Gayrımenkul ve Kira Hukuku

Eve Haciz Gelir mi?

Eve Haciz Gelir mi - tahanci

Eve haciz gelir mi sorusu, borç nedeniyle icra takibiyle karşılaşan birçok kişinin ilk anda yaşadığı endişeyi yansıtır. Konutta haciz ihtimali, “icra memuru eve gelir mi, evdeki eşyalar alınır mı, aile bireylerinin eşyalarına da el konulur mu?” gibi soruları beraberinde getirir. Ancak icra hukukunda konuta haciz, çoğu zaman ilk tercih edilen yol değildir; alacaklı önce banka hesabı, maaş, araç ve taşınmaz gibi daha kolay tahsil imkânlarına yönelir. Buna rağmen bazı dosyalarda, alacağı karşılayacak başka malvarlığı tespit edilemediğinde konutta haciz gündeme gelebilir. Bu yazıda haczin ne olduğunu, konutta hangi eşyaların haczedilebileceğini, kiralık ev ve aile konutu ihtimallerini, itiraz ve şikâyet yollarını, haciz günü ne yaşandığını, satış sürecini ve konuta haczin hangi şartlarla yapılabildiğini adım adım açıklayacağım.

Haciz Nedir?

Haciz, alacaklının parasını tahsil edebilmesi için borçlunun mal ve haklarına icra dairesi eliyle hukuken el konulmasıdır. Buradaki “el koyma” ifadesi, çoğu kişinin düşündüğü gibi her zaman malın fiilen götürülmesi anlamına gelmez; kimi zaman mal borçlunun yanında kalır ama haciz şerhi (malın hacizli olduğunun resmi kaydı) konur ve daha sonra satış süreci yürütülür. Haciz işleminin başlayabilmesi için takip dosyasında belirli şartların oluşması gerekir. En temel şart, takibin kesinleşmesidir (borçluya ödeme emrinin usulüne uygun tebliği ve süresinde itiraz edilmemesi ya da itirazın kaldırılması gibi).

Haciz, icra dairesinin kendiliğinden uyguladığı bir işlem değildir. Alacaklının haciz talebi gerekir; bu talep yazılı yapılabileceği gibi tutanağa geçirilmek üzere sözlü de yapılabilir. Ayrıca alacaklının, haciz için gerekli gider avansını yatırması beklenir. Uygulamada en sık atlanan nokta şudur: Borçlunun mal beyanında bulunmaması, alacaklının haciz istemesine tek başına engel değildir. Buna karşılık takip kesinleşmeden ve ödeme emrindeki süreler dolmadan “kesin haciz” aşamasına geçilmesi de kural olarak mümkün değildir.

Bir diğer kritik husus, haciz talebinin kanunda öngörülen süre içinde yapılmasıdır. Bu süreler dosyanın türüne göre değişebilir ve bazı hâllerde durabilir. Süre yönetimi hem alacaklı hem borçlu bakımından önemlidir; zira gecikme, dosyada stratejik sonuçlar doğurabilir.

Ev Haczinde Neler Haczedilir?

Eve haciz gelir mi sorusunun en can alıcı kısmı, “evden ne alınabilir?” meselesidir. İcra hukukunda haczedilemeyen mallar vardır (borçlunun ve aynı çatı altında yaşayan aile bireylerinin asgari yaşam düzenini sürdürebilmesi için gerekli olanlar). Bu koruma, “evde bulunan her şey alınır” algısını kıran en önemli güvence noktasıdır. Yatak, temel mutfak eşyaları, buzdolabı, çamaşır makinesi, fırın, perde, oturma grubu gibi eşyalar, genel kabul ve yargı içtihatları doğrultusunda “zorunlu ev eşyası” kapsamına girer. Buradaki ölçüt, lüks bir standardı korumak değil; mütevazı ve asgari yaşamı devam ettirebilmektir.

