Yargıtay: Yasaklanmış Hakların İadesi Kararı - Bihakkın Tahliye Tarihi - İnfaz

Av. Fatih Tahancı 8 Şub 2020 6 dk okuma
Yargıtay: Yasaklanmış Hakların İadesi Kararı - Bihakkın Tahliye Tarihi - İnfaz

Bu yazımızda Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin, yasaklanmış hakların iadesi kararı için üç yıllık süre hesaplanırken infaz tarihi olarak bihakkın tahliye tarihinin esas alınması gerektiğine ilişkin vermiş olduğu emsal kararı paylaştık.

Özet Bilgi

  • Zamanaşımı Süresi: Yasaklanmış hakların geri verilmesi için, mahkum olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık bir sürenin geçmiş olması gerekmektedir.
  • Şartlar: Yasaklanmış hakların geri verilmesi için; yeni bir suç işlenmemiş olması ve kişi hakkında iyi halli olduğu konusunda mahkemede bir kanaat oluşması şarttır.
  • Gerekli Belgeler: Yasaklanmış hakların iadesi talebi için, infazın tamamlandığına dair belgeler ve sürecin düzgün yürütüldüğünü gösteren müddetname gibi belgeler gereklidir.
  • Cezalar: Eğer kişi infaz süresi dolmadan yasaklanmış hakların geri verilmesi talebinde bulunursa, talep reddedilir ve yasal süreç devam eder.

3. Ceza Dairesi         2019/16844 E.  ,  2019/20866 K.
(Yargıtay: Yasaklanmış Hakların İadesi Kararı - Bihakkın Tahliye Tarihi - İnfaz)

  •  

"İçtihat Metni"

Kasten yaralama suçundan hükümlü ...'in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 86/3-e-son, 87/1-d ve 62/1. maddeleri uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Bursa 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.04.2013 tarihli ve 2013/208 Esas, 2013/277 Karar sayılı kararının, Dairemizin 08.06.2015 tarihli ve 2015/3635 Esas, 2015/19493 Karar sayılı kararı ile onanarak kesinleşmesini müteakip, hükümlü tarafından 5237 sayılı Kanun’un 53/1 ve 53/3. maddelerindeki kısıtlamaların kaldırılması talebinde bulunması üzerine, hükümlünün yasaklanmış haklarının geri verilmesine ilişkin Bursa 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.02.2018 tarihli ve 2013/208 Esas, 2013/277 Karar sayılı ek kararına karşı Adalet Bakanlığının 10.10.2019 tarihli ve 2019/11394 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 24.10.2019 tarihli ve 2019/99814 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.

Mezkur ihbarnamede;
Her ne kadar Bursa 10. Asliye Ceza Mahkemesince, "...Sanık ... hakkında 5253 sayılı Kanunun 13/A maddesinde belirtilen şartların gerçekleştiği.." gerekçesiyle hükümlünün talebinin kabulü ile yasaklanmış hakların iadesine karar verilmiş ise de,

Yasaklanmış hakların geri verilmesine ilişkin karara dayanak teşkil eden 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu 13/A maddesinde yer alan ''5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunların belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkûmiyete bağladığı hak yoksunluklarının giderilebilmesi için, yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebilir. Bunun için; Türk Ceza Kanunu'nun 53 üncü maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları saklı kalmak kaydıyla,
a) Mahkûm olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık bir sürenin geçmiş olması,
b) Kişinin bu süre zarfında yeni bir suç işlememiş olması ve hayatını iyi halli olarak sürdürdüğü hususunda mahkemede bir kanaat oluşması gerekir.'' şeklindeki düzenleme dikkate alındığında, memnu hakların iadesikararı verilebilmesi için infazın tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık sürenin geçmiş olmasının gerekmesi karşısında, dosya içerisinde bulunan Bursa Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 16.03.2016 tarihli ve 2015/2-12828 sayılı müddetnameye göre, hükümlünün mahkum olduğu 4 yıl 2 ay hapis cezasının infazı için 15.03.2016 tarihinde cezaevine alındığı ve bihakkın tahliye tarihinin 16.03.2020 olduğu, bu haliyle yasaklanmış hakların iadesine ilişkin kararın verildiği tarihte hükümlünün infazının devam ettiği gözetilmeden, talebin reddi yerine yazılı şekilde kabülüne karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK'nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.

Gereği görüşülüp düşünüldü:
Dosya kapsamına göre, Bursa 10. Asliye Ceza Mahkemesince hükümlünün talebinin kabulü ile yasaklanmış hakların geri verilmesine karar verilmiş ise de, anılan karara dayanak teşkil eden 5560 sayılı Kanun ile değişik 5352 sayılı Adli Sicil Kanun'un 13/A maddesinde yer alan, “(1)5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunların belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkumiyete bağladığı hak yoksunluklarının giderilebilmesi için, yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebilir. Bunun için; Türk Ceza Kanunu'nun 53 üncü maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları saklı kalmak kaydıyla, a) Mahkum olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık bir sürenin geçmiş olması, b) Kişinin bu süre zarfında yeni bir suç işlememiş olması ve hayatını iyi halli olarak sürdürdüğü hususunda mahkemede bir kanaat oluşması gerekir.

(2) Mahkûm olunan cezanın infazına genel af veya etkin pişmanlık dışında başka bir hukukî nedenle son verilmiş olması halinde, yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebilmesi için, hükmün kesinleştiği tarihten itibaren beş yıl geçmesi gerekir. Ancak, bu süre kişinin mahkûm olduğu hapis cezasına üç yıl eklenmek suretiyle bulunacak süreden az olamaz.” şeklindeki düzenleme dikkate alındığında, yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı verilebilmesi için infazın tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık sürenin geçmiş olmasının gerekmesi karşısında, hükümlünün mahkum olduğu “4 yıl 2 ay hapis” cezasının, bihakkın tahliye tarihinin 16.03.2020 olması nedeniyle hükümlünün mahkum olduğu ceza henüz infaz edilmediğinden yasaklanmış hakların geri verilmesine karar verilemez.

Bu nedenle, Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden; Bursa 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.02.2018 tarihli ve 2013/208 Esas, 2013/277 Karar sayılı ek kararının 5271 sayılı CMK'nin 309/4. maddesinin (c) bendi gereğince, aleyhe sonuç doğurmamak üzere, kanun yararına BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.11.2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.

Bihakkın tahliye nedir

Bihakkın tahliye, hükümlünün ceza infaz kurumundan cezasının tümü infaz edildikten sonra koşullu salıverilme olmaksızın serbest kalmasıdır. Bu tarih, infaz sürecinin sona erdiği anı gösterir ve birçok hukuki hesaplamada belirleyici olur. Özellikle yasaklanmış hakların iadesi değerlendirmesinde, tahliye zamanı infazın tamamlandığı anla doğrudan ilişkilendirilir.

Bihakkın tahliye ile infaz süresi

Bihakkın tahliye ile infaz süresi aynı şey değildir; infaz süresi, cezanın cezaevinde ve ilgili infaz rejiminde geçirdiği toplam zamanı ifade eder. Bihakkın tahliye ise bu sürenin sonunda gerçekleşen serbest bırakılmadır. Uygulamada süre hesabı yapılırken, cezanın infazının fiilen ne zaman tamamlandığı dikkatle belirlenir.

Yasaklanmış hakların iadesi şartları

Yasaklanmış hakların iadesi, mahkûmiyet nedeniyle doğan hak yoksunluklarının giderilmesini sağlayan istisnai bir kurumdur. 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu 13/A maddesi uyarınca, infazın tamamlandığı tarihten itibaren üç yıl geçmiş olmalı, bu sürede yeni suç işlenmemeli ve kişinin iyi halli olduğu yönünde kanaat oluşmalıdır. Şartlar birlikte aranır.

Adli Sicil Kanunu 13/A maddesi

Adli Sicil Kanunu 13/A maddesi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunların bağladığı hak yoksunluklarının kaldırılmasına ilişkin temel düzenlemeyi içerir. Bu madde, hak yoksunluklarının giderilmesi için mahkemeye başvuru yolunu açar. Uygulamada madde metnindeki üç yıllık bekleme süresi ve iyi hal değerlendirmesi belirleyici rol oynar.

İnfazın tamamlandığı tarih ile bihakkın tahliye farkı

İnfazın tamamlandığı tarih ile bihakkın tahliye tarihi çoğu dosyada aynı görünse de her zaman örtüşmeyebilir. Denetimli serbestlik, mahsup, ceza ertelemesi ya da başka infaz işlemleri tarihler arasında fark yaratabilir. Bu nedenle yasaklanmış hakların iadesi başvurularında yalnızca ceza miktarına değil, infazın hangi tarihte sona erdiğine bakılır.

Üç yıllık süre ne zaman başlar

Yasaklanmış hakların iadesi için üç yıllık süre, infazın tamamlandığı tarihten itibaren başlar. Mahkemenin karar tarihi değil, cezanın sona erdiği tarih esas alınır. Bu ayrım, Yargıtay 3. Ceza Dairesi kararlarında da vurgulanan kritik bir noktadır. Süre hesabında erken başvuru yapılması taleplerin reddine yol açabilir.

Mahkemenin yaptığı yaygın hatalar

Uygulamada en sık hata, bihakkın tahliye tarihi ile infazın tamamlandığı tarihi karıştırmaktır. Bir diğer hata, üç yıllık sürenin dolup dolmadığını dosya üzerinden yeterince araştırmadan karar verilmesidir. Ayrıca iyi hal değerlendirmesi soyut bırakılmamalıdır. Bu emsal karar, süre hesabının infaz verileriyle doğrulanması gerektiğini açık biçimde gösterir.

Bu emsal kararın pratik sonucu

Bu emsal karar, yasaklanmış hakların iadesi taleplerinde infazın devam edip etmediğinin titizlikle kontrol edilmesi gerektiğini ortaya koyar. Mahkeme, başvuruyu değerlendirirken müddetname, tahliye tarihi ve cezanın bitiş anını birlikte incelemelidir. Aksi halde infaz tamamlanmadan verilen kabul kararları kanun yararına bozma incelemesine konu olabilir.

Hak yoksunluklarının giderilmesi nasıl değerlendirilir

Hak yoksunluklarının giderilmesi değerlendirilirken mahkeme, yalnızca formal süre koşuluna bakmaz. Kişinin yeni suç işleyip işlemediği, toplumsal yaşantısındaki tutumu ve dosyadaki belgeler birlikte incelenir. Bu süreçte yasaklanmış hakların iadesi, otomatik değil takdire bağlı bir kurumdur. Karar, somut olgularla desteklenmelidir.

Başvuru öncesi hangi belgeler gerekir

Başvuru öncesinde infazın tamamlandığını gösteren müddetname, adli sicil kaydı ve kimlik bilgileri hazır bulundurulmalıdır. Gerekirse cezanın hangi tarihte sona erdiğini gösteren infaz yazıları da dosyaya eklenir. Belgeler, mahkemenin üç yıllık sürenin başlangıcını doğru belirlemesine yardımcı olur ve hatalı değerlendirme riskini azaltır.

Koşullu salıverilme ile bihakkın tahliye farkı

Koşullu salıverilme, cezanın belirli kısmı infaz edildikten sonra denetim altında dışarı çıkmayı ifade eder. Bihakkın tahliye ise cezanın tamamen sona ermesiyle gerçekleşir. Yasaklanmış hakların iadesi bakımından önemli olan, denetimli süreç değil, cezanın gerçekten bitip bitmediğidir. Bu nedenle tarih hesabı doğru yapılmalıdır.

İnfaz kayıtları neden önemlidir

İnfaz kayıtları, bihakkın tahliye ve infazın tamamlandığı tarih tespitinde birincil delil niteliği taşır. Mahkeme, hükümlünün cezaevine giriş ve çıkış kayıtlarını, müddetnameyi ve varsa denetimli serbestlik bilgilerini birlikte değerlendirmelidir. Eksik kayıtla verilen kararlar, yasaklanmış hakların iadesi yönünden isabetsiz sonuçlar doğurabilir.

Kararın başvurulara etkisi

Bu karar, yasaklanmış hakların iadesi başvurularında tarih hesabının usuli değil, esasa etkili bir unsur olduğunu gösterir. Başvuru yapan kişi, üç yıllık sürenin infaz bitiminden sonra başladığını gözetmelidir. Mahkemeler ise dosya kapsamındaki infaz verilerini denetleyerek karar kurmalıdır. Böylece hatalı kabul veya ret kararları önlenir.

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki görüş niteliği taşımaz. Somut durumunuza ilişkin değerlendirme için hukuki danışmanlık almak üzere bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Hukuki Denetim

Fatih Tahancı · Denetlenme Tarihi: 20 Ağustos 2024

0 Yorum

Henüz yorum yok. İlk yorumu siz bırakın.

Yorum Bırakın

Sorunuz veya görüşünüz için aşağıdaki formu kullanabilirsiniz.

E-posta adresiniz yayınlanmaz.

Yorumunuz moderasyon sonrası yayınlanır. Bilgileriniz üçüncü taraflarla paylaşılmaz.

Bizi Arayın Whatsapp