Gayrımenkul ve Kira Hukuku

Kira Arabuluculuğu

Kira Arabuluculuğu - tahanci

Kira ilişkileri, günlük hayatın en yaygın sözleşme türlerinden biridir ve çoğu uyuşmazlık, taraflar arasındaki iletişimin kopmasıyla hızla büyür. Kira Arabuluculuğu, bu noktada mahkeme sürecine alternatif bir çözüm yolu olarak öne çıkar; tarafların menfaatlerini dengeleyen, daha hızlı ilerleyen ve uyuşmazlığı yargılama risklerinden arındıran bir müzakere zemini sunar. Kira bedeli, yan giderler, temerrüt (borcun süresinde ödenmemesi), tahliye, sözleşmenin uyarlanması gibi başlıklarda çoğu zaman “haklılık” tartışması kadar “çözüm modeli” de kritik hale gelir. Bu yazıda, kira uyuşmazlıklarında arabuluculuğun hangi hallerde dava şartı sayıldığı, hangi hallerde isteğe bağlı olduğu, tahliye ve kira alacağı bakımından pratik sonuçları, başvuru akışı, ücretlendirme mantığı ve uygulamada sık yapılan hatalar; hukuki doğruluk korunarak ele alınmaktadır.

Özet Bilgi

  • Zorunlu Arabuluculuk: Kira uyuşmazlıklarında arabuluculuk, genelde isteğe bağlıdır; zorunlu hale gelmesi için uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde olması gerekir.
  • Tahliye Süreci: Tahliye uyuşmazlıklarında arabuluculuk çoğunlukla tarafların iradesine bağlıdır; zorunlu değildir, ancak hızlı uzlaşma sağlamak için tercih edilebilir.
  • Kira Alacağı: Kira alacağı uyuşmazlıklarında, genel kira ilişkilerinde arabuluculuk şart değildir; ancak ticari nitelikteki kira ilişkilerinde zorunlu arabuluculuk geçerli olabilir.
  • Anlaşma Metni: Arabuluculukta yapılan anlaşmanın açık ve uygulanabilir olması kritik; muğlak ifadeler icra aşamasında yeni ihtilaflar yaratabilir.
  • Kirada Arabuluculuk Zorunlu Mu?

    Türk hukukunda arabuluculuk, kural olarak ihtiyari (isteğe bağlı) bir uyuşmazlık çözüm yoludur. Zorunlu arabuluculuk ise istisna niteliğindedir ve ancak kanunun açıkça öngördüğü uyuşmazlıklar için “dava şartı” olarak uygulanır. Dava şartı, mahkemenin davayı esasa girmeden önce aradığı zorunlu koşuldur; eksikse dava, esas incelenmeden usulden sonuçlanır. Bu nedenle, kira uyuşmazlıklarında arabuluculuğun zorunlu olup olmadığı sorusu, yalnızca “kira” kelimesine bakılarak cevaplanamaz; uyuşmazlığın türü, tarafların sıfatı (tacir olup olmadıkları gibi) ve ilişkinin niteliği birlikte değerlendirilmelidir.

    Uygulamada en sık görülen yanılgı, “kira davalarının tamamı için mutlaka arabulucuya gidilmesi gerektiği” düşüncesidir. Oysa genel kira uyuşmazlıkları bakımından, arabuluculuğa başvurmak çoğu zaman tarafların tercihine bağlıdır. Bununla birlikte bazı kira ilişkileri, uyuşmazlığın ticari dava niteliği kazanması nedeniyle zorunlu arabuluculuk rejimine girebilir. Bu ayrım doğru yapılmadığında iki tür risk doğar: Zorunlu arabuluculuk gereken bir dosyada doğrudan dava açılarak zaman kaybedilmesi veya zorunlu olmadığı halde arabuluculuk sürecinin “yanlış hedef” ile yürütülmesi nedeniyle hak kaybına yol açacak gecikmeler yaşanması.

    Dava şartı kavramı ve yanlış sınıflandırmanın sonucu

    Dava şartı arabuluculuk denildiğinde, davadan önce arabulucuya başvurulmasının mahkeme tarafından aranan zorunlu koşul olduğu anlaşılır. Bu koşulun yokluğu halinde mahkeme, uyuşmazlığın haklı-haksız yönünü tartışmadan usulden karar verir. Kira dosyalarında kritik nokta, “hangi kira uyuşmazlığının” ticari dava sayılacağı ve bu nedenle dava şartı rejimine gireceğidir. Vatandaş açısından en pratik ölçüt şudur: Kira ilişkisi, tarafların ticari işletmesiyle doğrudan bağlantılı bir faaliyet kapsamında kurulmuşsa, uyuşmazlığın ticari dava sayılması ihtimali güçlenir. Yanlış sınıflandırma, sadece zaman kaybı yaratmaz; süreler (hak düşürücü süreler, itiraz süreleri gibi) bakımından stratejik zararlara da yol açabilir. Bu nedenle ilk değerlendirme aşamasında sözleşmenin taraflarını ve kira ilişkisinin amacını doğru okumak, sürecin temelidir.

    Tahliye Davalarında Arabuluculuk Zorunlu Mu?

    Tahliye uyuşmazlıkları, kira ilişkisinin sona erdirilmesi ve kiralananın boşaltılması talebine dayanır. Tahliye sebepleri, genellikle temerrüt (kira bedelinin ödenmemesi), sözleşmeye aykırılık, ihtar süreçleri, tahliye taahhüdü, ihtiyaç nedeniyle tahliye gibi farklı hukuki dayanaklara ayrılır. Tahliye bakımından arabuluculuk, çoğu durumda tarafların kendi iradeleriyle başvurduğu bir çözüm yolu niteliğindedir. Yani tahliye davası açmadan önce arabulucuya gidilmesi, kural olarak zorunlu bir koşul değildir; ancak uyuşmazlığın tarafları, daha hızlı bir uzlaşı ihtimali gördüklerinde bu yolu tercih edebilir.

    Arabuluculuk sürecinin tahliye bakımından pratik avantajı, tarafların “sadece boşaltma” değil, boşaltmanın zamanı, taşınma planı, depozito (kiraya verene güvence olarak bırakılan bedel), eksik-ayıp iddiaları, kiralananın teslim tutanağı gibi yan konuları da aynı masada çözebilmesidir. Mahkeme süreçlerinde çoğu zaman tek bir talep ekseninde ilerlenirken, arabuluculuk daha esnek bir mutabakat metni kurulmasına imkân verir. Buna karşılık, tahliye gibi güçlü sonuç doğuran bir konuda “neye imza atıldığının” tam anlaşılması şarttır; çünkü düzenlenen anlaşma belgesi, belirli şartlarla icra edilebilir hale geldiğinde taraflar açısından bağlayıcı sonuçlar doğurur.

    Tahliyede anlaşma belgesinin icra kabiliyeti ve dikkat noktaları

    Tahliye konusunda arabuluculukta anlaşmaya varılması halinde düzenlenen belge, gerekli usul adımları tamamlandığında icra edilebilirlik niteliği kazanabilir. Bu, belgenin mahkeme ilamı gibi sonuç doğurmasına yaklaşan bir etki yaratır. Burada kritik olan, anlaşma metninin açık ve uygulanabilir yazılmasıdır: Boşaltma tarihi, teslim şekli, anahtar teslimi, kiralananın kullanımına ilişkin son durum, kira borcu varsa ödeme planı ve tarafların karşılıklı feragatleri (haklarından vazgeçme) netleştirilmelidir. Uygulamada en sık hata, “tahliye olur” gibi genel ifadelerle yetinilmesi ve tarih/şartların muğlak bırakılmasıdır. Muğlaklık, icra aşamasında yeni ihtilaf üretir ve anlaşmanın pratik değerini düşürür. Bu nedenle tahliye arabuluculuğunda metin kalitesi, sürecin kalbidir.

    Kira Alacağı Arabuluculuk Zorunlu Mu?

    Kira alacağı uyuşmazlıkları, çoğunlukla ödenmeyen kira bedelleri, yan giderler, gecikme faizi, aidat veya sözleşmede kararlaştırılmış yan edimler üzerinden doğar. Kira alacağı için arabuluculuğun zorunlu olup olmadığı değerlendirilirken, kira sözleşmesinin “ticari nitelik” taşıyıp taşımadığı önem kazanır. Genel kira ilişkilerinde (örneğin konut kiraları veya ticari nitelik taşımayan kiralar) kira alacağı talebi için arabulucuya gitmek, kural olarak dava şartı değildir. Bu nedenle alacak davası, şartlar oluştuğunda doğrudan açılabilir ya da icra takibi başlatılabilir; arabuluculuk ise ihtiyari bir seçenek olarak masada kalır.

    Buna karşın, kira ilişkisi ticari dava kapsamına giriyorsa (örneğin tacirler arasındaki ve her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendiren bir kira ilişkisi) zorunlu arabuluculuk rejimi devreye girebilir. Buradaki ayrımın doğru yapılması özellikle önemlidir; çünkü yanlış adım, dava şartı yokluğu nedeniyle süreç kaybına yol açabilir. Öte yandan pratikte, kira alacağı dosyalarında arabuluculuk, tarafların ödeme planı, indirim, mahsup (borcun karşılıklı hesaplaşma ile azaltılması), depozitonun kullanımı gibi konularda esneklik sağlayarak hızlı sonuç alınmasına da yardımcı olabilir.

    Kira alacağında stratejik hata: Uyuşmazlığın “sadece borç” sanılması

    Kira alacağı uyuşmazlıkları çoğu zaman “sadece kira ödenmedi” düzeyinde görülür; oysa dosyaların önemli bir kısmında alacağı etkileyen yan unsurlar vardır. Kiralananın ayıplı teslimi, yapılan masrafların iadesi, depozito mahsup iddiası, kira bedelinin belirlenmesine ilişkin önceki mutabakatlar veya tahliye sürecine bağlanan ödeme planları, alacağın miktarını ve ispatını doğrudan etkiler. Arabuluculukta bu unsurlar masaya yatırılmadan, tek kalemde bir rakam üzerinde anlaşma yapılması ileride yeni uyuşmazlık doğurabilir. En güvenli yöntem, anlaşma metninde “hangi kalemlerin kapsandığı” ve “hangi kalemlerin kapsam dışında kaldığı”nın açıkça yazılmasıdır. Bu açıklık, ileride aynı kira dönemine ilişkin ikinci bir uyuşmazlık çıkarılmasını da önemli ölçüde engeller.

    Ticari Kira Arabuluculuk Zorunlu Mu?

    Ticari kira ilişkilerinde arabuluculuğun zorunlu olup olmadığı sorusu, kira sözleşmesinin taraflarının niteliği ve uyuşmazlığın ticari işletme faaliyetleriyle bağlantısı üzerinden cevaplanır. Burada temel kriter, uyuşmazlığın nispi ticari dava sayılıp sayılmadığıdır. Nispi ticari dava, uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirdiği durumlarda ortaya çıkar. Bu şartlar gerçekleştiğinde, ticari davalar bakımından dava şartı arabuluculuk gündeme gelir ve mahkemeye gitmeden önce arabuluculuk başvurusu yapılması zorunlu hale gelir.

    Uygulamadaki en kritik nokta, “kiralanan yerin işyeri olması” ile “uyuşmazlığın ticari dava sayılması”nın aynı şey sanılmasıdır. Bir yerin işyeri olarak kiralanması, tek başına her zaman ticari dava sonucunu doğurmaz; önemli olan tarafların ticari sıfatları ve uyuşmazlığın ticari işletmeyle bağlantısının iki taraf açısından da kurulabilmesidir. Bu ayrım doğru yapılmadığında, taraflar ya gereksiz yere zorunlu prosedüre girer ya da tam tersi, zorunlu olduğu halde doğrudan dava açarak usulden sonuçla karşılaşır.

    Uygulamada hızlı değerlendirme tablosu

    Uyuşmazlık TürüGenel KuralKritik Ayırt Edici Nokta
    Konut veya ticari nitelik taşımayan kira uyuşmazlığıArabuluculuk ihtiyariTarafların ticari işletme bağlantısı yoksa dava şartı aranmaz
    Tacirler arası ve her iki tarafın işletmesini ilgilendiren kira uyuşmazlığıArabuluculuk dava şartı olabilirNispi ticari dava niteliği doğru kurulmalı
    Tahliye uyuşmazlığıArabuluculuk genellikle ihtiyariAnlaşma metninde tarih ve şartların açık yazılması gerekir

    Yargıtay’ın “şekle değil ilişkiye bakma” yaklaşımı

    Ticari kira dosyalarında Yargıtay’ın yaklaşımı, çoğu zaman sözleşmenin etiketine değil, uyuşmazlığın gerçek ekonomik ve hukuki bağlantısına yönelir. Tarafların tacir olması, kira sözleşmesinin her iki tarafın işletme faaliyetiyle ilgili kurulması ve uyuşmazlığın bu faaliyet kapsamında doğması, zorunlu arabuluculuk değerlendirmesinde belirleyici olur. Bu nedenle sözleşmede tarafların unvanlarının yazılmış olması tek başına yeterli görülmemelidir; kira ilişkisinin hangi amaçla kurulduğu ve uyuşmazlığın hangi faaliyetten kaynaklandığı somutlaştırılmalıdır. Dosya hazırlığında bu bağ kurulmadığında, dava şartı tartışması yargılamanın ön aşamasında süreci tıkar ve esasa geçilmesini geciktirir.

    Kira Arabuluculuğu İçin Başvuru Nasıl Yapılır?

    Kira uyuşmazlıklarında arabuluculuğa başvuru, çoğu durumda ihtiyari arabuluculuk akışı üzerinden yürür. Sürecin ilk adımı, taraflardan birinin diğer tarafa arabuluculuk teklifini iletmesidir. Bu teklif, uyuşmazlığın konusunu ve çözüm niyetini ortaya koyan bir davettir. Karşı tarafın teklife olumlu yaklaşması halinde arabulucu seçimi yapılır ve görüşme süreci planlanır. Arabulucunun tarafsızlığı (taraflar arasında menfaat ilişkisi bulunmaması) esastır; taraflar, arabulucuyu sicilden seçebilir veya ilgili birim üzerinden görevlendirme ile süreci başlatabilir.

    Arabuluculuk oturumlarında hedef, tarafların karşılıklı menfaatlerini gözeten bir anlaşma metni oluşturmaktır. Bu metin, alacak miktarı, ödeme planı, tahliye tarihi, depozito iadesi, teslim tutanağı, feragat hükümleri gibi başlıklarda açık ve uygulanabilir olmalıdır. Arabuluculukta “anlaşma sağlanamadı” sonucu da mümkündür; bu durumda süreç, dava hakkını ortadan kaldırmaz. Ancak görüşme sürecinde yapılan beyanların ve belgelerin, ileride yargılamada nasıl kullanılacağı konusunda dikkatli olunmalıdır; yanlış beklentiyle “her şey burada konuşulur, sonra önemi olmaz” düşüncesi, pratikte sorun yaratır.

    Anlaşma metninin teknik kalitesi: Sonradan ihtilaf doğurmama

    Arabuluculukta en önemli çıktı, anlaşma belgesidir. Bu belgenin dilinin açık olması, sonradan yorum ihtilaflarını azaltır. Özellikle kira ilişkilerinde “kapsam” başlığı netleştirilmelidir: Hangi kira dönemlerine ilişkin alacakların karara bağlandığı, hangi kalemlerin (aidat, yan gider, gecikme faizi gibi) anlaşmaya dahil edildiği, depozitonun nasıl mahsup edileceği ve tarafların birbirlerinden başka talepte bulunup bulunmadıkları açıkça yazılmalıdır. Tahliye varsa, boşaltma tarihi ve teslimin nasıl yapılacağı net gösterilmelidir. Uygulamada sık yapılan hata, anlaşmanın “iyi niyet beyanı” gibi yazılmasıdır. Oysa arabuluculuk belgesi, çoğu durumda doğrudan icra kabiliyeti hedeflenen bir metindir ve bu ciddiyetle hazırlanmalıdır.

