Bu yazımızda; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yetiştirme, hasat ve alım sözleşmesi çerçevesinde zamanında hasat yapması gereken davalının hasatı zamanında yapmamasından dolayı ürünlerin zayi olması sebebiyle davalının davacıya tazminat ödemesi gerektiği yönündeki emsal kararını paylaştık.
Özet Bilgi
- Zamanaşımı Süresi: Tazminat talepleri için genel zamanaşımı süresi 10 yıldır.
- Gerekli Belgeler: Davacı, zararın tespiti için delil tespiti yaptırmalı ve bilirkişi raporu sunmalıdır.
- Cezalar: Davalı, hasadı zamanında yapmaması nedeniyle 14.726,88 TL zararı karşılamakla yükümlüdür.
- Mahkeme Kararı: Mahkeme, davacının talep edebileceği net miktarı 5.522,58 TL olarak belirlemiştir.
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ (ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ SIFATIYLA)
TÜRK MİLLETİ ADINA Taraflar arasında görülen davada Bandırma 2. Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 23/10/2018 tarih ve 2016/319-2018/425 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin taraf vekilleri tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:Davacı vekili, taraflar arasında “Dane Bezelye Yetiştirme ve Alım” sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye göre, müvekkilinin taraflarca belirlenen bir taşınmazda bezelye yetiştireceğini, olgunlaşan bezelyelerin ise davalı şirkete ait hasat makinesiyle hasat edilerek teslim edileceğini, davalı şirketin sözleşmeyle belirlenen takvimde hasadı gerçekleştirmemesi sebebiyle ürünün zayi olduğunu, müvekkilinin uğradığı zararın davadan önce yaptırılan delil tespitiyle 14.726,88 TL olarak tespit edildiğini, zararın tahsili amacıyla davalı şirket aleyhine yaptıkları takibin davalının haksız itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek, itirazın iptalini ve icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, müvekkiline ait hasat makinesinin başka üreticilere ait tarlalarda hasat yapıldığı esnada hasarlandığını, müvekkilinin vakit kaybetmeksizin yeni bir hasat makinesi temin ettiğini ancak o tarihlerde meydana gelen yağışlar sebebiyle davacı ürününün hasadının bir süre daha gerçekleştirilemediğini, sözleşmenin 4. maddesine göre, söz konusu durumun mücbir sebep niteliğinde olduğunu, davacının tarlada kalan ürünü tohum olarak değerlendirdiğini ve gelir elde ettiğini, hesaplama yapılırken bu yolla elde edilen gelirin mahsubu gerektiğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılanma sonucunda, taraflar arasında akdedilen sözleşme uyarınca hasadın davalının yükümlülüğünde olduğu, toplanan delillerden, davalı şirketin hasadı yapmaması sebebiyle davacının zarara uğradığının anlaşıldığı ve bu nedenle uğradığı zararın 14.726,881 TL olduğu, ancak hasadın yapılamaması sebebiyle kuru halen gelen bezelyenin ekonomik değeri olduğu, bu değerin uğranılan zarardan mahsubu gerektiği, gerekli mahsup yapıldığında davacın talep edebileceği miktarın 5.522,58 TL olarak belirlendiği, alacak likit olmadığından davacı yanın icra inkar tazminatı talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabülü ile, itirazın kısmen iptaline, takibin 5.522,58 TL asıl alacak ve takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte devamına karar verilmiştir. Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-) Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve davalı yanca, her ne kadar hasadın mücbir sebeplerle zamanında yapılamadığı savunulmuşsa da, menfi durumun bizatihi davalının kusurundan kaynaklanmış olmasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
2-) Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, mahkemece, zamanında hasat edilememesi sebebiyle konservelik olarak kullanılmasına imkan bulunmayan ürünün tohumluk olarak ekonomik değeri bulunduğu gerekçesiyle, hasardan sovtaj indirimi yapılmışsa da, davacı yanca davadan önce yaptırılan delil tespiti neticesinde ibraz edilen bilirkişi raporunda, tarlada kalan ürünün tohumluk olarak dahi kullanamayacak halde olduğu mütala edilmiştir. Nitekim, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda da, yörede tohumluk olarak bezelye yetiştirilmediği belirtilerek, ürünün bu yöntemle değerlendirilemeyeceği belirtilmiştir. Bu itibarla, mahkemece, bilirkişi raporlarındaki aksi yöndeki tespite rağmen herhangi bir gerekçe ortaya konulmaksızın hasardan belirtilen şekilde sovtaj indirimi yapılması doğru görülmemiş, hükmün davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, temyiz harcı peşin alındığından davalıdan başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 09/12/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Hasat yükümlülüğünün kapsamı
Hasat yükümlülüğü, sözleşmede açıkça davalıya bırakılmışsa teknik bir ifa borcu olarak değerlendirilir. Bu durumda davalının yalnızca makine sağlama değil, hasadı uygun zamanda tamamlama borcu da doğar. Yükümlülüğün süresi geçirilirse ürünün doğal olgunluk süreci ve zayi riski dikkate alınır; ifanın gecikmesi, doğrudan tazminat sorumluluğunu gündeme getirir.
Mücbir sebep değerlendirmesi
Mücbir sebep iddiası, olayın öngörülemez ve kaçınılmaz olduğunun somut biçimde ispatlanmasına bağlıdır. Hasat makinesinin arızalanması tek başına yeterli görülmez; yerine makine temin edilip edilemediği ve gecikmenin gerçekten zorunlu olup olmadığı incelenir. Yağışların etkisi de soyut şekilde değil, sözleşme tarihleri ve tarımsal koşullar ile birlikte değerlendirilir.
Zararın belirlenmesinde yöntem
Zarar hesabı, ürünün piyasa değeri ile gerçekleşen kaybın karşılaştırılması esasına dayanır. Mahkeme, delil tespiti, bilirkişi incelemesi ve dosya kapsamını birlikte değerlendirerek net zarar miktarını belirler. Bu hesapta hasat edilemeyen ürünün o tarihteki ekonomik değeri, verim durumu ve elde edilebilecek satış geliri temel alınır.
Mahsup kuralının önemi
Mahsup kuralı, zarar gören tarafın aynı olaydan doğan faydasının tazminattan indirilmesini sağlar. Ürün tarlada kalarak başka bir şekilde değerlendirildiyse, bu gelir zarar hesabından düşülür. Böylece tazminat, gerçek zararı aşmaz. Mahsup yapılırken gelirin kaynağı, miktarı ve sözleşme ihlaline etkisi açık biçimde ortaya konulmalıdır.
Likit alacak şartı
İcra inkar tazminatı için alacağın likit olması gerekir. Likit olmayan alacaklarda miktar, yargılama ve bilirkişi incelemesiyle belirlenir; bu nedenle itirazın haksız çıkması tek başına tazminata yetmez. Bu olayda da zarar miktarı hesaplamaya muhtaç olduğundan, icra inkar tazminatı talebi kabul edilmemiştir. Likitlik, alacağın belirlenebilirliğini ifade eder.
Sözleşme serbestisinin sınırları
Sözleşme serbestisi, taraflara borç ve risk paylaşımını belirleme imkânı tanır; ancak bu serbesti dürüstlük kuralı ve ifa yükümlülüğü ile sınırlıdır. Hasat zamanı gibi kritik hususlar açıkça kararlaştırılmışsa, taraflardan biri bu takvime uymak zorundadır. Aksi halde sözleşmeye aykırılık doğar ve zarar sorumluluğu gündeme gelir.
Ürünün zayi olması ve illiyet bağı
Ürünün zayi olduğu iddiasında, zarar ile sözleşmeye aykırı davranış arasında uygun illiyet bağı kurulmalıdır. Hasat gecikmesinin ürünü değersiz hale getirdiği veya satış kabiliyetini ortadan kaldırdığı gösterilmelidir. Tarımsal üretimde zaman faktörü belirleyici olduğundan, gecikme çoğu kez doğrudan zararın nedeni sayılır. Ancak dış etkenler ayrıca tartışılmalıdır.
Delil tespitinin işlevi
Delil tespiti, zarar miktarını ve olay anındaki durumu sonradan ispatlayabilmek için önemli bir araçtır. Özellikle tarımsal ürünlerde hasat edilmeden önceki verim, kalite ve piyasa değeri değişkenlik gösterdiğinden, erken tespit son derece önemlidir. Mahkeme, bu tespit sonucunu bilirkişi raporlarıyla birlikte değerlendirerek maddi zararın kapsamını belirler.
Asliye ticaret mahkemesi sıfatı
Uyuşmazlık, tarafların ticari ilişkisinden doğduğu ölçüde asliye hukuk mahkemesi, asliye ticaret mahkemesi sıfatıyla görev yapar. Görev meselesi kamu düzenine ilişkindir ve yargılamanın her aşamasında dikkate alınır. Sözleşmenin niteliği, tarafların tacir olup olmaması ve uyuşmazlığın ticari işletme ile bağlantısı görev değerlendirmesinde belirleyici olur.
Kararın uygulamadaki etkisi
Karar, tarımsal sözleşmelerde hasat yükümlülüğünün ciddiyetini ve gecikmenin doğurabileceği mali sonuçları gösterir. Sözleşmede teknik ekipman sağlanması tek başına yeterli değildir; ifanın süresinde tamamlanması gerekir. Bu yaklaşım, üreticiler ile alım yapan şirketler arasında risk dağılımını netleştirir ve sözleşme hazırlığında takvim hükümlerinin daha dikkatli kurulmasını gerektirir.
0 Yorum
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz bırakın.
Yorum Bırakın
Sorunuz veya görüşünüz için aşağıdaki formu kullanabilirsiniz.