Gayrımenkul ve Kira Hukuku

89/1 Haciz İhbarnamesi

891 Haciz İhbarnamesi - tahanci

89/1 haciz ihbarnamesi, icra dairesi tarafından borçlunun üçüncü kişilerdeki alacak ve haklarını hedef alarak gönderilen bir bildirimdir. Buradaki “üçüncü kişi”, icra dosyasının alacaklısı ve borçlusu dışında kalan ve borçluya karşı bir ödeme yükümlülüğü bulunabilen gerçek veya tüzel kişidir. Örneğin borçlunun çalıştığı işveren, borçludan mal alan müşteri, borçlunun kiracısı, borçluya borcu olan bir kişi veya borçlu adına para tutan banka üçüncü kişi konumuna girebilir.

İhbarnamenin temel mantığı şudur: Borçlunun üçüncü kişide bir alacağı varsa, bu alacak artık borçluya değil icra dosyasına yönlendirilir. Böylece alacaklı, borçlunun malvarlığına doğrudan ulaşamadığında, borçlunun üçüncü kişilerdeki hakları üzerinden tahsilat imkânı elde eder. Bu süreçte üçüncü kişi, doğru beyanda bulunmak ve kendisine düşen yükümlülüğü yerine getirmek zorundadır. Aksi davranışlar, üçüncü kişinin sorumluluğunu genişletebilir.

Uygulamada önemli bir nokta, icra dairesinin alacaklının talebi üzerine ihbarname düzenlemesidir. İcra müdürlüğü, şartlar oluştuğunda ihbarnameyi göndermekle yükümlüdür. Bu nedenle “bana gönderilmesi hatalıdır” düşüncesi her zaman doğru değildir; asıl mesele, tebliğden sonra atılacak adımların doğru yönetilmesidir.

89/1 Haciz İhbarnamesine İtiraz

Birinci haciz ihbarnamesi tebliğ edilen üçüncü kişinin önünde iki temel yol bulunur: Borçlunun kendisinde bir alacağı/hakkı yoksa itiraz etmek; borçlunun kendisinde bir alacağı/hakkı varsa cevap vererek bu alacağın niteliğini ve miktarını icra dairesine bildirmek. Buradaki itiraz, “borçlunun bende hak ve alacağı yoktur” yönündeki beyanın icra dosyasına resmî olarak sunulmasıdır. Bu itiraz, üçüncü kişiyi otomatik bir sorumluluktan koruyan en kritik adımdır.

İtirazın “şablon bir cümle” ile geçiştirilmesi çoğu zaman yeterli olmaz. Üçüncü kişi, durumunu net şekilde ortaya koymalıdır. Örneğin borçlu ile ticari ilişki hiç yoksa, bu ilişkisizliğin açıkça belirtilmesi; borçlu ile ilişki var ama alacak doğmamışsa (örneğin henüz fatura kesilmemiş, hak ediş oluşmamışsa) bu durumun somutlaştırılması gerekir. Gerçeğe aykırı beyan (doğru olmayan bilgi verme) ise yalnızca icra hukuku bakımından değil, cezai risk bakımından da sonuç doğurabilir. Bu nedenle “nasıl olsa icra dosyası kapanır” yaklaşımı ciddi hak kaybına yol açar.

Aşağıdaki liste, itiraz/cevap hazırlanırken kritik kontrol noktalarını özetler:

  • Üçüncü kişi sıfatı gerçekten mevcut mu? (Borçlu ile hukuki bağ var mı?)
  • Borçlunun alacağı var mı, yok mu? (alacak, hak ediş, iade bedeli, kira, maaş vb.)
  • Alacak varsa tutarı ve dayanağı belirlenebiliyor mu?
  • Borçluya ödeme yapılmışsa ödeme tarihi ve belgesi var mı?
  • İtiraz/cevap yetkili icra dairesine ve doğru dosya numarasıyla mı sunuluyor?

89/1 Haciz İhbarnamesine İtiraz Süresi

Birinci haciz ihbarnamesinde süre yönetimi, dosyanın kaderini belirleyebilir. İhbarnamenin tebliğiyle birlikte üçüncü kişi, kanunun öngördüğü kısa süre içinde icra dairesine itiraz etmek veya borçlunun alacağına ilişkin cevap vermek zorundadır. Süre kaçırıldığında, üçüncü kişi “borçluya karşı borcu yoktu” dese bile, bu beyanın sonradan ileri sürülmesi çoğu durumda ciddi ispat sorunları doğurur. Çünkü sistem, üçüncü kişinin sessiz kalmasını, bazı sonuçların doğmasına elverişli bir davranış olarak kabul eder.

Uygulamada en sık karşılaşılan hata, ihbarnamenin şirkette farklı birime gitmesi, evrakın bekletilmesi veya “muhasebe bakar” denilerek gecikmesidir. Oysa bu evrak, sıradan bir yazışma değil, doğrudan mali sorumluluk doğurabilen resmî bir tebligattır. Bu nedenle tebligatın alındığı gün, dosya numarası üzerinden borçlu ile ilişkinin hızla kontrol edilmesi; varsa alacağın niteliğinin belirlenmesi; yoksa gecikmeden itiraz hazırlanması gerekir.

Aşağıdaki tabloda, üçüncü kişinin pratikte izlemesi gereken yol haritası özetlenmiştir:

DurumDoğru İşlemRisk
Borçlunun üçüncü kişide hiç alacağı yokİcra dairesine açık içerikli itiraz sunmakSüre kaçarsa, sonradan itirazın etkisi zayıflar
Borçlunun alacağı var ancak miktar net değilİlişkiyi açıklayan cevap vermek, belgelendirmekMuğlak cevap, sorumluluğu artırabilir
Borçlunun alacağı var ve miktar netAlacağı ve dayanağını bildirip icra dairesinin yönlendirmesine göre işlem yapmakBorçluya ödeme yapılırsa ödeme geçersiz sayılabilir

89/2 Haciz İhbarnamesi

İkinci haciz ihbarnamesi, birinci ihbarnameye süresinde ve usulüne uygun cevap vermeyen üçüncü kişiye yönelik bir “ikinci aşama” bildirimidir. Bu aşama, üçüncü kişinin ilk ihbarnameyi hiç almamış gibi davranmasının sonuçlarını ağırlaştırır. Pratikte, birinci ihbarname gözden kaçmışsa veya şirket içinde yanlış birimde beklemişse, ikinci ihbarname geldiğinde artık risk büyümüştür. Çünkü sistem, üçüncü kişiye yeniden bir fırsat tanırken aynı zamanda “itiraz edilmezse kabul edilmiş sayılma” sonucunu daha belirgin hale getirir.

Bu aşamada üçüncü kişinin yapacağı işlem yine aynıdır: Borçlunun kendisinde alacağı yoksa itiraz etmek; alacak varsa bunu icra dairesine açıklamak. Ancak burada kritik nokta şudur: İkinci ihbarname ile gelen sürelerin doğru hesaplanması ve cevabın gecikmeden verilmesi gerekir. Aksi halde üçüncü ihbarname süreci devreye girer ve üçüncü kişinin artık icra hukuk mahkemesi (icra işlemlerine bakan mahkeme) önünde daha ağır bir yükle karşılaşması söz konusu olur.

Uygulamada ikinci ihbarname aşamasında yapılan en büyük hata, “zaten ilkine cevap vermedik, şimdi de boş verelim” yaklaşımıdır. Bu tutum, üçüncü kişinin kendisini dosyada borçlu gibi bulmasına zemin hazırlar. Bu nedenle ikinci ihbarname, dosyayı yönetmek için son güçlü uyarılardan biri olarak görülmelidir.

89/3 Haciz İhbarnamesi

Üçüncü haciz ihbarnamesi, birinci ve ikinci ihbarnameye rağmen itiraz etmeyen veya cevap vermeyen üçüncü kişiye gönderilen ve sonuçları en ağır aşamadır. Bu aşamada üçüncü kişiye, belirli süre içinde icra dairesine ödeme yapması veya borçlu olmadığını ispatlamak üzere menfi tespit davası (borçlu olmadığının tespiti davası) açması gerektiği bildirilir. Menfi tespit davası, üçüncü kişinin “ben borçlu değilim, borçlunun bende hakkı yok” iddiasını mahkeme önünde ispat etmeye çalıştığı yoldur.

Bu noktada süreç artık yalnızca icra dairesi yazışması olmaktan çıkar; mahkeme süreci ve ispat düzeni devreye girer. Uygulamada, üçüncü kişi çoğu zaman alacak ilişkisini tam belgeleyemediği için zor durumda kalır. Örneğin borçlu ile sözlü bir ticari ilişki kurulduysa, cari hesap hareketleri düzenli tutulmadıysa veya ödeme kayıtları eksikse, üçüncü kişinin “borç yok” iddiası zayıflayabilir. Bu nedenle üçüncü ihbarname aşamasına gelmeden önce, birinci aşamada doğru itiraz/cevap verilmesi en güvenli yoldur.

Bir diğer kritik hata, menfi tespit davasının yanlış mahkemede veya yanlış usulle açılmasıdır. Bu tür usul yanlışlıkları (usul: yargılamanın şekli kuralları), üçüncü kişinin süreyi kaçırmış sayılmasına neden olabilir. Sürelerin kısa ve sonuçların ağır olduğu bu aşamada, sürecin profesyonel şekilde yürütülmesi çoğu dosyada belirleyici olur.

Birinci Haciz İhbarnamesine İtiraz

Birinci haciz ihbarnamesine itiraz dilekçesi, üçüncü kişinin icra dosyasında haksız şekilde sorumluluk altına girmesini önleyen temel belgedir. Dilekçe hazırlanırken amaç, “borçlunun bende alacağı yoktur” beyanını açık ve çelişkisiz şekilde ortaya koymaktır. Eğer borçlu ile herhangi bir ilişki yoksa bu net olarak yazılmalı; ilişki var ama alacak doğurmuyorsa bu durum somutlaştırılmalıdır. Örneğin “borçlu ile aramızda ticari ilişki bulunmamaktadır” demek tek başına yeterli olmayabilir; varsa önceki sözleşmenin sona erdiği, tüm ödemelerin tamamlandığı, borçlu adına tutulmuş bir para bulunmadığı gibi açıklamalar, itirazı güçlendirir.

Dilekçede en sık yapılan hata, dosya numarasının yanlış yazılması, muhatap icra dairesinin karıştırılması veya imza/ekler gibi şekli unsurların eksik bırakılmasıdır. Bu tür eksiklikler, itirazın usulden reddi riskini doğurabilir. Ayrıca şirketler açısından dilekçeyi imzalayan kişinin yetkisi (temsil yetkisi) önemlidir; yetkisiz imza, dilekçeyi tartışmalı hale getirebilir.

Aşağıda, uygulamaya uygun bir örnek itiraz dilekçesi yer almaktadır:

89/1 Haciz İhbarnamesine İtiraz Dilekçesi Örneği

… İCRA DAİRESİ MÜDÜRLÜĞÜ’NE

Dosya No: …/…

Üçüncü Kişi (İtiraz Eden): … (Ad Soyad / Unvan)

T.C. Kimlik / Vergi No:

Adres:

Alacaklı:

Borçlu:

Konu: Tarafıma tebliğ edilen 89/1 haciz ihbarnamesine itirazlarımın sunulmasından ibarettir.

Açıklamalar:

1) Yukarıda numarası yazılı icra dosyası kapsamında tarafıma 89/1 haciz ihbarnamesi tebliğ edilmiştir.

2) İcra dosyası borçlusu ile aramda, ihbarnameye konu edilebilecek nitelikte hak ve alacak ilişkisi bulunmamaktadır. Borçlunun tarafımda/şirketimizde herhangi bir alacağı, hakkı, emaneti veya teslim edilmesi gereken bir malı mevcut değildir.

3) Bu nedenle, ihbarname içeriğine süresi içinde itiraz ediyor; borçlunun tarafımdan herhangi bir talep hakkı bulunmadığını bildiriyorum.

Sonuç ve Talep:

Yukarıda arz edilen nedenlerle, tarafıma tebliğ edilen 89/1 haciz ihbarnamesine süresi içinde itiraz ettiğimin kabulü ile üçüncü kişi olarak üzerime düşen yükümlülüklerin bulunmadığının icra dosyasına işlenmesini arz ve talep ederim.

Ekler: (Varsa belgeler)

İtiraz Eden Üçüncü Kişi

Ad Soyad / Unvan

İmza

Sık Sorulan Sorular

89/1 haciz ihbarnamesi gelirse borçlu mu olurum?

Hayır. 89/1 haciz ihbarnamesi gelmesi, üçüncü kişinin otomatik olarak borçlu olduğu anlamına gelmez. Ancak tebligata süresinde itiraz edilmez veya borçlunun sizde alacağı olup olmadığı doğru şekilde bildirilmezse, üçüncü kişi icra dosyasında fiilen sorumluluk altına girebilir. Bu nedenle kritik olan, ihbarnamenin içeriğini borçlu ile ilişkiniz açısından değerlendirip doğru cevabı zamanında vermektir.

İtiraz mı etmeliyim, yoksa alacağı bildirip cevap mı vermeliyim?

Bu ayrım, borçlunun sizde alacağı olup olmadığına göre yapılır. Borçlunun sizde hiçbir alacağı yoksa itiraz edilir. Borçlunun sizde alacağı varsa, “itiraz” yerine alacağın niteliği ve miktarı icra dairesine cevap yazısıyla bildirilir. Yanlış yol seçilmesi, icra dosyasında gereksiz bir sorumluluk tartışmasına neden olabilir.

İhbarname borçlunun yakınına gönderilirse geçersiz olur mu?

Yakınlık tek başına ihbarnamenin geçersizliği sonucunu doğurmaz. Üçüncü kişi kavramı, borçlunun anne-baba-eş gibi yakınlarını da kapsayabilir; önemli olan, borçlunun bu kişide gerçekten bir alacağının veya hakkının bulunup bulunmadığıdır. Bu nedenle “yakınım, bana gönderilemez” düşüncesiyle işlem yapılmaması ciddi risk doğurur.

89/3 haciz ihbarnamesi aşamasında neyi ispatlamam gerekir?

Bu aşamada üçüncü kişinin iki temel riski vardır: ödeme yapmaya zorlanmak veya borçlu olmadığını mahkeme önünde ispat etmek. Menfi tespit davası (borçlu olmadığının tespiti davası) açılması halinde, üçüncü kişi borçluya karşı bir borcunun veya borçlunun kendisinde bir alacağının bulunmadığını belge ve kayıtlarla ortaya koymalıdır. Ticari defterler, banka kayıtları, sözleşmeler ve ödeme belgeleri bu ispatta belirleyici olabilir.

Hukuki Denetim
Fatih Tahancı Denetlenme Tarihi:

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir