Şiddetli Geçimsizlik Nedeniyle Boşanma Davası
Şiddetli geçimsizlik, Türk Medeni Kanunu’nda “evlilik birliğinin temelinden sarsılması” olarak ifade edilen ve uygulamada en sık karşılaşılan boşanma nedenlerinden biridir. Evlilik birliği, yalnızca hukuki bir sözleşme değil; aynı zamanda ortak bir yaşam, karşılıklı saygı, güven ve dayanışma ilişkisidir. Bu unsurların ciddi biçimde zarar görmesi hâlinde, eşlerden ortak hayatı sürdürmelerinin beklenemeyeceği kabul edilir. Şiddetli geçimsizlik, belirli ve sınırlı davranışlarla tanımlanmış bir sebep değildir; aksine evliliği çekilmez hâle getiren her türlü olay ve davranış bu kapsamda değerlendirilir. Bu nedenle uygulamada geniş bir yorum alanına sahiptir. Bu makalede, şiddetli geçimsizlik kavramının hukuki dayanağı, dava şartları, kusur değerlendirmesi ve uygulamada sık karşılaşılan durumlar ayrıntılı şekilde ele alınmaktadır.
Şiddetli Geçimsizlik Nedeniyle Boşanma Davası Nedir?
Şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma davası, evlilik birliğinin ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenemeyecek derecede sarsılması hâlinde açılan çekişmeli boşanma davasıdır. Bu dava türü, özel boşanma sebeplerine dayanmayan ve genel nitelik taşıyan boşanma davaları arasında yer alır. Kanun koyucu, evlilik ilişkilerinin çok çeşitli ve dinamik yapısını dikkate alarak, bu sebebi geniş tutmuş ve hâkimin takdirine bırakmıştır.
Bu davada temel mesele, evlilik ilişkisinin fiilen devam edip edemeyeceğidir. Taraflar arasında yaşanan olayların, sıradan anlaşmazlıklar mı yoksa evliliğin özünü zedeleyen ciddi sorunlar mı olduğu değerlendirilir. Eşlerin birbirine karşı tutumları, davranışların sürekliliği ve evlilik üzerindeki etkisi önem taşır. Bu nedenle her somut olay, kendi koşulları içinde ele alınır.
Şiddetli geçimsizlik davası, çoğu zaman nafaka, velayet, maddi ve manevi tazminat ile mal paylaşımı gibi pek çok hukuki sonucu da beraberinde getirir. Bu yönüyle yalnızca boşanma kararıyla sınırlı olmayan, kapsamlı bir yargısal süreci ifade eder.
Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması Sebebiyle Boşanma Davası Şartları
Şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma kararı verilebilmesi için belirli şartların birlikte gerçekleşmesi gerekir. Bu şartlar, kanun metninde açıkça ifade edilmiş olup yargı uygulamasıyla da somutlaştırılmıştır. İlk olarak, evlilik birliğinin gerçekten temelinden sarsılmış olması gerekir. Bu sarsılma, evliliğin sadece yüzeysel değil, çekirdek unsurlarını etkileyen bir nitelik taşımalıdır.
İkinci olarak, evlilik birliğinin sarsılması ortak hayatı çekilmez hâle getirmelidir. Tarafların birlikte yaşamaya zorlanmasının artık makul ve adil olmaması gerekir. Bu çekilmezlik, her iki eş için geçerli olabileceği gibi, sadece bir eş açısından da söz konusu olabilir. Önemli olan, evliliğin fiilen sürdürülebilirliğini kaybetmiş olmasıdır.
Üçüncü şart ise kusur durumuna ilişkindir. Boşanma talebinde bulunan eşin, boşanmaya sebep olan olaylarda tamamen kusurlu olmaması gerekir. Davalı eşin az da olsa kusurunun bulunması hâlinde boşanma kararı verilebilir. Bu şart, kusur ilkesinin şiddetli geçimsizlik davalarındaki merkezi rolünü göstermektedir.
Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması Şartı
Evlilik birliğinin temelinden sarsılması, eşler arasında duygu, düşünce ve yaşam birliğinin ciddi biçimde zarar görmesi anlamına gelir. Eşlerin artık ortak bir gelecek planı yapamaması, birbirlerine karşı sevgi, saygı ve güven duygularının ortadan kalkması bu duruma işaret eder. Kanunda bu hâller sınırlı şekilde sayılmamış, değerlendirme tamamen somut olayın özelliklerine bırakılmıştır.