    Kira Arabuluculuk Ücreti Ne Kadardır?

    Arabuluculuk ücretleri, belirli kurallara göre tarifelendirilir ve uyuşmazlığın niteliğine, taraf sayısına ve süreç sonunda anlaşma sağlanıp sağlanmadığına göre değişebilir. Kira uyuşmazlıklarında ücret tartışması, çoğu zaman sürecin başında tarafları tedirgin eden bir konu haline gelir. Burada önemli olan, ücretin kim tarafından karşılanacağı ve hangi durumda nasıl paylaşılacağıdır. Taraflar, arabuluculukta ücretin paylaşımını anlaşma metninde düzenleyebilir; aksi halde genel uygulama, tarafların belirli esaslara göre paylaştırması yönündedir.

    Pratikte dikkat edilmesi gereken iki nokta vardır. Birincisi, arabuluculuk ücretinin “anlaşma olursa artacağı” veya “anlaşma olmazsa tamamen boşa gideceği” şeklindeki kesin yargılardır. Arabuluculuk, çoğu dosyada mahkeme masrafları, uzun yargılama süresi ve icra aşamasındaki riskler düşünüldüğünde maliyet-etkin bir seçenek olabilir. İkincisi ise, ücretin yanı sıra anlaşma belgesinin icra edilebilirliği için gerekli işlemler ve olası ek giderlerin (harç veya benzeri kalemler) planlanmamasıdır. Taraflar, toplam maliyeti baştan konuşup netleştirdiğinde, süreç daha sağlıklı ilerler.

    Ücret tartışmasının uyuşmazlığı büyütmesini engelleme

    Kira uyuşmazlıklarında taraflar çoğu zaman zaten “para” nedeniyle karşı karşıya geldiği için, arabuluculuk ücretinin kimin ödeyeceği ikinci bir çatışma alanı yaratabilir. Bu nedenle, arabuluculuk teklifinde veya ilk oturumda “ücret paylaşımı” netleştirilmelidir. Örneğin kira alacağı uyuşmazlığında, ödeme planıyla birlikte ücretin hangi tarihte ve nasıl ödeneceğinin yazılması, anlaşmanın uygulanabilirliğini artırır. Tahliyeli anlaşmalarda ise, kiralananın teslimiyle ücretin ilişkilendirilmesi pratikte sık kullanılan bir yöntemdir. Ücret paylaşımı düzenlenmediğinde, anlaşma sağlansa bile taraflardan birinin “ücreti ödememesi” yeni bir sorun doğurabilir. Bu sebeple ücret konusu, anlaşmanın ayrılmaz parçası gibi görülmelidir.

    Hangi Durumlarda Arabuluculuk Zorunlu?

    Arabuluculuk, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği özel hukuk uyuşmazlıklarında uygulanır. Zorunlu arabuluculuk ise kanunun sınırlı sayıda belirlediği uyuşmazlıklar için söz konusudur. Zorunlu arabuluculuk rejiminin özü, mahkemelerin iş yükünü azaltmak kadar, tarafları dava öncesinde “makul uzlaşı” zemini aramaya teşvik etmektir. Bu rejimde arabulucuya başvurmak, mahkemeye erişimin ön şartı haline gelir. Dolayısıyla “zorunlu” kelimesi, sürecin bir tercih değil, usul hukuku bakımından yerine getirilmesi gereken bir aşama olduğunu ifade eder.

