Yargıtay: Ölümlü Trafik Kazası – İmam Nikahlı Eş – Maddi Tazminat

yargitay-olumlu-trafik-kazasi-imam-nikahli-es-maddi-tazminat-ankara-avukat
17. Hukuk Dairesi         2015/6889 E.  ,  2018/631 K.
(Yargıtay: Ölümlü Trafik Kazası – İmam Nikahlı Eş – Maddi Tazminat – Destekten Yoksun Kalma)

  •  

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-
Davacı vekili, 07/11/2010 günü … plaka sayılı araç ile … plaka sayılı aracın kaza yaptığını,… plakalı araç içerisinde yolcu olan …’nin vefat ettiğini, …’nin davacı …’un imam nikahlı eşi olduğunu, eşinin ve çocuklarının destekten yoksun kaldığını belirterek eş için 5.500 TL ve çocukların her biri için 500,00’er TL olmak üzere toplam 8.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılma sırasında talebini eş … yönünden 130.661,00 TL’ye yükseltmiştir.

Davalı vekili, davacının aktif dava ehliyeti olmadığını, müteveffanın desteğinden yoksun kaldığının ispat edilmesi gerektiğini, Kurum tarafından davacılara ödeme yapıldığını, ayrıca hatır taşımasının söz konusu olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.Mahkemece, davanın kabulüne, 130.661,00 TL tazminatın, dava dilekçesinde talep edilen 5.500,00 TL için dava tarihinden itibaren, ıslah dilekçesinde talep edilen 125.161,00 TL için ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, karar verilmiş; hüküm, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1-Dava trafik kazası sonucunda ölümden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.1086 Sayılı HUMK’nun 388 ve 389. maddeleri ile 6100 Sayılı HMK’nun karşılık 297/1-2 maddeleri uyarınca, mahkeme kararında; hüküm sonucunun, taraflara yükletilen hak ve sorumlulukların şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde ayrı ayrı ve açıkça gösterilmesi gerekir. Yine, HUMK.nun 388/3. maddesi gereğince (HMK. 297/c) hükmün gerekçesinde tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli konular hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin gösterilmesi gerekir.

Bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiği T.C. Anayasasının 141/3. maddesinde de açıkça belirtilmiştir.

Bu hükümler yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereği ve kamu düzeni ile ilgili olup, yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar, kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta olması zorunludur. Zira, tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri, davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini bilmeleri gerekir. Yukarıdaki ilkelere ek olarak hakim, tarafların her bir talebi hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar vermek durumundadır.Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için ise ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş bir hükmün bulunması gerektiği açıktır.

Somut olayda, davacı vekili tarafından eş ve çocuklar yönünden ayrı ayrı destekten yoksunluk zararı oluştuğu ileri sürülerek maddi tazminat talep edilmiş, karar gerekçesinde; “davacı …’un 142.085,74 TL, …’un 742,20 TL destek tazminat alacaklarının mevcut olduğunu, diğer çocukların destek alacaklarının davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödemelerle fazlasıyla karşılandığının bilirkişi raporuyla sabit olduğu anlaşılmış, davacı … için talep edilen miktarı 130.661,00 TL olarak davacı vekili tarafından ıslah edildiği anlaşılmakla ıslah edilen miktar üzerinden davanın kabulüne” denilmiş, ancak hüküm fıkrasında ise (özünde dava kısmen kabul edilmiş olmasına rağmen), davanın kabulüne denilerek sadece davacı eş … hakkında hüküm kurulmuş olup, diğer davacı çocuklar hakkındaki talepler yönünden olumlu-olumsuz bir karar verilmemesi ve gerekçe ile hüküm arasında da açıklandığı şekilde çelişki yaratılması doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.

2-Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine ise şimdilik gerek görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …’na geri verilmesine 6.2.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.

 

Aşağıdaki yazılarımız ilginizi çekebilir!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir