Nişan Bozma Sebebiyle Tazminat Davası
Nişan Bozma Sebebiyle Tazminat Davası, nişanlılık ilişkisinin bitmesiyle birlikte “kim neyi, hangi şartla talep edebilir?” sorusuna cevap veren pratik bir aile hukuku konusudur. Nişan, yalnızca geleneksel bir merasim değildir; evlenme vaadine dayandığı için bazı durumlarda taraflara maddi ve manevi sonuçlar doğurur. Nişanın bitmesi her zaman tazminat anlamına gelmez. Önemli olan, nişanın hangi sebeple bozulduğu, tarafların kusur durumu ve ortaya çıkan zararın gerçekten nişanlılığa güvenerek yapılıp yapılmadığıdır. Bu yazıda nişanın hukuki anlamını, nişanın bozulması hâlinde gündeme gelen maddi tazminat, manevi tazminat ve nişan hediyelerinin iadesi taleplerini; görevli mahkeme, ispat (kanıtlama) ve zamanaşımı gibi kritik başlıklarla birlikte ele alacağız.
Nişan Ne Demek?
Nişan, iki kişinin evlenme iradesini karşılıklı olarak ortaya koyduğu bir “evlenme vaadi” ilişkisidir. Bu vaadin mutlaka yazılı bir belgeyle kurulması gerekmez; sözlü beyanlar, ailelerin önünde yapılan açıklamalar veya nişan yüzüğü takılması gibi davranışlar da nişanın kurulduğunu gösterebilir. Buradaki temel ölçüt, tarafların evlenme konusunda ciddi ve karşılıklı bir irade açıklaması yapmış olmasıdır.
Nişanlılık, evlilik gibi taraflara “evlenmeyi zorla yaptıran” bir hak vermez. Diğer bir ifadeyle, nişan bozulduğunda karşı tarafı evlenmeye zorlama davası açılamaz. Ancak nişanın dürüstlük kuralına aykırı şekilde bitirilmesi veya nişanı bitiren davranışın diğer tarafın kişilik haklarını zedelemesi hâlinde, tazminat sorumluluğu doğabilir. Dürüstlük kuralı (toplumun makul ve iyi niyetli davranış beklentisi), nişan ilişkilerinde mahkeme değerlendirmesinin merkezindedir.
Uygulamada sık yapılan hata, nişanın her hâlükârda “boşanma gibi” sonuç doğurduğunu düşünmektir. Nişan ile evlilik aynı düzeyde değildir; nişan bozulunca her zaman tazminat çıkmaz. Tazminat için “haklı sebep” ve “kusur” değerlendirmesi, ayrıca somut zararın ispatı belirleyici olur.
Nişanlanmak Ne Demek?
Nişanlanmak, iki kişinin evlenme iradesini karşılıklı şekilde açıklamasıyla doğan hukuki statüdür. Bu statünün doğması için nişan töreni yapılması şart değildir; bazen aile içinde yapılan bir söz kesme bile, olayın şartlarına göre nişan niteliği kazanabilir. Ancak üçüncü kişilerin “evlendireceğiz” türünden beyanları tek başına nişanlanma sayılmaz. Esas olan, nişanlıların bizzat kendi iradeleridir.
Nişanlanmanın geçerli sayılabilmesi için tarafların ayırt etme gücüne sahip olması ve hukuken engel bir hâlin bulunmaması gerekir. Örneğin, evli bir kişinin nişanlanması ya da hukuk düzeninin korumadığı bir ilişki biçimi üzerinden “nişan” iddiası ileri sürülmesi, farklı hukuki sonuçlara yol açabilir. Bu tür durumlarda mahkemeler, ihtilafı her zaman aile hukuku hükümleriyle çözmeyebilir; olayın niteliğine göre borçlar hukuku hükümleri ve farklı görevli mahkeme gündeme gelebilir.
Pratikte dikkat edilmesi gereken konu şudur: Nişanın varlığı, özellikle tazminat ve hediye iadesi taleplerinde “ilişkinin adı” ile değil, ilişkinin fiilen nasıl yaşandığı, tarafların iradesinin ciddiyeti, ailelerin katılımı, hazırlıkların boyutu ve delillerle (mesajlaşmalar, davetiye, salon kaporası, fotoğraf/video gibi) desteklenmesiyle ispat edilir.
Aile Hukuku Nişan Hükümleri Nedir?
Aile hukuku bakımından nişanlılık, taraflara bazı yükümlülükler yükler. En bilinen yükümlülük, evlilik vaadine uygun davranma ve nişanlılık ilişkisinin gerektirdiği sadakat ve özen çerçevesinde hareket etme beklentisidir. Sadakat burada “evlilikteki sadakatle birebir aynı” şeklinde yorumlanmasa da, tarafların birbirini toplum içinde küçük düşürmemesi, güven ilişkisini zedelememesi ve nişanı bir baskı aracı hâline getirmemesi beklenir.
Bununla birlikte nişan, evliliğe zorlama hakkı vermez. Taraflar nişanlılık sürecinde “evlenmezsen şu kadar para ödersin” türünden cayma tazminatı veya ceza şartı kararlaştırmış olsa bile, bu tür kayıtlar çoğu durumda doğrudan talep edilebilir bir alacak gibi işletilemez. Hukuki mantık şudur: Evlilik, iradi bir birlikteliktir; ekonomik yaptırımla evlenmeye zorlanamaz. Bu nedenle mahkemeler, nişanın bozulmasını cezalandıran değil, nişanlılık güveniyle yapılan makul giderleri telafi eden bir yaklaşım benimser.
Uygulamada sık hata, “nişan atıldıysa otomatik olarak cezai şart alınır” düşüncesidir. Mahkemenin aradığı şey, cezalandırma değil; somut zarar ve hakkaniyete uygun dengelemedir. Bu nedenle taleplerin kalem kalem ve delilleriyle ortaya konulması, dava stratejisinin temelidir.
Nişan Yüzüğü Atma Sebebiyle Açılabilecek Davalar
Nişanın “yüzük atma” gibi sembolik bir davranışla sonlandırılması tek başına hukuki sonuç doğurmaz; önemli olan nişanın haklı bir sebep olmaksızın bozulup bozulmadığı ve bozmaya kimin kusuruyla gidildiğidir. Haklı sebep (nişanın devamını dürüstlük kuralı gereği beklenemez kılan durum), her olayın şartlarına göre değerlendirilir. Ağır hakaret, güveni yıkan davranışlar, evlilik hazırlıklarını bilinçli şekilde sabote etme gibi olgular haklı sebep kapsamında tartışılabilir.
Nişanın bozulmasıyla birlikte uygulamada üç temel dava türü gündeme gelir: maddi tazminat, manevi tazminat ve nişan hediyelerinin iadesi. Bu davalarda görevli mahkeme çoğu zaman Aile Mahkemesidir. Yetki (davaya bakacak yer mahkemesi) ise genel kural olarak davalının yerleşim yeri mahkemesidir. Dava harç ve yargılama giderleri bakımından da talebin türüne göre farklılıklar görülebilir.
Delil rejimi geniştir. Tanık anlatımları, fotoğraf ve videolar, yazışmalar, ödeme dekontları, davetiye/salon sözleşmesi gibi belgeler, mahkemenin kanaatini şekillendirir. En sık sorun, “hangi ödemenin nişan için yapıldığını” ispatlayamamaktır. Bu nedenle her ödeme için açıklama, belge ve bağlantı kurulması gerekir; aksi hâlde mahkeme ödemeyi başka bir sebebe dayandırabilir.
Nişan Bozulması Sebebiyle Maddî Tazminat Davası (TMK 120)
Maddi tazminat, nişanlılık ilişkisine güvenilerek ve evlenme amacıyla yapılan makul giderlerin veya maddi fedakârlıkların karşılanmasına yöneliktir. Burada hedef, “evlenmiş olsaydım şu kadar kazanç elde edecektim” gibi ileriye dönük beklentiler değildir. Talep edilebilen zarar daha çok menfi zarar (nişan olmasaydı yapılmayacak harcamalar) mantığıyla değerlendirilir. Böylece tazminat, evliliğe zorlayıcı bir sonuca dönüşmez.
Aşağıdaki giderler, somut olaya göre maddi tazminat kapsamında tartışılabilir. Ancak her kalemin evlenme amacıyla ve dürüstlük kuralına uygun biçimde yapılmış olması gerekir:
- Düğün/organizasyon için kapora ve ödemeler
- Davetiyeler, fotoğraf-video anlaşmaları, kıyafet ve kuaför giderleri
- Balayı planı kapsamında yapılan iptal edilemeyen masraflar
- Ev kurma hazırlıkları kapsamında yapılan ve doğrudan evlilik planına bağlı alımlar
Bu davalarda en kritik nokta ispat ve kusurdur. Nişanı haksız yere bozduğunu veya bozulmaya kendi kusuruyla sebep olmadığını iddia eden taraf, iddiasını delillerle güçlendirmelidir. Uygulamada sık hata, toplam bir rakam yazıp “nişan masrafı” demek ve kalemleri belgesiz bırakmaktır. Mahkeme, hangi harcamanın ne zaman, hangi amaçla yapıldığını görmek ister; belgesiz veya ilişkisiz kalemler reddedilebilir.
Nişanın Bozulması Sebebiyle Manevî Tazminat Davası (TMK 121)
Manevi tazminat, nişanın bozulmasından kaynaklanan her üzüntüyü karşılamaz. Mahkemelerin aradığı ölçüt, kişilik hakkına saldırı (kişinin onuru, saygınlığı, özel hayatı veya toplum içindeki itibarı) bulunmasıdır. Nişanın bozulması elbette tarafları duygusal olarak etkiler; ancak “olağan kırgınlık” manevi tazminat için yeterli görülmez. İddia eden taraf, somut olayda kişilik hakkının gerçekten zedelendiğini ortaya koymalıdır.
Yargıtay uygulamasında, manevi tazminat miktarı belirlenirken olayın oluş biçimi, tarafların kusur oranı ve sosyal-ekonomik durumları birlikte değerlendirilir. Amaç, zarar gören kişide bir tatmin duygusu yaratmak ve bozulan manevi dengeyi makul ölçüde onarmaktır. Manevi tazminat, bir tarafı zenginleştiren veya diğerini ekonomik olarak çökerten bir araç olarak görülmez. Hakkaniyet (adil ve ölçülü değerlendirme) burada belirleyicidir.
Uygulamada en sık hata, manevi tazminatı “nişan bozulduysa otomatik kazanılır” gibi düşünmektir. Oysa iddia, çoğu zaman nişanın nasıl bozulduğu, karşı tarafın küçük düşürücü bir dil kullanıp kullanmadığı, ifşa/dedikodu/itham gibi unsurlar olup olmadığı üzerinden yürür. Tanık, yazışma ve sosyal çevrede yaşanan olayların ispatı, bu davaların sonucunu doğrudan etkiler.
Nişan Hediyelikleri İadesi (TMK 122)
Nişan sona erdiğinde, nişanlıların birbirine veya ailelerin diğer tarafa verdiği hediyeler bakımından iade talebi gündeme gelebilir. Burada temel ayrım, hediyenin “mutad” (alışılmış, olağan) olup olmadığıdır. Günlük ve olağan kabul edilen hediyeler çoğu durumda iade konusu yapılmazken; ziynet, takı, değerli elektronik eşyalar gibi mutad dışı hediyelerin iadesi talep edilebilir. Önemli bir nokta: Hediye iadesinde kural olarak kusur aranmaz. Yani nişanı kimin bozduğu değil, hediyenin niteliği ve nişan nedeniyle verilip verilmediği önem taşır.
Hediyenin geri verilmesi mümkün değilse, bedel talebi “sebepsiz zenginleşme” mantığıyla tartışılabilir. Sebepsiz zenginleşme, haklı bir hukuki sebep olmadan bir kişinin malvarlığının artması hâlinde iade yükümlülüğü doğuran bir kurumdur. Bu çerçevede hediyenin değerinin nasıl belirleneceği, iade günündeki durum, bilirkişi incelemesi gibi konular dava içinde önem kazanır.
Uygulamada sık hata, tüm hediyeleri tek kalemde saymak ve “hepsi geri verilsin” demektir. Mahkeme, hangi hediyenin kim tarafından, ne zaman, hangi sebeple verildiğini; iade edilip edilmediğini ve varsa bedel hesabını somutlaştırılmış şekilde görmek ister. Bu nedenle liste, belge ve tanık anlatımları birlikte kurgulanmalıdır.
Başlık Parası Nişanın Bozulması Halinde Ne Olur?
Başlık parası tartışmaları, hem hukuki hem toplumsal boyut taşıdığı için mahkemelerin daha hassas değerlendirdiği bir alandır. Bu tür ödemeler çoğu zaman “evlenmeye izin verme karşılığı” gibi bir içeriğe bürünebildiğinden, hukuka ve ahlaka aykırılık (hukuk düzeninin korumadığı amaç) iddiaları gündeme gelir. Hukuka ve ahlaka aykırı amaçla verilen bir şeyin geri istenemeyeceği yönünde borçlar hukuku yaklaşımı, başlık parası taleplerinde pratik sonuç doğurabilir.
Bir diğer önemli nokta, kişinin evlenme özgürlüğü ve kişilik hakkıdır. Evlenmeye izin karşılığı para talep edilmesi, bazı durumlarda kişilik hakkını zedeleyen bir baskı aracı olarak yorumlanabilir. Bu nedenle başlık parası konusunda, “hediye iadesi” mantığıyla otomatik bir geri alma mekanizması olduğunu düşünmek doğru değildir. Somut olayın şartları, tarafların iddiaları ve ödemenin niteliği ayrı ayrı incelenir.
Uygulamada yapılan hataların başında, başlık parasını sıradan nişan masrafı gibi sunmak gelir. Mahkeme, ödemenin amacını ve toplumsal baskı unsuru olup olmadığını araştırır. Bu nedenle bu tür talepler, delil ve hukuki nitelendirme açısından daha dikkatli hazırlanmalıdır.
Nişanın Bozulması Sebebiyle Tazminat Davalarında Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar
Nişan bozulmasına dayalı davalarda sonucu belirleyen başlıklar genellikle “doğru mahkemede doğru talep” ve “doğru ispat stratejisi”dir. Öncelikle nişanın hukuken geçerli sayılıp sayılmadığı, ilişkinin aile hukuku kapsamında mı yoksa borçlar hukuku kapsamında mı değerlendirileceği tartışılabilir. Bazı olgularda, tarafların ilişkiyi fiilen evlilik gibi sürdürmesi veya ilişki biçiminin farklı bir hukuki zemine oturması, görevli mahkemeyi değiştirebilir.
İspat yükü (hangi tarafın neyi kanıtlayacağı) en sık hata yapılan alandır. Banka havalesi gibi ödemelerde, ödemenin “nişan hediyesi” veya “nişan masrafı” olduğunu ileri süren tarafın bunu somut delillerle desteklemesi beklenebilir. Buna karşılık karşı taraf, kendisine verildiğini kabul ettiği bir hediyeyi iade ettiğini iddia ediyorsa, iade olgusunu da delillendirmelidir. Mahkemeler, ispat yükünün hatalı dağıtılmasını ciddi bir usul sorunu olarak görür.
| Talep Türü | Aranan Temel Şart | Kusur | İspatta Kritik Nokta |
|---|---|---|---|
| Maddi tazminat | Evlenme amacıyla yapılan makul harcama/fedakârlık | Genellikle aranır | Kalem kalem gider, belge ve bağlantı |
| Manevi tazminat | Kişilik hakkının somut biçimde zedelenmesi | Kusur ağırlığı önemlidir | Küçük düşürme/itham/ifşa gibi olgular |
| Hediye iadesi | Mutad dışı hediye ve nişan nedeniyle verilmiş olması | Kural olarak aranmaz | Hediyenin verildiği ve iade edilmediği |
Son olarak süre yönetimi unutulmamalıdır. Nişanın bozulmasından doğan talepler, hak kaybına yol açabilecek kısa süreler içinde gündeme getirilmeli; deliller hızlıca toplanmalıdır. Dava açılmadan önce dekontların, sözleşmelerin, mesajlaşmaların ve tanıkların netleştirilmesi, pratikte davanın seyrini belirleyen en önemli hazırlıktır.
Sıkça Sorulan Sorular
Nişan bozulunca her durumda tazminat alınır mı?
Hayır. Nişanın bitmesi tek başına tazminat doğurmaz. Maddi tazminat için nişanın haklı bir sebep olmaksızın bozulması veya bozulmaya kusurlu davranışla sebebiyet verilmesi gerekir. Ayrıca talep edilen giderlerin evlenme amacıyla yapıldığının ve makul olduğunun ispatı aranır. Manevi tazminatta ise ölçüt daha da dardır; nişanın bozulması nedeniyle kişilik hakkının somut olarak zedelenmesi gerekir. Bu nedenle her olayda “bozulma sebebi, kusur ve ispat” üçlüsü birlikte değerlendirilir.
Maddi tazminatta hangi masraflar talep edilebilir?
Maddi tazminat, evlilik gerçekleşecek düşüncesiyle yapılan ve nişanlılık güvenine dayanan harcamalara ilişkindir. Düğün salonu kaporası, davetiye masrafları, organizasyon ödemeleri, iptal edilemeyen rezervasyonlar ve ev kurma hazırlıkları kapsamında doğrudan evliliğe bağlı alımlar tartışma konusu olabilir. Ancak her kalem için belge ve açıklama gerekir. Toplu bir rakamla “nişan masrafı” denilmesi çoğu zaman yeterli olmaz; mahkeme kalemleri ayrı ayrı görmek ister.
Manevi tazminat için “üzülmek” yeterli midir?
Yeterli değildir. Manevi tazminat, olağan duygusal etkilenmeyi değil, kişilik hakkına saldırı niteliği taşıyan durumları hedefler. Nişanın bozulma biçimi kişinin toplum içindeki itibarını sarsmış, onurunu zedelemiş veya özel hayatına yönelik ciddi bir ihlale dönüşmüşse manevi tazminat gündeme gelebilir. Bu tür iddialar genellikle tanık anlatımları, yazışmalar ve olayın gerçekleşme biçimiyle ispat edilir. Mahkeme miktarı belirlerken hakkaniyeti ve tarafların ekonomik durumunu da dikkate alır.
Nişan hediyeleri her zaman geri alınabilir mi?
Her zaman değil. İade için hediyenin mutad dışı (alışılmışın dışında, değerli) olması ve nişan nedeniyle verilmiş bulunması önemlidir. Ziynet ve değerli eşyalar iade kapsamında değerlendirilebilirken, nişan yüzüğü gibi mutad kabul edilen hediyelerin iadesi çoğu durumda mümkün görülmez. Ayrıca hediyenin verildiği, iade edilmediği ve mümkün değilse bedelinin nasıl belirleneceği gibi konular davanın ana omurgasını oluşturur. Bu nedenle hediye listesi, delil düzeni ve talep yöntemi baştan doğru kurulmalıdır.
Avukat Fatih Tahancı, 2015 yılında Hukuk Fakültesini tam burslu, onur öğrencisi olarak Ankara’da tamamlamıştır. Avukatlık stajını Ankara Barosu nezdinde; ceza hukuku, sigorta hukuku, tazminat hukuku, iş hukuku, icra hukuku ve idare hukuku konularına odaklanmış çeşitli avukatlık bürolarında staj yaparak tamamlamıştır. Avukat Fatih Tahancı Çankaya/Ankara’da bulunan Tahancı Hukuk Bürosu’nda avukatlık faaliyeti göstermektedir.