Uygulamada ekonomik, psikolojik veya fiziksel şiddet, ilgisizlik, bağımlılık davranışları, aile müdahaleleri, hakaret, aşağılayıcı sözler ve güven sarsıcı tutumlar evlilik birliğinin sarsılmasına örnek olarak kabul edilmektedir. Ancak her davranış tek başına yeterli değildir. Davranışın evlilik üzerindeki etkisi, sürekliliği ve taraflar arasındaki ilişkiyi ne ölçüde zedelediği dikkate alınır.
Hâkim, deliller ışığında bu davranışların evliliği hangi noktaya taşıdığını değerlendirir. Bu nedenle tanık beyanları, mesaj kayıtları, sosyal çevre tanıklıkları ve tarafların genel tutumları büyük önem taşır.
Ortak Hayatın Çekilmez Hale Gelmesi Şartı
Şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanmanın en kritik unsurlarından biri, ortak hayatın çekilmez hâle gelmiş olmasıdır. Buradaki çekilmezlik, tarafların artık aynı çatı altında yaşamaya zorlanamayacakları bir durumun ortaya çıkmasıdır. Sürekli tartışma, saygısızlık, umursamazlık ve iletişimsizlik bu hâlin göstergeleri arasında yer alır.
Ortak hayatın çekilmezliği değerlendirilirken, evlilik içindeki rollerin yerine getirilip getirilmediği de incelenir. Ailevi sorumlulukların ihmal edilmesi, eşin görüşlerinin sürekli yok sayılması ve evlilik yükümlülüklerinin bilinçli şekilde yerine getirilmemesi bu kapsamda ele alınır. Bu durum, evliliğin sadece hukuki olarak değil, fiilen de sona erdiğini gösterir.
Bu şart, evlilik birliğinin korunması ile bireylerin kişisel huzuru arasında bir denge kurulmasını amaçlar. Artık sürdürülmesi mümkün olmayan bir birlikteliğin zorla devam ettirilmesi hukuken kabul edilmez.
Kusur Durumu Şartı
Şiddetli geçimsizlik davalarında kusur değerlendirmesi, boşanma kararının verilmesinde belirleyici rol oynar. Davayı açan eşin kusurunun, davalı eşe kıyasla daha ağır olmaması gerekir. Davalı eşin az da olsa kusurlu olduğunun ispatı, boşanma kararı için yeterli kabul edilir.
Eşlerin eşit kusurlu olması hâlinde boşanma kararı verilebilir. Ancak davacının tamamen kusurlu olduğu durumlarda, davalı eş boşanmaya itiraz edebilir. Bu itiraz, evliliğin devamında korunmaya değer bir yarar bulunması hâlinde dikkate alınır. Aksi hâlde, itiraz hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilir.
Kusur değerlendirmesi yapılırken olayların bütünlüğü göz önünde bulundurulur. Tekil bir davranıştan ziyade, evlilik sürecindeki genel tutum ve davranışlar esas alınır.
Şiddetli Geçimsizlik Nedeniyle Boşanma Davasında Kusur
Bu dava türü, kusura dayalı çekişmeli boşanma davaları arasında yer alır. Davalının davayı kabul etmesi, tek başına boşanma sonucunu doğurmaz. Mahkeme, mutlaka tarafların kusur durumunu incelemek zorundadır. Kusursuz veya az kusurlu eşin boşanma talebi, diğer eşin kusurunun ispatlanması hâlinde kabul edilir.
Daha fazla kusurlu eşin açtığı davalarda ise özel bir değerlendirme yapılır. Davalı eş boşanmaya karşı çıkıyor ve bu karşı çıkışta haklı bir menfaat bulunuyorsa, dava reddedilebilir. Ancak evliliğin fiilen sona erdiği ve taraflar açısından korunmaya değer bir yararın kalmadığı durumlarda boşanmaya karar verilebilir.
Tamamen kusurlu eşin, yalnızca kendi davranışlarına dayanarak boşanma elde etmesi mümkün değildir. Bu yaklaşım, hukukun temel ilkeleriyle uyumludur ve yerleşik yargı içtihatlarıyla da desteklenmektedir.
Şiddetli Geçimsizlik veya Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması Nedenleri
Şiddetli geçimsizlik, sınırsız sayıda nedene dayanabilir. Fiziksel, psikolojik ve ekonomik şiddet; hakaret; ilgisizlik; bağımlılıklar; aile sırlarının üçüncü kişilerle paylaşılması; güven sarsıcı davranışlar ve sadakat yükümlülüğüne aykırı tutumlar bu nedenler arasında yer alır. Önemli olan, bu davranışların evliliği sürdürülemez hâle getirmesidir.
Her olayda mahkeme, ileri sürülen nedenlerin evlilik üzerindeki etkisini değerlendirir. Aynı davranış, bir evlilikte tolere edilebilirken başka bir evlilikte ciddi bir sarsıntı yaratabilir. Bu nedenle soyut değil, somut değerlendirme yapılır.
Bu yaklaşım, şiddetli geçimsizlik kavramının esnek yapısını ve her evliliğin kendine özgü koşullarını yansıtmaktadır.
Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsıldığının Kabul Edildiği Kanuni Haller
Kanun, bazı durumlarda evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını doğrudan kabul etmiştir. Anlaşmalı boşanma hâlinde, tarafların serbest iradeleriyle boşanma konusunda uzlaşmaları, evlilik birliğinin sarsıldığının kanuni karinesidir. Bu durumda hâkim, tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığını tespit eder.
Bir diğer hâl ise, önceki bir boşanma davasının reddedilmesinden sonra ortak hayatın uzun süre yeniden kurulamamasıdır. Bu durumda, artık evliliğin fiilen sona erdiği kabul edilir ve boşanma kararı verilir.
Bu düzenlemeler, evliliğin sadece şeklen değil, fiilen de devam edip etmediğini esas alan bir yaklaşımı yansıtır.
Şiddetli Geçimsizlik Nedeniyle Boşanma Davasının Sonuçları
Şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma kararı verilmesi, tarafların kişisel ve mali durumları üzerinde önemli sonuçlar doğurur. Boşanma ile birlikte eşlerin medeni hâli değişir, mali yükümlülükler ve haklar yeniden düzenlenir. Kadının soyadı, tazminat talepleri, nafaka ve velayet gibi konular bu sürecin ayrılmaz parçalarıdır.
Bu davalarda verilen kararlar, yalnızca tarafları değil, varsa çocukları da doğrudan etkiler. Bu nedenle mahkeme, özellikle çocukların üstün yararını gözeterek karar verir.
Sıkça Sorulan Sorular
Şiddetli geçimsizlik ile her tartışma boşanma sebebi olur mu?
Hayır. Şiddetli geçimsizlik, basit anlaşmazlıkları değil, evliliği sürdürülemez hâle getiren ciddi ve sürekli sorunları ifade eder.
Davayı açan eş tamamen kusurluysa boşanma mümkün müdür?
Tamamen kusurlu eşin açtığı dava kural olarak reddedilir. Ancak karşı tarafın itirazı hakkın kötüye kullanılması niteliğindeyse istisnai durumlar oluşabilir.
Şiddetli geçimsizlik davasında delil şart mıdır?
Evet. Tanık beyanları, yazılı belgeler ve diğer delillerle evliliğin temelinden sarsıldığı ispatlanmalıdır.
Bu dava ile birlikte başka talepler ileri sürülebilir mi?
Şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma davası ile birlikte nafaka, velayet, tazminat ve mal paylaşımı talepleri de ileri sürülebilir.
Avukat Fatih Tahancı, 2015 yılında Hukuk Fakültesini tam burslu, onur öğrencisi olarak Ankara’da tamamlamıştır. Avukatlık stajını Ankara Barosu nezdinde; ceza hukuku, sigorta hukuku, tazminat hukuku, iş hukuku, icra hukuku ve idare hukuku konularına odaklanmış çeşitli avukatlık bürolarında staj yaparak tamamlamıştır. Avukat Fatih Tahancı Çankaya/Ankara’da bulunan Tahancı Hukuk Bürosu’nda avukatlık faaliyeti göstermektedir.