Bununla birlikte her eşya otomatik şekilde korunmaz. Özellikle pahada ağır ve kolay nakde çevrilebilen eşyalar (altın, değerli taş, kıymetli evrak gibi) konutta hacizde haczedilebilir. Benzer şekilde, temel ihtiyacı aşan nitelikte, yüksek bedelli bazı elektronikler veya aynı amaçla kullanılan eşyanın birden fazla olması hâlinde, “fazla olan” yönünden haciz riski doğabilir. Uygulamada borçluların düştüğü önemli hata, “evdeki her eşya haczedilemez” düşüncesiyle hiçbir belge sunmadan tutanak aşamasını geçirmektir. Oysa hangi eşyanın zorunlu sayılacağı, eşyanın niteliği ve değerine göre somut olayda değerlendirilir.

Genel Olarak HaczedilemeyenlerGenel Olarak Haczedilebilenler
Asgari yaşam için zorunlu yatak, temel mobilya, temel mutfak düzeniPara, altın ve benzeri değerli şeyler (kolay taşınır ve nakde çevrilebilir)
Buzdolabı, çamaşır makinesi gibi temel ev düzenini sağlayan eşyalarLüks/çok yüksek bedelli elektronikler ve “zorunlu” sayılmayan değerli eşyalar
Aynı işlevi gören eşyanın zorunlu olan tek adediAynı işlevi gören eşyanın fazla olan adedi (ihtiyacı aşan miktar)

Bu tablo, genel çerçeveyi gösterir; ancak kesin değerlendirme dosyanın koşullarına ve haciz sırasında tutanağa geçen tespitlere göre yapılır. Bu nedenle haciz tutanağındaki ifadeler, sonradan yapılacak şikâyet ve itiraz süreçlerinin temel dayanağı hâline gelir.

Kiralık Eve ve Aile Konutuna Haciz Gelir Mi?

Konuta haciz tartışmalarında sıkça sorulan bir diğer konu, evin kiralık olması veya borçlunun ailesiyle birlikte yaşadığı aile konutu olması hâlidir. İcra uygulamasında esas alınan kriter, çoğu zaman borçlunun adres kayıt sistemindeki (resmî yerleşim yeri kaydı) adresidir. Dolayısıyla borçlu, ailesinin yanında yaşıyorsa haciz işlemi aile evinde yapılabilir; evin mülkiyetinin anne-baba veya başka bir aile bireyinde olması, “hiç haciz olmaz” sonucu doğurmaz. Ancak bu, evde bulunan her şeyin haczedilebileceği anlamına da gelmez. İcra memuru haciz işlemini yaparken, haczedilecek eşyanın borçluya ait olup olmadığı meselesi gündeme gelir.

Kiralık ev açısından da benzer bir yaklaşım vardır: Evin borçluya ait olması şart değildir; kiracı olarak oturduğu evde de haciz işlemi yapılabilir. Fakat ev eşyalı kiralanmışsa, ev sahibine ait demirbaş eşyaların haczedilmesi kural olarak mümkün değildir. Burada kritik nokta, eşyaların “ev sahibine ait demirbaş” olduğunun kira sözleşmesiyle ve mümkünse ek liste/fatura gibi belgelerle ortaya konulmasıdır. Uygulamada en sık yapılan hata, “eşyalı kiraladım” demekle yetinmek ve sözleşmede demirbaş listesi bulunmadığı için haciz anında ispat zorluğu yaşamaktır.

Aile evinde ise, borçluya ait olmayan eşyalar için fatura, garanti belgesi, kredi kartı ekstresi gibi kayıtlar önem kazanır. Haciz sırasında bu belgeler sunulamazsa, tutanağa “üçüncü kişiye ait” şerhi düşürülse bile ihtilaf büyüyebilir. Bu nedenle borçlu olmayan aile bireylerinin, kendilerine ait değerli eşyalar bakımından belge düzenini önceden sağlaması pratikte ciddi fayda sağlar.

Eve Haciz Gelmemesi İçin İcra Takibine İtiraz Edebilir Miyim?

İcra takibinde borçlu, belirli şartlar oluştuğunda itiraz hakkını kullanarak takibi durdurabilir. Buradaki itiraz, “borcum yok”, “borç bana ait değil”, “borcu ödedim”, “yetki yanlış” gibi sebeplerle ödeme emrine karşı yapılan beyanı ifade eder. İtirazın en kritik etkisi şudur: Uygun ve süresinde yapılmış bir itiraz, takipte kendiliğinden durdurucu etki yaratabilir ve böylece haciz aşamasına geçilmesini engelleyebilir. Bu nedenle “eve haciz gelir mi” endişesi yaşayan bir borçlu için ilk stratejik kontrol noktası, ödeme emrinin tebliğ edilip edilmediği ve itiraz süresinin kaçırılıp kaçırılmadığıdır.

İtirazın geçerli sayılabilmesi için genellikle şu unsurların birlikte oluşması beklenir: Önce ödeme emri usulüne uygun tebliğ edilmiş olmalıdır (tebligat hukuku, tebliğin şekline ilişkin kurallar bütünüdür). Borçlu, itiraz iradesini açıkça ortaya koymalıdır; özel bir kalıp şartı aranmasa da “itiraz ettiğim anlaşılmıyor” denilecek muğlak ifadeler risklidir. Ayrıca itirazın süresinde yapılması gerekir. Süre kaçırılırsa takip kesinleşir ve borçlu haciz riskini daha yakından hisseder.

Uygulamada sık yapılan bir hata, borçlunun icra dairesi yerine yanlış mercie başvurması veya itirazı “sözlü olarak söyleyip” kayıt altına aldırmamasıdır. Bir diğer hata, adres bildirim yükümlülüğünü önemsememektir. Takip dosyasında tebligatların hangi adrese yapılacağı hayati önemdedir; yanlış veya güncel olmayan adres, borçlunun farkında olmadan sürelere kaybetmesine yol açabilir. Bu nedenle ödeme emri görüldüğünde, itirazın içeriği ve usulü profesyonel şekilde planlanmalıdır.

Eve Haciz Gelince Ne Olur?

Konutta haciz aşamasına gelinmişse, süreç belirli bir düzen içinde yürür. Öncelikle takip kesinleşmiş olmalı ve alacaklı haciz talebinde bulunmalıdır. Konutta haciz için ayrıca mahkemeden konutta haciz yapılmasına izin niteliğinde bir karar alınması gündeme gelir. Bu karar sonrasında icra dairesi haciz için gün belirler ve haciz günü icra memuru konuta gelir. Burada kritik nokta, haciz işleminin tutanakla yapılmasıdır. İcra memuru, haczedilen eşyaları tek tek yazar, eşyanın niteliklerini belirtir ve genellikle rayiç bedel (piyasa koşullarındaki yaklaşık değer) takdiri yapar.

Evde haczedilebilir bir mal bulunamazsa, bu durum da tutanağa yazılır. Uygulamada bu tespit önemli sonuç doğurur; çünkü alacaklı açısından “konutta haciz girişimi yapıldı ama tahsil kabiliyeti yok” şeklinde bir kayıt oluşur. Haczedilen eşyaların üçüncü kişilere ait olduğu iddia ediliyorsa, bu iddianın tutanağa geçirilmesi gerekir. “Eşya benim değil” denilip tutanağa yazdırılmaması, sonradan ispat yükünü zorlaştırabilir.

Haciz sonrasında eşyalar her zaman hemen götürülmez. Bazı hâllerde eşyalar borçlunun yanında yediemin (muhafaza sorumlusu) olarak bırakılabilir. Yediemin bırakma, hacizli eşyanın borçluda kalması ama satılıncaya kadar korunması anlamına gelir. Alacaklı bu konuda itiraz ederse, eşya yediemin deposuna kaldırılabilir. Bu noktada borçluların en sık yaptığı hata, tutanak içeriğini okumadan imzalamak veya “nasıl olsa bir şey olmaz” diyerek eşyanın kime ait olduğu meselesini belgeye bağlamamaktır.

Haczedilen Mallar Ne Kadar Süre İçerisinde Satılabilir?

Haciz işleminin amacı, haczedilen malı doğrudan alacaklıya vermek değildir; amaç, malın satılması ve satış bedelinden alacağın ödenmesidir. Satış süreci çoğu zaman “kendiliğinden” başlamaz. Alacaklının, hacizden sonra ayrıca satış talebinde bulunması ve satış masrafları için gerekli avansı yatırması gerekir. Bu mekanizma, dosyaların gereksiz şekilde sürüncemede kalmaması ve satış işlemlerinin kaynak planlaması açısından önemlidir.

Uygulamada kritik olan, hacizli malların satış talebi için kanunda öngörülen bir süre bulunmasıdır. Bu süre içinde satış istenmezse, haciz düşebilir (haczin hukuki etkisini kaybetmesi). Haczin düşmesi, mal üzerindeki haciz kaydının kalkması ve malın tekrar serbest hâle gelmesi sonucunu doğurur. Ev eşyaları yönünden de benzer mantık geçerlidir: Haciz yapıldı diye eşyalar “sonsuz süre” hacizli kalmaz; satış talebi ve süreç yönetimi belirleyicidir.

Satış aşamasında genellikle açık artırma/ihale usulü gündeme gelir. Bu aşamada kıymet takdiri, ilan, artırma günü gibi teknik adımlar söz konusu olur. Borçluların sık yaptığı hata, hacizden sonra “nasıl olsa hemen satılmaz” diyerek dosyayı tamamen takip etmeyi bırakmasıdır. Oysa satış ilanları, kıymet takdiri raporları ve tebligatlar borçlunun haklarını doğrudan etkiler. Süreci izlemek, gerektiğinde şikâyet hakkını kullanmak ve ödeme/uzlaşma seçeneklerini zamanında değerlendirmek, borçlu açısından sonradan telafisi zor kayıpları önler.

Hakim Kararı Olmadan Eve Haciz Gelir mi?

Konutta haciz, özel bir müdahale alanıdır; çünkü konut dokunulmazlığı (kişinin evinin rızası dışında ihlal edilememesi) ilkesi devreye girer. Bu nedenle icra uygulamasında konuta haciz için mahkeme denetimi güçlendirilmiştir. Genel yaklaşım şudur: Hakim kararı olmaksızın konutta haciz işlemi yapılamaz. İcra memurunun “dosya var” diyerek tek başına eve girip haciz yapması, kural olarak usule uygun kabul edilmez. Bu güvencenin pratik sonucu, borçlunun “eve haciz geldi” dediği durumda ilk kontrol edilmesi gereken belgenin, konutta haciz iznini içeren mahkeme kararı olmasıdır.

Bu karar alınmadan yapılan işlemler, borçlu tarafından şikâyet yoluyla icra hukuk mahkemesi önüne taşınabilir. Şikâyet, icra işleminin kanuna aykırı olması hâlinde başvurulan bir denetim yoludur; burada amaç “borcu tartışmak” değil, icra işleminin usul ve kanun hükümlerine uygun yapılıp yapılmadığını denetletmektir. Uygulamada borçlular bazen bu ayrımı kaçırır: İtiraz, borcun varlığına/hesabına ilişkin; şikâyet ise icra işleminin usulüne ilişkindir.

Bir diğer pratik hata, haciz günü yaşanan telaşla “karar yok ama içeri girildi” durumunun tutanağa geçirilmemesidir. Eğer konutta haciz izni bulunmadığı düşünülüyorsa, bu hususun tutanakta yer alması ve mümkünse o anda avukat desteğiyle kayıt altına alınması, sonradan yapılacak başvuruları güçlendirir.

Eve Haciz Gelmesini Engellemek İçin Neler Yapılabilir?