    Kira uyuşmazlıkları bakımından zorunluluk değerlendirmesi, çoğunlukla uyuşmazlığın ticari dava niteliğine bağlanır. Ticari dava niteliği ortaya çıkmıyorsa, kira uyuşmazlıklarında zorunlu arabuluculuk kuralının işletilmesi genellikle söz konusu olmaz. Buna rağmen, uygulamada vatandaşın karşılaştığı en büyük sorun, hangi uyuşmazlığın zorunlu kapsama girdiğini doğru tespit edememektir. Bu tespit yapılırken uyuşmazlığın türü (alacak, tahliye, itirazın iptali gibi), tarafların sıfatı ve sözleşmenin amacı birlikte ele alınmalıdır. Hatalı tespit, davanın daha başında usulden sorun yaşanmasına neden olabilir.

    Zorunluluk-var/yok ayrımında pratik kontrol listesi

    Pratikte en sağlıklı yaklaşım, dosyanın temel özelliklerini kısa bir kontrol listesiyle değerlendirmektir: Tarafların tacir olup olmadığı, kira ilişkisinin her iki tarafın ticari işletmesiyle bağlantısı, uyuşmazlığın parasal talep mi yoksa tahliye mi olduğu ve talebin hangi hukuki ilişkiye dayandığı. Bu kontrol, özellikle dava açmadan önce kritik değer taşır. Zorunlu arabuluculuk gereken bir dosyada doğrudan dava açıldığında yaşanan zaman kaybı, çoğu zaman kiraya verenin alacağını tahsil etmesini veya kiracının hukuki pozisyonunu güçlendirmesini geciktirir. Bu nedenle “ön değerlendirme” aşaması, dosyanın kaderini belirleyen bir aşama olarak görülmelidir.

    Hangi Davalarda Arabuluculuk Zorunlu?

    Zorunlu arabuluculuk, belirli uyuşmazlık türleri için dava şartı olarak düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerin ortak noktası, uyuşmazlığın niteliği itibarıyla tarafların uzlaşmasına elverişli olması ve mahkeme dışı çözümün teşvik edilmesidir. Zorunlu arabuluculuk kapsamına giren dava türleri, uygulamada genellikle ticari uyuşmazlıklar, iş uyuşmazlıkları ve tüketici uyuşmazlıkları olarak karşımıza çıkar. Ancak her bir kategori kendi içinde istisnalar ve sınırlar taşır; bu yüzden “başlığı” görmek yetmez, somut uyuşmazlığın nereye oturduğu belirlenmelidir.

    Kira ilişkileri bu çerçevede özel bir yerde durur. Kira uyuşmazlığı, sırf kira sözleşmesinden doğduğu için otomatik olarak zorunlu arabuluculuk kapsamında değerlendirilmez. Fakat kira ilişkisi ticari dava niteliği kazanıyorsa, zorunlu arabuluculuk rejimi devreye girebilir. Bu nedenle kira uyuşmazlığına bakan kişinin, önce “kira” demek yerine “bu uyuşmazlık ticari mi?” sorusunu sorması gerekir. Uygulamada doğru sınıflandırma yapılmadığında, yanlış mahkemede dava açma, yanlış usul uygulama veya dava şartı eksikliği gibi sorunlar ortaya çıkabilir.

    Kira uyuşmazlığını doğru kategoriye yerleştirmek neden önemlidir?

    Doğru kategoriye yerleştirme, sadece “arabulucuya gidilecek mi” sorusunu çözmez; aynı zamanda hangi mahkemenin görevli olduğu, hangi usul kurallarının uygulanacağı ve ispat stratejisinin nasıl kurulacağı gibi başlıklara da etki eder. Örneğin kira alacağı ile ilgili bir talebin ticari dava sayılması halinde, dava şartı arabuluculuk süreci tamamlanmadan dava açılması usulden engel doğurabilir. Tersine, dava şartı olmadığı halde zorunlu sanıp gereksiz beklemek, alacak tahsilinde veya tahliye planında gecikmeye neden olabilir. Bu nedenle, uyuşmazlık kategorisi tespiti dosya yönetiminin omurgasıdır.

    İtirazın İptali Davalarında Arabuluculuk Zorunlu Mu?

    İtirazın iptali davası, icra takibine yapılan itirazın kaldırılmasını ve alacağın mahkeme kararıyla tespitini hedefleyen bir dava türüdür. Kira ilişkilerinde, kiraya verenin kira alacağı için başlattığı icra takibine kiracının itiraz etmesi halinde, alacaklı taraf itirazın iptali davasına başvurabilir. Bu davada arabuluculuk zorunluluğu değerlendirilirken belirleyici unsur, davanın adından çok, itiraza konu hukuki ilişkinin niteliğidir. Yani “itirazın iptali” etiketi tek başına zorunlu arabuluculuğu doğurmaz; kira ilişkisinin ticari dava niteliği taşıyıp taşımadığı belirleyici olur.

    Kira ilişkisi ticari dava niteliği taşımıyorsa, itirazın iptali davası bakımından zorunlu arabuluculuk aranması genellikle söz konusu olmaz. Buna rağmen uygulamada sık hata, itirazın iptali davalarının tamamının ticari dava sayıldığı varsayımıdır. Oysa kira ilişkisi, çoğu durumda özel hukuk ilişkisi olmakla birlikte ticari dava kapsamına girmeyebilir. Bu nedenle icra takibi aşamasında, itirazın iptali davasına geçmeden önce dosyanın niteliği doğru analiz edilmelidir. Analiz hatası, davanın başında usul tartışmasına takılma ve sürecin uzaması sonucunu doğurur.

    İcra takibi – dava geçişinde yapılan kritik hata

    İcra takibinden itirazın iptali davasına geçişte en kritik hata, dosyanın “standart bir alacak dosyası” gibi ele alınmasıdır. Kira alacağında, kira bedelinin hangi döneme ait olduğu, ödeme belgeleri, ihtar süreçleri ve depozito mahsup iddiası gibi unsurlar, itirazın iptali davasında ispat yükünü doğrudan etkiler. Arabuluculuk zorunluluğu bulunmasa bile, taraflar arabuluculukta bu unsurları masaya yatırarak daha hızlı çözüme gidebilir. Ancak arabuluculuğa başvurulacaksa, bu başvurunun “zaman kazanmak” değil, “net bir anlaşma metniyle riski azaltmak” hedefiyle yürütülmesi gerekir. Aksi halde süreç, uyuşmazlığı çözmek yerine uzatabilir.

    SSS

    Kira Arabuluculuğu ile tahliye anlaşması yapılır mı?

    Evet, taraflar arabuluculukta tahliye konusunda anlaşabilir. Burada önemli olan, anlaşma metninde boşaltma tarihinin, teslim şeklinin ve varsa ödeme planının açıkça yazılmasıdır. Muğlak ifadeler, icra aşamasında yeni bir ihtilaf doğurabilir.

    Kira alacağı için arabuluculuğa gitmeden dava açılabilir mi?

    Kira ilişkisi ticari dava niteliği taşımıyorsa, kira alacağı için arabulucuya başvurulmadan dava açılması veya icra takibi yapılması mümkündür. Dosyanın ticari dava sayılıp sayılmadığı, tarafların sıfatı ve ilişkinin ticari işletme bağlantısı üzerinden değerlendirilmelidir.

    Ticari kira uyuşmazlığında arabuluculuk neden önemli?

    Ticari dava niteliği taşıyan kira uyuşmazlıklarında arabuluculuk dava şartı haline gelebilir. Bu durumda arabuluculuğa başvurulmadan açılan davalar usulden sorun yaşayabilir. Doğru sınıflandırma, davanın esasa girmesini sağlayan temel adımdır.

    Arabuluculuk anlaşma belgesi hemen icra edilebilir mi?

    Anlaşma belgesinin icra kabiliyeti, belgenin niteliğine ve gerekli usul adımlarının tamamlanmasına bağlıdır. Uygulamada en güvenli yaklaşım, metni açık yazmak ve icra edilebilirlik bakımından gereken işlemleri planlamaktır. Böylece anlaşma, kağıt üzerinde kalmadan uygulanabilir hale gelir.

    Hukuki Denetim
    Fatih Tahancı Denetlenme Tarihi:

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir