağladığı avantajlara sahiptir.

Müdahalenin Men'i Davası Görevli Mahkeme

Yukarıda da ifade edildiği üzere Mülkiyete dayalı el atmanın önlenmesi davasında mahkemenin görevi dava konusunun değerine göre belirlenir.

Zilyetliğe dayalı el atmanın önlenmesi davası ise her durumda Sulh Hukuk Mahkemesi’nde açılır. (HMK; 4/1-c)

Bu durum uygulamada bir kısım tereddütlere yol açmaktadır. Yargıtay’ın da bu konuda vermiş olduğu muhtelif kararları mevcuttur:

Somut olayda; davacının, Hazine arsası üzerine inşa ettiğini iddia ettiği yapı ile ilgisinin sadece zilyedlikten ibaret olduğu ileri sürülemez. Davacının, bu yapı üzerinde sarf ettiği malzeme nedeniyle MK.nun 648 ve müteakip maddelerine göre, kişisel bir hakkı vardır. Kurulan yapının MK.nun 654. maddesinde düzenlenen hafif inşaat niteliğinde olmadığı açıklıkla anlaşılmaktadır.

Diğer yandan, davacının inşa ettiğini iddia ettiği yapı ile zilyedlikten başka ilişkisinin olmadığını kabul etmek, memleketimizin gerçeklerine de ters düşer. Zira, gecekondu ve imar affı kanunları Hazineye ait taşınmazlar üzerine izinsiz yapı inşa edenlere, bazı koşulların gerçekleşmesi durumunda, mülkiyet hakkı bahşetmektedir.

Bu itibarla, Hazineye ait taşınmaz mal üzerine, izinsiz olarak, hafif inşaat niteliğinde olmayan yapı kuran zilyedlerin, arsa maliki Hazineden başka kişiler aleyhine açtıkları davalar, HUMK.nun 8/2-3. maddesinde yazılı zilyedliğin korunması davası değil, hak davasıdır. Nitekim, Hukuk Genel Kurulu'nun 15.6.1983 gün, 3351/679 ve 25.11.1987 gün, 394/876 sayılı kararlarında da aynı görüş benimsenmiştir.

Bu durumda, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. O halde, direnme kararı bozulmalıdır.” (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu; 6.10.1993 tarih, E. 1993/14-423 K. 1993/561 sayılı kararı)

Somut olaya gelince;

Dava konusu edilen evin üzerinde bulunduğu 8 no'lu parselin, Hazine adına tapuya kayıt ve tescilli olduğu, davaya konu evin ise, davacılar ve davalının murisi Rıza adına tapunun beyanlar hanesine şerh edildiği ve muris tarafından inşa edildiği hususlarında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Yine, inşa edilen yapının Türk Medeni Kanunu'nun 728. maddesinde düzenlenen hafif yapı niteliğinde olmadığı da bilirkişi raporundan anlaşılmaktadır.

Hal böyle olunca; davacılar ve davalının ortak murisleri tarafından Hazine arsası üzerine inşa edilen tek katlı kargir yapı ile ilgilerinin yalnızca zilyetlikten ibaret olduğu kabul edilemez. Murisin bu yapı üzerinde sarf ettiği malzeme nedeniyle, mirasçılarının Türk Medeni Kanunu'nun 722 ve takip eden maddelerine göre, kişisel haklarının bulunduğu şüpheden varestedir.

Nitekim, eldeki davada davacılar miras hakkına dayanmakta, davalı da yine miras hakkına dayanarak savunmada bulunmaktadır.

Açıklanan durum karşısında, eldeki davanın salt zilyetliğin korunması niteliğinde olduğunun ve murisin inşa ettiği yapı ile davacı ya da davalının zilyetlikten başka ilişkisinin bulunmadığının kabulüne olanak bulunmamaktadır.

O halde, davacıların talebi ve davalının savunması karşısında, eldeki davanın hukuki nitelikçe zilyetliğin arkasında bulunan bir hakka dayalı olduğunun kabulü gerekir.

Aksinin kabulü ile dava konusu edilen yapıdan doğan uyuşmazlığın, Türk Medeni Kanunu'nun 982. ve 983. maddeleri kapsamında değerlendirilip, bu maddeler uygulanmak suretiyle çözümlenmeye çalışılması halinde, mirasçıların ev üzerindeki miras hakları ortadan kalkacak, bu da mirasçılar lehine ileride doğacak hakları da zedeleyerek haksızlığa neden olacaktır.

Sonuç itibariyle; davanın zilyetliğin arkasında bulunan bir hakka dayalı olmasına göre, mahkemenin görevi, dava olunan taşınmazın değerine göre belirlenmelidir.” (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu; 25.11.2009tarih, E. 2009/8-518, K. 2019/573 sayılı kararı)

Müdahalenin Men'i Davası Harç

Dava konusunun değerinin belirlenebilir olduğu durumlarda açılacak davalar nisbi harca tabidir. Bu harç miktarı da 492 sayılı Harçlar Kanunu hükümleri çerçevesinde dava konusunun değeri üzerinden hesaplanır.

Elatmanın Önlenmesi ve Tazminat ve Ecrimisil

Yukarıda el atmanın önlenmesi davası hususunda gerekli bilgiler verilmiştir. Taşınır ya da taşınmaza vaki olan el atmalar duruma göre ayrıca haksız fiil niteliğinde olduğundan hak sahibinin bu konuda ayrıca maruz kaldığı zararlardan ötürü tazminat davası açması hakkı da bulunmaktadır.

Zilyetler için de aynı hak söz konusudur. Ancak bu kişiler bakımından söz konusu talep hak düşürücü bir süreye tâbidir. (TMK; m. 983/II, 984)

Ecrimisil (Haksız işgal tazminatı) ise, bir taşınmaz malikinin kendi taşınmazını haksız olarak kullanan kişi/kişilere karşı açmış olduğu tazminat talepli davaya verilen isimdir. Bu davayı gerçek/tüzel kişiler açabileceği gibi devlet de açabilir.

Uygulamada haksız işgal tazminatı olarak adlandırılan ecrimisile hükmedebilmek için iki koşulun birlikte gerçekleşmesi gerekir. Bu koşullar, işgal eyleminde bulunan kişinin kötü niyetli olması ve bu işgal sonucu hak sahibinin zarara uğramasıdır.” (Yargıtay 14.HD, 31.01.2002 tarih, E. 2001/8942 ve K. 2002/548 sayılı karar)

Kal Davası

Kal’ kelimesi; sökme, koparma manalarına gelmektedir. Hukuk uygulamasında ise daha ziyade başkasının arsası üzerine inşa edilmiş yapıların sökülmesi manasında kullanılmaktadır.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 722’nci maddesi şu şekildedir:

Bir kimse kendi arazisindeki yapıda başkasının malzemesini ya da başkasının arazisindeki yapıda kendisinin veya bir başkasının malzemesini kullanırsa, bu malzeme arazinin bütünleyici parçası olur.

Ancak, sahibinin rızası olmaksızın kullanılmış olan malzemenin sökülmesi aşırı zarara yol açmayacaksa, malzeme sahibi, gideri yapıyı yaptırana ait olmak üzere bunların sökülüp kendisine verilmesini isteyebilir.

Aynı koşullar altında arazinin maliki de, rızası olmaksızın yapılan yapıda kullanılan malzemenin, gideri yapıyı yaptırana ait olmak üzere sökülüp kaldırılmasını isteyebilir.” (m. 722)

Bu hakkın kullanılabilmesi için söz konusu binanın sökülmesinin aşırı zarara yol açmaması gerekir.

“… inşaatin kaldırılması ile arazi malikinin elde edeceği yarara göre, bu nedenle arazide meydana gelen kıymet eksikliği daha fazla ise, inşaatin kaldırılmasının aşırı zarara yol açtığı kabul edilebilir. Öte yandan inşaatin olduğu gibi kalmasında kamunun yararı olması hallerinde de doğacak zararın aşırı zarar olduğu savunulabilir… Öte yandan binanın ana taşınmazın bütünlüğünü bozup bozmadığı hususu üzerinde de durulması gerekir.” (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu; 10.12.2003 tarih ve 2003-1-755 sayılı kararı)

Aksi takdirde duruma göre arazinin uygun bir bedel karşılığında bina sahibine verilmesi söz konusu olabilir.

Yapının değeri açıkça arazinin değerinden fazlaysa, iyiniyetli taraf uygun bir bedel karşılığında yapının ve arazinin tamamının veya yeterli bir kısmının mülkiyetinin malzeme sahibine verilmesini isteyebilir.” (TMK; m. 724)

.ilginizi Çekebilir: 2026 YILI CMK ÜCRET TARİFESİ

Kal Davasının Tanımı

Kal davası, haksız müdahalenin sadece durdurulmasını değil, müdahale konusu şeyin ortadan kaldırılmasını da amaçlayan davadır. Uygulamada yıkım, söküm, kaldırma veya eski hale getirme talebi olarak ortaya çıkar. Özellikle taşınmaz üzerindeki izinsiz yapı, eklenti veya muhdesat varlığında kal talebi gündeme gelir ve el atmanın sonuçlarını giderir.

Kal Talebi ve Kal Bedelinin Anlamı

Kal talebi, müdahalenin sona erdirilmesi için uyuşmazlık konusu unsurun kaldırılmasını istemek demektir. Kal bedeli ise bu kaldırma, yıkım veya eski hale getirme için gereken gideri ifade eder. Uygulamada bilirkişi, işçilik, malzeme ve nakliye giderlerini değerlendirir. Kal bedeli, müdahalenin kapsamına ve teknik zorunluluklara göre belirlenir.

El Atmanın Önlenmesi ve Kal Davası Arasındaki Fark

El atmanın önlenmesi davası, haksız müdahalenin devamını durdurmayı hedefler; kal davası ise müdahalenin maddi sonucunu ortadan kaldırır. Birincisinde amaç, ihlalin sürmesini engellemektir. İkincisinde amaç, müdahale konusu yapının, eklentinin veya eşyanın kaldırılmasıdır. Bu nedenle kal talebi, çoğu zaman daha ileri bir giderim niteliği taşır.

Müdahalenin Menii ve Kal Davasının Birlikte Açılabilmesi

Müdahalenin meni ve kal davası birlikte açılabilir. Haksız el atma devam ederken sadece müdahalenin durdurulması değil, ortaya çıkan sonuçların da kaldırılması istenebilir. Özellikle taşınmazın üzerine yapılan izinsiz yapı, duvar, çit veya tesisat bakımından birlikte talep kurulması mümkündür. Mahkeme, her talep yönünden ayrı değerlendirme yapar ve uygun hüküm kurar.

Kal Davasının Kesinleşmeden İcraya Konulabilmesi

Kal davası kapsamındaki yıkım veya kaldırma hükmü, kural olarak kesinleşme koşuluna bağlıdır. İlamın içeriği, icra kabiliyeti ve müdahalenin niteliği birlikte değerlendirilir. Uygulamada özellikle taşınmaz üzerindeki yapıların kaldırılması yönünden kesinleşme aranabilmektedir. Bu nedenle kararın icraya konulup konulamayacağı, hükmün türüne ve icra mevzuatına göre belirlenir.

Harç Hesaplaması ve Dava Değerinin Belirlenmesi

Müdahalenin meni dava değeri, talep edilen korumanın ekonomik karşılığına göre belirlenir. Taşınmazın tamamına ilişkin olmayan davalarda dava değeri, müdahalenin etkilediği bölüm, kullanım alanı veya menfaatin parasal karşılığı esas alınarak tespit edilir. Harca esas değer de bu belirlemeye bağlıdır. Mahkeme gerektiğinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırır.

Vekalet Ücretinin Nispi veya Maktu Olması

Müdahalenin meni vekalet ücreti, davanın niteliğine ve talep edilen hakkın parasal değerlendirilebilir olup olmadığına göre belirlenir. Uygulamada dava değeri üzerinden nispi ücret hesabı yapılabildiği gibi, bazı taleplerde maktu ücret uygulaması da gündeme gelebilir. 2026'da yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi ve yargısal nitelendirme belirleyicidir.

Kal Davasında Hangi Talepler İleri Sürülür?

Kal davasında, müdahalenin giderilmesi için yıkım, söküm, kaldırma veya eski hale getirme talepleri ileri sürülür. Talep, yalnızca yapının kaldırılmasını değil, müdahaleyi doğuran fizikî sonucun ortadan kaldırılmasını da kapsayabilir. Hangi istemin uygun olduğu, müdahalenin türüne ve taşınmaz üzerindeki etkisine göre belirlenir. Mahkeme taleple bağlılık ilkesini uygular.

Kal Davasında Deliller Nelerdir?

Kal davasında deliller, müdahalenin varlığını ve kapsamını ortaya koyar. Tapu kayıtları, ruhsat belgeleri, keşif, fotoğraflar, tanık anlatımları ve bilirkişi raporu en önemli deliller arasındadır. Özellikle taşınmaz üzerindeki yapılaşma veya eklenti iddiasında teknik inceleme belirleyicidir. Deliller, müdahalenin haksızlığını ve kaldırma ihtiyacını somutlaştırır.

Kal Bedeli Nasıl Hesaplanır?

Kal bedeli nasıl hesaplanır sorusunda ölçüt, müdahalenin kaldırılması için gerekli objektif giderlerdir. Yıkım, söküm, taşıma, işçilik ve yeniden düzenleme masrafları dikkate alınır. Bilirkişi, piyasa koşulları ve teknik zorunluluklar üzerinden rapor düzenler. Bedel, soyut bir ceza değil, fiilî kaldırma maliyetini yansıtan teknik bir tespittir.

Kalıne Ne Demek?

Kalıne ne demek sorusu, uygulamada çoğunlukla “kaldırılması gereken şey” anlamına karşılık gelir. Hukukta kal kavramı, haksız müdahalenin sonucu olan yapının, eklentinin veya unsurun ortadan kaldırılmasını ifade eder. Bu nedenle kal, yalnızca bir kelime değil, müdahalenin etkisini fiziken sona erdiren giderim talebidir. Talep, somut vakıaya göre şekillenir.

Hukukta Kal Ne Demek?

Hukukta kal ne demek sorusunun cevabı, haksız durumun sürdürülmemesi için müdahale sonucunun kaldırılmasıdır. Kal, yıkım, söküm veya eski hale getirme istemiyle somutlaşır. Özellikle taşınmaz hukukunda bu kavram, mülkiyetin fiilen kullanılmasını engelleyen unsurun ortadan kaldırılmasını anlatır. Böylece aynî hakkın tam ve etkili korunması sağlanır.

Müdahalenin Meni Davasında Ecrimisil ve Tazminat İstenebilir mi?

Müdahalenin meni davasında ecrimisil ve tazminat ayrıca istenebilir. El atmanın önlenmesi geleceğe dönük koruma sağlarken, ecrimisil haksız kullanımın geçmişte doğurduğu kullanma karşılığını hedefler. Zarar varsa maddi tazminat da talep edilebilir. Taleplerin birlikte ileri sürülmesi, uyuşmazlığın hem önleyici hem giderici yönünün tek davada değerlendirilmesini sağlar.

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki görüş niteliği taşımaz. Somut durumunuza ilişkin değerlendirme için hukuki danışmanlık almak üzere bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Hukuki Denetim

Fatih Tahancı · Denetlenme Tarihi: 15 Ocak 2026

2 Yorum

M
Mustafa Bulut 8 Ara 2021

El atmanın önlenmesi nasıl olur, el atma nasıl olur, örneğin 60 dönümlük arazide hisse sahibiyim. Bu bazı hissedarlar tarafından tel çitler ikiye bölündü ve ben bu bölünen yerin içine girip arkada kalan parselime geçemiyorum, hisse sahibi olduğum içinde geçit hakkı da verilmiyor. Yani biel atmanın önlenmesi davasını kazanırsam geçmemiş engelleyen bu tel çitler sökülür mü yoksa bunların kali için tüm diğer hissedarların imzası mı gerekli

G
Göksel KARADADAŞ 2 Nis 2022

Merhabalar..bir kaç ay önce arsa satın aldım.. Üzerine işyeri yaptırmayı düşünüyorum..sınır belirlemek için cizimci istedim... ölçümünü yaptırdığımizda bitişiğinde bulunan üç katlı binanın benim almış olduğum arsaya 90 cm girmiş olduğunu tespit ettiler... Bu durum, yapacağımız binaya engel olmakta..ne yapmalıyım..kal davası mı açılacak.. yardımcı olur musunuz?

Yorum Bırakın

Sorunuz veya görüşünüz için aşağıdaki formu kullanabilirsiniz.

E-posta adresiniz yayınlanmaz.

Yorumunuz moderasyon sonrası yayınlanır. Bilgileriniz üçüncü taraflarla paylaşılmaz.

Bizi Arayın Whatsapp