Eve haciz riskini azaltmak veya süreci yönetilebilir hâle getirmek için borçlunun elinde birden fazla hukuki ve pratik seçenek bulunur. Burada önemli olan, “tek bir sihirli çözüm” aramak yerine dosyanın türüne göre doğru adımı belirlemektir. Öncelikle borç gerçekse ve ödenebilir durumdaysa, ödeme yapmak en hızlı sonuç veren yoldur. Tam ödeme mümkün değilse, kısmi ödeme ve taksitlendirme/yapılandırma seçenekleri gündeme gelebilir. Bazı alacaklılar düzenli ödeme planına ikna olduğunda, haciz talebinden vazgeçebilir veya haczi erteleyebilir.

Borcun haksız olduğu, yanlış kişiye yöneltildiği ya da miktarın hatalı hesaplandığı düşünülüyorsa, süresi içinde itiraz veya gerekli hâllerde mahkemeye başvuru seçenekleri değerlendirilmelidir. İtirazın doğru kurulması, delillerle desteklenmesi ve usul hatası yapılmaması kritik önemdedir. Ayrıca haciz işlemi usulsüzse, şikâyet yoluyla icra işleminin iptali istenebilir. Bu noktada borçluların en sık yaptığı hata, “telefonda konuşup çözmeye çalışmak” ve dosyada resmi bir işlem yapmamaktır. İcra dosyasında sonuç doğuran şey, yazılı ve süresinde yapılan başvurudur.

Son olarak, konutta bulunan eşyaların kime ait olduğuna dair belge düzenini güçlendirmek de pratik bir korunma sağlar. Özellikle aile evinde yaşayan borçlular için faturalar, garanti belgeleri ve demirbaş listeleri, haciz anında “yanlış eşyanın haczedilmesi” riskini azaltır. Bu adımlar, icra sürecini sihirli şekilde yok etmez; ancak konutta haciz ihtimalini düşürür ve hak kayıplarını önler.

Sık Sorulan Sorular

Eve haciz gelmesi için borcun kesinleşmesi şart mı?

Evet. Konutta haciz de dahil olmak üzere haciz işlemlerinde, icra takibinin kesinleşmesi temel eşiktir. Kesinleşme, ödeme emrinin usulüne uygun tebliği ve borçlunun süresinde itiraz etmemesi veya itirazın kaldırılması gibi yollarla oluşur. Bu aşama geçilmeden yapılan işlemler çoğu durumda usule aykırılık tartışmasına açık hâle gelir.

Eşyalı kiralık evde ev sahibinin eşyaları haczedilir mi?

Kural olarak ev sahibine ait demirbaşların haczedilmemesi gerekir. Ancak uygulamada bunun ispatı önemlidir. Kira sözleşmesinde demirbaş listesi bulunması, eşyaların ev sahibine ait olduğunun gösterilmesi açısından güçlü bir dayanak sağlar. Belge yoksa ihtilaf çıkabilir ve hak arama süreci uzayabilir.

Haciz sırasında “bu eşya benim değil” demek yeterli olur mu?

Tek başına yeterli olmayabilir. Bu iddianın mutlaka haciz tutanağına yazdırılması gerekir ve mümkünse fatura/garanti belgesi gibi belgelerle desteklenmelidir. Aksi hâlde sonradan yapılacak başvurularda ispat yükü ağırlaşır ve üçüncü kişilerin mağduriyeti artabilir.

Evde haczedilecek bir şey bulunamazsa süreç biter mi?

Evde haczedilebilir bir mal bulunmaması, o haciz girişiminin sonucunu “tahsil edilemedi” şeklinde kayda geçirir; ancak dosyanın tamamen bittiği anlamına gelmez. Alacaklı başka malvarlığı araştırmalarına yönelebilir, maaş ve banka haczi gibi yöntemleri deneyebilir. Borçlu açısından ise süreç yönetimi, ödeme/uzlaşma veya hukuki başvuru seçenekleri bakımından devam eder.

Hukuki Denetim
Fatih Tahancı Denetlenme Tarihi:

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir