Yaş Tahsisi Nedir?
Yaş Tahsisi Nedir sorusu, kimlikte yazılı doğum tarihinin gerçeği yansıtmadığı iddiası ortaya çıktığında gündeme gelir. Nüfus kaydındaki doğum tarihi; eğitim, askerlik, emeklilik, sigorta işlemleri ve kamu görevlerine giriş gibi birçok alanda doğrudan sonuç doğurduğu için, bu konuda yapılacak her adımın hukuki zeminde ve doğru stratejiyle atılması gerekir. Yaş tahsisi (yaş düzeltme), kişinin nüfus kaydının mahkeme kararıyla gerçeğe uygun hale getirilmesini amaçlayan bir yargı sürecidir; nüfus müdürlüğüne dilekçe vermekle veya idari başvuruyla sonuç alınmaz. Bu yazıda, yaş tahsisinin hangi hallerde talep edilebileceğini, sürecin nasıl yürüdüğünü, mahkemelerin hangi delilleri daha güçlü gördüğünü ve uygulamada sık yapılan hataların nasıl önlenebileceğini adım adım açıklıyorum.
Yaş Tahsisi Nedir?
Yaş tahsisi, nüfus kaydında yer alan doğum tarihinin gerçeğe aykırı olduğu iddiasıyla açılan dava sonucunda, mahkemenin verdiği karar ile kaydın düzeltilmesidir. Uygulamada “yaş düzeltme” olarak da anılır. Burada amaç, kişinin fiilen kaç yaşında olduğuna ilişkin bir kanaat oluşturmak değil; nüfus sicilindeki (resmî kayıt) bilginin gerçeğe uygun hale getirilmesidir.
Bu davaların merkezinde, “kayıt yanlışı” iddiası bulunur. Örneğin, doğumun evde gerçekleşmesi, o dönem kayıt bildirimlerinin geç yapılması, bildirim sırasında yanlış tarih yazılması veya kayıtların topluca düzenlendiği dönemlerde hatalı giriş yapılması gibi olgular, iddianın dayanağı olabilir. Mahkeme, bu olguların dosyadaki delillerle desteklenip desteklenmediğine bakar.
Önemli bir nokta şudur: Yaş tahsisi, kişinin menfaatine göre “daha uygun bir yaş” seçmesi için tanınmış bir araç değildir. Mahkeme, talebin gerçeğe dayanıp dayanmadığını inceler ve bu incelemede objektif delil arar. Bu nedenle, yalnızca “kimliğimde hata var” demek yeterli olmaz; yanlışlığın nasıl doğduğunu ve gerçeğin ne olduğunu gösteren bir ispat planı gerekir.
Yaş Tahsisi Ne Demek?
Yaş tahsisi ne demek sorusunun karşılığı, teknik olarak nüfus kütüğünde kayıtlı doğum tarihinin dava yoluyla değiştirilmesidir. Buradaki “değiştirme”, keyfî bir düzeltme değildir; mahkemenin, elde edilen verilerle kaydın gerçeği yansıtmadığı kanaatine varması halinde verdiği hükümle gerçekleşir. Yaş tahsisi talep eden kişi, davacı sıfatıyla ispat yükünü (iddiasını kanıtlama sorumluluğunu) taşır.
Mahkemeler, yaş düzeltme taleplerini değerlendirirken hayatın olağan akışına uygunluk testini yapar. Örneğin, iddia edilen doğum tarihinde kayıtlı bir kardeş bulunması, talebin kabulünü çok zorlaştırabilir. Çünkü aynı tarihlerde doğum kayıtlarının çakışması, olayın doğal akışına aykırı görülür ve Yargıtay uygulamasında bu husus çoğu dosyada belirleyici rol oynar.
Yaş tahsisinin anlamını doğru kavramak için, sonuçlarını da bilmek gerekir. Kayıt değişikliği; hak sahipliği süreleri, idari işlemler, disiplin ve statü kuralları bakımından yeni bir hukuki durum yaratır. Bu nedenle mahkemeler, sosyal ve idari etkileri yüksek bu tür dosyalarda “kolay kabul” yaklaşımıyla hareket etmez; dosyanın her bileşenini birlikte değerlendirerek karar verir.
Yaş Tahsisi Nasıl Yapılır?
Yaş tahsisi, yaş düzeltme davası açılması suretiyle yapılır. Görevli mahkeme genel olarak asliye hukuk mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise davacının yerleşim yeri mahkemesidir (yerleşim yeri, kişinin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yer). Davanın tarafları bakımından, nüfus kayıtlarına ilişkin davalarda ilgili nüfus idaresi ve kamu düzeni nedeniyle Cumhuriyet savcısının görüşünün alınması gibi usul adımları gündeme gelebilir.
Dava, yazılı dilekçeyle açılır ve dilekçede iddianın dayanakları somut şekilde gösterilmelidir. “Doğum kaydı şu nedenle yanlış tutulmuştur” açıklaması, tek başına bırakılmamalı; hangi delillerle ispatlanacağı da belirtilmelidir. Mahkeme, tıbbi değerlendirmeler (gerekirse kemik yaşı incelemesi), biyolojik-fizyolojik bulgular, tanık anlatımları ve resmi kayıt araştırmalarıyla dosyayı şekillendirir.
Aşağıdaki tablo, uygulamada sık kullanılan delil türlerini ve mahkemelerin bu delillere yaklaşımını özetler:
| Delil Türü | Ne İçin Kullanılır? | Uygulamadaki Etkisi |
|---|---|---|
| Kemik yaşı / tıbbi rapor | Fiziksel gelişim verilerinin değerlendirilmesi | Belirli yaş aralığında daha güçlü; ileri yaşlarda tek başına yeterli olmayabilir |
| Tanık beyanı | Doğum ve kayıt sürecinin anlatılması | Destekleyici delildir; tek başına karar çıkarmaya çoğu zaman yetmez |
| Resmi kayıt araştırması | Hastane/doğumhane kaydı, okul kayıtları, aile kayıtları | Çelişki varsa davayı zayıflatır; tutarlılık varsa davayı güçlendirir |
Mahkeme, tüm delilleri birlikte değerlendirir. Sonuçta, kaydın yanlış olduğuna kanaat getirirse yaşın düzeltilmesine karar verir; aksi halde davayı reddeder. Karar, kesinleşmeden (kanun yolları tüketilmeden) nüfus kaydında değişiklik yapılmaz.
Yaş Küçültme En Fazla Ne Kadar?
Yaş küçültme en fazla ne kadar sorusu, uygulamada çok sorulsa da hukuki bakış açısından belirleyici değildir. Yaş düzeltmede miktar sınırı değil, gerçeğe uygunluk esastır. Mahkeme, “kaç yıl küçültülebileceği” üzerinden değil; talep edilen yaşın gerçek olduğunun ispatlanıp ispatlanmadığı üzerinden karar verir. Bu nedenle, aradaki fark küçük olsa da delil zayıfsa davanın reddi mümkündür; fark büyük olsa da deliller güçlü ve tutarlıysa kabul gündeme gelebilir.
Burada kritik olan, dosyada çelişki yaratacak unsurların iyi analiz edilmesidir. Örneğin, kişinin eğitim başlangıç tarihi, mezuniyet süreçleri, sportif lisans kayıtları, önceki resmî başvurularda beyan ettiği doğum tarihi gibi veriler, talep edilen yaşla uyumlu değilse mahkeme “kayıt yanlışı” iddiasına mesafeli yaklaşabilir. Benzer şekilde, aynı tarihlerde doğmuş görünen kardeş kayıtları veya aile nüfus hareketleri, yaş küçültme talebini zayıflatabilir.
Uygulamada yapılan önemli bir hata, “daha erken emeklilik” ya da “askerlik süreci” gibi sonuçlara odaklanıp, bu sonuçlara uygun bir yaş hedefleyerek dava açmaktır. Mahkeme, menfaate göre seçilmiş bir talep izlenimi oluştuğunda, dosyayı daha sıkı denetler. Bu nedenle yaş küçültme talebi, mutlaka olayın oluş biçimi ve objektif delillerle birlikte kurulmalıdır.
Yanlış Yazılan Yaş Nasıl Düzeltilir?
Yanlış yazılan yaşın düzeltilmesi, nüfus kaydının düzeltilmesi davası açılarak sağlanır. Nüfus kayıtları, kural olarak resmî sicil niteliğindedir ve bu sicildeki değişiklikler yalnızca kesinleşmiş mahkeme kararıyla yapılabilir. Nüfus Hizmetleri Kanunu’nda, kayıtlardaki düzeltmelerin yargı kararıyla gerçekleşeceğine dair düzenleme bulunduğundan, idari düzeltme talebiyle sonuç almak mümkün değildir.
Dava sürecinde mahkemenin verdiği kararın gerekçeli yazımı yapılır; taraflar, kanun yoluna (istinaf/temyiz gibi üst inceleme yolları) başvurabilir. Kanun yoluna başvuru olmaması veya üst inceleme süreçlerinin tamamlanmasıyla karar kesinleşir. Kesinleşme, kararın artık icra edilebilir ve nüfus kaydına işlenebilir hale gelmesi anlamına gelir. Kesinleşme şerhi alınmadan nüfus müdürlüğü kayıt değişikliği yapmaz.
Pratikte sık görülen bir hata, dava açıldıktan hemen sonra idari işlemlerde “yaşım düzeltildi” varsayımıyla hareket etmektir. Oysa karar kesinleşmeden kişi hâlen eski nüfus kaydıyla işlem görür. Bu sebeple, özellikle askerlik, sigorta ve eğitim süreçleri devam eden kişilerde zamanlama planı yapılmalı; dosyanın kesinleşme süreci de hesaba katılmalıdır.
Yaş Düzeltme Davası Şartları
Yaş düzeltme davası şartları bakımından mahkemelerin üzerinde durduğu temel nokta, iddianın objektif bir neden ve delil setiyle desteklenmesidir. Uygulamada, doğumun hastane veya doğumhane gibi bir kurumda gerçekleşmesi ve kaydın bu kurumsal kayıtlarla uyumlu olması halinde yaş düzeltme talepleri daha zor kabul görür. Çünkü kurumsal kayıtlar, “yanlış yazım” iddiasını zayıflatır. Buna karşılık, doğumun evde gerçekleşmesi, bildirimin geç yapılması veya kayıt işlemlerinde hata ihtimalini güçlendiren olgular, talep için daha uygun bir zemin oluşturabilir.
Bir diğer kritik şart, dış görünüş ve biyolojik bulguların nüfus kaydıyla belirgin uyumsuzluk göstermesidir. Ancak bu tek başına yeterli olmaz; tıbbi inceleme, tanık anlatımı ve kayıt araştırmasıyla desteklenmelidir. Ayrıca iddia edilen yaş döneminde kayıtlı kardeş bulunmaması da, dosyanın kabul ihtimalini etkileyen önemli bir kriterdir.
Mahkeme, delilleri değerlendirirken çelişki arar. Aynı kişi tarafından farklı tarihlerde yapılan resmî beyanlarda doğum tarihinin farklılaşması, okul kayıtlarıyla uyumsuzluk, aile kayıtlarının kronolojisinde açıklanamayan boşluklar gibi durumlar davayı zora sokar. Bu nedenle şartlar, sadece “birkaç unsurun varlığı” şeklinde değil; dosyanın bütüncül tutarlılığı olarak ele alınmalıdır.
Sıkça Sorulan Sorular
Yaş tahsisi davası hangi mahkemede açılır?
Yaş tahsisi (yaş düzeltme) davalarında görevli mahkeme kural olarak asliye hukuk mahkemesidir. Yetki bakımından ise davacının yerleşim yeri mahkemesi esas alınır. Uygulamada dosyanın nüfus kayıtlarına etkisi olduğu için, ilgili nüfus idaresi yönünden usul işlemlerinin doğru yürütülmesi de önem taşır.
Karar çıktıktan sonra kimlik hemen değişir mi?
Mahkeme kararı verildikten sonra, karar kesinleşmeden nüfus kaydı değişmez. Kesinleşme, kanun yoluna başvuru sürelerinin geçmesi veya üst inceleme süreçlerinin tamamlanmasıyla oluşur. Kesinleşme şerhi alındıktan sonra nüfus müdürlüğü, mahkeme kararına uygun şekilde kaydı düzeltir.
Yaş küçültme ya da büyütmede bir sınır var mı?
Hukuken belirlenmiş “kaç yıl” sınırı bulunmaz. Mahkeme, farkın büyüklüğünden çok talebin gerçeğe uygunluğunu değerlendirir. Deliller tutarlı ve güçlü değilse küçük farklarda da ret kararı çıkabilir; güçlü delil varsa daha yüksek farklarda da kabul ihtimali doğabilir.
Hastanede doğan kişiler yaşını düzeltemez mi?
Hastane veya doğumhane kayıtlarının bulunması, yaş düzeltme taleplerini zorlaştırabilir; çünkü bu kayıtlar doğum tarihini destekleyen güçlü delil kabul edilir. Ancak her dosya kendi içinde değerlendirilir. Kurumsal kaydın içeriği, sonradan bildirimin şekli, kayıtların tutarlılığı ve diğer delillerle birlikte mahkemenin kanaati oluşur.
Avukat Fatih Tahancı, 2015 yılında Hukuk Fakültesini tam burslu, onur öğrencisi olarak Ankara’da tamamlamıştır. Avukatlık stajını Ankara Barosu nezdinde; ceza hukuku, sigorta hukuku, tazminat hukuku, iş hukuku, icra hukuku ve idare hukuku konularına odaklanmış çeşitli avukatlık bürolarında staj yaparak tamamlamıştır. Avukat Fatih Tahancı Çankaya/Ankara’da bulunan Tahancı Hukuk Bürosu’nda avukatlık faaliyeti göstermektedir.