Sebepsiz Zenginleşme Davası (TBK 77)

Av. Fatih Tahancı 30 Mar 2026 11 dk okuma
Sebepsiz Zenginleşme Davası (TBK 77)

Sebepsiz Zenginleşme Davası (TBK 77), geçerli bir hukuki neden olmaksızın bir kişinin malvarlığında artış meydana gelirken başka bir kişinin malvarlığında azalma oluştuğu durumlarda gündeme gelen temel bir borçlar hukuku kurumudur. Türk Borçlar Kanunu’nda sözleşme ve haksız fiilden ayrı bir borç kaynağı olarak düzenlenen bu dava türü, malvarlığı dengesinin yeniden kurulmasını amaçlar. Özellikle hatalı ödeme, geçersiz sözleşme, sona ermiş hukuki sebep veya borçlu olunmayan bir edimin ifası gibi hallerde uygulama alanı bulur.

Özet Bilgi

  • Zamanaşımı: Sebepsiz zenginleşme davasında, hak sahibinin geri isteme hakkı öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl, her halükarda zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten itibaren 10 yıl içinde ileri sürülmelidir.
  • Görevli Mahkeme: Sebepsiz zenginleşme davası, alacak davası niteliğinde olup, davacı taraf zenginleşme ve fakirleşme arasındaki bağlantıyı somut delillerle ortaya koymalıdır.
  • Masraf ve İade: İade borcunun kapsamı, iyi niyet ve kötü niyet ayrımına göre değişir; iyi niyetli zenginleşen yalnızca elinden çıkmış kısmı geri verirken, kötü niyetli zenginleşen tüm zenginleşmeden sorumlu tutulur.
  • Uyuşmazlığın niteliğine göre sebepsiz zenginleşme, alacak davası şeklinde ileri sürülür ve zenginleşen tarafın elde ettiği menfaatin geri verilmesi talep edilir. Yargı kararlarında da vurgulandığı üzere, davanın kabulü için yalnızca bir ödeme yapılmış olması yeterli değildir; zenginleşme, fakirleşme, uygun illiyet bağı ve haklı sebebin yokluğu birlikte bulunmalıdır.

    TBK 77 ve Sebepsiz Zenginleşme: Dayanak ve Temel Prensipler

    6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 77 ila 82. maddeleri, sebepsiz zenginleşmeden doğan borç ilişkisini düzenler. TBK 77’ye göre, haklı bir sebep olmaksızın başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen kişi, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür. Bu düzenleme, hukuken korunmayan malvarlığı artışlarının kalıcı hale gelmesini önlemeyi hedefler.

    Sebepsiz zenginleşme hükümleri, özellikle şu durumlarda önem taşır:

    • Geçerli olmayan bir hukuki sebebe dayanılarak yapılan kazandırmalar,
    • Henüz doğmamış veya gerçekleşmemiş bir sebebe bağlı ödemeler,
    • Sonradan ortadan kalkan hukuki nedene dayalı edimler,
    • Borçlu olunmayan bir şeyin hata ile verilmesi.

    Temel prensip, zenginleşen kişinin karşı taraf aleyhine elde ettiği menfaati iade etmesidir. Ancak iade borcunun kapsamı, iyi niyet ve kötü niyet ayrımına göre değişebilir. Kanun, zenginleşen kişinin elinden çıkmış olan kısmı hangi şartlarda geri vermek zorunda olduğunu da ayrıca düzenlemiştir.

    Sebepsiz Zenginleşme Davasının Unsurları

    Sebepsiz zenginleşmeye dayalı bir talebin kabulü için belirli maddi ve hukuki unsurların birlikte gerçekleşmesi gerekir. Uygulamada en sık hata, yalnızca ödeme veya masraf yapılmış olmasına dayanılarak doğrudan iade talep edilmesidir. Oysa her ödeme, sebepsiz zenginleşme sonucunu doğurmaz.

    Sebepsiz Zenginleşmenin Tanımı ve Hukuki Nitelikleri

    Sebepsiz zenginleşme, bir kişinin malvarlığında haklı bir hukuki neden olmadan meydana gelen artışın, başka bir kişinin malvarlığındaki eksilme pahasına oluşmasıdır. Bu artış para, mal, hizmet, emek veya bir giderden kurtulma şeklinde ortaya çıkabilir. Dolayısıyla yalnızca doğrudan para transferleri değil, başkasının yaptığı faydalı veya zorunlu giderler nedeniyle malvarlığında değer artışı oluşması da bu kapsama girebilir.

    Hukuki niteliği itibarıyla sebepsiz zenginleşme, kanundan doğan bir iade borcu yaratır. Taraflar arasında sözleşme bulunmaması, çoğu zaman bu davanın ayırt edici yönlerinden biridir. Nitekim yargı kararlarında, taraflar arasında akdi ilişki yoksa ve bir taraf diğerinin yaptığı giderler nedeniyle menfaat elde etmişse, talebin sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde değerlendirilebildiği görülmektedir.

    Davanın Oluşabilmesi İçin Gerekli Şartlar

    Sebepsiz zenginleşme davasının açılabilmesi için genel olarak şu şartların birlikte bulunması gerekir:

    • Zenginleşme: Davalı tarafın malvarlığında artış veya giderden kurtulma meydana gelmelidir.
    • Fakirleşme: Davacı tarafın malvarlığında azalma veya ekonomik kayıp oluşmalıdır.
    • Uygun nedensellik bağı: Zenginleşme ile fakirleşme arasında hukuken kabul edilen bir bağ bulunmalıdır.
    • Haklı sebebin bulunmaması: Zenginleşme, geçerli bir sözleşme, kanuni düzenleme veya başka bir hukuki nedene dayanmamalıdır.

    Bu unsurların ispatı davanın kaderini doğrudan etkiler. Özellikle geçersiz sözleşmeler, hataen yapılan ödemeler ve tahliye sonrası geride bırakılan faydalı imalatlar gibi uyuşmazlıklarda, mahkeme zenginleşmenin gerçekten mevcut olup olmadığını somut deliller üzerinden inceler.

    Yargıtay uygulamasında, kiralanana yapılan faydalı ve zorunlu giderler bakımından her masrafın talep edilemeyeceği; lüks nitelikteki harcamaların iade kapsamında değerlendirilmediği görülmektedir. Ayrıca istenebilecek tutarın belirlenmesinde, yapım tarihi, benimsenme durumu ve yıpranma payı gibi unsurlar önem taşır.

    Davanın Açılması Süreci ve Usul İşlemleri

    Sebepsiz zenginleşme davası, eda davası niteliğinde alacak talebi olarak açılır. Davacı, davalının hangi nedenle zenginleştiğini, kendisinin hangi nedenle fakirleştiğini ve bu iki olgu arasındaki bağlantıyı somutlaştırmalıdır. Talep sonucunun açık, hesap yönteminin denetlenebilir ve delillerin uyuşmazlıkla uyumlu olması gerekir.

    Uygulamada dava konusu çoğu zaman para alacağı olmakla birlikte, iade borcunun kapsamı olayın özelliğine göre değişir. Özellikle taşınmaz üzerindeki iyileştirme giderleri, kiralanana yapılan zorunlu ve faydalı masraflar veya geçersiz hukuki işlem nedeniyle yapılan ödemeler bakımından farklı değerlendirmeler yapılabilir.

    Dava Şartları ve Başvuru Süreci

    Davanın hazırlanmasında aşağıdaki hususlar önem taşır:

    1. Uyuşmazlığın sebepsiz zenginleşme hükümlerine mi, yoksa sözleşme, vekaletsiz iş görme ya da başka bir hukuki sebebe mi dayandığının doğru belirlenmesi,
    2. Zenginleşme ve fakirleşmeyi gösteren ödeme belgeleri, sözleşmeler, tahliye kayıtları, bilirkişi tespitleri ve benzeri delillerin toplanması,
    3. Talep edilen miktarın hangi tarihe göre hesaplandığının açıklanması,
    4. Varsa faydalı ve zorunlu giderler ile lüks giderlerin birbirinden ayrılması.

    Özellikle kiracının yaptığı imalat ve masraflarda, mahkemenin denetime elverişli bilirkişi incelemesi yaptırması gerekir. Yargıtay kararlarında, masraf bedelinin dava tarihine göre değil, yapıldığı tarih itibarıyla belirlenmesi; ayrıca tahliye tarihine kadar yıpranma payının düşülmesi gerektiği vurgulanmaktadır.

    Süreçte Dikkat Edilmesi Gereken Hukuki Noktalar

    Sebepsiz zenginleşme davasında en kritik konulardan biri zamanaşımıdır. TBK 82 uyarınca istem hakkı, hak sahibinin geri isteme hakkını öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten itibaren 10 yıl içinde ileri sürülmelidir. Bu sürelerin kaçırılması, davanın esasına girilmeden talebin reddine yol açabilir.

    İade borcunun kapsamı bakımından iyi niyet-kötü niyet ayrımı da önemlidir. İyi niyetli zenginleşen, elinden çıkmış olduğunu ispat ettiği kısım dışında kalan değeri geri verir. Buna karşılık kötü niyetli zenginleşen, zenginleşmenin tamamından sorumlu tutulabilir.

    TBK 81 kapsamında, hukuka veya ahlaka aykırı bir sonucun gerçekleşmesi amacıyla verilen şeyin geri istenemeyeceği de gözden kaçırılmamalıdır. Bu nedenle her ödeme veya devrin otomatik olarak iade edilebilir olduğu düşünülmemelidir.

    Yargı Kararları ve Uygulamadaki Örnek İncelemeler

    Yargı kararları, sebepsiz zenginleşme hükümlerinin soyut bir ilke olmaktan çıkıp somut uyuşmazlıklarda nasıl uygulandığını göstermesi bakımından önemlidir. Özellikle taşınmaz, kira ilişkisi, faydalı giderler ve geçersiz hukuki işlemler alanında yoğun içtihat oluşmuştur. Bu kararlar, talebin hangi hukuki sebebe dayanması gerektiği ve hesaplamanın nasıl yapılacağı konusunda yol göstericidir.

    Örnek Olay Analizleri ve Emsal Kararlar

    Uygulamada karşılaşılan başlıca örnekler şu şekilde özetlenebilir:

    • Geçersiz veya sona ermiş hukuki sebebe dayalı ödeme: Karşı tarafın sözleşmeye uygun davranmaması nedeniyle yapılan ödemenin iadesi, sebepsiz zenginleşme kapsamında talep edilebilir.
    • Kiralanana yapılan faydalı ve zorunlu giderler: Kiracının yaptığı ve sökülüp götürülmesi mümkün olmayan, kiraya veren tarafından benimsenen imalatlar nedeniyle kiraya veren aleyhine sebepsiz zenginleşme oluşabilir.
    • Taşınmaz üzerindeki iyileştirme giderleri: Ortak taşınmaz veya bağımsız bölüm üzerinde yapılan bazı giderler, şartları varsa alacak davası ile istenebilir.

    Yargıtay kararlarında özellikle şu ilkeler öne çıkmaktadır:

    Konu Uygulamadaki İlke
    Faydalı ve zorunlu giderler Masraf bedeli kural olarak yapıldığı tarih esas alınarak belirlenir.
    Yıpranma payı Tahliye veya kullanım süresi dikkate alınarak bedelden düşülmelidir.
    Lüks giderler Kural olarak talep edilemez.
    Sözleşme ilişkisi yokluğu Taraflar arasında akdi bağ yoksa sebepsiz zenginleşme hükümleri gündeme gelebilir.
    İlliyet bağı Zenginleşme ile fakirleşme arasında uygun nedensellik bağı aranır.

    Bu çerçevede bilirkişi raporlarının ayrıntılı ve denetlenebilir olması büyük önem taşır. Masrafların niteliği, yapım zamanı, mevcut değer artışı ve yıpranma oranı açık biçimde ortaya konulmadığında kararın bozulma riski artmaktadır.

    Pratik Öneriler ve Risk Değerlendirmesi

    Sebepsiz zenginleşme uyuşmazlıklarında başarı, çoğu zaman hukuki nitelendirmenin doğruluğuna ve delillerin kalitesine bağlıdır. Özellikle bir talebin sebepsiz zenginleşmeye mi, vekaletsiz iş görmeye mi, yoksa sözleşmeye aykırılığa mı dayandığı dikkatle belirlenmelidir. Yanlış hukuki dayanak, usul ve görev bakımından sorun yaratabilir.

    Masraf alacaklarında, yapılan harcamaların türü ve karşı tarafa sağladığı objektif yarar açıkça gösterilmelidir. Faydalı gider, zorunlu gider ve lüks gider ayrımı yapılmadan açılan davalarda talebin kısmen veya tamamen reddi söz konusu olabilir.

    Hukuki Risklerin Minimize Edilmesi ve Çözüm Önerileri

    Risklerin azaltılması için şu adımlar öne çıkar:

    • Ödeme, masraf ve teslim işlemlerine ilişkin belgelerin eksiksiz saklanması,
    • Yapılan imalat ve giderlerin tarihinin ispatlanabilir hale getirilmesi,
    • Masrafların niteliğinin teknik rapor veya bilirkişi incelemesi ile desteklenmesi,
    • Zamanaşımı sürelerinin dikkatle takip edilmesi,
    • Talep konusunun hukuka veya ahlaka aykırı bir amaca dayanmadığının değerlendirilmesi.

    Özellikle taşınmaz ve kira ilişkilerinde, tahliye öncesi tespit yaptırılması veya mevcut durumun delillendirilmesi ileride açılacak alacak davası bakımından önem taşıyabilir. Ancak hukuki yararın varlığı her somut olayda ayrıca değerlendirilmelidir.

    Bireyler ve İşletmeler İçin Tavsiyeler

    Bireyler açısından en önemli husus, hataen yapılan ödeme veya karşılıksız bırakılan harcama sonrasında gecikmeden hukuki durumun netleştirilmesidir. İşletmeler bakımından ise sözleşme dışı ödemelerin, avansların, iade süreçlerinin ve muhasebe kayıtlarının düzenli tutulması önemlidir. Böylece hem zenginleşmenin hem de fakirleşmenin ispatı kolaylaşır.

    Kiracı, malik, kooperatif üyesi veya ticari taraf sıfatı fark etmeksizin, talep edilebilir kalemlerin doğru ayrıştırılması gerekir. Özellikle lüks giderlerin iade kapsamında olmadığı, faydalı ve zorunlu giderlerde ise yıpranma payının dikkate alınacağı unutulmamalıdır.

    Sonuç

    Sebepsiz zenginleşme, Türk Borçlar Kanunu’nda malvarlığı dengesini koruyan temel kurumlardan biridir. Zenginleşme, fakirleşme, uygun illiyet bağı ve haklı sebebin yokluğu birlikte gerçekleştiğinde iade borcu doğar. İyi niyet-kötü niyet ayrımı, zamanaşımı süreleri, giderlerin niteliği ve yargısal hesaplama yöntemi ise davanın sonucunu doğrudan etkiler.

    Sebepsiz Zenginleşme Davası (TBK 77), özellikle geçersiz hukuki işlemler, hatalı ödemeler, kiralanana yapılan faydalı ve zorunlu masraflar ile taşınmaz iyileştirmeleri bakımından uygulamada sıkça karşılaşılan bir dava türüdür. Bu nedenle talebin hukuki dayanağının doğru kurulması, delillerin eksiksiz hazırlanması ve içtihatlarda benimsenen ölçütlerin gözetilmesi, hak kaybı yaşanmaması bakımından belirleyici niteliktedir.

    Sıkça Sorulan Sorular

    Sebepsiz zenginleşme davası hangi durumlarda açılır?

    Geçerli bir hukuki neden olmadan yapılan ödeme, geçersiz sözleşmeye dayalı kazandırma, sona ermiş bir sebebe bağlı edim veya borçlu olunmayan bir şeyin hata ile verilmesi halinde açılabilir. Ayrıca bazı durumlarda başkasının malvarlığına yapılan faydalı ve zorunlu giderler de bu kapsamda değerlendirilebilir.

    Sebepsiz zenginleşmede zamanaşımı süresi nedir?

    TBK 82’ye göre istem hakkı, hak sahibinin geri isteme hakkını öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten itibaren 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar.

    İyi niyetli ve kötü niyetli zenginleşen arasında ne fark vardır?

    İyi niyetli zenginleşen, geri istenme anında elinden çıkmış olduğunu ispat ettiği kısım dışında kalan değeri iade eder. Kötü niyetli zenginleşen ise, zenginleşmenin tamamını geri vermekle yükümlü olabilir.

    Kiracının yaptığı tadilat ve masraflar sebepsiz zenginleşme konusu olabilir mi?

    Evet, özellikle sökülüp götürülmesi mümkün olmayan, kiraya veren tarafından benimsenen faydalı ve zorunlu imalatlar bakımından bu ihtimal doğabilir. Ancak lüks masraflar kural olarak talep edilemez ve hesaplamada yıpranma payı dikkate alınır.

    Her ödeme sebepsiz zenginleşme sayılır mı?

    Hayır. Sebepsiz zenginleşmeden söz edilebilmesi için zenginleşmenin hukuken geçerli bir nedene dayanmaması gerekir. Geçerli sözleşme, kanuni yükümlülük veya başka bir haklı sebep varsa sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanmaz.

    Sebepsiz Zenginleşme Davasında Zamanaşımı ve Süreler

    Sebepsiz zenginleşme davası, TBK hükümlerine göre öğrenmeden itibaren iki yıl ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten itibaren on yıl içinde açılmalıdır. Süre, alacaklının iade talebine konu olayı ve geri istenebilir menfaati öğrendiği anda işlemeye başlar. Zamanaşımı itirazı, davanın esasına girilmeden önce değerlendirilir ve süreler geçerse talep reddedilir.

    TBK 77 Uygulaması ve Mevzuat Kapsamı

    TBK 77, haklı bir sebep olmaksızın başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen kişinin bu zenginleşmeyi geri vermesini düzenler. TBK 77-82 aralığı, iadenin kapsamı, iyi niyet-kötü niyet ayrımı, doğal borçlar ve geri verme borcunun sınırları gibi temel kuralları içerir. Uygulamada bu maddeler, ödemenin hukuki dayanağının kalmadığı uyuşmazlıklarda doğrudan uygulanır.

    Haksız Zenginleşme ile Sebepsiz Zenginleşme Arasındaki Fark

    Haksız zenginleşme ifadesi uygulamada sık kullanılsa da doğru teknik terim sebepsiz zenginleşmedir. Sebepsiz zenginleşmede odak, kazancın hukuki sebebinin bulunmamasıdır; haksız fiilde ise hukuka aykırı ve kusurlu bir davranış vardır. Bu ayrım önemlidir, çünkü talep nedeni, ispat yükü ve tazminat hesabı farklı kurallara göre belirlenir.

    Sebepsiz Zenginleşme Davasında İspat ve Deliller

    Sebepsiz zenginleşme davasında ödeme dekontu, banka kayıtları, yazışmalar, sözleşme taslağı, ihtarname, fatura ve teslim belgeleri önemli deliller arasında yer alır. Uyuşmazlığın niteliğine göre bilirkişi incelemesi, hesap hareketleri ve keşif de gerekebilir. Davacı, malvarlığındaki eksilmeyi ve davalının bu yolla menfaat sağladığını ortaya koymalıdır.

    Sebepsiz Zenginleşmede İade Kapsamı Nasıl Belirlenir

    Sebepsiz zenginleşmede iade kapsamı, elde edilen menfaatin niteliğine göre belirlenir. Para ödemelerinde ana para, sebepsiz ödenen giderler ve bazı hâllerde faize ilişkin talepler gündeme gelebilir. Mal devrinde aynen iade, mümkün değilse değer iadesi değerlendirilir. Kapsam belirlenirken zenginleşmenin devam edip etmediği ve iyi niyet durumu dikkate alınır.

    İyi Niyet ve Kötü Niyetin Davaya Etkisi

    İyi niyetli zenginleşen kişi, elinde kalan kısmı iade etmekle yükümlü olabilir; ancak elden çıkmış ve artık mevcut olmayan kısmı bakımından sorumluluk daralabilir. Kötü niyetli durumda ise iade yükümlülüğü genişler ve elde edilen yararlar daha kapsamlı şekilde geri istenebilir. Bu ayrım, özellikle menfaatin kullanımından doğan getirilerin hesaplanmasında belirleyicidir.

    Geçersiz Sözleşmelerde Sebepsiz Zenginleşme Talebi

    Geçersiz sözleşmeye dayanılarak yapılan ödemeler, çoğu kez sebepsiz zenginleşme davasının konusunu oluşturur. Sözleşmenin butlanla sakat olması, iptal edilebilir nitelikte bulunması veya sonradan sona ermesi hâlinde iade gündeme gelebilir. Ancak uyuşmazlıkta önce sözleşmesel ilişki incelenir; çünkü bazı durumlarda özel iade hükümleri, genel sebepsiz zenginleşme kurallarının önüne geçer.

    Borç Olmayan Şeyin İfası ve Hata ile Ödeme

    Borçlu olunmayan bir bedelin hata ile ödenmesi, sebepsiz zenginleşme taleplerinin en tipik örneklerindendir. Ödeme yapan kişi, borcun mevcut olmadığını veya miktarın yanlış olduğunu ispatladığında iade isteyebilir. Banka transferleri, yanlış alıcıya yapılan ödemeler ve mükerrer tahsilatlar bu başlıkta değerlendirilir. Hatanın varlığı, davanın kabulünde kritik önemdedir.

    İhtarnamenin ve Başvuru Sürecinin Önemi

    İhtarname, geri ödeme talebinin açık biçimde ortaya konulmasını sağlar ve uyuşmazlığın kapsamını netleştirir. Her ne kadar dava açmak için zorunlu olmasa da, iade isteminin ispatına katkı sunar ve faiz başlangıcı bakımından önem taşıyabilir. Yazılı başvuru, taraflar arasındaki anlaşmazlığın iyi niyetli çözümünü de destekler.

    Faiz, Yargılama Gideri ve Vekâlet Ücreti

    Sebepsiz zenginleşme davalarında faiz, talebin niteliğine ve ihtar tarihine göre değerlendirilir. Davanın kabulü hâlinde yargılama giderleri ve vekâlet ücreti de kural olarak haksız çıkan tarafa yükletilir. Faiz hesabında, iade borcunun muaccel hale geldiği tarih önem taşır. Uygulamada bu tarih, çoğu zaman ihtar veya dava tarihiyle ilişkilendirilir.

    TBK 77-82 Maddelerinin Uygulama Çerçevesi

    TBK 77-82 aralığı, sadece iade borcunu değil, bu borcun sınırlarını da belirler. Maddeler; zenginleşmenin geri verilmesi, iyiniyetli ve kötüniyetli zenginleşenlerin sorumluluğu, elden çıkarmanın sonuçları ve bazı özel hâlleri kapsar. Bu sistematik yapı, sebepsiz zenginleşme uyuşmazlıklarında hâkime geniş bir değerlendirme alanı sunar.

    Resmî Mevzuat ve Güncel Metin Takibi

    Türk Borçlar Kanunu 77 sebepsiz zenginleşme mevzuat metni, güncel uygulama için resmî kaynaklardan takip edilmelidir. Kanun metnindeki değişiklikler ve yorum farklılıkları, dava stratejisini doğrudan etkileyebilir. Özellikle 2026'da yapılan güncel mevzuat taramalarında, somut olayın açıldığı tarihte yürürlükte olan hüküm esas alınarak değerlendirme yapılması gerekir.

    Uygulamada Talep Kalemlerinin Belirlenmesi

    Sebepsiz zenginleşme talebinde iade kalemleri, somut olayın ekonomik sonucuna göre belirlenir. Ana para, yanlış ödenen bedel, fazladan tahsil edilen tutar, bazı durumlarda kullanım karşılığı doğan menfaat ve zorunlu giderler dikkate alınabilir. Mahkeme, yalnızca zenginleşme miktarı kadar iade kararı verir; talep, ispatla sınırlıdır.

    Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki görüş niteliği taşımaz. Somut durumunuza ilişkin değerlendirme için hukuki danışmanlık almak üzere bizimle iletişime geçebilirsiniz.

    Hukuki Denetim

    Fatih Tahancı · Denetlenme Tarihi: 7 Nisan 2026

    0 Yorum

    Henüz yorum yok. İlk yorumu siz bırakın.

    Yorum Bırakın

    Sorunuz veya görüşünüz için aşağıdaki formu kullanabilirsiniz.

    E-posta adresiniz yayınlanmaz.

    Yorumunuz moderasyon sonrası yayınlanır. Bilgileriniz üçüncü taraflarla paylaşılmaz.

    Bizi Arayın Whatsapp