Yargıtay: İş Kazası Rücu Davası - Kusur Tespiti - Bilirkişi - Mermer Ocağı

Av. Fatih Tahancı 9 Eki 2025 10 dk okuma
Yargıtay: İş Kazası Rücu Davası - Kusur Tespiti - Bilirkişi - Mermer Ocağı

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
2017/3275 E.  ,  2019/5859 K.
(Yargıtay: İş Kazası Rücu Davası - Kusur Tespiti - Bilirkişi - İş Sağlığı ve Güvenliği -  Mermer Ocağı)

Özet Bilgi

  • Zamanaşımı Süresi: Rücu davaları için zamanaşımı süresi, 506 sayılı Kanun'un 26. maddesi gereğince 10 yıldır.
  • Gerekli Belgeler: İş kazasına ilişkin muayene evraklarının, bakım kayıtlarının ve varsa daha önce açılmış tazminat davalarına dair belgelerin temin edilmesi gerekmektedir.
  • Kusur Tespiti: Kusur oranı belirlemek hakimin görevindedir; bilirkişi yalnızca teknik değerlendirme yapabilir ve doğrudan kusur oranı veremez.
  • Cezalar: İşveren, iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerini almakla yükümlüdür; işçinin kusurlu davranışları, işverenin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
  •  

"İçtihat Metni"

Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

Dava, 10.03.2008 tarihli iş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan peşin sermaye değerli gelirler ve cenaze yardımından oluşan Kurum zararının rücuan tahsili istemine ilişkin olup, davanın yasal dayanağı 506 sayılı kanunun 26. maddesidir.

Rücu davaları, kusur sorumluluğuna dayanmakta olup, iş kazasında kusuru olanlar davacı Kurumun rücu alacağından kusurları karşılığında sorumludur. Kusurun belirlenmesinde ise; zararlandırıcı sigorta olayının ne şekilde oluştuğunun, dosya içeriğindeki tüm deliller taktir olunarak belirlenmesi ve kabul edilen maddi olgular doğrultusunda, konusunda uzman sayılacak kişilerden oluşturulacak bilirkişi heyetinden, aynı olay nedeni ile daha önce açılmış ve kesinleşmiş tazminat ve ceza davaları varsa, bu davalardaki kusur raporları ile çelişki oluşturmayacak şekilde kusur oran ve aidiyeti konusunda rapor alınması gereklidir. Kusur durumu saptanırken, iş güvenliği mevzuatına göre hangi önlemlerin alınması gerektiğinin, bu önlemlerin işverence alınıp alınmadığının ve alınmış önlemlere sigortalı işçinin uyup uymadığının, 506 sayılı Kanunun 26. maddesi ve olay tarihinde yürürlükte bulunan 4857 sayılı Kanunun 77. maddesi çerçevesinde değerlendirilerek belirlenmesi gerekir.

Sigortalı veya hak sahipleri tarafından tazmin sorumluları aleyhine açılan tazminat davalarında alınan kusur tespitine ilişkin bilirkişi raporları ile ulaşılan sonuçlar, rücu davasında Kurumun taraf olmaması nedeniyle bağlayıcı nitelikte bulunmamakta ise de  işçi sağlığı ve iş güvenliği kuralları yönünden ayrıntılı irdeleme içermesi halinde güçlü delil olarak kabul edilmektedir.

Dosya kapsamından, iş kazasının sigortalının içinde bulunduğu davalı işverene ait mermer yüklü kamyonun devrilmesi şeklinde meydana geldiği, trafik kaza raporunda kaza nedeni olarak lastik patlamasının gösterildiği, davalı işveren vekilinin Kurum Müfettişine verdiği ifadede aracın bakım kartının olmadığı, aracın servisi kapandığından sanayide bakım yapıldığının bildirildiği, dosya içinde sanayiden alınmış araç bakımına ilişkin faturaların bulunduğu, ancak araca ait muayene evraklarının bulunmadığı, aracın en son ne zaman kontrol edildiği dolayısıyla araçta eksiklik bulunup bulunmadığı, bu eksikliklerin giderilip giderilmediği ve sigortalının hak sahipleri tarafından açılmış tazminat davası bulunup bulunmadığı hususlarının araştırılmadığı anlaşılmaktadır.

Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında Mahkemece, araca ait muayene evraklarının celbi ile en son ne zaman kontrol edildiğinin, kontrol sonucu araçta eksiklik bulunup bulunmadığı, bu eksiklerin giderilip giderilmediği hususları ile hak sahipleri tarafından açılmış tazminat davası araştırılmalı, varsa celp edilerek irdelenmeli, tazminat dosyasının kesinleşmesi halinde tazminat davasında verilen kararın güçlü delil oluşturduğu hususu gözetilmek suretiyle davalı ve dava dışı kişilerin kusur oran ve aidiyetleri; iş kazasının gerçekleştiği iş kolu ile iş güvenliği alanında uzman kişilerden seçilecek bilirkişi kurulundan yeniden kusur raporu aldırılmak suretiyle maddi oluşa ve kanuna uygun olarak belirlenmeli ve sonucuna göre karar verilmelidir.

Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, eksik inceleme ve araştırma sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O hâlde, temyiz eden vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 04.07.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bilirkişi Kusur Oranı Veremez – Yargıtay Görüşü

Yargıtay, birçok kararında bilirkişinin kusur oranı belirleme yetkisinin olmadığını, sadece olayla ilgili teknik değerlendirme yapabileceğini vurgulamıştır. Kusur oranı belirlemek, hukuki nitelendirme gerektirdiğinden, bu görev hakime aittir.

Bilirkişi raporu, yalnızca olayın teknik yönlerini aydınlatmak, nedensellik bağı ve zararın oluş şekli hakkında bilgi vermek amacıyla düzenlenir. Ancak “%100 kusurlu”, “%50-50 kusur” gibi oranlar bilirkişi tarafından doğrudan verilirse, Yargıtay bu durumu hukuki değerlendirme yetkisinin aşılması olarak görmektedir.

Nitekim Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin yerleşik içtihatlarında;

“Kusur oranı belirlemek hakimin görevidir. Bilirkişinin, sadece kusurun teknik yönlerini açıklamakla yetinmesi gerekir.”

şeklinde hüküm kurulmuştur.

Bu nedenle, mahkeme kararlarının bilirkişi tarafından belirlenen kusur oranına değil, bilirkişi raporundaki teknik tespitlere dayanarak hakimin takdir edeceği kusur oranına göre verilmesi gerekmektedir.

İş Kazasında İşçinin Kusuru Yargıtay Kararı

Yargıtay’ın yerleşik kararlarına göre, işçinin kendi güvenliğini tehlikeye atacak davranışlarda bulunması kusur sayılır; ancak bu durum, işverenin sorumluluğunu tamamen ortadan kaldırmaz.

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E.2018/3561, K.2020/4559:
“İşveren, iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerini almakla yükümlüdür. İşçinin dikkat ve özen eksikliği olsa dahi, bu durum işverenin sorumluluğunu tamamen kaldırmaz.”

İş Davası Bilirkişi Raporu Örneği

İŞ MAHKEMESİ’NE SUNULMAK ÜZERE
BİLİRKİŞİ RAPORU

Dosya No : … / …
Davacı :
Davacı Vekili : Av. …
Davalı :
Davalı Vekili : Av. …
Konu : Davacı tarafından talep edilen işçilik alacaklarının ve ilgili hakların değerlendirilmesi için hazırlanmış rapordur.

I. İddia ve Talepler

Davacı vekili, davacı lehine; ücret alacakları, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai, genel tatil ücreti, yıllık izin ücreti ve sair alacakların dava konusu edildiğini ileri sürmüştür. Davalı savunmasında, iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiği, alacakların ödendiği ya da hak iddiasının gerçek dışı olduğu yönünde savunmalar yapmıştır.

II. İncelenen Belgeler ve Deliller

Dosya kapsamında aşağıdaki belgeler ve deliller incelenmiştir:

  • İş akdi, sözleşmeler, ek protokoller
  • Bordro ve ücret ödeme belgeleri
  • SGK hizmet dökümü ve sigorta kayıtları
  • Tanık ifadeleri
  • Yazılı yazışmalar ve elektronik kayıtlar
  • Mahkemece verilen ara karar, belge talepleri ve ek istenen belgeler

III. Teknik ve Hukuki Değerlendirme

  1. Tarafların sunmuş olduğu belgeler incelendiğinde, davacının belli dönemlere ait ücret bordrolarının eksik veya belirsiz olduğu tespit edilmiştir.
  2. SGK hizmet dökümündeki kayıtlarla bordro kayıtları arasında bazı farklılıklar görülmektedir; bu durum, bordro beyanlarının tek başına kesin delil olamayacağını gösterir.
  3. Tanık beyanları ile işyerine ait iç yazışmalar, fazla çalışma ve tatil günlerinde çalıştırma iddialarını destekler niteliktedir.
  4. Mevzuat açısından, 4857 sayılı İş Kanunu ve ilgili yönetmelikler dikkate alındığında, bordrolu çalışanın fazla mesai ve tatil günlerinde çalışması halinde ücret talep hakkı bulunmaktadır.
  5. Bilirkişi, teknik olarak alacak kalemlerini, mevcut belgeler, tanık beyanları ve hesaplama yöntemlerine göre değerlendirmiştir. Ancak alacak tutarlarının kesin tayini ve hangi yıllara ait olduğu hususu, mahkemenin takdirindedir.

IV. Hesaplamaya İlişkin Tespitler

  • Davacının son brüt ücreti X TL olarak kabul edilmiştir.
  • Bu ücret esas alınarak kıdem ve ihbar tazminatı hesabı yapılmıştır.
  • Fazla çalışma ve tatil günlerinde çalışma iddiaları, tanık beyanları üzerinden saat bazında hesaplanmıştır.
  • Eksik ödeme ya da mahsup edilen tutarlar varsa, bu durum belgeler ışığında düşülmüştür.

V. Sonuç ve Kanaat

Dosya kapsamındaki deliller ve teknik değerlendirmeler doğrultusunda;

  • Davacının işçilik alacaklarının kısmının kabul edilmesi gerektiği,
  • Alacakların hangi yıllara ait olduğunun ve tutarlarının mahkemece takdir edileceği,
  • Bilirkişi tarafından belirlenen tutarların kesin olmayıp öneri niteliği taşıdığı,
  • Mahkemenin, takdir yetkisini kullanarak nihai kararı vermesi gerektiği kanaatine varılmıştır.

Bu rapor, tarafların delillerine ve hukuki değerlendirmelere ışık tutmak amacıyla hazırlanmıştır.

Bilirkişi
Adı Soyadı
İmza

Sıkça Sorulan Sorular

İş Kazası Bilirkişi Raporu

İş kazası bilirkişi raporu, mahkemeler veya SGK tarafından yürütülen incelemelerde kazanın oluş şekli, tarafların yükümlülükleri ve alınmayan iş güvenliği tedbirleri açısından yapılan teknik değerlendirmeyi içerir. Rapor, genellikle iş güvenliği uzmanı, mühendis ve hukukçu bilirkişilerden oluşan bir heyet tarafından hazırlanır. Amaç, hakimin olayın teknik boyutunu anlamasına yardımcı olmaktır.

SGK Rücu Davası Bilirkişi Raporu

SGK, iş kazası sonucunda sigortalıya yaptığı ödemeleri kusurlu işverene veya üçüncü kişilere rücu edebilir. Bu tür davalarda bilirkişi raporu, sigorta ödemesinin dayanağını, kusur oranlarını ve zararın kapsamını belirlemek için hazırlanır. Raporda, kazanın iş sağlığı ve güvenliği mevzuatına uygunluğu ve işverenin önlem alma yükümlülükleri ayrıntılı biçimde incelenir.

İş Kazası Kusur Raporu Nereden Alınır?

İş kazasıyla ilgili bilirkişi raporları, mahkeme dosyasına sunulan deliller arasındadır ve doğrudan mahkeme kaleminden veya e-devlet üzerinden UYAP Vatandaş Portalı aracılığıyla erişilebilir. Eğer dosya SGK tarafından incelenmişse, SGK İl Müdürlüğü’nden yazılı başvuru yapılarak kusur tespit raporu örneği alınabilir.

SGK İş Kazası Kusur Oranı Tespiti

SGK, iş kazasının bildiriminin ardından kendi bünyesinde teknik inceleme yapar ve kusur oranı tespiti yapar. Bu tespit, İş Müfettişi raporu, ifade tutanakları ve olay yeri incelemeleri esas alınarak yapılır. SGK’nın belirlediği kusur oranı, mahkemeyi bağlamaz, ancak rücu davalarında önemli bir delil niteliği taşır.

İş Kazası Kusur Oranı Nasıl Belirlenir?

Kusur oranı belirlenirken, iş güvenliği mevzuatı, işverenin gözetim borcu, çalışanın dikkat yükümlülüğü ve nedensellik bağı dikkate alınır. Uzman bilirkişiler, kazanın hangi ihmaller sonucu meydana geldiğini teknik olarak açıklar. Ancak oranlama (örneğin %70 işveren, %30 işçi gibi) hakim tarafından yapılır. Bu oran, tazminat miktarının belirlenmesinde doğrudan etkili olur.

Bilirkişinin Kusur Oranı Belirleme Yetkisi

Bilirkişi kusur oranı verebilir; ancak bu oran, teknik inceleme sınırları içinde kalmalıdır. Bilirkişi olayın oluşunu, ihlalleri ve nedensellik bağını açıklar; hukuki sorumluluk ve nihai kusur takdiri mahkemeye aittir. İş kazası dosyasında rapor, somut delillere dayanmalı ve mevzuatla uyumlu kurulmalıdır. Soyut oranlar denetime elverişli sayılmaz.

İş Kazasında Kusur Oranının Tespiti

İş kazasında kusur oranı tespiti, olayın meydana geliş şekli, iş güvenliği önlemleri ve tarafların yükümlülükleri birlikte değerlendirilerek yapılır. Mahkeme, tanık beyanları, tutanaklar, işyeri kayıtları ve uzman incelemesiyle sonuca gider. İşverenin gözetim borcu ile işçinin talimatlara uyma yükümlülüğü ayrı ayrı incelenir. Her somut olayda oranlar değişebilir.

SGK rücu davasında kusur oranı ve bilirkişi raporu

SGK rücu davasında kusur oranı ve bilirkişi raporu, Kurum zararının hangi kişilerden ve hangi ölçüde istenebileceğini belirler. Mahkeme, önceki tazminat ve ceza dosyalarındaki raporlarla çelişmeyen, ayrıntılı ve gerekçeli bir inceleme ister. Rücu sorumluluğu kusura bağlı olduğundan, eksik araştırma ile kurulan rapor hükme esas alınmamalıdır. Dosya bütünlüğü gözetilmelidir.

İş Kazası Kusur Raporunun Temini

İş kazası kusur raporu, mahkeme tarafından atanan bilirkişi heyetinden alınır. Gerekirse iş sağlığı ve güvenliği, makine, trafik veya işyeri organizasyonu alanlarında uzman kişiler görevlendirilir. Tarafların özel olarak aldığı raporlar dosyaya sunulabilir; ancak bunlar tek başına bağlayıcı değildir. Hakim, resmî bilirkişi incelemesini esas alarak değerlendirme yapar.

İş kazasında işçinin ağır kusuru halinde Yargıtay yaklaşımı

İş kazasında işçinin ağır kusuru halinde Yargıtay yaklaşımı, işverenin yükümlülüklerini ortadan kaldırmaz. İşçinin açık talimatlara aykırı davranışı veya bariz riskleri göze alması, kusur oranını artırabilir. Buna rağmen işverenin eğitim, denetim, bakım ve gözetim eksikleri ayrıca tartışılır. Sonuçta kusur, tarafların somut davranışlarına göre paylaştırılır.

Kalp Krizinin İş Kazası Sayılmasında Kusur Oranı Değerlendirmesi

Kalp krizi iş kazası sayılırsa kusur oranı, olayın işyeri koşullarıyla bağlantısına ve işverenin önlem alıp almadığına göre değerlendirilir. Ağır çalışma temposu, sıcaklık, stres veya uygun olmayan görev dağılımı dikkate alınabilir. Buna karşılık önceden mevcut sağlık sorunları da incelenir. Mahkeme, tıbbi ve hukuki unsurları birlikte ele alır.

İş Kazasında Araç Bakım Kayıtlarının Önemi

İş kazasında araç bakım kayıtları, özellikle taşıma ve maden faaliyetlerinde kusur tespitini doğrudan etkiler. Servis faturaları, muayene belgeleri, bakım kartları ve kontrol tutanakları, aracın olay öncesi durumunu gösterir. Bu belgeler yoksa veya eksikse işverenin denetim yükümlülüğü sorgulanır. Düzenli bakımın ispatı, kusurun paylaşımında belirleyici olabilir.

Önceki ceza ve tazminat dosyaları rücu davasında nasıl değerlendirilir?

Önceki ceza ve tazminat dosyaları rücu davasında bağlayıcı olmasa da güçlü delil niteliği taşıyabilir. Özellikle aynı olay hakkında düzenlenmiş ayrıntılı kusur raporları, yeni incelemeye ışık tutar. Mahkeme, bu dosyaları celp ederek çelişki olup olmadığını denetler. Kesinleşmiş kararlar, olayın oluşuna dair önemli bir referans oluşturur.

İşverenin iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüğü nedir?

İşverenin iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüğü, riskleri önceden tespit etmek ve gerekli tedbirleri almak anlamına gelir. Eğitim, ekipman, bakım, gözetim ve denetim bu yükümlülüğün parçasıdır. İşveren, yalnızca kural koymakla yetinemez; uygulamayı da takip etmelidir. Önlem eksikliği, rücu davalarında kusur oranını artıran temel unsurlardan biridir.

İşçinin talimatlara uymaması kusur oranını etkiler mi?

İşçinin talimatlara uymaması kusur oranını etkiler; ancak tek başına belirleyici olmaz. İşçi, açık uyarılara rağmen korunma ekipmanını kullanmamış ya da yasaklanan bir davranışta bulunmuş olabilir. Buna karşın işverenin denetim eksikliği devam ediyorsa paylaştırma yine gerekir. Mahkeme, her ihlali olayın akışı içinde ayrı değerlendirir.

Rücu alacağında kusur aidiyeti neden önemlidir?

Rücu alacağında kusur aidiyeti, Kurumun zararını hangi kişi veya kişilerden isteyebileceğini gösterir. Oran kadar, kusurun kime ait olduğu da belirlenmelidir. İşveren, alt işveren, araç sahibi veya üçüncü kişiler farklı paylar taşıyabilir. Mahkeme, her tarafın eylemini somut delillerle ayırarak kusur dağılımını kurmalıdır. Belirsiz aidiyet, hükmü zayıflatır.

İş kazası dosyasında keşif yapılması gerekir mi?

İş kazası dosyasında keşif yapılması gerekir; çünkü olay yeri, çalışma düzeni ve teknik koşullar çoğu zaman dosyadan tam anlaşılamaz. Keşif, bilirkişi incelemesini destekler ve soyut değerlendirmeyi azaltır. Özellikle makine, araç, ocak veya şantiye kazalarında yerinde inceleme önemlidir. Böylece kusur, somut veri üzerinden belirlenir.

SGK rücu davalarında mahkeme neden yeni rapor aldırır?

SGK rücu davalarında mahkeme yeni rapor aldırır; çünkü önceki dosyalardaki değerlendirmeler her zaman yeterli olmaz. Kurum taraf olmadığı için eski raporlar bağlayıcı değildir. Ayrıca yeni dava, farklı taraflar veya farklı zarar kalemleri içerebilir. Hakim, çelişkiyi gidermek ve denetime elverişli karar kurmak için ek uzman incelemesi ister.

Benzer Yargıtay kararları bu karar için ne ifade eder?

Benzer Yargıtay kararları, bu karar için yol gösterici emsal niteliği taşır. Özellikle kusur raporunun yeterliliği, iş güvenliği önlemlerinin araştırılması ve önceki dosyalarla uyum aranması bakımından içtihat çizgisi önemlidir. Yargıtay, eksik incelemeyi bozma nedeni sayabilir. Bu nedenle karar, delil toplama ve rapor denetimi bakımından uygulamaya yön verir.

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki görüş niteliği taşımaz. Somut durumunuza ilişkin değerlendirme için hukuki danışmanlık almak üzere bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Hukuki Denetim

Fatih Tahancı · Denetlenme Tarihi: 9 Ekim 2025

0 Yorum

Henüz yorum yok. İlk yorumu siz bırakın.

Yorum Bırakın

Sorunuz veya görüşünüz için aşağıdaki formu kullanabilirsiniz.

E-posta adresiniz yayınlanmaz.

Yorumunuz moderasyon sonrası yayınlanır. Bilgileriniz üçüncü taraflarla paylaşılmaz.

Bizi Arayın Whatsapp