Yetki İtirazı Nedir?
Yetki itirazı nedir sorusu, dava açıldıktan sonra “Bu dosyaya bakan mahkeme doğru yerde mi?” endişesi yaşayan pek çok kişi için kritik önemdedir. Çünkü bir davanın içeriği ne kadar haklı olursa olsun, dava yanlış yerde açılmışsa süreç uzayabilir; bazen de taraflar farkında olmadan önemli usul haklarını kaybedebilir. Yetki, mahkemenin “coğrafi” olarak davaya bakıp bakamayacağını belirler. Görev (mahkemenin türü) ile karıştırılmamalıdır. Uygulamada özellikle cevap dilekçesi aşamasında yapılan küçük bir hata, mahkemenin yetkili hâle gelmesine ve sonradan “yanlış yerde açıldı” savunmasının dinlenmemesine yol açabilir. Bu yazıda, yetki itirazının hangi hâllerde, ne zaman ve nasıl ileri sürüleceğini; mahkemenin re’sen inceleme yükümlülüğünü; itirazın içeriğinde mutlaka bulunması gereken unsurları ve Yargıtay yaklaşımı ışığında sık yapılan hataları sistematik biçimde ele alacağım.
Yetki İtirazının İleri Sürülmesi
Yetki itirazı, usul hukuku bakımından “davaya nerede bakılacağı” tartışmasını başlatan savunma aracıdır. En temel ayrım, kesin yetki (kamu düzenine bağlı yetki) ile kesin olmayan yetki (tarafların ileri sürmesine bağlı yetki) arasındadır. Kesin yetki varsa mahkeme “ben yetkili miyim?” sorusunu dosyanın sonuna kadar kendiliğinden denetler. Bu tür durumlarda taraflar da yargılamanın her aşamasında yetkisizlik iddiasını gündeme getirebilir. Kesin olmayan yetkide ise sistem, itirazı tarafların iradesine bağlar ve zamanında ileri sürülmezse mahkemenin yetkili hâle gelmesini kabul eder.
Pratikte bu ayrımın önemi şuradadır: Kesin olmayan yetkide davalı, yetki itirazını süresinde ve usulüne uygun biçimde yapmazsa, artık “yetkisiz mahkeme” savunması çoğu kez kapanır. Bu nedenle, davalı açısından ilk kontrol edilmesi gereken konu, uyuşmazlığın kesin yetkiye tabi olup olmadığıdır. Kesin olmayan yetkide itirazın sadece yapılması da yetmez; yetkili mahkemenin açıkça gösterilmesi gerekir. Birden fazla yetkili mahkeme söz konusuysa davalı, bunlardan birini seçerek itirazına eklemelidir. Aksi hâlde itiraz, şeklen yapılmış görünse bile dikkate alınmayabilir.
- Kesin yetki: Mahkeme re’sen inceler; taraflar her aşamada ileri sürebilir.
- Kesin olmayan yetki: İtiraz süresinde ve usulünce yapılmazsa mahkeme yetkili hâle gelir.
- Seçimlik yetki bulunan işlerde: Davacı seçim hakkını yetkili bir yerde kullanmazsa, itirazla birlikte seçim alanı fiilen davalı lehine daralabilir.
HMK Madde 19 Çerçevesinde Yetki İtirazının Zamanı ve Şekli
Yetki itirazının “ne zaman” ileri sürüleceği, kesin yetki–kesin olmayan yetki ayrımına göre belirlenir. Kesin olmayan yetkide kural nettir: Yetki itirazı cevap dilekçesinde ileri sürülmelidir. Cevap dilekçesi aşaması geçtikten sonra yapılan yetki itirazı, çoğu durumda “gecikmiş” kabul edilir ve mahkemece değerlendirmeye alınmaz. Bu noktada yetki itirazının, diğer ilk itirazlarla birlikte aynı aşamada ileri sürülmesi gerektiği unutulmamalıdır. Bu nedenle dosyaya cevap hazırlanırken, yerleşim yeri, sözleşmedeki yetki şartı, haksız fiilin gerçekleştiği yer, ifa yeri gibi yetki bağlantıları kontrol edilmelidir.
Şekil yönünden en kritik unsur, itiraz eden tarafın yetkili mahkemeyi göstermesi zorunluluğudur. Yalnızca “mahkeme yetkisiz” demek yeterli değildir. Mahkeme, kesin olmayan yetkide, itirazın içinde somut bir yetkili mahkeme önerisi bulunmuyorsa, itirazı çoğu zaman dikkate almaz. Birden fazla yetkili mahkeme ihtimali varsa, itiraz eden tarafın bunlardan birini seçip netleştirmesi beklenir. Bu, hem uyuşmazlığın sürüncemede kalmaması hem de dosyanın doğru yere sevki açısından işlevseldir.
Mahkemenin rolü de önemlidir: Mahkeme, yetkisizlik kararı verdiğinde yetkili mahkemeyi kararında göstermek zorundadır. Bu zorunluluk, dosyanın nereye gideceğinin belirsiz kalmasını önler. Uygulamada bazı kararlarda yetkili mahkeme gösterilmediğinde, kararın kanun yolu incelemesinde sorun çıktığı görülür. Bu nedenle yetki tartışmalarında, hem tarafların dilekçe düzeni hem de mahkemenin karar tekniği belirleyici hâle gelir.
| Durum | Yetki İtirazının Zamanı | Sonuç |
|---|---|---|
| Kesin yetki | Yargılamanın her aşaması | Mahkeme re’sen inceler; yanlışsa yetkisizlik gündeme gelir |
| Kesin olmayan yetki | Cevap dilekçesi aşaması | Süresinde yapılmazsa mahkeme yetkili hâle gelir |
| Birden fazla yetkili yer | Cevap dilekçesi + yetkili yerin seçimi | Yetkili yer belirtilmezse itiraz dikkate alınmayabilir |
HMK Madde 19 Gerekçesinin Uygulamaya Etkisi
Düzenlemenin mantığı, yetki itirazını “yargılamayı yönetilebilir” kılacak şekilde sınırlandırmaktır. Kesin yetki söz konusu olduğunda, yetkinin dava şartı niteliğinde kabul edilmesi, mahkemeye sürekli bir denetim yükü yükler. Bu, kamu düzeniyle ilgili görülen yetki alanlarında “yanlış yerde yargılama” riskini azaltır. Kesin olmayan yetkide ise kanun, davalının itiraz hakkını korurken, bu hakkı belirli bir aşamaya bağlayarak yargılamanın gereksiz uzamasını önlemeyi hedefler. Yani sistem, davalıya “itiraz edeceksen başta et” der; aksi hâlde mahkeme yetkili hâle gelir ve süreç esasa ilerler.
Gerekçenin uygulamadaki en somut yansıması, yetkili mahkemeyi gösterme zorunluluğunun titizlikle aranmasıdır. Bu zorunluluk, itirazın samimi ve yönlendirici olmasını sağlar. Aksi hâlde taraflar yalnızca yargılamayı geciktirmek için “yetkisizlik” iddiası ileri sürüp, dosyanın nereye gönderileceğini belirsiz bırakabilir. Bu nedenle mahkemeler, itiraz dilekçesinde yetkili mahkeme belirtilmemişse, çoğu kez itirazı usulden etkisiz kabul eder. Burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur: Yetki itirazı “soyut” değil, “somut” bir yönlendirme içermelidir.
Diğer yandan, mahkemenin yetkisizlik kararında yetkili mahkemeyi göstermesi, yargılama ekonomisinin (gereksiz masraf ve zaman kaybının önlenmesi) bir parçasıdır. Dosyanın sevk edileceği yerin açıkça yazılmadığı kararlar, yeni bir usul tartışması doğurur. Uygulamada bu tür eksiklikler, kararın bozulmasına veya düzeltilmesine yol açabilmektedir. Bu nedenle, yetki itirazı tartışması yalnızca “nerede” sorusunu değil, aynı zamanda “nasıl karar verildiği” sorusunu da içerir.
HMK 19 Kapsamında Emsal Yaklaşım ve Yargıtay’ın Kritik Noktaları
Yargıtay’ın yaklaşımında iki eksen öne çıkar: zamanında itiraz ve usulüne uygun içerik. Kesin olmayan yetkide, cevap dilekçesi aşamasında ileri sürülmeyen itirazlar bakımından, davanın açıldığı mahkemenin yetkili hâle geldiği kabul edilir. Bu kabul, “yetkisizlik” iddiasının sonradan genişletilerek yargılamayı kilitlemesini engeller. Özellikle davalı, süresi içinde cevap vermemişse veya cevap dilekçesinde yetki itirazına yer vermemişse, daha sonra yapılan itirazların dikkate alınmadığı örneklerle görülmektedir.
İkinci kritik nokta, itirazda yetkili mahkemenin gösterilmesidir. Yargıtay, “yetkisiz” iddiasını tek başına yeterli bulmayan bir çizgi izler; itiraz eden tarafın hangi mahkemeyi yetkili gördüğünü açıkça yazmasını bekler. Birden fazla yetkili yer ihtimali bulunan uyuşmazlıklarda ise, itirazın “iki yeri birden” belirsiz şekilde göstermesi de sorun yaratabilir. Bu durum, itirazın yönlendirici niteliğini zayıflatır ve geçerlilik tartışmasına yol açabilir.
Yargıtay kararlarında ayrıca mahkemenin süreç yönetimine ilişkin hassasiyet görülür. Yetki itirazının, ilk itiraz olarak ele alınıp ön inceleme aşamasında karara bağlanması; itiraz hakkında karar verilmeden tahkikata geçilmemesi; taraflara yetki yönünden delil ve açıklama imkânı tanınması gibi usul adımlarının atlanması, bozma sebebi olabilmektedir. Bu çerçevede, yetki itirazı sadece dilekçede yazılan bir cümle değil; yargılamanın hangi aşamada nasıl ilerleyeceğini belirleyen bir “ön sorun” niteliği taşır.
- Geç kalmış itiraz: Cevap dilekçesi aşaması kaçırılırsa, çoğu dosyada itiraz etkisizleşir.
- Eksik içerik: Yetkili mahkeme gösterilmezse itiraz dikkate alınmayabilir.
- Usul zinciri: Yetki itirazı karara bağlanmadan tahkikata geçilmesi sakınca doğurabilir.
Uygulamada Sık Yapılan Hatalar ve Stratejik Uyarılar
Yetki itirazında en sık hata, “nasıl olsa sonra da söylerim” düşüncesidir. Oysa kesin olmayan yetkide itirazın zamanı sınırlıdır ve cevap dilekçesi aşaması kritik eşiktir. Bir diğer yaygın hata, itirazın gerekçesini yazıp yetkili mahkemeyi belirtmemektir. Bu eksiklik, itirazı pratikte boşa çıkarabilir. Ayrıca “birden fazla yetkili yer” bulunan dosyalarda, itirazın net bir seçim içermemesi ya da belirsiz bırakılması da itirazın kaderini olumsuz etkileyebilir.
Davacı taraf bakımından da riskler vardır. Seçimlik yetkinin bulunduğu hâllerde, dava yetkili mahkemelerden birinde açılmadıysa, davalının süresinde yapacağı itiraz, dosyanın başka bir yere gönderilmesine neden olabilir. Bu durum, özellikle delillerin toplanması, tanıkların dinlenmesi ve masraf kalemleri açısından süreci ağırlaştırabilir. Davacı, dava açmadan önce yetki bağlantılarını kontrol ederek bu riski azaltmalıdır.
Stratejik açıdan bakıldığında, yetki itirazı “otomatik” bir refleks gibi kullanılmamalıdır. İtiraz, gerçekten yetkisiz mahkemede açılmış bir dosyada, yargılamayı doğru yere taşımak için işlevseldir. Ancak bazı dosyalarda itiraz, süreci uzatmak dışında bir fayda üretmez ve esasa odaklanmayı geciktirir. Bu nedenle yetki tartışması, uyuşmazlığın niteliği, delillerin bulunduğu yer, tarafların savunma planı ve yargılamanın maliyeti birlikte değerlendirilerek ele alınmalıdır.
Sıkça Sorulan Sorular
Yetki itirazı nedir ve görev itirazından farkı nedir?
Yetki itirazı, davaya bakan mahkemenin coğrafi olarak doğru yerde olup olmadığına yöneliktir. Görev ise mahkemenin türünü (örneğin asliye/sulh gibi) belirler. Görev yanlışsa dosya tür bakımından yanlış mahkemeye gitmiştir; yetki yanlışsa yer bakımından tartışma vardır. Bu iki kavramın karıştırılması, dilekçede yanlış itiraz kurulmasına ve usul haklarının zedelenmesine yol açabilir.
Yetki itirazı hangi dilekçede ileri sürülmelidir?
Kesin olmayan yetki hâllerinde yetki itirazı, kural olarak cevap dilekçesinde ileri sürülmelidir. Bu aşama kaçırılırsa çoğu durumda mahkeme yetkili hâle gelir. Kesin yetkide ise mahkeme yetkiyi kendiliğinden denetler ve taraflar da yargılamanın her aşamasında yetkisizlik iddiasını ileri sürebilir.
Yetki itirazında yetkili mahkemenin gösterilmesi neden önemlidir?
Yetki itirazı yalnızca “yetkisiz” demek değildir; itiraz eden tarafın hangi mahkemeyi yetkili gördüğünü açıkça belirtmesi beklenir. Birden fazla yetkili yer ihtimali varsa, bunlardan birinin seçilerek yazılması gerekir. Yetkili mahkeme gösterilmezse, itiraz şeklen yapılmış olsa bile mahkemece dikkate alınmama riski doğar.
Mahkeme yetkisizlik kararı verirse dosya otomatik olarak yetkili mahkemeye gider mi?
Yetkisizlik kararında yetkili mahkeme genellikle karar içinde gösterilir. Bununla birlikte dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesi, usulî işlemler ve süreler bakımından belirli adımlara bağlıdır. Bu nedenle tarafların kararı takip etmesi, gerekiyorsa dosyanın gönderilmesini talep etmesi ve yeni mahkemede süreci kaldığı yerden doğru yönetmesi önem taşır.
Avukat Fatih Tahancı, 2015 yılında Hukuk Fakültesini tam burslu, onur öğrencisi olarak Ankara’da tamamlamıştır. Avukatlık stajını Ankara Barosu nezdinde; ceza hukuku, sigorta hukuku, tazminat hukuku, iş hukuku, icra hukuku ve idare hukuku konularına odaklanmış çeşitli avukatlık bürolarında staj yaparak tamamlamıştır. Avukat Fatih Tahancı Çankaya/Ankara’da bulunan Tahancı Hukuk Bürosu’nda avukatlık faaliyeti göstermektedir.