İcra İtiraz Dilekçesi
İcra itiraz dilekçesi, ilamsız icra takibinde borçluya gönderilen ödeme emrine karşı, borcun tamamına veya bir kısmına yönelik itirazların icra müdürlüğüne bildirilmesini sağlayan temel başvuru yoludur. Bir ödeme emri tebliğ edildiğinde, borçlu çoğu zaman borcun gerçekten var olup olmadığını, faizin doğru hesaplanıp hesaplanmadığını veya takipte yer alan kalemlerin hukuka uygunluğunu hızlıca değerlendirmek zorunda kalır. Bu noktada doğru hazırlanmış bir itiraz dilekçesi, takibin kesinleşmesini önleyerek borçluya hukuki hareket alanı sağlar. Ancak uygulamada en çok hata, itirazın kapsamının belirsiz bırakılması, bazı kalemlerin unutulması veya dilekçenin dosya ile ilişkilendirilemeyecek şekilde düzenlenmesinden kaynaklanır. Bu yazıda; itiraz dilekçesinin hangi bölümlerden oluştuğunu, “konu–açıklamalar–sonuç ve talep” yapısının nasıl kurulacağını, itirazın hangi başlıklara yöneltilebileceğini ve pratikte dikkat edilmesi gereken kritik noktaları adım adım ele alıyorum.
KONU: Ödeme Emrine İtirazın Çerçevesi Nasıl Belirlenir?
Konu bölümü, dilekçenin hangi işleme karşı verildiğini tek cümlede netleştiren kısımdır. İcra dosyasının esas numarası ile birlikte “ödeme emrine itiraz” iradesi açıkça yazılmalıdır. Uygulamada “takibe itiraz ediyorum” gibi genel ifadeler kullanılsa da, bu yaklaşım her zaman güvenli değildir. Çünkü itirazın kapsamı, dilekçe metninin bütününden anlaşılır; belirsiz anlatım, ileride “faize itiraz edilmedi” veya “feriler yönünden itiraz yok” şeklinde yorumlara kapı aralayabilir. Bu nedenle konu kısmında, itirazın hangi alanları kapsadığı (borcun kendisi, faiz, faiz oranı, işlemiş faiz, feriler gibi) en azından çerçeve olarak işaretlenmelidir.
Konu bölümü ayrıca “süre içinde” itiraz edildiğine dair dolaylı bir vurgu taşımalıdır. Süre geçtikten sonra verilen dilekçe, içerik olarak ne kadar güçlü olursa olsun takip hukuken kesinleşmiş olabileceğinden pratik etki yaratmayabilir. Bu sebeple konu satırı kısa ama hedefi tam vuran bir anlatım kurmalıdır: Hangi dosyaya, hangi ödeme emrine, hangi yönden itiraz edildiği tartışmasız anlaşılmalıdır. Özellikle birden fazla takip dosyası bulunan kişilerde dosya numarasının eksik veya yanlış yazılması, dilekçenin yanlış dosyaya işlenmesine ya da hiç işlenmemesine yol açabilir. Sonuç olarak konu bölümü, dilekçenin “kilidi” gibidir; kilit yanlış olursa içerideki tüm açıklamalar boşa düşebilir.
AÇIKLAMALAR: İtirazın Dayanağı Olan Olgular Nasıl Yazılmalıdır?
Açıklamalar kısmı, itirazın nedenlerini kısa, somut ve denetlenebilir şekilde ortaya koyar. Bu bölümde amaç, uzun hukuki tartışmalar yapmak değil; hangi nedenle borçlu olmadığınızı veya talep edilen tutarın neden hatalı olduğunu açıkça belirtmektir. Örneğin “alacaklıya borcum yoktur” ifadesi tek başına bir itiraz sebebidir; ancak mümkünse borcun kaynağına göre (örneğin ödeme yapıldığı, borcun zamanaşımına uğradığı, yanlış kişiye takip yapıldığı, sözleşme ilişkisinin bulunmadığı gibi) itiraz gerekçesi netleştirilmelidir. Burada “zamanaşımı” (belirli sürenin geçmesiyle alacağın dava edilebilirliğinin sınırlanması) gibi teknik bir kavram kullanılıyorsa, kısaca anlamı da belirtilmelidir.
Açıklamalar bölümünde ikinci kritik nokta, itirazın kapsamının tek tek sayılmasıdır. Borca itiraz ediliyorsa bu açıkça yazılmalı; faiz ve faiz oranına itiraz ediliyorsa ayrıca belirtilmelidir. “Feriler” (asıl alacağa bağlı yan alacaklar; masraf, ücret, faiz gibi kalemler) yönünden itirazın unutulması, bu kalemler bakımından takibin kesinleşmesi riskini doğurabilir. Uygulamada sık görülen hata, sadece “borcum yok” yazıp faize hiç değinmemektir; oysa takipte faiz kalemi varsa ve itiraz edilmiyorsa, süreç ilerlediğinde faiz hesabı üzerinden uyuşmazlık büyüyebilir.
Bu bölüm ayrıca icra müdürlüğünün karar vereceği bir “haklılık” değerlendirmesi için değil, itirazın kayda alınması ve takibin durması için yazılır. Bu nedenle açıklamalar düzenli olmalı, maddeler halinde ilerlemeli ve her madde tek bir iddiayı taşımalıdır. Gereksiz ayrıntılar, özellikle itirazın hangi kalemlere yöneldiğini gölgeleyebilir. En doğru yaklaşım; kısa, sınırlı, doğrudan itiraz sebeplerini yazmak ve tartışmanın esasını, karşı tarafın açacağı itirazın kaldırılması/iptali sürecine bırakmaktır.
Borca, Faize, Faiz Oranına ve Ferilere İtiraz: Kapsamı Doğru Kurma
İcra itiraz dilekçesi hazırlanırken en stratejik kısım, itirazın kapsamını doğru kurmaktır. “Borca itiraz” (asıl alacağın varlığına veya miktarına karşı çıkma) ile “faize itiraz” (faiz işletilmesine veya faiz hesabına karşı çıkma) aynı şey değildir. Faiz oranına itiraz ise, faizin varlığını değil oranını hedefler. Ferilere itiraz da masraf, ücret ve benzeri yan kalemlerin tamamını kapsayabilecek şekilde kurulabilir. Bu ayrımlar, ileride açılacak davanın veya itirazın kaldırılması sürecinin sınırlarını doğrudan etkiler.
Özellikle ilamsız takiplerde borçlu, çoğu kez borcun varlığını tamamen reddeder. Bu durumda “alacaklıya borcum yoktur” ifadesi temel itirazdır; ancak takipte faiz, masraf veya başka yan kalemler yer alıyorsa, bunların da açıkça itiraz kapsamına alınması gerekir. Aksi halde borç yönünden uyuşmazlık çözülse bile, “yan kalemler kabul edilmiş” tartışması çıkabilir. Bu risk, dilekçede kalemlerin tek tek sayılmasıyla azaltılır.
Aşağıdaki tablo, itiraz türlerinin pratikte neyi hedeflediğini sade biçimde gösterir:
| İtiraz Türü | Hedeflenen Kısım | Uygulamadaki Tipik Sonuç |
|---|---|---|
| Borca itiraz | Asıl alacak (borcun varlığı/miktarı) | Takip durur; alacaklı uyuşmazlığı yargıya taşıyabilir |
| Faize itiraz | Faiz işletilmesi veya faiz hesabı | Faiz kalemi tartışmalı hale gelir; hesaplama denetlenir |
| Faiz oranına itiraz | Uygulanan oran | Oranın hukuka/işleme uygunluğu incelenir |
| Ferilere itiraz | Yan alacaklar (masraf, ücret vb.) | Yan kalemler yönünden kesinleşme riski azaltılır |
Tablodan da görüleceği üzere, her itiraz türü farklı bir hedef taşır. Bu nedenle dilekçede “borca, faize, faiz oranına, işlemiş faize ve ferilere” şeklinde kapsam geniş tutulacaksa, bunun bilinçli bir tercih olarak yapılması gerekir. İtirazın kapsamı genişledikçe, alacaklının hangi yoldan devam edebileceği ve hangi delilleri ileri süreceği de şekillenir. Bu sebeple kapsamı daraltmak veya genişletmek, somut olaya göre stratejik bir karardır.
SONUÇ VE TALEP: Hangi Karar İstenir, Nasıl Yazılır?
Sonuç ve talep kısmı, dilekçenin icra müdürlüğünden ne istediğini netleştirir. İlamsız takipte itirazın temel sonucu, takibin durmasıdır. Bu nedenle talepte, itiraz edilen kalemler tekrar edilerek “takibin durdurulması” istenir. Burada önemli olan, dilekçenin önceki bölümleriyle uyumlu bir talep kurmaktır. Açıklamalarda faize itiraz edilmemişse, sonuç bölümünde faize de itiraz edilmiş gibi yazmak çelişki doğurabilir. Tersine, açıklamalarda geniş itiraz kurulmuşsa sonuç bölümünde dar bir talep yazmak da gereksiz tartışma yaratabilir.
Sonuç ve talepte dikkat edilmesi gereken ikinci nokta, “bilcümle feriler” gibi ifadelerin anlamını bilerek kullanmaktır. Bu ifade, asıl alacağa bağlı tüm yan kalemleri kapsama niyeti taşır. Ancak yalnızca böyle genel bir ibareye dayanmak yerine, mümkün olduğunda kalemleri sayarak gitmek daha güvenli bir tekniktir. Çünkü itirazın kapsamı, yorumla daraltılmaya müsait olmamalıdır.
Son olarak bu bölüm, imza ve kimliklendirme açısından da önemlidir. Dilekçe imzasız ise usulen geçersizlik iddiası gündeme gelebilir. Ayrıca icra dosya numarası sonuç kısmında tekrar edilmese bile, dilekçenin üst bölümündeki dosya numarasıyla açık bağlantı kurulmuş olmalıdır. Sonuç ve talep bölümü bir “kapanış cümlesi” değil, işlemsel bir komuttur: İcra müdürlüğünün dosyaya hangi kayıtla işlem yapacağını, bu kısım belirler. Bu yüzden kısa, açık, tutarlı ve kapsamı yansıtan bir dille yazılmalıdır.
İcra İtiraz Dilekçesi Örneği
Aşağıdaki örnek, ilamsız icra takibine karşı itiraz dilekçesinin temel iskeletini gösterir. Somut olaya göre içerik uyarlanmalı; özellikle borç ilişkisinin niteliği, ödeme iddiası veya hesap itirazı gibi hususlar varsa açıklamalar kısmına eklenmelidir.
T.C.
…… İCRA MÜDÜRLÜĞÜ’NE
Dosya No: …../… Esas
BORCA İTİRAZ EDEN (BORÇLU): ………………………………… (T.C. Kimlik No: …………………………)
Adres: ……………………………………………………………………………………
ALACAKLI: ………………………………………………………………………………
Adres: ……………………………………………………………………………………
Tebellüğ Tarihi: …../…../…. (ödeme emrinin tebliğ edildiği tarih)
KONU: Ödeme emrine itirazlarımızın sunulmasından ibarettir.
AÇIKLAMALAR:
Yukarıda esas numarası yazılı dosya kapsamında tarafıma ilamsız icra takibi başlatılmış ve ödeme emri tebliğ edilmiştir. Yasal süresi içinde itirazlarımı sunuyorum.
1) Alacaklı olarak görünen tarafa herhangi bir borcum bulunmamaktadır.
2) Bu nedenle takibe, borca, ödeme emrine, faize, faiz oranına, işlemiş faize ve ferilere (asıl alacağa bağlı yan alacaklar) açıkça itiraz ediyorum.
SONUÇ VE TALEP:
Yukarıda arz edilen nedenlerle; icra takibine, ödeme emrine, borca, faize, faiz oranına, işlemiş faize ve ferilere itiraz etmiş olduğumdan, takibin durdurulmasına karar verilmesini saygıyla talep ederim.
İtiraz Eden (Borçlu)
Adı Soyadı: …………………………………
İmza: …………………………………
Ek: Kimlik fotokopisi
Sık Yapılan Hatalar ve Pratik Kontrol Listesi
İtiraz dilekçelerinde en sık karşılaşılan sorun, itirazın “var” olması ama “doğru kapsamda” olmamasıdır. Uygulamada borçlu, dilekçeyi süresinde verir; ancak faize, faiz oranına veya ferilere hiç değinmez. Takipte bu kalemler bulunduğunda, ileride “bu kısımlar kesinleşti” tartışması doğabilir. Bir diğer yaygın hata, dosya numarasının eksik yazılması veya farklı bir dosya numarasıyla dilekçe sunulmasıdır. Bu durum, dilekçenin yanlış dosyaya işlenmesi riskini doğurur ve telafisi zor sonuçlar yaratabilir.
Pratikte ayrıca imza eksikliği, tebligat tarihinin hiç yazılmaması, itiraz eden kişinin kimlik bilgilerinin belirsiz bırakılması gibi şekli hatalar görülür. Şekli unsurlar, itirazın özü kadar önemlidir; çünkü icra müdürlüğü, işlemleri dosya üzerinden ve formel kayıtlarla yürütür. Bu nedenle metnin “haklı” olması tek başına yeterli değildir; dilekçe, işleyişe uygun şekilde düzenlenmelidir.
- Dosya numarası doğru mu ve dilekçenin başında yer alıyor mu?
- Tebliğ tarihi yazıldı mı ve itiraz süre içinde mi?
- İtiraz kapsamı açık mı (borç, faiz, faiz oranı, feriler)?
- İmza mevcut mu ve dilekçe sahibini tereddütsüz gösteriyor mu?
- Adres ve kimlik bilgileri dosyayla uyumlu mu?
Bu kontrol listesi, özellikle acil hazırlanan dilekçelerde temel riskleri azaltır. Her somut olayın dinamiği farklıdır; borcun kaynağı, yapılan ödeme, tarafların kimliği veya takip türü gibi unsurlar, itirazın içeriğini doğrudan etkiler. Bu nedenle, standart bir metin kullanılsa bile, dosyaya özgü kritik noktaların dilekçeye işlenmesi gerekir.
Sıkça Sorulan Sorular
İcra itiraz dilekçesi verince takip otomatik durur mu?
İlamsız icra takibinde, ödeme emrine karşı süresi içinde yapılan itiraz, kural olarak takibi durdurur. Bu durma, icra müdürlüğünün ayrıca “haklılık” incelemesi yapmasına bağlı değildir; itirazın usulüne uygun şekilde dosyaya sunulmasıyla birlikte takip ilerleyemez. Ancak alacaklı, itirazın kaldırılması veya iptali gibi yollarla süreci yargısal zemine taşıyabilir.
Sadece “borcum yok” demek yeterli olur mu?
“Borcum yoktur” ifadesi borca itiraz anlamı taşır; ancak takipte faiz, masraf ve benzeri kalemler varsa, bunlara ayrıca itiraz edilmemesi risk doğurabilir. Bu nedenle dilekçede borca itirazla birlikte, gerekiyorsa faiz, faiz oranı, işlemiş faiz ve feriler yönünden de açık itiraz kurulması daha güvenli bir yaklaşımdır.
Faize itiraz etmezsem ne olur?
Takipte faiz talep edilmişse ve borçlu faize hiç itiraz etmemişse, ileride faizin kapsamı ve hesabı yönünden aleyhe bir kesinleşme tartışması gündeme gelebilir. Her dosyada sonuç aynı olmaz; ancak pratikte en sık sorun, faize hiç değinmemekten kaynaklanır. Bu nedenle faiz ve faiz oranı yönünden tereddüt varsa, itiraz kapsamına dahil etmek gerekir.
Dilekçede dosya numarasını yanlış yazarsam ne gibi bir sorun çıkar?
Dosya numarası, dilekçenin hangi icra takibine ilişkin olduğunu belirleyen temel bilgidir. Yanlış dosya numarası yazılması, dilekçenin yanlış dosyaya işlenmesine veya hiç işlenmemesine yol açabilir. Bu durum, itiraz süresi geçmişse telafisi zor sonuçlar doğurabilir. Dilekçe teslim edilmeden önce dosya numarasının doğru olduğundan emin olunmalıdır.
Avukat Fatih Tahancı, 2015 yılında Hukuk Fakültesini tam burslu, onur öğrencisi olarak Ankara’da tamamlamıştır. Avukatlık stajını Ankara Barosu nezdinde; ceza hukuku, sigorta hukuku, tazminat hukuku, iş hukuku, icra hukuku ve idare hukuku konularına odaklanmış çeşitli avukatlık bürolarında staj yaparak tamamlamıştır. Avukat Fatih Tahancı Çankaya/Ankara’da bulunan Tahancı Hukuk Bürosu’nda avukatlık faaliyeti göstermektedir.