Danıştay: Karayolu - Hizmet Kusuru - Görevli Mahkeme

Av. Fatih Tahancı 1 Mar 2019 9 dk okuma
Danıştay: Karayolu - Hizmet Kusuru - Görevli Mahkeme
Danıştay 15. Daire Başkanlığı         2016/8621 E.  ,  2016/5775 K. (Danıştay: Karayolu - Hizmet Kusuru - Görevli Mahkeme)
"İçtihat Metni"

T.C. D A N I Ş T A Y ONBEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2016/8621 Karar No : 2016/5775

Özet Bilgi

  • Zamanaşımı Süresi: Karar düzeltilmesi için tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde başvurulması gerekmektedir.
  • Gerekli Belgeler: Dava açılırken, kazanın meydana geldiğine dair belgeler (kaza tespit tutanağı, rapor vb.) ve zararın tazmini talep eden belgeler (fatura, ekspertiz raporu vb.) sunulmalıdır.
  • Cezalar: Davalı idare, karayollarında yeterli tedbir almadığı iddiasıyla karşılaşabilir ve bu durum, hizmet kusuru kapsamında değerlendirilecektir.
  • Yargı Yetkisi: 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu uyarınca, kamu idarelerinin karayolu hizmetlerinden kaynaklanan zararlar için davalar idari yargıda görülmektedir.
Temyiz Edenler : İstemin Özeti : Aydın 1. İdare Mahkemesi'nin 04/05/2016 tarih ve E:2016/617; K:2016/561 sayılı kararının hukuka uygun olmadığı ileri sürülerek taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. Savunmanın Özeti :Taraflarca savunma verilmemiştir. Düşüncesi : 2918 sayılı Yasa uyarınca, uyuşmazlığın çözümü İdari Yargı'nın görevinde olduğundan, davanın görev yönünden reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onbeşinci Dairesi'nce; gereği görüşüldü: Dava; davacının 35 DTU 12 plakalı aracıyla Ortaklar - Kuşadası istikametinde seyir halindeyken geçirdiği trafik kazası sonucunda uğradığı toplam 50.000 TL maddi ve manevi zararın tazmini istemiyle açılmıştır. Aydın 1. İdare Mahkemesi'nce; 2918 sayılı Yasa'nın 6099 sayılı Yasa ile değişik 110. maddesi uyarınca uyuşmazlığın görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15/1-a maddesi uyarınca görev yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Taraflarca, hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek anılan İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. Konunun açıklığa kavuşturulabilmesi için öncelikle ilgili mevzuatın incelenmesi gerekmektedir: 6001 sayılı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'a göre, kamu tüzel kişiliğine sahip özel bütçeli bir kamu kuruluşu olan , karayollarını yapmak, yaptırmak, emniyetle kullanılmasını sağlamak, karayollarını onarmak, işletmek, işlettirmekle görevli ve yetkili bulunmaktadır. nce karayolu yapım, bakım ve işletilmesi şeklindeki kamu hizmetinin, idare hukuku ilke ve kurallarına göre yürütüleceği; anılan Genel Müdürlüğün idari işlem ve eylemlerinden doğan uyuşmazlıkların da Anayasanın 125. maddesi ve 2577 sayılı Yasanın 2. maddesine göre idari yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği konusunda duraksama bulunmamaktadır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununda 6099 sayılı Yasayla yapılan değişiklik de, 'nün yol yapım ve bakım hizmetinin yürütülmesiyle ilgili hukuki sorumluluğu hususunda yeni bir düzenleme içermemekte; yargı yolunu değiştirmemektedir. 2918 sayılı Yasanın 11.1.2011 tarihli ve 6099 sayılı Yasanın 14. maddesi ile değişik "Görevli ve Yetkili Mahkeme" başlıklı 110. maddesinde "İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır. Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir." kuralı yer almaktadır. Anılan yasa hükmünde, "bu kanundan doğan sorumluluk davaları" ifadesiyle 2918 sayılı Yasada yer alan hukuki sorumluluğa ilişkin kuralların uygulanacağı davalarla sınırlı biçimde görevli yargı yerinin belirlendiği vurgulanmaktadır. Dolayısıyla, görevli yargı yeri belirlenirken, söz konusu Yasa'da motorlu taşıt araçlarının verdiği zararlarla sınırlı biçimde düzenlenen sorumluluk kurallarının, dava konusu uyuşmazlığa uygulanıp uygulanmayacağının saptanması gerekir. Karayollarında can ve mal güvenliği yönünden trafik güvenliğini sağlamak ve trafik güvenliğini ilgilendiren tüm önlemleri belirlemek amacını taşıyan 2918 sayılı Yasa, Emniyet Genel Müdürlüğü, Milli Eğitim Bakanlığı, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı yanında nün de trafik güvenliği yönünden görev ve yetkilerini sayma yoluyla belirlemiştir. Ancak Yasada, diğer kamu idarelerinin ve bu arada nün, trafik düzeni ve trafik güvenliği ile ilgili olarak üstlendikleri kamu hizmetlerinden dolayı hukuki sorumlulukları düzenlenmiş değildir. 2918 sayılı Yasanın hukuki sorumluluk ve sigorta başlıklı sekizinci kısmında; araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin hukuki sorumluluğu, bir başka deyişle motorlu araçların karıştığı trafik kazaları sonucu ortaya çıkan zarar nedeniyle araç sahiplerinin ve işletenlerin hukuki sorumluluğu düzenlenmiştir. 2918 sayılı Yasanın hukuki sorumluluğa ilişkin sekizinci kısmında yer alan hükümler birlikte değerlendirildiğinde; Devlet ve diğer kamu kuruluşlarına ait motorlu araçların karıştığı kazalar nedeniyle araç işleticisi sıfatıyla kamu idareleri ve kuruluşlarına karşı açılacaklar da dahil bütün araç sahibi ve işleticilerine karşı açılan davaların görüm ve çözümü adli yargının görev alanına girmektedir. Fakat kamu idareleri ve kuruluşlarının, trafik güvenliği ve düzenini sağlamak amacıyla gerek kendi kuruluş yasaları, gerekse 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre yürüttükleri hizmetlerin, kamu hizmeti niteliğini taşımaları ve 2918 sayılı Yasada da görevlendirilen kamu idare ve kuruluşlarının sorumluluklarının ayrıca düzenlenmemiş olması karşısında; trafik düzeni ve güvenliği hizmetlerinden kaynaklandığı öne sürülen zararların tazmini istemiyle, ilgili idarelere karşı açılan davaların görüm ve çözümü idari yargının görev alanına girmektedir. Sonuç olarak nün kuruluş yasasında belirlenen, 2918 sayılı Yasa'da tekrarlanan görevlerinden, yani; yol yapım, bakım, işletme, trafik güvenliğini sağlama şeklinde yürüttüğü kamu hizmetinden kaynaklanan hukuki sorumluluğunun idare hukuku ilke ve kurallarına göre belirlenmesi, bu sebeple açılacak tam yargı davalarının da idari yargı yerinde çözümlenmesi gerekmektedir. Dava dosyasının incelenmesinden; davalı idarenin bakım ve sorumluluğunda olan karayolunda yeterli tedbir alınmadığından bahisle meydana geldiği ileri sürülen olaydan kaynaklanan zararın ödenmesi istemiyle temyizen incelenmekte olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Bu haliyle bakılan uyuşmazlık, özel hukuktaki araç işletenin hukuki sorumluluğundan değil, 6001 sayılı Yasada karayollarının emniyetle kullanılmalarını sağlayacak şekilde sürekli bakım altında bulundurmak, bakımını yaptırmak, onarmak, onarımını yaptırtmak, işletmek, işlettirmek, temizliğini yapmak, yaptırmak ve trafik güvenliğini sağlamak şeklinde öngörülen görevlerin tam ve eksiksiz yerine getirilmediği, dolayısıyla yürütülen hizmetlerin kusurlu işletildiği, meydana gelen zararda hizmet kusuru bulunduğu iddiasından kaynaklanmakta olup, buna göre davanın görüm ve çözümü idare mahkemelerine aittir. Bu durumda, idare mahkemesince uyuşmazlığın esası incelenerek bir karar verilmesi gerekirken, görev yönünden davanın reddi yolunda verilen kararda hukuki isabet görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, Aydın 1. İdare Mahkemesi'nin 04/05/2016 tarih ve E:2016/617; K:2016/561 sayılı kararının BOZULMASINA, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen mahkemeye gönderilmesine, 2577 sayılı Kanunun 18.06.2014 gün ve 6545 sayılı Kanunla eklenen Geçici 8. maddesinin 1. fıkrası ve 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30/11/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.  

Karayolları Genel Müdürlüğünün Görev ve Sorumlulukları

Karayolları Genel Müdürlüğü, karayolu yapım, bakım, onarım ve işletme hizmetlerini yürüten kamu tüzel kişiliğine sahip bir idare olarak görev yapar. Bu faaliyetler özel hukuk değil, kamu hizmeti niteliğindedir. Yolun güvenli biçimde kullanılmaması, eksik bakım veya yetersiz işaretleme nedeniyle zarar doğarsa, uyuşmazlık idarenin hizmet kusuru kapsamında değerlendirilir ve idari yargı görevli olur.

2918 Sayılı Kanunun 110. Maddesinin Kapsadığı Davalar

2918 sayılı Kanun'un 110. maddesi, bu kanundan doğan sorumluluk davalarını adli yargıya bırakır. Buradaki kapsam, motorlu araçların işletilmesinden ve trafik kazasından kaynaklanan klasik sorumluluk ilişkileridir. Yolun yapım, bakım veya işletilmesindeki idari kusur bu düzenlemenin içinde yer almaz. Bu nedenle görev belirlenirken, zarar ile trafik kanunu hükümleri arasındaki bağ ayrıca incelenir.

Hizmet Kusuru ile Trafik Kazası Sorumluluğu Arasındaki Fark

Hizmet kusuru, idarenin kamu hizmetini hiç işlememesi, geç işlemesi ya da kötü işlemesi nedeniyle doğar. Trafik kazası sorumluluğu ise araç işletenin, sahibin veya sigortacının kanundan kaynaklanan özel sorumluluğuna dayanır. Yolun bozuk olması, bariyer eksikliği veya işaretleme yetersizliği gibi durumlar hizmet kusuruna işaret eder. Bu ayrım, görevli mahkemenin belirlenmesinde belirleyici olur.

Karayolu Bakım ve Onarım Kaynaklı Zararların Görevli Yargısı

Karayolu bakım ve onarım eksikliğinden doğan zararlar idari yargıda görülür. Çünkü zarar doğuran işlem ya da eylem, bir kamu hizmetinin yürütülmesi sırasında ortaya çıkar. Yol çalışmasının düzenlenmemesi, güvenlik önlemlerinin alınmaması veya tehlikenin giderilmemesi idarenin sorumluluğunu doğurabilir. Bu tür uyuşmazlıklarda adli yargı görevi değil, idarenin hizmet kusurunun denetlenmesi esastır.

Danıştay 15. Daire Kararı Sonucu

Danıştay 15. Daire, uyuşmazlığın 2918 sayılı Kanun'un 110. maddesi kapsamında olmadığını kabul etmiştir. Daireye göre dava, motorlu araç kazasından doğan klasik bir sorumluluk davası değil; karayolu hizmetinin kötü işlemesinden kaynaklanan zarar iddiasıdır. Bu nedenle görevli yargı yeri idari yargıdır. İlk derece mahkemesinin adli yargı gerekçeli ret kararı bu sebeple bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin Görev Yönünden Ret Gerekçesi

İlk derece mahkemesi, 2918 sayılı Kanun'da yer alan görev kuralını geniş yorumlayarak uyuşmazlığın adli yargıda görülmesi gerektiği sonucuna ulaşmıştır. Mahkeme, karayolu kaynaklı zararı trafik kazası sorumluluğu içinde değerlendirmiştir. Oysa dava konusu, yolun bakım ve işletilmesine ilişkin idari hizmet kusuru iddiasıdır. Bu yanlış nitelendirme, görev hatasına ve kararın bozulmasına yol açmıştır.

Benzer Danıştay İçtihatlarında Temel Yaklaşım

Benzer Danıştay içtihatlarında, karayolu üzerinde meydana gelen her zararın otomatik olarak adli yargı kapsamında olmadığı kabul edilir. Uyuşmazlığın kaynağı, yolun fiziksel durumu, işaretleme eksikliği veya bakım yetersizliği ise idari yargı görevli görülür. Buna karşılık araçların çarpışmasından doğan sıradan trafik uyuşmazlıklarında adli yargı öne çıkar. Emsal kararlar, bu ayrımı görev ölçütü olarak kullanır.

Karayolu hizmet kusuru hangi hallerde oluşur?

Karayolu hizmet kusuru, idarenin yolu güvenli ve kullanılabilir halde tutma yükümlülüğünü yerine getirmemesiyle oluşur. Çukur, çökme, kaygan zemin, eksik uyarı levhası, yetersiz aydınlatma veya kontrollü olmayan çalışma alanı bu kapsamda değerlendirilebilir. Kusur, olayın koşullarına göre teknik inceleme ile belirlenir. Burada önemli olan, zararın idarenin kamu hizmetini yürütme biçiminden kaynaklanmasıdır.

Görevli mahkeme nasıl belirlenir?

Görevli mahkeme belirlenirken, davanın hukuki sebebi esas alınır. Zarar, motorlu araç işletilmesinden doğan bir trafik ilişkisine dayanıyorsa adli yargı görevli olabilir. Zarar, karayolu yapım, bakım, onarım veya işletme hizmetindeki aksaklıktan kaynaklanıyorsa idari yargı görevlidir. Mahkeme, yalnızca olayın gerçekleştiği yeri değil, uyuşmazlığın dayandığı kamu hizmetini de dikkate alır.

Karayolları Genel Müdürlüğü'nün sorumluluğu hangi hukuki temele dayanır?

Karayolları Genel Müdürlüğü'nün sorumluluğu, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmemesinden doğan hizmet kusuruna dayanır. Bu sorumluluk, idarenin yol güvenliğini sağlama yükümlülüğünü ihlal etmesi halinde gündeme gelir. İdarenin kusuru doğrudan işlemden, eylemden veya ihmalden kaynaklanabilir. Bu nedenle tazminat talebi, özel hukuk sorumluluğu değil kamu hukuku sorumluluğu çerçevesinde değerlendirilir.

2918 sayılı Kanun m.110 ile hizmet kusuru neden aynı şey değildir?

2918 sayılı Kanun m.110, trafik kazalarından doğan sorumluluk davaları için görev kuralı getirir. Hizmet kusuru ise idarenin kamu hizmetini yürütürken verdiği zararlara ilişkindir. Birincisi araç işleten, sahibi veya sigortacı gibi özel sorumluları; ikincisi ise idareyi ilgilendirir. Bu nedenle 110. maddenin varlığı, her karayolu zararında adli yargıyı görevli kılmaz. Dava sebebi belirleyicidir.

Bu kararın uygulamadaki önemi nedir?

Bu karar, karayolu kaynaklı zarar davalarında yanlış görev tespitinin önüne geçilmesi bakımından önem taşır. Davacılar, zararlarının trafik kazası mı yoksa yol hizmet kusuru mu olduğuna göre doğru yargı yoluna başvurmalıdır. Mahkemeler de uyuşmazlığı yüzeysel değil, hizmetin niteliği üzerinden incelemelidir. Böylece görev uyuşmazlığı riski azalır ve yargılama süreci doğru kanalda ilerler.

Karar sonucu ne anlama gelir?

Karar sonucu, davanın adli yargı değil idari yargı önünde görülmesi gerektiğini ortaya koyar. Danıştay 15. Daire, ilk derece mahkemesinin görev yokluğu gerekçesini hukuka uygun bulmamıştır. Sonuç olarak, karayolu bakım ve işletme kusurundan doğan zarar iddiasında idarenin sorumluluğu tartışılacaktır. Bu yaklaşım, kamu hizmeti kaynaklı zararların yargısal denetimini güçlendirir.

İçtihat, karayolu davalarında nasıl bir yol haritası sunar?

İçtihat, karayolu davalarında önce zararın kaynağının belirlenmesini, sonra görevli yargı yolunun saptanmasını gerektirir. Olay araçlar arası çarpışma ise trafik sorumluluğu; yolun eksik bakımından doğmuşsa hizmet kusuru söz konusudur. Bu ayrım, dava dilekçesinin kurulmasında, delillerin toplanmasında ve görev itirazlarının değerlendirilmesinde temel ölçüttür. Uygulamada doğru nitelendirme sonucu belirler.

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki görüş niteliği taşımaz. Somut durumunuza ilişkin değerlendirme için hukuki danışmanlık almak üzere bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Hukuki Denetim

Fatih Tahancı · Denetlenme Tarihi: 19 Ocak 2026

0 Yorum

Henüz yorum yok. İlk yorumu siz bırakın.

Yorum Bırakın

Sorunuz veya görüşünüz için aşağıdaki formu kullanabilirsiniz.

E-posta adresiniz yayınlanmaz.

Yorumunuz moderasyon sonrası yayınlanır. Bilgileriniz üçüncü taraflarla paylaşılmaz.

Bizi Arayın Whatsapp