İhtiyati Haciz
İhtiyati haciz, para alacağının ileride tahsil edilememesi riskine karşı, mahkeme kararıyla borçlunun malvarlığına geçici olarak el konulmasını sağlayan güçlü bir koruma yoludur. Buradaki “geçici” nitelik önemlidir; ihtiyati haciz, alacağın kesin olarak tahsil edildiği bir aşama değil, tahsil kabiliyetini korumaya yarayan bir güvence mekanizmasıdır. Uygulamada çoğu kişi ihtiyati haczi “hemen parayı alma” gibi görür; oysa asıl hedef, borçlunun mal kaçırma ihtimalini engelleyip alacaklının elini güçlendirmektir. Bu süreçte mahkeme, alacağın varlığını ve ihtiyati haczi haklı gösteren olguları (somut risk göstergelerini) ikna edici biçimde görmek ister. Makalenin devamında ihtiyati haczin hangi alacaklar için istenebileceğini, şartlarını, vadesi gelmemiş alacaklarda hangi durumlarda gündeme geldiğini, ihtiyati tedbir (geçici koruma kararı) ile farklarını, kararın nasıl alınıp nasıl uygulandığını ve itiraz yolunu pratik yönleriyle açıklayacağım.
İhtiyati Haciz Nedir?
İhtiyati haciz, bir para alacağının zamanında ödenmemesi veya tahsilin tehlikeye düşmesi ihtimaline karşı, borçlunun malları üzerinde geçici bir koruma sağlayan mahkeme kararıdır. “Haciz” kelimesi çoğu zaman kesin icra işlemi ile karıştırılır; ancak ihtiyati haciz, alacağın esasına ilişkin uyuşmazlık bitmeden önce devreye giren, alacaklıyı korumaya odaklı bir araçtır. Buradaki amaç, borçlunun malvarlığını üçüncü kişilere devretmesi, gizlemesi veya kaçırması gibi davranışlarla alacaklının tahsil imkânını ortadan kaldırmasının önüne geçmektir.
İhtiyati haciz kararı alındığında, borçlunun belirli malvarlığı unsurları üzerinde tasarruf serbestisi fiilen sınırlandırılır; bu sayede alacaklı, ileride açacağı dava veya başlatacağı icra takibinde “ortada tahsil edilecek mal kalmaması” riskini azaltır. Bu kurumun karakteri gereği mahkemeler, her para alacağı iddiasında otomatik olarak ihtiyati haciz vermez. Uygulamada mahkeme, dosyaya sunulan belge ve emarelerden, alacağın varlığının makul ölçüde anlaşılmasını ve koruma tedbirinin gerekli olduğunu görmeyi bekler. Bu nedenle ihtiyati haciz, doğru zamanda ve doğru delillerle başvurulduğunda etkili; yanlış kurgulandığında ise hızlı biçimde reddedilebilen bir yoldur.
İhtiyati Haczin Konusu Nedir?
İhtiyati haczin konusu, rehinle temin edilmemiş para alacağıdır. Yani alacak, bir rehin (örneğin taşınır rehni, ipotek gibi teminat) ile güvence altına alınmışsa, kural olarak ihtiyati haciz yoluna gidilmesi uygun görülmez. Bunun temel nedeni şudur: Rehin, alacaklıya zaten ayrıca bir güvence sağlar. Bu yüzden ihtiyati haciz, esasen rehin dışı kalan veya rehinle güvence altına alınmamış para alacaklarında, alacaklının korunması için tasarlanmıştır.
Para alacağı dışında kalan talepler için ihtiyati haciz istenemez. Örneğin “teslim”, “yapma”, “yapmama” gibi edimler (borcun konusu para olmayan edimler) ihtiyati haczin kapsamı dışındadır. İhtiyati haciz kararı, borçlunun kendi elindeki mallarına uygulanabileceği gibi, borçlunun üçüncü kişilerde bulunan alacak ve haklarına da yöneltilebilir. Burada “üçüncü kişi” denildiğinde, borçludan alacaklı olan banka, müşteri veya farklı bir gerçek/tüzel kişi anlaşılmalıdır. Uygulamada en sık hedeflenen kalemler; banka hesapları, araçlar, taşınmazlar, ticari stoklar ve borçlunun üçüncü kişilerden olan alacaklarıdır.
Aşağıdaki tablo, ihtiyati haczin konu bakımından sınırlarını pratik şekilde özetler:
| Başlık | Kapsam | Pratik Not |
|---|---|---|
| Alacak türü | Para alacağı | Para dışı taleplerde ihtiyati tedbir gündeme gelir. |
| Teminat durumu | Rehinle temin edilmemiş olmalı | Rehin varsa, mahkeme çoğu durumda ihtiyati hacze sıcak bakmaz. |
| Hedef varlıklar | Taşınır, taşınmaz, hak ve alacaklar | Üçüncü kişilerdeki alacaklar da hacze konu olabilir. |
İhtiyati Haczin Şartları Nelerdir?
İhtiyati haciz talebinin kabul edilebilmesi için belirli temel şartların birlikte değerlendirilmesi gerekir. Öncelikle alacağın para alacağı olması ve rehinle teminat altına alınmamış bulunması esastır. Kural olarak alacağın vadesinin gelmiş (muaccel) olması beklenir; “muaccel” (ödenebilir hale gelmiş borç) değilse, ayrıca özel sebepler aranır. Mahkeme açısından en kritik konu ise, ihtiyati haczin “haklı” olduğunu gösteren delil setidir. Alacaklının sadece “borç ödenmeyecek” demesi yeterli görülmez; bunu destekleyen somut olguların dosyaya yansıtılması gerekir.
Diğer bir önemli şart, teminat meselesidir. Teminat (mahkeme veznesine yatırılan güvence), ihtiyati haciz nedeniyle borçlunun haksız şekilde zarara uğraması ihtimaline karşı öngörülür. Bazı hallerde alacaklının teminat yatırması istenir; bazı hallerde ise alacağın dayanağına göre teminat yükümlülüğü doğmayabilir. Uygulamada sık yapılan hatalardan biri, teminatın hiç değerlendirilmemesi veya yanlış tutarda/yanlış şekilde sunulmasıdır. Bu durum, karar alınsa bile sonrasında ciddi itirazlarla karşılaşılmasına neden olabilir.
Pratikte dosyayı güçlendiren unsurlar çoğu zaman şunlardır:
- Yazılı belgeler (sözleşme, fatura, cari hesap mutabakatı, senet gibi)
- Ödeme ihtarları ve yanıtsız kalma olgusu
- Mal kaçırma emareleri (devir hazırlığı, sıra dışı satışlar, adres değişiklikleri gibi)
- İş ilişkisi kayıtları (teslim-tesellüm, e-posta, sipariş/teslim belgeleri)
Bu şartlar doğru kurulmadığında ihtiyati haciz, hızlı bir koruma yerine “usulden reddedilen bir girişim” haline gelir. Bu nedenle başvuru hazırlığı, sadece dilekçe yazmaktan ibaret görülmemeli; delil planı ile birlikte ele alınmalıdır.
Vadesi Gelmemiş Alacak İçin İhtiyati Haciz İstenebilir Mi?
Kural olarak vadesi gelmemiş borçlar için ihtiyati haciz istenemez. Ancak uygulamada, borçlunun davranışları alacağın geleceğini ciddi biçimde tehlikeye sokuyorsa, vade beklenmeden ihtiyati haciz gündeme gelebilir. Burada aranan şey, “olağan bir tahsil endişesi” değil; alacaklının hakkını somut biçimde zedeleyecek nitelikte olağan dışı risk göstergeleridir. Örneğin borçlunun yerleşim yerinin belirsiz olması (tebligat ve takip imkânlarını zorlaştıran durum), malvarlığını gizleme/kaçırma hazırlığı veya kaçma girişimi gibi olgular, mahkemenin koruma refleksini tetikleyebilir.
Bu tür başvurularda kritik nokta, iddianın ispat standardıdır. Vadesi gelmemiş alacakta mahkeme, daha sıkı bir ikna eşiğiyle hareket eder; çünkü henüz ödeme zamanı gelmemiş bir borç için malvarlığına müdahale söz konusudur. Bu nedenle alacaklının, borçlunun davranışlarını “somut olaylar” üzerinden anlatması gerekir. Örneğin sıradan bir adres değişikliği tek başına yeterli olmayabilir; ancak ardışık şirket tasfiyeleri, hızlı mal devirleri, alacaklılardan kaçmaya dönük hareketler gibi birden fazla emarenin bir araya gelmesi tabloyu güçlendirir.
Vade gelmemiş alacakla ilgili bir diğer teknik sonuç şudur: İhtiyati haciz kararı verildiğinde, borç “genel anlamda” herkes bakımından muaccel hale gelmez; yalnızca ilgili borçlu bakımından ödeme talep edilebilir hale gelmesi gibi özel sonuçlar doğabilir. Bu ayrımın gözden kaçırılması, yanlış takip stratejilerine ve usul sorunlarına yol açar. Bu nedenle vadesi gelmemiş alacaklarda ihtiyati haciz, özellikle dikkatli kurgulanması gereken bir yoldur.
İhtiyati Haciz ve İhtiyati Tedbir Arasındaki Farklar Nelerdir?
Uygulamada en sık karıştırılan iki kurum ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbirdir. İhtiyati haciz, yalnızca para alacakları için öngörülmüş bir güvence yoludur. İhtiyati tedbir ise para dışındaki uyuşmazlıklarda da uygulanabilen, “sonucu etkisiz bırakabilecek riskleri” önlemeyi hedefleyen daha geniş kapsamlı bir geçici koruma kararıdır. Örneğin bir taşınmazın devrinin engellenmesi, markanın kullanımının durdurulması veya teslimin geçici olarak önlenmesi gibi talepler çoğu zaman ihtiyati tedbir alanına girer.
Diğer önemli fark, sürecin “tamamlanma” dinamiğidir. İhtiyati haciz, alınan kararın sonrasında dava veya icra takibiyle desteklenerek tahsil stratejisine bağlanabilir. İhtiyati tedbirde ise çoğu durumda uyuşmazlığın esasına ilişkin dava süreci belirleyici olur ve tedbir kararının kaderi dava içinde şekillenir. Ayrıca kararların uygulanmasını isteme süreleri ve icra dairesi pratiği de farklılaşır. Bu süreler, basit bir formalite gibi görülse de kaçırıldığında kararın etkisi ortadan kalkabilir.
Aşağıdaki maddeler, farkı netleştirir:
- Konu: İhtiyati haciz sadece para alacağı; ihtiyati tedbir para dışı hak ve talepleri de kapsar.
- Amaç: İhtiyati haciz tahsil güvencesi; ihtiyati tedbir önleyici/koruyucu etki (zararı doğmadan durdurma).
- Uygulama kanalı: İhtiyati haciz icra dairesi eliyle uygulanır; tedbir çoğu zaman mahkeme kararının niteliğine göre farklı mercilerle yürür.
- Hukuki strateji: Yanlış kurumu seçmek, “haklıyken” bile talebin reddi sonucunu doğurabilir.
Bu nedenle önce talebin niteliği doğru teşhis edilmeli; para alacağı için ihtiyati haciz, para dışı talepler için ihtiyati tedbir değerlendirilmelidir.
İhtiyati Haciz Kararı
İhtiyati haciz kararı, borcun niteliğine göre görevli ve yetkili mahkemeden talep edilir. Burada en önemli pratik nokta şudur: Mahkeme, ihtiyati haciz başvurusunda her zaman duruşma yapmak zorunda değildir. Çoğu dosyada mahkeme, borçluyu dinlemeden de karar verebilir; çünkü ihtiyati haciz, gecikmede sakınca bulunan (beklenirse hakkın zedelenebileceği) haller için öngörülmüş bir koruma aracıdır. Ancak bu “hız” avantajı, başvurunun zayıf hazırlanması halinde dezavantaja dönüşür; zira borçlu sonradan itiraz ettiğinde dosya daha yakından incelenir.
Alacaklının başvurusu, sadece “istem” cümlelerinden ibaret olmamalıdır. Dilekçede alacağın dayanağı, tutarı, ödeme tarihi, borçlunun risk doğuran davranışları ve deliller sistematik biçimde sunulmalıdır. “Delil” denildiğinde yalnızca sözleşme gibi ana belge değil; borcun doğumunu ve muacceliyetini gösteren kayıtlar, yazışmalar, teslim belgeleri, ödeme talepleri ve risk emarelerini gösteren olgular anlaşılır. Mahkeme, başvuruyu değerlendirirken “koruma ihtiyacı” ile “borçlunun mülkiyet hakkına müdahalenin ölçülülüğü” arasında denge kurmaya çalışır. Bu dengeyi sağlayan şey, dosyanın ikna gücüdür.
Başvurunun reddedilmesi ihtimalinde, kanun yolu gündeme gelebilir. Uygulamada asıl sorun, reddin gerekçesinin doğru okunmamasıdır. Reddin nedeni delil yetersizliği ise aynı eksikle yeniden başvurmak sonuç vermez; önce delil yapısı güçlendirilmelidir. Yetki/görev hatası varsa, doğru mahkemeye yönelmek gerekir. Bu ayrımı yapmak, ihtiyati hacizde zaman kaybını önleyen temel stratejidir.
İhtiyati Haciz Kararının Yerine Getirilmesi
İhtiyati haciz kararının alınması, tek başına yeterli değildir; kararın “etki doğurması” için icra dairesi aracılığıyla uygulanması gerekir. Uygulamada en sık yapılan hata, kararı alıp uygulamayı geciktirmektir. Çünkü ihtiyati hacizde süreler kritik önemdedir ve belirli bir süre içinde icra dairesinden işlem istenmezse karar kendiliğinden etkisini kaybedebilir. Bu nedenle karar alındıktan sonra, hangi malvarlığı unsurlarına haciz uygulanacağı, hangi icra dairesine başvurulacağı ve hangi belgelerin sunulacağı önceden planlanmalıdır.
İcra dairesi aşamasında yapılacak işlem, borçlunun malvarlığına yönelik haciz tatbikidir. Banka hesapları, araç kayıtları, taşınmazlar ve üçüncü kişilerdeki alacaklar bakımından farklı yazışma ve müzekkere (kurumlara yazılan resmi yazı) süreçleri yürür. Bu süreçte alacaklının hedefi, “en hızlı ve etkili” varlığa yönelmektir. Örneğin yüksek tutarlı alacaklarda yalnızca bir araca haciz koymak, tahsil güvencesi bakımından yetersiz kalabilir; bunun yerine banka hesapları ve üçüncü kişi alacakları da birlikte değerlendirilmelidir. Ancak ölçüsüzlük de risklidir: Gereğinden fazla varlığa yönelmek, borçlunun itirazında “orantısız müdahale” iddialarını güçlendirebilir.
Uygulamada dikkat edilmesi gereken bir diğer konu, kararın hangi yargı çevresinde uygulanacağıdır. Yetkili icra dairesine yanlış başvuru yapılması, zaman kaybına ve sürenin kaçmasına neden olabilir. Bu nedenle ihtiyati hacizde başarı, sadece mahkemeden karar almakla değil, kararın hızlı ve doğru şekilde uygulanmasıyla tamamlanır.
İhtiyati Haciz Kararına İtiraz Nasıl Yapılır?
İhtiyati haciz kararına karşı borçlunun itiraz hakkı vardır ve bu itiraz belirli süreler içinde, kararı veren mahkemeye yapılır. “İtiraz” burada, kararın kaldırılması veya değiştirilmesi amacıyla kullanılan usuli bir yoldur. Borçlu, mahkemenin yetkisine (mahkemenin bakma yetkisine), ihtiyati haczin dayandığı sebeplere veya teminata yönelik itirazlar ileri sürebilir. Uygulamada borçluların sıklıkla yaptığı hata, itirazı “genel itiraz” şeklinde, delilsiz ve soyut ifadelerle kurmaktır. Oysa mahkeme, itirazı değerlendirirken dosyadaki risk göstergelerini, alacağın varlığını destekleyen belgeleri ve teminatın ölçülülüğünü birlikte inceler.
İtiraz hakkı sadece borçluyla sınırlı değildir. Bazı durumlarda ihtiyati haciz nedeniyle zarara uğrayan üçüncü kişiler de, haczi öğrendikleri tarihten itibaren itiraz edebilir. Bu noktada “üçüncü kişi” kavramı kritik bir teknik terimdir; borç ilişkisine taraf olmayan, ancak haciz uygulamasından doğrudan etkilenen kişi/kurumlar bu kapsama girebilir. Örneğin borçluya ait olduğu iddia edilen bir malın aslında üçüncü kişiye ait olması veya üçüncü kişinin alacağı üzerinde yanlışlıkla işlem yapılması gibi uyuşmazlıklar doğabilir.
Alacaklı bakımından itiraz aşamasındaki en büyük risk, ilk başvuruda güçlü kurulmayan dosyanın bu aşamada çökmeye başlamasıdır. Bu yüzden ihtiyati haciz sürecine “karar alındı, bitti” gözüyle bakmak doğru değildir. İtiraz, çoğu dosyada ikinci bir inceleme kapısıdır ve alacaklının delil-olgu kurgusu burada yeniden test edilir. Bu nedenle ihtiyati haciz stratejisi, itiraz ihtimali dikkate alınarak baştan kurulmalıdır.
İhtiyati Haciz Dilekçesi Örneği
Not: Aşağıdaki metin, genel bir örnektir. Somut olaya göre (alacağın dayanağı, tutarı, risk emareleri, deliller ve teminat durumu) içerik mutlaka uyarlanmalıdır.
… NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK / ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ’NE
İHTİYATİ HACİZ TALEP EDEN (ALACAKLI):
Adı Soyadı / Unvan: …
T.C. Kimlik / Vergi No: …
Adres: …
VEKİLİ:
Adı Soyadı: …
Adres: …
KARŞI TARAF (BORÇLU):
Adı Soyadı / Unvan: …
T.C. Kimlik / Vergi No: …
Adres: …
KONU:
Rehinle temin edilmemiş para alacağı nedeniyle, borçlunun malvarlığı üzerine ihtiyati haciz konulması talebidir.
AÇIKLAMALAR:
1. Müvekkilin borçludan … TL tutarında para alacağı bulunmaktadır. Alacak, … tarihli … (sözleşme/fatura/cari hesap mutabakatı/senet vb) dayanmaktadır. Alacağın doğumu ve miktarı, ekte sunulan belgelerle sabittir.
2. Borçlu, ödeme yükümlülüğünü yerine getirmemiştir. Yapılan ödeme taleplerine rağmen borç ödenmemiş; bu durum alacağın tahsilini ciddi biçimde tehlikeye sokmuştur. Borçlunun ödeme iradesi bulunmadığı, dosyaya sunulan … (ihtar, yazışmalar, teslim belgeleri vb) ile anlaşılmaktadır.
3. Ayrıca borçlunun malvarlığını elden çıkarma/gizleme yönünde emareler mevcuttur. … (somut olgular: devir hazırlığı, adres değişiklikleri, sıra dışı satışlar, kaçma girişimi vb) hususları, alacağın tahsilini güçleştirecek niteliktedir. Bu nedenle gecikme halinde telafisi güç zarar doğma ihtimali vardır.
4. Talebimiz, rehinle temin edilmemiş para alacağına ilişkindir. Mahkemenizce uygun görülecek teminatın (gerekirse) tarafımızca yatırılmasına karar verilmesini de kabul ederiz.
HUKUKİ SEBEPLER:
İcra ve İflas mevzuatı ve ilgili diğer mevzuat.
DELİLLER:
- Sözleşme / Fatura / Cari hesap kayıtları
- Yazışmalar, ihtarlar, ödeme talepleri
- Ticari defter ve kayıtlar (gerekiyorsa)
- Tanık / bilirkişi incelemesi (gerekli görülürse)
- Diğer her türlü yasal delil
SONUÇ VE İSTEM:
Yukarıda arz edilen nedenlerle; rehinle temin edilmemiş para alacağımızın güvence altına alınması için borçlunun taşınır, taşınmaz, hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına, uygun görülürse teminatın belirlenmesine ve kararın icra dairesi aracılığıyla uygulanmasına karar verilmesini saygıyla talep ederiz.
Talep Eden (Alacaklı) / Vekili
Ad Soyad / İmza
SSS
İhtiyati haciz hangi alacaklar için istenebilir?
İhtiyati haciz, kural olarak para alacakları için istenebilir. Ayrıca bu para alacağının rehinle teminat altına alınmamış olması beklenir. Para dışındaki taleplerde (teslim, yapma, yapmama gibi) ihtiyati haciz yerine çoğu zaman ihtiyati tedbir değerlendirilir. Başvurudan önce alacağın hukuki niteliğinin netleştirilmesi, yanlış kuruma başvurma riskini azaltır.
Mahkeme ihtiyati haciz kararı verirken en çok neye bakar?
Mahkeme, alacağın varlığını ve ihtiyati haczi gerekli kılan riskleri somut olgular üzerinden görmek ister. Sadece “borç ödenmeyecek” beyanı yeterli olmaz. Sözleşme, fatura, mutabakat, yazışma gibi belgeler; ayrıca mal kaçırma emareleri gibi risk göstergeleri dosyayı güçlendirir. Bu nedenle başvuru, “belge + risk anlatısı” şeklinde planlı kurulmalıdır.
Vadesi gelmemiş borç için ihtiyati haciz mümkün mü?
Kural olarak vadesi gelmemiş borçlarda ihtiyati haciz istenmez. Ancak borçlunun yerleşim yerinin belirsiz olması, kaçma veya mal kaçırma hazırlığı gibi olağan dışı durumlar varsa, mahkeme vade beklenmeden koruma kararı verebilir. Bu tür dosyalarda ispat standardı daha sıkı olduğundan, iddiaların somut vakalarla desteklenmesi özellikle önem taşır.
İhtiyati haciz kararından sonra hangi aşama kritik olur?
Kararın alınmasından sonra en kritik aşama, kararın icra dairesi aracılığıyla zamanında uygulanması ve muhtemel itiraz sürecine hazırlıklı olunmasıdır. Uygulama gecikirse karar etkisiz hale gelebilir. Ayrıca borçlu, yetki, sebep veya teminat yönünden itiraz edebilir. Bu nedenle süreç, karar anında değil; kararın uygulanması ve itirazların yönetimiyle birlikte bütün olarak ele alınmalıdır.
Avukat Fatih Tahancı, 2015 yılında Hukuk Fakültesini tam burslu, onur öğrencisi olarak Ankara’da tamamlamıştır. Avukatlık stajını Ankara Barosu nezdinde; ceza hukuku, sigorta hukuku, tazminat hukuku, iş hukuku, icra hukuku ve idare hukuku konularına odaklanmış çeşitli avukatlık bürolarında staj yaparak tamamlamıştır. Avukat Fatih Tahancı Çankaya/Ankara’da bulunan Tahancı Hukuk Bürosu’nda avukatlık faaliyeti göstermektedir.