Aile Hukuku

Yabancı Uyruklu Evlilik ve Boşanma

Yabancı Uyruklu Evlilik ve Boşanma - tahanci

Yabancı uyruklu evlilik ve boşanma, taraflardan birinin yabancı olması veya evlilik ve aile hayatının Türkiye dışı unsurlarla bağlantı kurması halinde gündeme gelen, klasik boşanma davalarından farklı hukuki kurallara tabi bir alandır. Bu tür uyuşmazlıklarda yalnızca Türk Medeni Kanunu hükümlerini bilmek yeterli değildir; aynı zamanda hangi ülke hukukunun uygulanacağı, Türk mahkemelerinin yetkili olup olmadığı ve yabancı mahkeme kararlarının Türkiye’de sonuç doğurup doğurmayacağı gibi meseleler de değerlendirilir. Uygulamada en çok yapılan hata, yabancı unsur içeren her boşanmanın otomatik olarak Türk hukukuna tabi olduğu düşüncesidir. Oysa milletlerarası özel hukuk kuralları, her somut olayda farklı bir hukukun uygulanmasını mümkün kılmaktadır. Bu makalede, yabancı uyruklu evlilik ve boşanma sürecine ilişkin temel hukuki çerçeve; yetkili hukuk, yetkili mahkeme, mal paylaşımı, nafaka ve velayet gibi başlıklar altında ayrıntılı biçimde ele alınmaktadır.

Özet Bilgi

  • Yetkili Hukuk: Yabancı unsurlu boşanmalarda, tarafların vatandaşlık durumuna göre ya da birlikte yaşadıkları ülke hukukuna göre yetkili hukuk belirlenir.
  • Yetkili Mahkeme: Yabancı uyruklu eşten boşanma davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesidir.
  • Mal Paylaşımı: Yabancı uyruklu evliliklerde mal paylaşımı, eşlerin evlilikteki ortak milli hukukuna göre belirlenir; taşınmazlar için ise taşınmazın bulunduğu ülke hukuku geçerlidir.
  • Kamu Düzeni: Yabancı hukukun uygulanması, Türk kamu düzenine aykırı sonuçlar doğuruyorsa, Türk hukuku uygulanır.
  • Yabancı Unsurlu Boşanma Davasında Uygulanacak Hukuk

    Yabancı unsurlu boşanma davalarında ilk ve en kritik mesele, hangi ülke hukukunun uygulanacağının belirlenmesidir. Bu noktada “yabancılık unsuru” kavramı önem taşır. Taraflardan birinin yabancı olması, evliliğin yabancı bir ülkede yapılması veya eşlerin mutad meskeninin Türkiye dışında bulunması bu unsuru oluşturur. Böyle bir durumda boşanma, klasik anlamda yalnızca Türk hukukuna göre çözümlenmez; bağlama kuralları devreye girer.

    Boşanma sebepleri ve boşanmanın sonuçları kural olarak eşlerin ortak milli hukukuna tabidir. Yani her iki eş de aynı ülkenin vatandaşıysa, o ülkenin boşanmaya ilişkin kuralları uygulanır. Ortak vatandaşlık bulunmaması halinde ise eşlerin birlikte yaşadıkları ülke hukuku esas alınır. Birlikte yaşanan ülke de tespit edilemiyorsa, Türk hukuku uygulama alanı bulur. Bu sistem, hakimin keyfi tercih yapmasını engelleyen objektif bir sıralama öngörür.

    Uygulamada sıkça karşılaşılan hata, Türkiye’de dava açılmış olmasının tek başına Türk hukukunu uygulanır hale getirdiğinin düşünülmesidir. Oysa mahkeme Türkiye’de olsa dahi, yabancı bir hukukun uygulanması mümkündür. Hakim, tarafların vatandaşlık ve yaşam ilişkilerini dikkate alarak bağlama kuralını kendiliğinden araştırmak zorundadır.

    Yabancı Uyruklu Kişiyle Nişanlılıkta Yetkili Hukuk

    Yabancı uyruklu kişilerle yapılan nişanlılık ilişkilerinde de hangi hukukun uygulanacağı ayrı kurallara bağlanmıştır. Nişanlanma, her ne kadar evlilik kadar güçlü sonuçlar doğurmasa da, nişanın bozulması halinde tazminat ve hediyelerin iadesi gibi ciddi hukuki sonuçlar ortaya çıkabilir. Bu nedenle yetkili hukukun doğru tespiti önemlidir.

    Nişanlılık, tarafların nişanlanma anında tabi oldukları milli hukuka göre değerlendirilir. Tarafların farklı vatandaşlıklara sahip olması halinde ise Türk hukuku uygulanır. Bu yaklaşım, uygulamada belirsizlikleri azaltmayı ve taraflar arasında denge kurmayı amaçlar. Özellikle nişan bozulmasına bağlı maddi ve manevi tazminat taleplerinde, hangi hukukun esas alınacağı sonucu doğrudan etkiler.

    Uygulamada yapılan hatalardan biri, nişanlılık ilişkisinin tamamen evlilik hükümlerine tabi olduğunun düşünülmesidir. Oysa nişan, kendine özgü bir kurumdur ve evlilikten farklı bağlama kurallarına sahiptir. Bu nedenle yabancı uyruklu nişanlılar arasında yaşanan uyuşmazlıklarda, doğrudan boşanma hükümlerine başvurulması doğru değildir.

    Yabancı Unsurlu Evlilikte Yetkili Hukuk

    Yabancı unsurlu evliliklerde yetkili hukukun belirlenmesi, evliliğin geçerliliği ve doğurduğu sonuçlar bakımından belirleyicidir. Evliliğin tarafları, evlenme anında hangi hukuka tabi iseler, kural olarak evlilik de bu hukuka göre değerlendirilir. Ancak tarafların farklı vatandaşlıklarda olması halinde, birlikte yaşadıkları ülke hukuku devreye girer.

    Eşlerin birlikte yaşadıkları bir ülke bulunmuyorsa, yani müşterek mutad mesken yoksa, Türk hukuku uygulanır. Bu düzenleme, özellikle uluslararası evliliklerde doğabilecek hukuki boşlukları doldurmayı amaçlar. Böylece evliliğin tamamen hukuksuz bir alanda kalması engellenir.

    Uygulamada sıkça rastlanan bir yanılgı, evliliğin şekline her zaman Türk hukukunun uygulanacağı düşüncesidir. Oysa evliliğin şekli, evliliğin yapıldığı ülke hukukuna tabidir. Bu nedenle yabancı bir ülkede, o ülke hukukuna uygun olarak yapılan evlilikler, Türk hukukuna göre farklı bir şekil taşısa dahi geçerli kabul edilir.

    Yabancı Unsurlu Boşanmada Evlilik Malları İçin Yetkili Hukuk

    Yabancı uyruklu evliliklerde mal paylaşımı, boşanma sürecinin en karmaşık alanlarından biridir. Hangi mal rejiminin uygulanacağı, eşlerin evlenme anındaki ortak milli hukuklarına göre belirlenir. Ortak vatandaşlık yoksa, birlikte yaşanan ülke hukuku esas alınır; bu da yoksa Türk hukuku devreye girer.

    Taşınmaz mallar bakımından ise özel bir kural uygulanır. Taşınmazın bulunduğu ülke hukuku esas alınır. Bu nedenle Türkiye’de bulunan bir taşınmaz, taraflar yabancı olsa dahi Türk hukukuna göre tasfiye edilir. Buna karşılık yurt dışındaki taşınmazlar için Türkiye’de mal paylaşımı davası açılamaz.

    Uygulamada yapılan en önemli hatalardan biri, yabancı ülkede verilen boşanma kararının Türkiye’deki taşınmazlar bakımından da doğrudan sonuç doğurduğunun sanılmasıdır. Oysa bu tür kararların Türkiye’de icra edilebilmesi için ayrıca tanıma ve tenfiz süreçlerinin tamamlanması gerekir.

    Yabancı Boşanmada Türk Kamu Düzeni ve Kamu Yararı

    Yabancı hukukun uygulanması gereken durumlarda dahi, Türk kamu düzenine aykırı sonuçlar doğuran hükümler uygulanmaz. Buradaki ölçüt, yabancı hukukun Türk hukukuna sadece farklı olması değil, tahammül edilemez sonuçlara yol açmasıdır. Temel hak ve özgürlükleri zedeleyen veya adalet anlayışıyla bağdaşmayan sonuçlar bu kapsamda değerlendirilir.

    Örneğin, yabancı bir hukuk sisteminde nafaka veya tazminata hiç izin verilmemesi, Türk kamu düzenine aykırı kabul edilebilir. Bu durumda hakim, yabancı hukuku bir kenara bırakarak Türk hukukunu uygular. Bu yaklaşım, özellikle zayıf tarafın korunması açısından önem taşır.

    Uygulamada kamu düzeni itirazının her uyuşmazlıkta ileri sürülebileceği düşünülse de, Yargıtay uygulaması bu kavramı dar yorumlamaktadır. Sadece açık ve ağır aykırılıklar kamu düzeni müdahalesini haklı kılar.

    Yabancı Unsurlu Boşanma Davalarında Yetkili Mahkeme

    Yabancı uyruklu eşten boşanma davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesi veya eşlerin son olarak birlikte yaşadıkları yer mahkemesidir. Bu kural, yabancılık unsuru taşıyan davalarda da aynen uygulanır. Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi bu şekilde belirlenir.

    Eşlerden birinin Türkiye’de yerleşim yerinin bulunması, Türk mahkemelerinin yetkisini doğurur. Aynı şekilde, eşlerin belirli bir süre Türkiye’de birlikte yaşamış olmaları da yeterlidir. Ancak bu şartlar yoksa, Türk mahkemelerinde dava açılamaz.

    Uygulamada en sık yapılan hata, Türkiye’de vatandaşlık bağı bulunan her eşin her durumda Türkiye’de boşanma davası açabileceğinin düşünülmesidir. Oysa yerleşim yeri veya fiili birlikte yaşam kriterleri sağlanmadan açılan davalar usulden reddedilebilir.

    Yabancı Uyruklu Eşten Boşanmada Nafaka ve Velayet

    Yabancı uyruklu eşten boşanma halinde nafaka ve velayet talepleri de bağlama kurallarına tabidir. Nafaka bakımından, boşanmaya uygulanacak hukuk kural olarak nafakaya da uygulanır. Bununla birlikte, nafaka alacaklısının mutad meskeni de dikkate alınabilir.

    Velayet konusunda ise çocuğun üstün yararı temel ölçüttür. Hangi hukukun uygulanacağı belirlendikten sonra, hakim çocuğun yaşı, yaşam düzeni, eğitim durumu ve sosyal çevresi gibi unsurları değerlendirir. Yabancı uyruklu ebeveyne velayet verilmesi, tek başına hukuka aykırı değildir.

    Uygulamada sıkça karşılaşılan yanlışlardan biri, velayetin yabancı ebeveyne verilmesi halinde çocuğun mutlaka Türkiye’de kalacağı düşüncesidir. Velayeti alan ebeveyn, çocuğun yaşam yerini belirleme hakkına sahiptir; ancak diğer ebeveynle kişisel ilişkinin engellenmesi, velayetin değiştirilmesine yol açabilir.

    Sıkça Sorulan Sorular

    Yabancı uyruklu biri Türkiye’de boşanma davası açabilir mi?

    Eşlerden birinin Türkiye’de yerleşim yerinin bulunması veya eşlerin son olarak belirli bir süre Türkiye’de birlikte yaşamış olmaları halinde, yabancı uyruklu kişiler Türkiye’de boşanma davası açabilir.

    Yabancı ülkede verilen boşanma kararı Türkiye’de geçerli olur mu?

    Yabancı ülkede verilen boşanma kararları, Türkiye’de kendiliğinden hüküm doğurmaz. Kararın Türkiye’de geçerli olabilmesi için tanıma veya tenfiz işlemlerinin tamamlanması gerekir.

    Yabancı uyruklu eş nafaka alabilir mi?

    Yabancı uyruklu olmak, nafaka talep etmeye engel değildir. Şartların oluşması halinde, yabancı uyruklu eş lehine de nafakaya hükmedilebilir.

    Yabancı uyruklu eşe velayet verilebilir mi?

    Çocuğun üstün yararı gerektiriyorsa, velayet yabancı uyruklu eşe verilebilir. Vatandaşlık, velayet bakımından tek başına belirleyici bir unsur değildir.

    Hukuki Denetim
    Fatih Tahancı Denetlenme Tarihi:

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir